Pages

19 Eki 2021

19.10.2021

Selamlar
Günün yazı konusu, "senin kalbini kazanmak isteseler, neler yapmaları gerekir" 

Benim için dinleniyor olmak çok kıymetli. Etkili dinlemek dedikleri şey. Hayatta neyden nefret ediyorsun deseler, bir şeyi iki kere söylemekten derim, sanırım. Öğretmen olmam işin ironik kısmı.  
Bununla bağlantılı olarak, bir hediye ile beni etkilemenin formülü, pahalı bir hediye almak değildir. Eşimin bana aldığı ve beni mutlu eden şeylerden biri plastik maşrapadır. Üç gün önce mutfakta kullandığım, maşrapa kırılmıştı. Yemek yaparken, gayri ihtiyari söylenmişim. adam üç gün sonra doğum günümde elinde maşrapa ile gelmişti. 😄 "Nereden bildin ihtiyaç olduğunu" dedim. Yemek yaparken, söyleniyordun, duydum dedi. Nasıl mutlu olduğumu anlatamam. 

Birinin dikkatimi çekmesi için, hobilerinin olması, farklı ilgi alanlarının olması gerekir. Bana bir şey öğretebilecek insanları hayatıma almayı seçiyorum genellikle. Bilgisini paylaşmaktan çekinmemeli insanlar bence. Sanırım o nedenle çenem hiç durmuyor. Durmadan bir şeyler anlatıyorum 😆

Yeniliklere açık olmalı. Karşılaştığı yeniliklere karşı önyargısı olan insanlardan hiç hoşlanmam. Bir yeniliği anlamadan dinlemeden hemen "istemezuk" naraları atanların, özgüven problemi olduğunu düşünüyorum. Özgüveni olmayan insanlarla nitelikli ilişki geliştirmeniz çok zordur zaten. 

Son olarak, benim üzerimde iyi bir etki bırakmanın şartı, gençlere karşı anlayışlı ve sevecen tavır takınmaktır. Gençlere karşı tahammülsüz ve merhametsiz olduğumuzu düşünüyorum. 30-40 yaşına gelmiş adamlar kadınlar, 15 yaşındaki yavruları akranları gibi acımasızca eleştirebiliyorlar. Kendini arama macerası sırasında yaptıkları nedeniyle sorguluyorlar. Onları sorguladıkları kadar kendilerini sorgulasa bu insanlar, o gençler için daha doğru model olurlar. Gençlere tahammülü olmayanlara benimde tahammülüm yok. 
Hatta ben gençlere o kadar inanırım ki, bu 18 yaşında milletvekili seçilme hakkı verildiğinde, gençler yok canım daha neler dediler. Ben neden olmasın demiştim.  Çocukları o kadar eleştiriyoruz ki, büyük işler yapabileceklerine dair inançları kalmıyor. Özgüvensiz yetişkinler, özgüvensiz nesiller yetiştiriyor malesef. 

Beni tavlamanın formülü bunlardan geçiyor işte 😄
Yarın görüşmek üzere, selametle 

 

18 Eki 2021

18.10.2021



Selamlar
Bugünkü yazının konusu, özlemek üzerine. 

Şüheda; kızım, benim son yıllarda en çok özlediğim kişi. Pandemi döneminde çocuk evdeydi ama bu defa da içim, "bu zaman, aslında onun vaktinden çalıyor" fikri nedeniyle rahat değildi. 

Anne babanın kaderine bir noktadan sonra hasret düşüyor sanki. Yıllarca emek verip, bir kuş büyütüyorsun. Kanatları güçlü olsun diye mücadele ediyorsun. Vakti gelince, ellerinle geliştirdiğin o kanatlarla yuvadan uçuyor. Bize artık bolca dua etmek kalıyor ardından.

Zorlamayayım daha fazla. Zaten bir aile dostumuzun kızının kına gecesine giderken yolda yazıyorum.  Hiç yoktan  ağlamayayım 😊

Yarın görüşmek üzere, selametle...
 

17 Eki 2021

17.10.2021


Selamlar...
Günün anlam ve önemine binaen, öncelikle herkesin, mübarek mevlit kandilini tebrik ederim. Malum, peygamber efendimizin, dünyaya teşriflerinin seneyi devriyesi. En kutlu doğum günü, mübarek olsun. 

Ekim ayı yazı dizimizin, bugünkü konusu bir anımız. Gün boyu, ne yaparsam yapayım, zihnimin arka planında dolandı durdu, hangi anımı yazmam gerektiği. Bende hikaye çoookkk, o bakımdan :) Sonrada, madem bugün, mevlit kandili, madem senin güllerle ilgili harika bir anın var. Tam yeri, tama zamanı dedim kendime. 

Efendim sene 2001. Ben Isparta, Gazi Lisesinin öğretmeniyim. O senenin başında, okulumuza yeni bir edebiyat öğretmeni atandı. Adı, Havva. Dünya tatlısı bir hanım. Gençlere verdiği ödevlerden biri, hanımeli çiçeğini koklayıp, hissettirdikleri hakkında kompozisyon yazındı, mesela. Varın vizyonunu siz düşünün. 😍

Isparta'dayız. Gül bahçelerine gidip, gül koklamadık demek, ayıp olur dedik kendimize. Bilenler bilir, gül hasadı, sabahın seherinde yapılır. Çünkü gül kokusunu o zaman verir. Güneş yükseldikten sonra toplanan gülden istenen kokuyu alamazsınız. Yani gül bahçesine gidecekseniz fecirde orada olmanız lazım. Ben, Havva, Sevim, biz üç kafadar, karar verdik, gül bahçesine gidip, hasada katılacağız, o kokuyu duyacağız. Sevim bana yakın oturuyordu. O gelip sabah beni aldı. Gideceğimiz bahçeye yakın oturan Havva'nın evine gittik. Havva'yı da aldık, doğru köye. Ama sabah ezanı henüz okunmuş değil. o kadar erken yola çıkmış durumdayız.

Neyse, biz vardık bahçeye ama böyle bir koku olamaz. O saatte gül koklamadıysanız, gül kokladım demeyin, o kadar farklı ve o kadar güzel bir koku. Biz mest olmuş, güllerin arasında geziyoruz. Köylülere yardım ediyorken, bir tomurcuk dikkatimi çekti. yaprağının birini açmış ama diğerleri kapalı. 


Şöyle bir şey. Havva yakınımdaydı. Tomurcuğu avucumun arasına aldım ama hala dalda.  "Havva bakar mısın, nasıl güzel" dedim. Havva döndü bana ve gül bir anda avucumda, pat diye açıldı. 


Bendeki şaşkınlığı görmeniz lazım. Havva bile şok halinde, "Zeynep ne oldu öyle" dedi. O, öyle demese, ben hayal gördüm zannedeceğim. 
Tomurcuk açmak için, onu avuçlarımın arasına almamı beklemiş gibiydi. Çok büyülü, çok güzel bir andı. Ömrümce unutmam imkansız gibi. 


Günün türküsü, Hüseyin Turan'dan. :)
 Yarın görüşmek üzere, selametle.

16 Eki 2021

16.10.2021


Selamlar 
Yoğun bir gündü yine. Günlük yazım akşama kaldı o nedenle. Dişçi randevum vardı yine. Diş tedavimde sona yaklaşıyoruz inşallah. Süreçte zor bir dönemeci daha atlattık bugün. Hayırlısı bakalım. 

Sevgili Özlem, ekim ayı boyunca devam edecek bir yazma planı çıkardı malum. Günün konusu, anne babandan söz eder misin? 


Babam ve amcam :)) 
İkisi de, bugünkü benden daha genç fotoğrafta. Soldaki babam. Babam uzun yıllar yurt dışında çalıştı. O nedenle malesef baba, benim için özlem demek. 

Babam, okumaktan, öğrenmekten asla vazgeçmedi. Evde olduğu süreçlerde, mutlaka kitap okunurdu. Öyle herkesin kitabını alıp, köşeye çekildiği bir okuma değil ama. Birimiz yüksek sesle okuruz, tüm aile dinlerdi. Gazali'nin İhya u Ulumiddin kitabı favoriydi. Bölüm bölüm okurduk. Üzerine sohbetler ettiğimizi hatırlıyorum. Yalnız bunları yaptığımızda 15- 16 yaşlarındayım. Kardeşlerim daha küçük hatta. Hani bizim yaşımızdakiler genelde, "bizim zamanımızda ergenlik mi vardı" derler ya, hakikaten yoktu sanırım. Hep adam yerine konurduk sanki. Bence gayet mantıklı bir insan yetiştirme modeli. 

Babam 55 yaşında, mide kanserinden vefat etti. 26 yaşındaydım. şartlar öyle gelişti, ben mezun olduğum sene evlendim. Henüz atanmamıştım. Eşimin eğitimi hala devam ediyordu. Erken evlendiğim gibi yine nasipmiş erkenden anne baba olduk. Bu bizi biraz yordu doğal olarak. Fakat, yine de mutluyum, yazmıştım daha önce. Bu mutluluk sebeplerimden biri de, babamın benim düğünümü görmesi. Ayrıca, kızımı görmesi. Babamın düğününü gördüğü tek evladı benim, Gördüğü tek torun ise kızım. Çok erken vefat etti ama torununu gördü. Bu beni çok mutlu etti, geriye dönüp, düşündüğümde. 



Annem. Dünyada görüp görebileceğiniz en kahraman kadınlardan biri. Başta dedim, babam uzun süre yurt dışında çalıştı. Annem tek başına 4 kız çocuğunu, babasız büyüttü, okuttu. Hepimiz üniversite mezunuyuz. Ayrıca, hepimize o kadar güzel bir örnek ki. 

Hiç unutmam, lise birinci sınıftayım. Müzik öğretmenimiz, çok çalışkan bir öğretmendi.  Mehmet Ali Namtı. Halk Müziği korosuna seçmişti beni. Okul sonrasında, çalışmalarımız olurdu. Geç saate kalırdık. Annem, "kızım, baban başımızda değil, ben seninle ilgilenemem, geçe kalıyorsunuz., katılma." demedi. Her çalışmada gelir, okulun önünde beni beklerdi. Kendimi geliştirmek için, attığım her adımda, annem arkamdaydı. Hiç sevmez, pısırık, köşesinde bekleyen kadınları. Dedim ya, onun hayata bakışı, bize güzergah belirledi. Hayattaki amaçlarımdan biri de, kızımın günün birinde, benim annem hakkında düşündüklerimi, benim hakkımda düşünmesi. Annem gibi anne olmayı diliyorum. 
73 yaşında, çok şükür hala başımızda. 

Yarın görüşürüz, selametle 


 

 

15 Eki 2021

15.10.2021


Selamlar
Bugün konumuz, gelecek planlarımız. 

47 yaşındayım. Hayatım belli bir rutine erişti. Gerçi ben rutini seven insanlardanım. Allah kimseyi gördüğünden geri koymasın derdi, babaannem. O yüzden rutin iyidir, hiç şikayet etmem. Tabi insanız, hep var yapmak istediklerimiz. 

Yakın planda, bu cumaları gittiğim okula kadroyla geçebilmeyi istiyorum. Benim bu konuda yapabileceklerimi araştırmaya başladım bile. 

Minicik bile olsa bir bahçem olsun istiyorum. Aslında araştırıyoruz da ama henüz nasip olmadı. Hayırlısı ise küçük bir bahçe alıp, domates yetiştirmeyi, bir köşesine salkım söğüt dikmeyi hayal ediyorum. 

Oturduğumuz evi alırken, 4+1 eve gerek yok gibi gelmişti. Ama benim kendime ait bir odaya ihtiyacım olduğuna kanaat getirdim. Öyle bir ev de gündemimizde. inşallah diyelim. 

Bunlar maddi planlarım. Bunların dışında, Yusuf Kaplan Hoca'nın 100 kitaplık okuma listesi var. O kitaplardan eksik olanları tamamlamaya çalışıyorum. Bir dönem MTO yani Medeniyet Tasavvuru Okulu'nun en az bir dönem öğrencisi olmayı planlıyorum. 

Tek kız yeğenim var. Hiranur. Bu sene okula başladı. Gözüm görüyorken, tasarım battaniyelerden birini onun için örmeyi planlıyorum. 

İlk etapta aklıma gelenler bunlar. Yarın görüşürüz. Selametle...


 

14 Eki 2021

14.10.2021


Selamlar
Günün konusu, birinden aldığımız ders. 
Ben birinden değil de, bir andan, aldığım dersten bahsedeceğim size. 
Bitlis, Tatvan'da görev yaptığımız yıllardı. 30 lu yaşlarımdaydım sanırım. Polis lojmanlarında oturuyoruz. Lojman tecrübesi olanlar bilir, Yaz döneminde, tayini çıkan arkadaşlar, evleri boşaltır. Temmuz gibi, lojman kuraları çekilir. Dışarıda oturan ailelerden kurada çıkanlar, o evlere taşınır. Bu nedenle her yaz, yeni komşularımız olurdu.  Lojmanın yazılı olmayan normlarından biri de, yeni gelen komşulara, "hoş geldiniz" ziyaretleridir. Eski komşulardan gruplar halinde ziyarete gidilir. 

Senenin birinde, ben memlekette olduğum dönemde, yeni komşular geldi ve ziyaretler başladı. Ben arkadaşlarla konuşurken, beni de bekleyin, diye ısrar ediyorum. Ama bir türlü kısmet olmadı. Benim arkadaş grubu, yeni gelen komşulardan birine bensiz gitmek zorunda kaldılar. Ben nasıl bozuluyorum, kızlara, nazın niyazın bini bir para. 

Neyse, gel zaman git zaman, ben bu, bensiz gidilen komşuyla denk geldim. Aman Allah'ım, kadın benim asla anlaşabileceğim biri değil. İşin kötüsü beni acayip merak ediyor. Ben o gün kadına gitseydim, kesin sıklıkla bana gelirdi ve bana ciddi bir sınav olurdu. Ben ilk adımı atmadığım için kadın buna cesaret edemedi, bana hiç gelemedi. 

İşin özeti, bir şey olmuyorsa vardır bir hikmeti, dedim o saatten sonra. Olmayan şeyler için, ne kendimi ne çevremi üzmedim. 
Yarın görüşürüz, selametle...

13 Eki 2021

13.10.2021

 


Selamlar. 
Günün konusu, bugün hakkında serbest yaz, etkinliği. Öyle olunca, günün sonuna kadar bekletip, günlük niyetine yazmaya karar verdim. 

Şimdi sevgili günlük; bugün benim boş günüm yani dersim yok. Oh miss. Boş günlerimde, çarşı pazar işim yoksa, ev moduna alırım kendimi; yani pijama, terlik modu. Bugünde o günlerden biriydi. Güne blogunu, google çeviriyle bile olsa büyük keyifle okuduğum Attick24'ün mandalasını fotoğraflayarak başladım. Dün okul dönüşü örmüştüm. Sevgili Hatice ile, İngilizce bir metin hazırladık. İnstagramda paylaştık. Umarım sevgili Lucy'ye ulaşır. 


Mandala işte böyle görünüyor. 


Günün hobi etkinliği, sevgili Ezgi'nin tasarımı olan motifli kazak. Motiflerini Şüheda başlamıştı örmeye. Eksik var sanırım. Gündemimize aldık. Bitirilecek inşallah. 


Hava güneşli. Öyle olunca bizim balkon, hala oturulabilir oluyor. Koca kişisi ile kahve keyfi, balkon keyfine dönüştü. 


Gün içinde bir ara taze fasulye pişirdim. Fissler düdüklü sağ olsun. 20 dakikada yemek hazırdı. Akşam malum emanet var. Emanet izlerken, alışveriş sırasında alıp unuttuğumuz dondurmaları da hüplettik. 

Motif dikerken, kulağımda müzik olmazsa olmaz. Bugünün keşfi; 


Blog yazmadan önce, ütü işini de hallettim. Yarın nöbetçiyim. şimdi uyku zamanı. Selametle....