Pages

22 May 2023

Bilim Kadınlarımız


Selamlar
Bizim gençlerle, keyifli bir çalışma yaptık. Bilimsel çalışmaya katkı vermiş 13 ismi belirledik ve onların tanıtımını yaptık. Sadece sosyal bilimler alanında değil fen bilimleri alanında da çalışma yapan kadınlarımız da vardı. Ayrıca  sadece çok eskiden yaşamış bilim kadınları değil genç kuşaktan da bilim kadınlarını seçtik.


Mesela, Paris Pişmiş adında bir Türk kadının adı gökyüzünde bir yıldız kümesine verilmiş. Onun isminden esinlenerek yıldız kümesinin adı PIS olarak belirlenmiş.  


Behice Boran ve Mübeccel Belik Kıray hoca öğrenci ilişkisi olan insanlar. Sunum sırasında biz de yanyana olalım istedi Güneş ve Aleyna :) Behice Boran'ın siyasi kimliği ötesinde sosyoloji alanında yaptığı çalışmaları esas aldık. Münnecel Belik Kıray'ın Tampon Kurumlar vurgusu ve yaptığı çalışmalar öğrencilere aktarıldı. 


Genç bir bilim insanı olan Feryal ÖZEL'in yaptığı en ilginç çalışma kara deliğin fotoğrafını çekmiş olması. Şeyma kızımız kara delikten bakalım sizin kısmetinize ne çıkacak dedi. :)) 


Türkan SAYLAN hakkında Reyyan'la uzun uzun konuştuk. Cüzzamla ilgili yaptığı çalışmaların yanında malesef tesettüre bakış açısı hepimizin malumu olan bir hanım. Reyyan bana düşer bunu anlatmak dedi. Gönlü güzelim hem yaptığı çalışmaları anlattı Türkan Hanım'ın hem de kırıldım dedi. Bu kadar açık görüşlü ve aydın birinden, insanların yaşamları ile ilgili tercihlerine saygı duymasını beklerdim dedi. Ben Türkan Hanım ve çevresinin tesettür konusunda terör estirdiği bir dönemde yaşadım gençliğimi. O nedenle Reyyan kadar yüce gönüllü olamadım ama Reyyan durumu her açıdan çok başarılı bir şekilde kavradı ve izah etti. 


Elif Nazlı, Çiğdem Kağıtçıbaşı'nı o kadar güzel kavramıştı ki, birlikte bir Tübitak projesi yapabiliriz diye düşündüm. Aile konusunda yaptığı çalışmaları izah ederken konuya hakimiyeti göz doldurdu. 

Bedia Akarsu Hanım'ın ahlak felsefesi ve fenomenoloji hakkında yaptığı çalışmalar dikkat çekti. 
Canan Dağdeviren Hanım'ın medikal anlamda geliştirdiği makinalar, en çok da cilt kanserini teşhis etmekte büyük kolaylık sağlayan cihaz ayrıca geliştirdiği kalp pili dikkatle dinlendi. 


Zeynep Fadıllıoğlu ve Şakirin Cami'yi anlatan Merve gördüğü ilgiye şaşırıp kaldı. Cami gerçekten çok güzel. her seferinde bu defa gideceğim diyorum ama kısmet olmadı. ya nasip diyelim. 
Deniz'cim Halide Edip olmak için üstün gayret gösterdi. Sultan Ahmet Mitinginden nutuklar iraat etti. Bağımsızlığın önemini vurguladı. 


O kadar çok fotoğraf çekmişiz ki :) kendimi tutmasam hepsini paylaşırım sanırım. Oldukça keyifli bir gündü. Aslında bütün gün devam edebilirdik ama bahçede gölge hiçbir yer kalmadı. Kızlar özellikle de Halide Edip'e can veren Deniz buharlaşmadan öğle arasında bitirdik. 
benim bu anlamda ilk tecrübem. Seneye daha kapsamlı ve güzel bir çalışma yapabilmeyi hayal ediyorum. 
Sevgiler. 

15 May 2023

Türkiye'nin Seçimi



 Selamlar
Demokrasi güzel şey. Önüne sandık geliyor ve soruyorlar, nasıl yönetilmek istersin... Herkesin kendince bir cevabı ve öncelikleri var. Kimisi için vatan kırmızı çizgi. Kimisi için geçim derdi. 
İnsanların öncelikleri ne olursa olsun, sandığa gitmeleri ve fikirlerini beyan etmeleri, insan oğlunun bulduğu en iyi yönetim şekillerinden biri. Görücü usulü evlenmekle, evleneceğin kişiyi kendin tercih etmen arasındaki fark gibi. Monarşi ile yönetildiğinde çok iyi bir hükümdarın olabilir ama olmayabilir de. Seçimle gelen bir yönetici de çok iyi iş çıkarabilir ama kötü bir yönetici de olabilir. Sevdiği ile evlenip, kocası kötü çıkan kız gibi kendi seçimim deyip teselli olursun o zaman. Hahahaha, ne geyik döndürdüm ama.

İşin özeti, bizim de önümüze sandık geldi dün. Seçim günleri hep ilginç olur bizim evde. Eşimin mesleği gereği sabahın nurunda adamı işe gönderirdim. Bu arada bilmeyenler için eşim polis. Biz kızımla, kalabalığa kalmayalım deyip, erkenden gider oyumuzu kullanırdık. Bu arada kızım şimdi bir yetişkin. Fakat o daha çok küçükken bile oy kullanmaya beraber giderdik. Hatta kabine beraber girerdik. Çok defa benim pusulanın mührünü Şüheda bastı. Zarfı sandığa Şüheda attı. Neyse şükür 18 yaşına geldi de ben de kendi oyuma hakim olabildim :))  
Eşim iki yıl önce emekli olunca bu seçim de ilk defa beraber oy kullanmaya gittik. Bizim aile tarihinde bir ilk yani. 


Sabah erken kalktım. Gece uzun olur. Çayın, kahvenin yanına kurabiye iyi gider dedim. Portakallı kurabiye attım fırına. Sabah erkenden oy kullanma alışkanlığı var bende. Eşim uyanır uyanmaz, hazırlanıp çıktık. Toplumsal akıl denen bütünlüğe katkımızı verip, evin yolunu tuttuk.


Birinci sınıf öğretmenleri nasıl gayretli ve çalışkan insanlar maşallah. Çok güzel aktiviteler hazırlamışlardı. Sonuçta seçim ciddi bir iş. Siz durun. Benim mesleksel algılarım açıldı, diyemedim tabi.  :) Arada derede bu kapıyı çekebildim sadece. 


Normalde işim olmasa beklemek sıkıcı olabilirdi. Yarın okulda Türkiye'nin yetiştirdiği bilim kadınları ile ilgili bir sunum yapacağız. Bugün de okullar tatil olunca, sosyal medya ve digital içerikleri kullanarak gençlerle hazırlıkları yaptık. Dün de bugün de en temel işim buydu. Çalışmak zamanı değerlendirmenin en iyi yolu gerçekten. Ben işlerle uğraşırken saat 16. 30 olmuştu bile. 


Açtık ekranları başladık sonuçları seyretmeye. Örgüm, geçen seneki motif etkinliğinden. Çiçekli motifler ördük. Nasipse hırka yapacağız. O da çok maceralı bir yoldan geliyor. Bitince anlatırım size :) 


Erkenci olunca, gece çok geç saatlere kadar oturmakta zorlanıyorum. Malum işler de epey uzadı. Gece yarısından sonra uyudum. Sabah kalktığımda içimde huzur vardı. Çok kamplaştık, toplum çok gerildi diye endişelerimiz vardı hepimizin. Bir önceki yazıma konu olan sayfalar beni ürkütmüştü. Fakat hepsinin sabun köpüğü olduğunu gördük. Kime oy vermiş olursa olsun, insanımız demokratik olgunluk göstermiş, oyunu verip evine geçmişti. Sandıkların açılmasıyla her gruptan insan süreci şeffaf bir şekilde takip edebildi. 
Demokrasinin beşiği diye adlandırılan coğrafyalarda daha üç gün önce krallar başlarına taç giyerken benim ülkemde demokratik sistem saat gibi işledi. Seçim sonuçları istediği gibi olmayan Amerikalının, kafasına boynuz takıp, beyaz sarayı basmasına benzer görüntüler yaşanmadı. Fransa'daki gibi sarı yelek giyip vandallık yapmadı bizim insanımız. Edeple sonucu bekledi. Sonuç bir kere daha seçim. Hakkımızda hayırlısı olsun. 

Böyle pembe tablo çizdikten sonra bunları söylemek istemezdim. Fakat dünden beri şahit olduğum ve üzüldüğüm noktalara da değinmeden geçmek istemiyorum. Henüz açılan sandık yüzde 30 bile olmadan iki büyük şehrimizin belediye başkanın el ele verip ekranlara çıkması ve kendi adaylarını 13. Çumhurbaşkanı ilan etmeleri en hafif tabirle acemilikti. Ardında kötü niyet düşünmek istemiyorum. Fakat ülke yönetmeye aday insanların sorumsuz açıklama yapmaları kabul edilemez. 
Ayrıca bu sabahtan itibaren sosyal medyada deprem bölgesinde yaşayan insanlarımızın siyasi tercihleri üzerinden yapılan saldırganlık çok çirkin.. Babaannem her namazda "Allah'ım muhannete muhtaç etme" diye dua ederdi. Hayat kaç defa bu duaya amin dedirtti bana sayamadım. Bugün de amin dediğim günlerden biri oldu. 


O herkesin bildiği meşhur sözü, her başarılı evli bireyin arakasında eşi vardır, diyerek güncellemek istiyorum. Yeni okulum çok yoğun.. Bu yoğun işin altından kalkarken, emekli olduğu için vakti benden daha esnek olan koca  yürekli Orhan Bey'in katkıları çok kıymetli. Var olsun, her konuda destekçim. Ne zamandır markete gitmiyorum. O kadar destek bana.  
Şimdilik bu kadar. Yarın sunum  sonrası için anket hazırlamam lazım. Selametle....

12 May 2023

Bahar Şenliği


Selamlar
İnsanın hayatında iyi ki dediği şeyler vardır. Benim hayatımdaki iyi ki dediğim şeylerden biri de Kilim Sosyal Bilimler Lisesi. Tayin sürecimden bahsetmiştim, geçen yıl yazdığım yazılarımda. İlk yılımızı bitiriyoruz birlikte dolu dolu, çok keyifli zamanlar geçirdik, okulum ve ben :))


Okulda, sevgili partnerim Esra Hoca'mla beraber, Kütüphanecilik Kulübünün faaliyetlerini yönetiyoruz. Okuma gruplarıyla beraber hazırladığımız kitap sunumlarından ara ara bahsediyorum. 2. yazılılar öncesi havamız değişsin istedik ve içinde okuma faaliyeti de olan bir şenlik düzenledik.


Konferans Salonumuz küçük olduğu için faaliyetlere bütün okul hep beraber katılamıyoruz malesef. Sınıfları dönüşümlü olarak indirebiliyoruz, herhangi bir faaliyet sırasında.
Bu defa böyle olmasın dedik. Okulumuzun kocaman ve mis gibi yeşil alanı olan bir bahçesi var. 


Bütün okul piknik malzemelerimiz ve kitaplarımızla beraber bahçeye indik. Bahçede öbek öbek oturup, açık havada okuma etkinliği yaptık. :)) Ardından her sınıf kendi içinde piknik organizasyonunu yapmıştı. Zihnimizle beraber midemizi de şenlendirdik. :)
Piknikten sonra, yine kulüp öğrencilerimizin ve öğretmen arkadaşlarımızın desteği ile 70 küsür hediyelik eşya toplayıp, çekiliş yaptık. Son derece heyecanlı bir gündü. :))


Bahçenin müdavimi Sarman olmadan olmazdı elbette. :)) Yalnız neler oluyor burada şaşkınlığını yüzünde herkes gördü değil mi :)) 


Fatma Barbarosoğlu, kitaplarını büyük bir beğeniyle okuduğum iyi bir yazar. Tevafük kelimesinin tam karşılığı olarak, hoş bir şekilde denk geldik. Sosyal medyada köşe yazısının linkini paylaşmıştı. Okuduktan sonra anın heyecanı ile DM'den mesaj yazınca, kendisi bana döndü. Birbirimize telefon numaralarımızı verdik. Yazıları gibi sohbeti de çok ufuk açıcı. Sağ olsun beni kırmadı v e bize zaman ayırdı.  Zoom bizi kesene kadar çok keyifli ve bereketli bir sohbet oldu. 

Madem burası benim digital günlüğüm o zaman şöyle bitirebilirim. 
Sevgili günlük, çok güzel, çok heyecanlı, çok hızlı ve çok yorgun bir perşembeydi. Mutlu günler kategorisine ayrıldı. 
Kendime not; güneş artık daha etkili güneş kremini sürmeyi unutma. Yoksa domates gibi kızarıyorsun :)) 
Selametle....

5 May 2023

Selamlar


Selamlar
Ramazanın son günleri okulun ara tatiline denk geldi. Yoğunluk beni üretken yapıyor bunu anladım. Rahat günlerde yayarak yaşamayı, kaygısız olmayı seçiyorum son zamanlarda. O nedenle canım ne isterse onu yaptın. Vanilya Hanım bile buna şaşırdı. :))

 

Kadir Gecesi, özel bir zaman. Aslında camiye gitmeyi çok istiyordum ama mide ağrılarım had safhaya çıkınca gidemedim. Cemaat ile yapılan duaya ekrandan olsun katılalım istedim. Ortamdaki uhrevi havayı sezinleyip, edeple duaya katılan kuzuma bakın siz. Sevginin en masum hali bunlar. 💗


Tatil öncesinde yazılılarımızı yapmıştık. Tatilin ilk günleri ne kadar saldım, keyfime baktım desem de yazılılarımı okuduktan sonra salabildim. Bu çiçekli hırka motiflerimiz son etkinliğin ürünleri hala elimde bir sonuca varmış değil. 


Kadir gecesine denk gelen minnoş hediye paketim. O kadar mutlu oldum ki. Hasibe grupta kuş deseni işlediğini söylediğinde ne zamandır hiç çarpı işi yapmadığımı fark etmiştim. Keşke bende yapsam derken Hasibe'nin kuşu lavanta kesesi olup benim eve kondu :)) 
Kaan Murat Yanık'tan, Dünyasızlar okuyup sevmiştim kalemini. O kitabı da Hasibe göndermişti. Fotoğraftaki son kitabı. Yine Hasibe'nin hediyesi oldu. Henüz okuyamadım. Bu yaz nasipse kendime sıkı bir okuma planı yapacağım. 
İpler Haruni şal için. Hasibe çok sevdi o şalı. :))


838 sayfalık cesametiyle hayatıma girdi. Üstüne iki kitap daha okudum. Malum kalıp büyük. Çantada taşımak, gittiğin yere götürmek kolay olmadı.
Peki ne anladın bu okumadan derseniz; elbette nüanslar var fakat kapalı toplumlar sıradan insanın cehennemi. Orada ben olmaya çalışmak, kendi hayatını tercihlerine göre yaşamak, çoğu kere öz saygını bile yitirmene neden oluyor. Kendi olma çaban en yakınların tarafından acımasızca eleştiriliyor. Sonuçta ufacık bir insansın. Koca dünya seni "kötüsün, hatalısın" diye damgalamaya başladığında, "tecrübelerinden öğreniyorum, oh ne ala" demek pek mümkün olmayabiliyor.
4 kız kardeş. İkisi evli, ikisi bekar. Elbette ki dört farklı tutum, dört farklı dünya..
2. Dünya Savaşının etkileri... Geleneksel Japon alışkanlıkları ile batılı yaşam biçimi arasında arafta kalan bir aile ve kuşak farkından dolayı yaşanan gerilimler...
Evet, okuduğum Japonya'ydı ama geçiş dönemlerinde her toplumda görülecek hikayelerdi.
Tavsiye eder miyim kısmına gelince, benim için farklı ve güzel bir tecrübe oldu. Çok detaylı bir günlük tadında. Japonlar, o dönemde çok fazla detaya boğulan ağırkanlı insanlar, anladığım kadarıyla. Japonya'ya ilginiz varsa size netten araştıracağınız bir dolu veri sunuyor.
Biz de 4 kız kardeş olunca, biraz da bize benzettim sanırım.🥰
Ablalardan hangisiyim acaba diye sorguladım.
Kardeşler açısından bakınca sorgulama daha büyük. Yukiko gib bilinen kuralların dışına çıkmadan, neredeyse hiç yaşamadan, bana sunulan konforlu hayatı mı tercih ederdim. Yoksa Taeko gibi düşe kalka, itile kakıla, belki de külliyen hatalarla dolu olacak ama son tahlilde benim tercihlerim olacak bir hayatı yaşamaya cesaret edebilir miydim acaba.
Daha doğrusu, edebildim mi 🙄 Bunlar ne zor sorular....


Bizim grubun gençleri ara ara eser coşar, aşka gelir ve macera başlar. Önce telefona bir mesaj gelir, "siparişiniz gün içinde teslim edilecektir" diye. Estağfurullah, ben bir şey sipariş etmedim ki, hayrolsun dersin. Sonra jeton düşer. Bu defa faili aramaya başlarsın. Fail başta kendini ele vermez ama bizim hafiye kızların elimden kurtulamaz 😄😄😄
Bu eylemin faili sevgili Gonca...
Bize Balzac okutmaya karar vermiş. Elbette okuduk biz de.
78 sayfalık bir kurguda bu kadar şey anlatmak büyük marifet.
Şımarıklık, önyargı, kendini beğenmişlik insanın başına çorap örer. Çok hesap kitap yaparsan, önceliklerini iyi belirlemezsen sonuç koca bir hüsran oluyor, dedi ve bitti kitap.
Çok teşekkür ederim Gonca ❤️


Bekir Develi'nin alışık olduğumuz sıcak, samimi ve öğretici üslubu ile yazılmış, bir çırpıda okunan çok keyifli bir kitap.  Bana uzun süredir dinlemediğim Göksel Baktagir'in eserlerini hatırlattığı için ayrıca çok mutlu oldum okumaktan. :)


Son zamanlarda Sivas'a her gittiğimde beni en heyecanlandıran şey bu camii inşaatı. Çok merkezi bir yerde birazda Ayasofya Camii'ne benzettiğim için heyecanla bitmesini beklediğim bir eser. İnşallah bittiğini de sizinle paylaşmanın keyfini yaşayabilirim. 


Sivas, benim için önemli bir yer. Oraya gitmeyi seviyorum. Aile bağlarım köklerim orada. Biz eşimin görevinden dolayı memlekette çalışamadık. Eşim şu anda emekli. Aslında tayin isteyip gidebiliriz fakat 23 yaşından itibaren gurbette yalnız yaşamanın getirdiği bir dolu alışkanlık var. Bayram ya da tatil gibi özel anlarda Sivas'ta olmak keyifli oluyor. Aynı keyfi rutin hayat devam ederken alabilir miyim bilmiyorum. Akrabalarla aynı şehirde yaşamadan bir ömür geçirmişken onları hayatıma yeniden alabilir miyim. Buna hazır mıyım. hiç bilmiyorum. İşin kötüsü hiç zannetmiyorum. Şimdi iyi bir okulda çalışma hayatım devam ediyor. Fakat Allah ömür verdiyse maksimum 4 yıl sonra emekli olacağım. O zaman Sivas'a gitmek yeniden gündemim olur diye korkuyorum açıkcası. Kendimi yeni bir düzene hazır hissetmiyorum. Bir yandan da annem, eşimin anne babası, yaşlı insanlar. Onlara daha çok hizmet edip, dualarını alma şansımız olur diye düşünüyorum. Çok zor bir karar olacak sanki. Hayırlı olana karar vermek nasip olsun. 


Okulsuz zamanlar anne ve teyze olduğunu hatırlama zamanları gibi. Tek kız yeğenim için, harçlık kesesi örmek, örgücü teyze olmanın gereğidir efendim. :)  


Bu hırkalara çıktığı zamandan beri bayılıyordum. Genç kızlar giyiyordu böyle hırkalar ama benim evdeki genç kız biraz klasikçidir. :) O nedenle kızıma örmeyi hiç düşünmedim. Bu minnoş da henüz küçüktü o nedenle örememiştim. 
Hem bayram önü, hem Hiranur'un bu hırkayı taşıyabileceği yaşı gelmiş... Şartlar çok müsait olunca ben de çiçekli hırka örenler kervanına katıldım.
 Belki modası geçmiş bir çalışma ama benim içimde kalmadı. :)) Hiranur bayıldı. Teyzecim çok teşekkür ederim diye kaç kere sarıldı sayamadım bile. Normalde çok temas seven bir çocuk değildir. Sanırım hırka tam renkli ruhuna göreydi. :)) 


Evde yalnız kalıp, psikolojisi bozulmasın diye her seferinde bizimle Sivas'a götürüyoruz ama bu minnoş yolculukları hiç sevmiyor. Bayram kalabalığından hiç hoşlanmıyor. Bayramın depresifi ve gergini Vanilya Hanım oluyor malesef.


Anılardan sonra güncelden de bilgi vereyim istedim. Fatma Barbarosoğlu ile hoş bir tevafuk ile tanıştık. Nasipse bu perşembe öğrencilerimle online bir buluşma yapacağız. İçimdeki Sazlar Başka Söz Başka, kitabını okuduk gençlerle. Heyecanlı bir süreç. Dua edin çok güzel geçsin. Çiçekli hırkayı yapıp yapıp söküyorum sanırım yine sökeceğim. Umarım işin içinden çıkabilirim. 

Son olarak can sıkıcı bir durumdan söz etmem gerekiyor malesef. Dün çok sevdiğim bir arkadaşım bu mecralarda yayınlanan bir içeriği gönderdi bana. Gözlerime inanamadım. Malum seçim yaklaşıyor. Demokrasinin güzelliği olarak farklı adaylar ve partiler bir yarışa girdi. Seçmen sıfatıyla her birimizin de bir fikri düşüncesi var elbette doğal olarak. Fakat okumuş yazmış. en azından bu mecraları kullanacak kadar dünyayla iletişim anlamında bağı olan birin açtığı sayfada, karşı cephe diye konumlandırdığı insanlara nefret suçuna varacak söylemlerde bulunduğunu görmenin dehşetini yaşıyorum.
 50 yaşında, Türkiye Cumhuriyeti kimliği taşıyan bir birey olarak ben de bir seçmenim. Arkadaşın tahkir ettiği Ak Partiye ve Recep Tayyip Erdoğan'a oy vereceğim, 14 Mayıs'a yetişecek ömrüm varsa. Ama paraya secde etmem. Bana görgüsüz demek onun haddine değil. Değil kendi insanımdan, dünyada hiçbir insan grubuna karşı böyle gözü dönmüş bir şeklide nefretim yok. 
Tüm gençliğim devlet eliyle zorbalığa uğrayarak geçti. Başörtülü bir hanım olarak, eğitim almam çalışmam dünyanın en zor şeyiydi. Benim bu yaşadığım vicdan sahibi herkes için zulümdür. Bu zulmü alkışlayan birileri vardı bu toplumda. Bu ülkenin siyasi hayatında o dönemdeki zulmü alkışlayanlar var fiili olarak. Buna rağmen ne bu gruplara ne de bu grupları destekleyen insanlara, arkadaşın yaptığı gibi kategorize ederek, "böyleler, şöyleler" diyemem. 
Bu arkadaşın tutumunun seçimle falan ilgisi yok bence. İçi o kadar büyük bir öfkeyle dolu ki seçimi de o öfkeye maske yapmış. Zavallılık bazen saldırganlığa neden olabiliyor. Arkadaşta gördüğümüz gibi. 

Bu çıkışı yapmak istemezdim ama okuduklarımdan sonra susmak karakterime çok ters geldi. "Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır" Bu düstur nedeniyle susamadım. Ülkemiz için en hayırlısı ne ise onu diliyorum. O arkadaş için de...
Selametle..