Pages

28 Haz 2023

Kurbam Bayramımız Mübarek Olsun


Selamlar
Günün anlam ve önemine binaen, öncelikle bütün Ümmet-i Muhammed'in Kurban Bayramı mübarek olsun. 
Büyük şehirlerde kurban ibadetini yerine getirmek malesef çok kolay olamıyor. Bir sıra, bir nizam ve çokça beklemek gerekiyor. Biz de Kurban kesim sırasının bize gelmesini bekleyeceğiz.


Beklemek gerekiyorsa, bu beklemeyi verimli geçirelim dedim ve geçtim klavyenin başına. Okul gezimizin son bir saatine denk gelen Beypazarı'ndan kareleri ve Beypazarı anılarını da paylaşayım istedim. 


Beypazarı, bilmeyenler için Ankara'nın şirin ilçelerinden biri. Meşhur Beypazarı kurusunun diyarı :) 
Diğer postlarda dediğim gibi Yedigöller'de planlanandan fazla kalınca Beypazarı'na geciktik. Esnafın bir kısmı dükkanları kapatmıştı. Tarihi Çarşıda kısa bir tur atıp dönüşe geçtik.


O kısacık tur en çok para harcadığım zaman oldu :)) Çarşı bir harika. Koza ipeğinden bir yazma aldım Şüheda'ya. Çok güzeldi. Gittiğim yerlerle ilgili ufak çaplı araştırmalar yapmayı severim. Beypazarı ile ilgili de yaptığım araştırmada, erişte ve ekmek almadan dönmeyin diyordu. 1 paket erişte ve ekmek aldım. Ekmek de çok güzel ama o erişteye bayıldık. Çok pişman oldum üç dört paket almadığıma. Aklınızda bulunsun denk gelirse ne kadar alabilecekseniz alın. Çok lezzetli. Çarşının yokuş yukarı bir yapısı var. Alt tarafından girdik biz. Hemen sol köşedeki ilk dükkandan aldım ben. Gerçi her yerde aynıdır ama yine de aldığım yeri tarif etmek istedim :)


Her yerde ev yapımı olduğu iddia edilen baklavalar vardı ama canım o saatte hiç tatlı çekmedi. Baklavaların encamını bilmiyorum yani. :) Yalnızca havuç yetiştiriciliği yaygınmış. bu nedenle havuç suyu ve soda çeşitleri vardı. Taze taze sıkıp hazırlıyorlardı. Dayanamadım aldım. Gayet güzel ve vitaminli bir tercih oldu :) 


Kayseri'ye vardığımızda saat 3.45 di. Sabah ezanları ile eve girdim. Aksi gibi pazartesi sabahtan ders vardı. Allahtan son haftaya girmiş olunca gençler devamsızlık hakkını kullanıyordu. Öğrenciler yoktu. Fakat ekipten en iyi durumda olan bendim. 3 saat dersim vardı. Diğer arkadaşlardan tüm gün okulda kalmak zorunda olanlar vardı.
Okulda son hafta biraz evrak telaşı ile biraz da arkadaşların çoğunun yıllarını doldurması nedeniyle devam edip edemeyecekleri şaibeli olması nedeniyle biraz buruk geçti. Karneleri verdikten sonra Kayseri'de en sevdiğim pastacı da Di. Versi'de toplandık. San Sebastian'ı meşhurdur oranın. Aklınızda bulunsun. :) 

Ekipten kimseyi kaybetmemek dileğiyle, diyelim. 


Karne demişken, benim kuzular üniversite sınav maratonuna girdiler. Zorlu bir süreç onları bekliyor. Dualarla gönderdik. Allah yardımcıları olsun. 


Yeşilin Kızı Anne... O meşhur diziden sonra popüler oldu malum. Ben de uzun yıllar sonra böyle bir seriye merak salmıştım. Pandemi döneminde çıkmaya başladı. O zamanlar ilk 2 kitabı okumuştum ama seriyi tamamlama sürecinde dikkatim dağılıp, kopmuştum. Tatil de tam tatil moduna uygun bu kitapları okumaya niyet ettim. Birincisi bitti. ikincisi son düzlükte. 
Bu arada Kayseri'ye yağmadığı kadar yağmur yağdı. Bu fotoğraf bir haziran akşamından :))


Sosyal Medya nelere kadir. Kedito isimli bir sayfada gördüm bu çantaları. O ahşap aparata "burs" diyorlar. Tığ işi çantalara profesyonel bir dokunuş vermiş. Tabi teknik bilgi de istiyor, bu aparatı takmak. O nedenle bir bilene gönderdim. Bu fotoğrafı çekip, blogu yazmayı planladığım tarihte çantanın bitmişi elimde değildi. Dün teslim etti arkadaş. Bayram fotolarında paylaşırım bitmişini de.
Bu arada geçen hafta ailecek Ihlara Vadisine gittik, doğa yürüyüşü yaptık. Beklemek uzun sürerse bugün o fotoğrafları da paylaşırım. :)) 
Şimdilik selametle..

24 Haz 2023

Okul Gezisi 2023- 2. Part :)



Selamlar
Her gezinin kendine has bir ruhu var bence. Geçen sene bu ekiple yine yollara düşmüştük. Çanakkale, Tekirdağ ve İstanbul'u gezmiştik. O geziden en net hatırladığım şeylerden biri koşturmaca... İşin içinde İstanbul olunca gezinin hızı da şehrin hızına ayak uydurdu sanırım. Fakat bu gezi en az fotoğraflardan yayılan dinginlikte, huzur içinde geçti :)


Bolu'da otelde kaldık demiştim. Gençleri odalarında son kez kontrol edip kendi odalarımıza geçtik. Ben, Songül Hoca ile beraber kaldım. Odaya geçince ilk işimiz sıcak bir banyo yapmak oldu. Günün yorgunluğuna en iyi gelem şey....
Kahvaltımızı da otelde yaptıktan sonra aracımıza geçtik. İlk durak, Gölcük Gölü oldu. Gölün sonunda, ormanın içindeki o tek binası ile ünlü gölümüz. :) Artık herkes biliyor sanırım. O bina bir şahsa değil, devlete ait bir kurum :) 


Gölcük, insanın ruhuna iyi gelen bir yer. Onca insan kalabalığına rağmen dinginliğinden hiçbir şey kaybetmemişti. Sesleri emen, yerine huzuru koyan bir yanı vardı sanki. Hem biz kalabalık bir ekiple gelmiştik, hem pazar kahvaltısı için gelen aileler olmasına rağmen, tabiatın sesleri ortama hakimdi. 


Her güzel manzara da aklıma geldiği gibi vaktinde bir profesyonel makina almadığıma, bu konuda eğitim almadığıma yeniden pişman olarak Gölcük'ten ayrıldık. 


Yedigöller'e gidebilmek için tur otobüsünü kullanmamız imkansızmış. Bu nedenle iki küçük araca bölündük. Yol boyu kimsenin sesi çıkmadı. Yol bize o kadar güzel bir manzara sunuyordu ki kimsenin ağzını bıçak açmadı. 


Şoförümüz bu yolların ustası olunca bizi müthiş dağ manzaraları seyredebileceğimiz bir yerde durdurdu. Heidi'nin gezdiği dağlardan çok da farklı değildi sanki. 


Yedigöller, bence bu dünyadan değil. :)) 

Üstünüzde ağaçlardan bir çatı var sanki. Ortamdaki oksijenin fazla olması sanırım, insan hiç yorulmuyor.


Gölcük gerçekten çok güzel bir mekan ama dünyalı bir mekan. Fakat Yedigöller insana başka bir boyuta geçtim izlenimi veriyor. Biliyorsunuz ben Boraboy Gölü'nü severim. Orada kaldığım zamanlarda yaptığım seher vakti yürüyüşlerinden bahsetmişimdir. Şimdi yeni hedefim, araştırıp, Yedigöller'in sabahına uyanabileceğim bir konaklama imkanı bulmak. Bu sene tatil planlandı ama ömür varsa seneye bu tatili gündeme alacağım inşallah.


Ekip, genç olunca turumuz da hem daha fazla yer gördük hem de daha hızlı bitti. Döndüğümüzde şoförümüz bize maşallah dedi. Bir maşallah da şansımıza geldi. :)) Yağmuru ile ünlü yere gittik Kayseri'yi sel götürdüğünü duyduk ama bizim tepemize tek damla bile düşmedi :))) 


Aşağıdaki fotoğraf, Abdullah Hocamın makinasından. Harika bir mekanda bütün ekip bir arada hoş bir anımız oldu. 


Yedigöller'de planlanandan biraz fazla kaldık. Mekan çok güzel olunca tadını çıkaralım istedik. O nedenle Beypazarı'na hem geç ulaştık hem de çok az zaman geçirdik. Onun fotoğraflarını da en kısa sürede eklerim inşallah. 
Bu ara ruh sağlığım çok dingin değil. İçimde yenemediğim bir öfke duygusu var. Ek olarak derin bir  küskünlük. Bu kadar keyifli bir yazının arkasına niye yazdım bilmiyorum ama sanırım kendime hatırlatma yapmak istiyorum. Hayat güzel. Keyif aldığın anıların çok. Olumsuza hapsetme kendini. Su akacak yolunu bulacak. Sakin kal. 
Kendime de mesajımı verdiysem gideyim ben. Fırında kabak graten var. Yakmayayım yemeği. :)) 
Selametle....

21 Haz 2023

Okul Gezisi 2023


Selamlar
Her dönemin başında Sevtap Hoca'ya ilk soru; "bu sene bizi nereye götüreceksiniz" oluyor. Güven Hocam ve Sevtap Hocam, Gezi İnceleme Kulübüne rehberlik yapıyorlar. Onların sayesinde tatile, tatille başlıyoruz :) 
Bu sene minik bir Batı Karadeniz turu yaptık. Maşukiye, Ormanya, o bölgedeki cam teras, Bolu, Gölcük ve Yedigöller'i ziyaret ettik. Dönüşte kısa bir Beypazarı çarşıyı dolaştık ve okulumuza döndük. 
9 Haziran Cuma günü, gece 11 civarı yola çıktık. Ancak öğrencileri ile geziye giden bir öğretmenin anlayabileceği bir yolculuk başladı hahhha. Genç bir grupla yola çıkıyorsan hele de bu grup öğrencilerinse o yolculukta sıkılmak ya da uyumak pek mümkün olmaz. Gençlerin enerjisi bitene kadar şamata bitmedi. Sabaha karşı biraz dinlenelim moduna girdi ekip :) O sırada Bolu'ya yaklaşmaya başlamıştık.  Bu fotoğraf o dingin zamanların eseri. Hareketli otobüsün camından çekildiğini düşününce hiç de fena sayılmaz ne dersiniz. 


Sevtap Hocam, arkadaki üçlünün ortasında, Meg Ryanın Kayseri şubesi olan güzel hatun :)) Ekipte Songül Hoca ve okulumuzun hemşiresi Merve kızımız var. Kahvaltı için gittiğimiz mekan. Yemyeşil bir bahçe. Sallanan bir köprüden geçiliyor mekana. Yine muzur gençler yüzünden çığlık çığlığa geçerek ulaştığımız bahçe :))  


Bu ara Yeşilin Kızı Anne serisine başladım. Daha önce ilk iki kitabı okumuştum ama seri tamamlanmadığı için düzgün bir okuma olmadı. Şimdi seri tamamlandı. Madem tatildeyim baştan okuyayım dedim ben de. Bahçe insana Green Gables'taki Anne Shirley olduğunu hayal etme şansı veriyor. :))) 


Çiçeklerden bir tak altından geçerken, gerçek dünyadan biraz uzaklaşmanın kimseye bir zararı olmaz sanırım :)) Bahçedeki tek problem kavak ağacı çoktu ve acayip polen vardı. Her tarafta kar gibi yağan pamukçuklar vardı. Tıkanmaktan çok korktum. Aslında hiç etkilemedi diyemem ama normalden daha az etkilendim. Günün şükür sebebiydi. 


Kahvaltıdan sonra mekanımız Maşukiye oldu. Doğa harikası muhteşem bir yer. Kuş cıvıltıları, yeşilin her tonu, su sesleri arasında yokuş yukarı bir parkur. 


Yokuşu tırmanırken, bir yerde çeşme gördük. Ben hayatımda böyle leziz su içmedim. Bir araba yanaşmış, bidon bidon su dolduruyordu. Bidonları görünce hayret etmiştim. Ordu mu besliyorlar evde diye :)) Fakat suyu içince insanlara çok hak verdim. 



İç Anadolu'nun, bozkırın bağrından kopup gelen insanlar olarak, yeşil, tabiat bize çok iyi geldi diyebilirim. :))  
Zipline, tecrübe etmek isteyen gençler uçmayı denedi. :)  Ben açıkçası cesaret edemedim. Yükseklik korkum var. Adamlar çok güvenli diye ikna etmek istedi ama ben sezgilerime güvenip denememeyi tercih ettim. Pişman değilim. 50 yaşında insan hem de öğrencileri ile katıldığı bir gezide ayakları yerde kalırsa daha iyi olur diye düşündüm. :))) 


Eveeettttt, sıra gelmiş cam teras anılarına. Söyleyeceğim ilk şey manzara muhteşemdi. TRT'nin Yeşil Deniz dizisi vardı malum. O tabiri aynen kullanmak mümkün. Yeşil bir denizin üstünde gibi hissediyor insan. 


Doyumsuz manzaralar var. 


Cam Teras ziyaretimizde bir şeyi fark ettim. Yaşadığımız büyük deprem ben de hala bir travma. Terasın özellikle camlardan oluşan ve çelikle desteklenmiş kısmına geçince sarsılma başladı ve ben devam edemedim :(


Öğretmen ekibimiz. Hepsi birbirinden değerli insanlar. Bu sene proje okullarında sürelerini dolduran arkadaşlarla ilgili bir sirkülasyon bekleniyor. Hiçbirini kaybetmek istemiyorum. İnşallah ekip olarak devam etme şansını yakalarız. 


Güvenli alanda kalarak özçekim yapmaya çalışan bir Mavi Lale :))


Ekip dağılmaz inşallah diye dua ederken anlatmaya çalıştığım bu işte. Ben, Sevtap ve Songül'ü çekmeye çalışırken Müdür yardımcımız Murat Hoca gezinin en eğlenceli pozunu vermekte beis görmüyor. :)) Şaka bir yana bir anda daldı kareye hemen geri çekildi ama ya ben ya makina çok hızlı anlık bir durumu ölümsüzleştirdik :))


Cam terasın gidebildiğim en uç köşesinde bir anım kalsın dedim. Daha ötesine gitmeye cesaretim olmadı dediğim gibi. 


Cam terasın ardından Ormanya'ya geçtik. İzmit Belediyesinin katkıları ile yapılmış. Çok büyük bir alan. İçinde hayvanat bahçesi, Hobit evler, piknik alanları, kamp alanları var. Benim en çok dikkatimi çeken kısmı Orman kütüphanesi oldu. Onu paylaşmadan önce ağaç adamın bize söyledikleri konusunda ne kadar haklı olduğunu gördüm. İnternet bağlantısı ara ara yoktu ama çevreye bakınca bağlantı kuracak çok fazla güzellik vardı. 



Bu fikir beni benden aldı. Muhteşem bir ortam. İçeri giriyorsunuz. Farklı alanlarda kitaplarla dolu dolaplar var ve alanı bölümlere ayırmışlar. bir kısmında anfi tiyatro gibi oturma alanları olan basamaklar, bir kısımda sallanan banklar ve sandalyelerin olduğu bir alan var. zaman kısıtlı olduğu için tüm alanları gezemedik ama İzmit'de yaşayıp, 3K'yı yani kahve, kitap ve kekimi alıp bir köşede okuduğumu hayal ettim. 


Kitapların yaydığı ışıkla aydınlanmış dolaplar :) 


Kayın okuma salonundan bir manzara. Emekli olunca inşallah sağlık problemleri yaşamadan böyle aktivitelerin parçası olmayı diledim. 


Son olarak, Ormanya'da Hobbit evleri bölümünü ziyaret ettik. Aman Yarabbim nasıl bir kalabalık. Çok güzel düşünülmüş bir alandı. Çok güzel görseller vardı ama kalabalık yüzünden en kısa kaldığım alan oldu. İnşallah daha sakin bir zamanda yeniden ziyaret etme şansımız olur.





Gün sonunda Bolu'da bir otelde kaldık. O kısmı da anlatmasam olmaz. Akşam yemeğinden sonra Gençler gün boyu dağ tepe aşmamış gibi hocam ne yapalım diye Güven Hoca'yı darlamaya başladılar. O sırada otelin açık hava bölümünde bir lisenin mezuniyet eğlencesi vardı. Biz otelin önünde garip garip oturunca :)) gençler içeriye davet ettiler. Hiç yoktan bize yeni bir eğlence çıktı. Gençler orada da kurtlarını dökünce odalarına çekildiler. :) 
Bir sonraki günün maceraları da diğer postun konusu olsun. 
Selametle...

20 Haz 2023

Düğün Dernek


Selamlar
Okul tatil oldu. Aslında resmi olarak dün başladı tatil ama ben öğretmenler kurulu yazmanı olunca toplantı online olmasına rağmen okula gittim. Bu nedenle tatil fiili olarak bugün başlamış oldu. 
Tatil öncesinde yaşadığımız aksiyonların ilki eşimin yeğeninin düğünü. Doğduğunu bildiğin yavrıuların düğünlerine gidince yaşlandığını net bir şekilde anlıyor insan :) Şaka bir yana her yaş gibi bu yaşında kendine has mutluluk kaynakları var. 
 

Melik ve Nisa çifti. Gençler birbirini uzun yıllardır tanıyor. Umarım bu tanışıklık, birlikte yaşamda avantaja dönüşür. Saygı ve sevgi atmosferinde huzurlu yuvaları olur.


Biz ne zaman bu kadar yol aldık bilmiyorum ama 26 yıldır evli 29 yıldır tanıyoruz birbirimizi. Yüksek sesle söyleyince kulağa çok tuhaf geliyor :) Beraber büyümek dedikleri şey bizim yaşadığımız. Yeterince büyüdük mü o bile tartışılır :) Yürünecek daha çok yol var. Ömür varsa. 


Eşimin ailesi de benim ailem de Sivas'ta yaşıyor. Düğün için gittik memlekete. Kına gecesi cuma günüydü. Cumartesi dinlenme molası verdik. Pazar akşamı yaptık düğünü. Ben o molada annemleri ziyaret etme şansı yakaladım. Yeğenim Antalya'da stajda. Kardeşim yalnız. Daha çok onun evinde vakit geçirdik. Becerikli insan, kekeler börekler hazırlamıştı. Amcamın eşi ve kızı geldi. Annnem kardeşim geldi. Sayın Cumhurbaşkanımızın yemin törenin olduğu gündü. hem bolca sohbet ettik hem de gururla ülkemizin geldiği noktayı seyrettik. Kişilerin isimleri ötesinde bir gurur bu. Dünyanın 78 ülkesinden üst düzey yetkili katıldı törene. Dünyada, Türkiye'nin nasıl algılandığını gösteren gurur verici bir tabloydu. 


Minnoş çiftimizin eğlenceli hallerini yarıda bırakıp, Kayseri'ye dönmemiz gerekti. Çünkü bu öğretmenin pazartesi günü dersi vardı. 


Pazartesi aynı zamanda yurt nöbetimde vardı. Bu tosbağa ile bahçede güzel vakit geçirdik. Ben bankta kitap okurken koşa koşa yanıma geldi. Enfokrasi konusunda oldukça meraklıydı. Nedir enfokrasi derseniz o da başka bir postun konusu olsun. 
Selametle 

13 Haz 2023

Tatar Çölü



Selamlar
Sene sonu yaklaşınca benim hayatımdaki aksiyonlar da hız kazanmaya başlıyor. Bu sene ekstradan araya giren düğün de tuzu biberi oldu bu yoğunluğun. Çok şükür hepsini halledip, yavaş yavaş finale doğru yaklaşıyoruz. :)) 
Tatar Çölü isimli kitabı çalışacağız gençlerle demiştim, hatırlarsanız. Bu sürecin en eski etkinliğiydi. Ben de ondan başlamaya karar verdim.


Başlangıçta, Ayşe Rana, Adviye Sena, Eren ve Alperen dörtlüsü ile başladık. Süreçte Alperen'in katıldığı diğer projeleri bizi aksatmaya başlayınca oyuncu değişikliği yaptık :) Kadroya başka güçlü bir oyuncuyu ekledik. Batuhan.... Gruba dahil olan son isim. 
Bizim okulun güzelliklerinden biri de şu; dersine giren öğretmen ya da dersine girdiğin öğrenci diye bir tanımlama yok. Dersine girmediğin öğrencilerle de çok güzel çalışmalar yapabiliyorsun. Gençler irtibatı asla koparmıyor. Bu öğrencilerden sadece Adviye Sena'nın aktif olarak dersine giriyorum. Diğer üç öğrenci 10. sınıfta ve ben derslerine girmiyorum. Buna rağmen çok rahatlıkla iletişimi devam ettirip, ortak çalışmalar yapabiliyoruz. Öğrenci senden kaçmıyor yani. Bu çok güzel bir şey.
Tatar Çölü kitabını okuduktan sonra gençler yazmak istedikleri konuları belirledi. Ayşe Rana bize kitabı özetledi ve "anda kalmanın" önemi hakkında yazdı. Adviye Sena, "yalnızlık" konulu bir deneme çıkardı. Eren, "umut-umutsuzluk" kavramlarını irdeledi. Batuhan ise " risk alma, konfor alanından çıkmanın önemi" konulu bir deneme yazdı. Hepsi çok güzeldi. Hangisini paylaşacağıma henüz karar veremedim. Açayım bakalım dosyayı, nasip kimin.... Geliyorum az sonra..... :)) 


Gruba son anda eklenen Batuhan'ı tercih ettim. Sonradan katılıp, gruba can verdi. Hak etti bu güzelliği :) 

Tatar çölü romanı, Drago adlı karakterimizin genç bir subayken, Bastiani Kalesine atandıktan sonra, hantal, atıl bir kalede sıkışıp kalmasının hikayesidir. Drago, büyük hayallerle ve umutlarla başladığı mesleğinde, sıradanlığın girdabına kapılıp bu kaleye bağlanmıştır. Bu durum bana Mediterraneo filmini anımsattı. 
Film de 12 asker 2. Dünya savaşı sırasında bir Yunan adasına işgalci olarak giderler fakat onlar kıyıya vardıklarında gemileri patlar ve ülkeleriyle iletişimleri kesilir tıpkı Drago’nun atandığı Tatar Çölündeki ıssız Bastiani Kalesi gibi. Sonrasında karakterlerimiz yine Drago gibi adadan kaçmak yeniden ülkelerine dönmek ister fakat hayat tempoları yavaş yavaş adaya uyum sağlar ve o ada da kalmak onlar için normalleşir. Sonraki yıllarda ise askerlerimiz iyice adayı benimserler ve bu adadan gitmek istemezler. Bu ada onların evi gibi olmuştur yaşlanırlar aralarından bazıları adayı terk eder ve bazıları bu adada ölür ülkelerine dönme şansları vardır ama artık bunu istemezler.
 Tatar çölü kitabında gelecek yıllarda karşılaşabileceğimiz, hemen hemen herkesin yaşadığı iki durum üzerine çok durulmuştur. İlki hayatımızın sıradanlaşması. Okulları bitirip, iş dünyasına ve gerçek hayata atıldığımız zamanlarda genç ve dinamik yapımızın, çalıştığımız köklü kurumlarda yavaşladığını işlerimizin ve fikirlerimizin sıradanlaştığını artık hayatımızın o kadar da üretken olmadığını daha çok hantal kurumlara uyum sağlamaya çalıştığımızı göreceğiz.  Hayatımız sıradanlaşacak. Belki eleştirdiğimiz karşı çıktığımız işleri yapacağız. Tıpkı teğmen Drogo’nun hayatının monotonlaşıp sıradanlaştığı gibi 
Gelelim ikinci en önemli nokta ise güvenli alan dediğimiz kavram…
 İnsanlar doğaları gereği arzularının gerçekleştiği bir hayatı yaşamak isterler.  Bu arzu onlar için şan şöhret ya da ilgi ve değer görmek olabilir. Özellikle maddi beklentiler hepimizde vardır. Bu beklentilerimizi karşılamak için bazı adımlar atarız. İyi bir üniversite kazanmak, iyi bir işte çalışmak veya prestiji yüksek bir statü kazanmak da bu arzular arasındadır.  Üniforma toplumun gözünde bir prestij kaynağıdır, Romanımızda bu durum teğmen üniformasıyla açıklanmaya çalışılmış.

 Karakterimiz Drogo'yu bu kalede tutan şey sizce nedir? 
Az önce dediğim gibi toplumsal olarak prestijli olduğunu düşündüğü teğmen üniforması ile yetindiğini görüyoruz..  Bastani Kalesindeki sıradan hayat Draga’nun kahraman olma arzusuna hizmet edememişken teğmen üniformasından vazgeçip, başka işler yapmayı denemiyor. Hatta başka kaleye tayinini aldırmak için her hangi bir girişimi de yok. Çünkü karakterimiz Drogo elindekilerin gitmesinden korkmakta. Günlük hayatta hepimizde  aslında bu korku vardır. Risk almaktan ve bu riski göze alarak yükselmekten korkarız nasıl mı ? Drogo gibi..... Gerçekleşen ilk hayalimizden sonra bir adım daha ileri gitmek istemeyiz sebebi ise yetinmemiz ve daha yeni çıktığımız  kaos ortamından sonra ulaştığımız dingin hayatı kaybetmekten korkmamızdır.  Roman da aslında kendi güvenli alanında yaşayan Drogo'yu ele alır. Drago içindeki onca enerjiye rağmen kahraman olma şansının ayağına, Bastiani Kalesine gelmesini beklemiştir. Ama biz biliyoruz ki hayatta fark yaratanlar oturup bekleyenler değil, aksiyon alanlardır.
 Arkadaşlar bizler her ne kadar “çalışıyoruz elimizden geleni yapıyoruz” gibi söylevlerle kendimizi kandırıyorsak da aslında sınırlarını çizdiğimiz küçük gelişimlere mahkum oluyoruz. Asgari hedeflerimizin peşinden koşup, tamamladığımızda hayatta koşmayı bırakıyoruz.  Sürekli yeni şeyler ve yeni deneyimler kazanabileceğimiz dünyalara yelken açmadıkça bizim de sonumuz Drogo gibi Tatar Çölü'nün ortasında hantal, unutulan bir kalede yaşamakla geçip gider.

Değişim içerden başlar. Civcivin yumurtadan çıkması için anne tavuğun sıcaklığına ihtiyacı vardır. Fakat hiçbir tavuk yumurtayı kırıp civcivi dışarı çıkarmaz. Ancak civciv içerden darbelerle kabuğu kırarak dışarı çıkmayı başarır. Bastani Kalesinde sıkışıp, kahraman olma umudunu Tatar Çölünden gelecek düşmana bağlarsan, onlar geldiğinde sen olmayabilirsin...


Selametle....