Pages

7 Eki 2019

neler yaptım

selamlar
neredeyse bir hafta olmuş yazmayalı. bu işin enerjisini kaçırmamak lazım. yoksa kopup gidiyor insan. aslında durağan bir haftaydı, kendime çok zaman ayırdığım söylenemez. ama esas olan rutinin içindeki güzelliği yakalamak değil mi?  insan çoğu kere değişiklik ararken,, aradığı mutluluğun kendi düzeninde olduğunu fark ediyor. tamam hayata renk katan küçük atraksiyonlar iyidir. ama her tatilden "evim evim güzel evim" diye dönmeyen var mı?


çarşamba günü eski komşum, ruh ikizim nazile can ile kahvaltıda buluştuk. yazmışım zaten yapacaklarımı planlamıştım ama hiç bir hazırlığım yoktu. girdik mutfağa beraber hazırladık, beraber yedik. seviyorum böyle insanları. yanında kendimi rahat hissettiğim insanları. gelecek diye kaygı çekmediğim, her şeyim kusursuz olsun diye kafa yormadığım ilişkileri.
çağımız insanı bu güzelliği kaçırdı sanki. eskiden hatırlıyorum, teklifsiz girdiğimiz komşu evleri vardı. biz çocuklar bütün mahallenin çocuklarıydık. mahalledeki tüm teyzeler bizimle ilgilenirdi. hemde sadece açlığımız susuzluğumuzla değil, terbiyemizle de. velev ki bir yanlış yaptık, çeker kenara "bak kızım bu yanlış annen duysa çok üzülür deme böyle yada yapma böyle" derdi. bazı teyzelerde bu ton azar boyutunda olurdu. ama annemin beni azarlayan bir komşu teyze ile kavga ettiğini hiç hatırlamıyorum. çünkü hepsi biliyordu ki o komşu teyze kendi yöntemiyle beni iyiye, doğruya yönlendiriyordur. kimse kimsenin iyi niyetinden şüphe etmezdi. biz o komşu teyzelerin de evlatlarıydık.
hiç unutmam karşı komşumuz nazmıye teyze vardı. annemden büyüktü. tek kızı gelin olmuştu. ben 15 yaşlarında falanım. banyo kazanını yakınca ( evet önceden banyo kazanları vardı) gelir, evin anahtarını verir. "15 dakika sonra gel sırtımı sabunla " derdi. :) ben gider onun banyosuna yardım ederdim. işim bitince " çay koy, çıkınca gelirim" derdi. eve gider çayı hazırlar, yazsa bahçeye kışsa sobanın yanına ona yer hazırlardım. bu süreçte onun evi yada bizim evimiz dağınık mı toplu mu ne onun ne de bizim umrumuzdaydı. sanırım bu samimiyet kaybolunca,, insanlar kendi içlerine dönünce, her sorununu kendi başına çözmeye çalışınca. daha fazla gergin ve depresif olmaya başladı. insana insan lazım. bunu unutmamalı. samimiyet önemli.


her gün bir motif örmeye başladım. sepetin içindekiler benim yarım bıraktığım dönemden bir baltaya sap edemediklerim.:)) umarım bu defa o güzel battaniyenin parçası olacaklar. bu arada dünyada iyi insanlar çok, ama çoğu ile başka şehirlerde yaşıyoruz. sevgili derya bana motif desteği verebileceğini söyledi. nasıl mutlu oldum anlatamam. anısı olan battaniye derken bunu beklemiyordum ama çok güzel oldu.
deryacım, okul bu ara bir yoğun stajyerlerim falan geldi. onları organize etmeye çalışıyorum. adresimi mail atacağım. şimdiden teşekkür ederim.


motiifli hırkamın birleşştirme iplerini daha dün aldım. hafta içi işsizlikten kendi kendime bir deneme yaptım. instagramda gördüğüm bir çantadan esinlendim. yaparken bir kaç fotoğraf çektim. hayal ettiğim gibi olursa minik bir açıklama hazırlarım. :))


nihayet dün birleştirme iplerini aldım. bu hafta bitirip giyinmeyi umuyorum. hadi inşallah.


bizim evde balkon, cam balkonla kapalı. malum burası kayseri soğuk bir kışımız var. o yüzden biraz mecburen böyle. bende fayans görüntüsünü çok soğuk bulduğumdan ahşap parke yaptırdım balkona. öyle olunca çiçekleri balkonda sulayamıyorum. her seferinde mutfak tezgahına getirmem  sonrada tezgahı silmem gerekiyor. bana ekstra ekstra işler çıkarsa da seviyorum çiçeklerimi.

bu arada hala "tanrı tedbil-i kıyafet gezer" isimli kitabı okuyorum. ama biter bu hafta. daha öncede dediğim gibi insan ilişkileri açısından, farklı pencereler açıyor. sevdim

güzel bir hafta olsun. selametle....

1 Eki 2019

bu defa inşallah

selamlar
bugün 1 Ekim. yani yeni bir ay yeni bir başlangıç. malum bu 200 gün etkinliğini tamamlayamadığım için pek vahlanıyordum. kendi kendime başlayayım bakalım bu defa 200 farklı motiften oluşan ve anısı olan bir battaniyem olacak mı. 


hırkamın motifleriini bitirdim. kenarlarını hangi renkten öreceğime karar veremediğim için yaydım salon masama umarım yakın zamanda bu renk kafamda oturur. yoksa bir gelen olsa kadın çıldırdı diyecekler.:))


bu kutudakiler minik bir hatuna hediye olacak. motif grubumla ördüğümüz ilk hırkayı şüheda giyince, benim can arkadaşşımın yeğeni çok beğenmişti. hırkalardan kalan iplerimle tatlış kızımızın gönlünü etmeye çalışacağım.  kızımız daha küçük ilkokula gidiyor. o yüzden motifi tamamlamadım. motifi kare yapacağım sırada birleştirme niyetindeyim. hırkanın akibetini kestiremiyorum. umarım hayal ettiğim gibi olur


işte bu masa bugünün kaçamağı:) dersim öğleden sonra 2 gibi bitiyor. balkon sehpam için başladığım örtünün ipleri bitmişti. o yüzden kendimi sokağa attım. vardım çarşıya. yüncüden gözüm dönmeden, ihtiyacım kadar ip alarak çıktığım için kendimi tebrik ettim. :)) dönüşte ekşi mayalı ekmeğine bayıldığım mekana geçtim. ismi di versi. pastaları bir harika. kızımın doğum günü için hazırladıkları pasta herkesi mest etmişti en son. kendime leziz bir ara vermekte sakınca görmedim. pastanın adı sebastian. böyle bir lezzet olamaz. kreması keki harika. ciddi diyet dönemine yarın ki kahvaltı programından sonra girecek olunca, kaçamağa göz yumdum.


işte beni bugün çarşıya gönderen örtü. son hali bundan biraz daha büyümüş halde ama henüz tamamlanmadı. hafta sonuna inşallah



bunlarda benim pinterest'te görüp gaza geldiğim, sonrada kendi dizaynlarımın hiçbirini beğenmediğim için toparlayıp yerine kaldırdığım dantel değerlendirme çalışmalarım. gerçi danteller güzelce ütülenmiş olsa belki bir fark yaratabilirdik. ama şimdilik kalsın deyip ayırdım bir kenara


bu da anın fotoğrafı, iyi bir  makinam olsa balkonumun gün batımları helede bu mevsimde harika. ya kısmet bakalım.


yarın boş günüm, eski komşum kahvaltıya gelecek. benim hiiiiiçççç hazırlığım yok. planlarım var ama icraatte bir şey yok. bakalım işin sonu nereye varacak hadi selametle....

30 Eyl 2019

dost cemalin benzer güneşe aya...

selamlar
kim demiş pazartesileri sendromlu olur diye. güzeller güzeli bir gün oldu benim için. şu an içimde inanılmaz bir huzur ve mutluluk var. 


geçen günlerin birinde trt de yayınlanan vuslat isimli diziyi seyrediyorum demiştim hatırlarsınız. instagram paylaşımlarımda görüp benimle iletişime geçen neşecan bugünkü mutluluğumun baş kahramanı. hani hesabım açık dikkatlerini çekip, insanlar irtibata geçebiliyor malum. bende neşeciğimle böyle başladım. ama nasıl güzel bir denk gelme halidir, anlatamam size. çok keyifli sohbetler ediyoruz.
 ben iki yıl önceki yaz tatilimde ayvalıktan aldığım iplerle mutfağıma dantel perde yaptım sonuç o kadar güzel oldu ki çok beğendim. ah keşke biraz daha alsaydım diğer camlara falanda örerdim diye hayıflanıyordum. ayvalığa giden herkesle irtibata geçmeye çalışıyordum falan derken .neşe'ye perdeden iplerden bahsetmişim. çünkü herkese vahlanıyorum o süreçte.:) neşecim elinde benzer ipler olduğunu istersem bana gönderebileceğini söyledi.
ya inanılır gibi değil televizyon, sosyal medya her gün birbirini vuran öldüren komşu akraba haberleri ile doluyken, selamıma karşılık verme konusunda tereddüt yaşayan komşularla otururken, bu nasıl bir yüce gönüllülüktü,. hiç görmediği elinden bir bardak dahi su içmediği birine "bende var o iplerden göndereyim diyen bir insan" ütopya gibi geliyor kulağa değil mi.
rabbim yolumu hep güzel insanlara denk getiriyor. inşallah bu nimetin şükrünü eda edebiliyorumdur.


paket ipler tamam o zaten harika bir kalbin göstergesi de, hele şu düşündüğü beni benden aldı. canım benim, beni kirada oturuyor sanmış ve kendisine ev alma konusunda uğur getirdiğine inandığı bir objeyi bana göndermiş.
 şükürler olsun benim oturduğum ev bize ait yani kirada değiliz. ama son zamanlarda eşimle küçük bir arazi alıp bahçe yapmayı, mümkünse bir köşesine minik bir ev yaptırmayı düşünüp, konuşur olmuştuk. neşeciğinin jesti o kadar güzel oldu ki. bu konuya dair inancım ve umudum perçinlendi. şimdi bende bu minik kaplumbağayı boynuma takacağım ve Allah bana hayal ettiğim bahçeyi almayı nasip ederse, tanıdığım iyi bir insana hediye edeceğim.


bu sabaha dönersek, dersim geç başlıyor her zamanki gibi.(pöööffff) erken kalkan ben malesef yürüyüşe inemedim. sütçüm gelecekti. alt komşumun kayınvalidesinin köyünden gelen bahçe domatesleri ve elmaları tüketip, sevgili ezgi'nin bloğunu gezdim. tavsiye ettiği şarkıları dinledim, kitapları not ettim. yakında kitap fuarı var. bana fikir olsun istedim. ayrıca akşam yemeğinin hazırlıklarını da tamam ettim mutlu huzurlu günün son saatine denk gelen dersime gidebilirim artık. :))

akşam okul dönüşü yemeği hazır hatun rahatlığı ile balkonuma çekilip kitabımı okuyabilirim.
selametle.....

pazar gezmeleri


selamlae
bu hafta sonu eşimin nöbeti olunca, aile içinde bir planımız olamadı. cumartesi günü avare avare dolanayım diye düşünürken pazar gezmesinin daha cazip olduğuna kanaat getirdim :) her ne kadar instagram alemi çok garip, aslında çok cazip de değil. ama hızlı. her açıdan hızlı. belanı ararsan da hızlıca buluyorsun, güzellik ararsan da hızlıca buluyorsun. geçen sene instagramdan tanıştığım sevgi arkadaşıma yine bir güzel dost ilave oldu. azize arkadaşla artık bir vatzap grubu yapacak kadar instacan olduk :)) işte beni cumartesi avare avare dolanma fikrinden caydıran bu plan oldu.  

 sevgi cumarteside çalıştığı için sadece pazar günleri buluşabiliyoruz. cumartesi günü hemen hızlıca bir organizasyon yapıp, buluşmaya karar verdik. buluşmaya eli boş gidecek değildim. biraz düşünüp bir akşamda yapabileceğim bir kaç çalışma buldum. işte sonuç fotoğrafta.


örgü, çay, muhabbet ortak noktamız malum. güzel bir gün oldu.


örgücüler bir araya gelince, ipçi turu mutlaka yapılır. ihraç fazlası ürünlermiş. aldım bir paket aslında çabuk sıkılır sürekli aynı modeli yapamam ama bu motifi örmek çok keyifli. çok sevdiğim bir dosta küçük bir sürpriz hazırlamaya çalışıyorum. sanırım o paketin bir parçası olacak.
fırsat  buldukça blogcu arkadaşları geziyorum malum ezgi'nin "bu ara neler yapıyorum" serisini çok seviyorum. kopya mı çeksem acaba diye düşünüyorum. aslında kopya sevmem ama çok cazip geliyor. en az bir defa deneyesim var. :)
gelen güzel bir hafta olsun selametle....


28 Eyl 2019

haftanın özeti

 selamlar
en son yayından sonra bir durdum, gerçekten buraya yazmaya devam etmek isteyip istemediği sorguladım ve yazma arzum galip geldi. yine buradayım :))
hafta evi dip köşe temizlenmiş kadınlara has rahatlama duygusu ile devam ediyor. hemde mecazen değil, ilk anlamıyla:) çarşamba günü uzun süredir ihtiyacımız olan temizlik yapıldı ve rahatladık çok şükür. . 


 evde en beni yansıtan yer mutfak, tezgah ve dantel perdem:) çok severek ördüğüm ve kullandığım perdem ters ışıktan dolayı istediğim gibi görünmüyor ama dışardan çekmem imkansız, çünkü ev sekizinci katta ve yer çekimi kanunu var, muhalefeti imkansız olan :))
çok seviyorum bu perdeyi, hatta fena halde gaza geldim evin tüm camlarına öresim var :) fakat balkona bakan büyük cama örmekle yetineceğim sanırım. gerçi henüz ortada ip yok ama ben model arayışına girdim bile. bazı arkadaşlar aynı modelden örmem gerektiğini söylüyor. ama benim farklı modelleri deneme arzum daha baskın. henüz karar vermedim. ip sorununu çözersem, daha net kararlar vereceğim inşallah

dediğim gibi üstümde evi temizlenmiş kadın rahatı var. evimin en sevdiğim köşesinin zamanı geçmeden tadını çıkarmam lazım.


açgözlü bir anımda aldığım bir dolu pamuk ip var. birer yumak ne olacağını bilmeden sadece sevdim diye. bir tür bağımlılık bence. eskiden daha fazlaydı usul usul kendimi kontrol ediyorum. ama ilham ne zaman gelecek hiç belli olmuyor. hazırlıklı olmak lazım bir yandan da :)
balkon sehpam için başladım. bakalım nasıl sonuçlanacak.

bu hafta sonu eşimin nöbeti var. ev modundayım o yüzden. ama bir yanım hadi hazırlan çık havan değişsin diyor. aslında hiç bir planım yok dışarı ile ilgili. acaba bir çılgınlık yapıp avare avare dolanmak için çıksam mı. ben bunu biraz düşüneyim sonucu yazarım size.
şimdilik selametle...

24 Eyl 2019

ubuntu (ben biz olduğumuzda ben'im)

selamlar
bugün misafir oyuncu olarak gittiğim okuldaydı dersim. tedbili mekanda ferahlık vardır demiş atalarımız. haftada bir, takım değiştirmek bana iyi geliyor. uzun süredir kız meslek lisesinde çalışınca erkek öğrencilerin derse kattığı enerjiyi unutmuşum. çok iyi geldi. 
ama malesef yine ve yeniden tespitimdir ki, gençleri biz yada aileleri yönlendiremezken, sosyal medyayı elinde tutanlar çok güzel yönetip yönlendiriyor. başkalarının fikirlerini sanki kendi fikirleriymiş gibi sahiplenmek konusunda çok hevesliler. az okuyan herkesin başına gelen şeyler. karşısında süslü kelamlar edenlerin etkisine çok kolay girebiliyorlar malesef. ah kitap okumak sen ne kıymetli bir şeysin insan hayatında 


genelde başlanmış bir kaç işim olur benim. birinden sıkılırsam diğeri devam ederdim. ama  bir baktım elimde başlı iş sadece motifli hırkam onunda motifleri bitti birleştirme ipleri elimde yok. resmen işsizim. ne değişik bir psikolojidir :))
daha önce blog alemi sevgili hatice'nin öncülüğünde sofi karesi ördü malum. sofinin tasarımcısı dedri uys'un 2018 tasarımı. ubuntu.. videoların yayınlandığı ilk anlarda görüp beğenmiştim ama bir süre karar veremedim. hangi iple falan derken onlar bayağ 4 hafta öne geçtiler. sonra onlara ayak uydurayım derken ben yeniden koptum. uzun bir süre ara ara sohbet ettik



beraber şehir şehir gezdik :))


diyetimin yakın arkadaşı oldu. bu ara yeni bir diyete başlayacağım. yeni bir diyet arkadaşı bulsam iyi olacak.




dedri uys bu hikayeyi biliyor muydu. okudu mu bilmem ama ben battaniye kadar battaniyenin adını da sevdim.

 Günlerden bir gün,Afrika’da çalışan bir antropolog, bir kabilenin çocuklarına bir oyun oynamayı önerir.
Oyun basittir.
Çocukları belirli bir yerde, yan yana sıraya dizer ve açıklar…
“Herkes karşıdaki ağaca kadar tüm gücüyle koşacak ve ağaca ilk ulaşan birinciliği kapacak. Ödülü ise yine o ağacın altındaki güzel meyveleri yemek olacak!”
Çocuklar oyuna hazır olunca, antropolog oyunu başlatır.
İşte o anda,bütün çocuklar el ele tutuşur ve beraberce koşarlar. Hedef gösterilen ağacın altına beraber varırlar ve hep beraber meyveleri yemeye başlarlar.
Antropolog şaşırır ve çocuklara neden böyle yaptıklarını sorar. Aldığı cevap hayli manidardır…
“Biz Ubuntu yaptık. Yarışsaydık, aramızdan sadece bir kişi yarışı kazanacak ve birinci olacaktı. Nasıl olur da diğerleri mutsuzken yarışı kazanan bir kişi ödül meyveyi yiyebilir?
Oysa biz, Ubuntu yaparak hepimiz yedik.
Ubuntu, bizim dilimizde “Ben, biz olduğumuz zaman ben‘im” demek…”


aslında ubuntu için bir dolu resim çektim. ama arşivim acayip karmaşık. aradım taradım bulamadım. demek ki nasipte bunlar varmış. özellikle kenar işleri devreye girince örtü sanat eserine dönüyor. malesef işlerin güzelliğini yansıtacak bir makinam yok. belli mi olur, günün birinde alırım kendime bir fotoğraf makinası kursa falan giderim bu yaştan sonra." tolstoy'un bisikleti" olur da, "mavilalenin fotoğraf makinası" olmaz mı:))
selametle...

23 Eyl 2019

yeni hafta başlasın....

                                                           selamlar
evde temizlik var dediğim gibi. halıdır, perdedir, dip köşe, klasik hatun işleri. bizde klasik olmayan, bu temizlik unuttuğum iplerle karşılaşmama neden oluyor. kağıt ip deneyiminden sonra jüt iplere merak sarmıştım iki yıl önce ama sonuç getiren bir işim olmamıştı. demek vadesi dolmuş. bir heyecan oturup el çantası başladım.



ipin acemisi olunca, bilemedim bu kadar döküleceğini. örmeyi düşünenler bir örtü ayarlasın kendine derim.


motifli hırkamın motiflerini bitirdim. birleştirmesi artık haftaya kısmetse. mevsimi geçmeden bitirmem şart


yayınların birinde bahsetmiştim. bu ara okuduğum kitap. sosyal kimliğimize, farklı bir açıdan bakıyor. insanlarla kurduğumuz ilişkilerde yaşadığımız sorunlara yaklaşımı ilginç. hani meşhur bir söz var ya "dünyada değiştirebileceğin tek insan sesin" diye. ilişkilerdeki problemlerin bizim kendimizi algılayışımızdan kaynaklandığını belirtiyor. bilindik konulara, farklı pencereler açıyor, daha yeni başladım sayılır. ama sevdim bakalım yol bizi nereye götürecek.



alışık olduğumuz düzenin değişmesi, çoğu kere en korktuğumuz şey. nedir bizi bu kadar korkak yapan şey. neyi kaybetmeden korkuyoruz. aslında dünyada misafir olduğumuzu unutmasak, sahip olduğumuzu zannettiğimiz her şeyin aslında emanetçisi olduğumuzu unutmasak, daha mı cesur oluruz acaba.
selametle....