Pages

31 Eki 2021

31.10.2021


 Selamlar
Madem ekim ayı boyunca yazacaktık. Son günde fire vermeye hacet yok değil mi :) 
Günün konusu, önerebileceğin 5 tane blog. 

Ben, İngiliz bir hanım var Lucy. Onun blogunu, google çeviri ile bile olsa okumaktan keyif alıyorum. Attick24
Ayrıca sevgili Buket'i okumak çok zevkli. Pelin Pembesi
Sevgili Derya'yı okumak ve takip etmekte çok güzel. Derya Kuzusu
Sevgili Deep, unutur muyum. Onu da okumaktan büyük keyif alıyorum. Sade ve Derin.
Son olarak, rahmetli Banu. Ara ara açar bloguna bakar, hayırla yâd ederim onu. Mekanı cennet olsun. Banuca Birşeyler 

Bunların dışında keşke yazsa da okusak dediğim, Ruşyena ve Ezgi var 💕

Biliyorum ay sonu. Biliyorum benim etkinlik yazımı yazmam lazım. Fakat salı günü iki okulda birden yazılılarım var. Şu an soru hazırlama telaşındayım. Yarın fotokopi işlerini halletmem lazım sonra dişçi randevum var. Etkinlik yazısını bu hafta içinde halledeceğime söz verip, sizden biraz ruhsat istiyorum. Görüşmek üzere. 
Selametle....

30 Eki 2021

30.10.2021


 Selamlar
Sevgili Özlem, namı diğer, Yüreğimin İkliminin, ekim ayı boyunca sürecek, bir yazı planı çıkardığını biliyorsunuz. Ayın sonunda bir değerlendirme yazısı istemiş, doğal olarak. 

Bu benim uzun süreli ilk yazı etkinliğim. Daha önce hiç bir ay boyunca her gün yazmamıştım. Bir yazı planı olduğu iyi olmuş.  31 gün boyunca doğaçlama yaz deseydi, benim işim çok zor olurdu sanırım :))  Ana konu önceden belli olunca, yazma motivasyonu oldu benim için. 
Her gün yazmak kolay değil. İnsanın hem zaman, hem enerji harcaması gerekiyor. Fakat diğer yandan, yazdıkça yazası geliyor insanın. Kişinin yazma davranışını tetikleyen, zihnini hep canlı ve dinamik tutmasına neden olan bir çalışma. Kısacası ben büyük bir keyif alarak yazdım. 
Benim de aklımda bir proje var. Onu olgunlaştırmaya çalışıyorum. Yakın zamanda düzenleyip açıklama yazarım diye umuyorum. 
Yarın görüşmek üzere, selametle... 

29 Eki 2021

29.10.2021


Selamlar
Öncelikle, Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun. Nihal Atsız'ın Bozkurtlar romanında dediği gibi, bu millet gerekirse Kürşad olur, 40 kişi ile Çin sarayını basar. Esareti yine de kabul etmez. Bağımsızlık, milletçe karakterimizin ilk özelliği. Kadın, erkek demeden, gerektiğinde gözümüzü budaktan sakınmayacağımızı en son 15 Temmuzda dosta düşmana gösterdik diye düşünüyorum. Oğuzhan'dan başlayarak, milletimize hizmet vermiş tüm atalarımızın ruhu şâd olsun. 

Oy bu kadar güzel bir güne nasıl denk geldi bilmem ama bugün konu, birini üzdünüz mü? 

Bizim kuşak biraz şövalye ruhludur. İnsanları bile isteye üzmeyi geç, başka sebeplerden bile üzülmesine, becerebiliyorsanız engel olun, bunun için mücadele edin, şiârı ile büyütüldük biz. Üstüne efendimizin, "elinden ve dilinden komşusunun emin olmadığı kişi bizden değildir" sözü, beni her daim iliklerime kadar titretir. becerebildiğim ölçüde hassasiyet geliştirdiğim bir konu, "kimse benden sebep üzülmesin."

Fakat bir anım var ki, ne zaman hatırlasam yüzüm kızarır. Şüheda dördüncü sınıfa gidiyordu. Tatvan'dayız. Bağlama kursuna başladı. Özel bir müzik kursu. Nasıl tatlı genç bir grup açmış. Neyse, Şüheda bir kaç hafta gitti kursa. Zaten benim kızın doğal bir yeteneği var bu işe. Şimdilerde çok ilgilenemiyor ama iki haftalık kursa giderken, notası elinde olmayan parçaları bağlamada çıkarabiliyordu, sadece dinlediğiyle. Biz mutlu mesut gidip geliyoruz.  Bir arkadaşım var, Şükran. Benim kızın yaşıtı bir kızı var. Şüheda'yı görünce, o da göndermeyi düşünmeye başladı kursa. Biz beraber kursa görüşmek için gittik. Sohbet sırasında ben bir laf ettim, maksadını o kadar aştı anlatamam. Diyorum ya, hala hatırlayınca yüzüm kızarır. Hatta şu anda buraya yazmayı bile geciktirme telaşındayım. o kadar mahcup oluyorum. Bu kadar laf kalabalığı o nedenle 🙈

İtiraf ettik o kadar, çaresiz yazacağız 😒 Bir enstrüman çalmayı öğrenmenin çocukların gelişimleri açısından ne kadar önemli olduğunu konuşuyoruz. Kursun sahibi gençlerde orada tabi. Enstrüman çalmanın pek çok faydasından bahsettikten sonra, hem olur da akademik olarak başarısız olurlarsa, ellerinde bir avantaj daha olur dedim. Bu lafı ederken düşündüğüm tek şey, bizim kızlardı ama kurs sahibi gençlere "başarısız" demiş oldum. 🙈 Laf ağzımdan çıktığı an pişman oldum ama açıklama getirmek daha da kırıcı olacaktı. O yüzden "af edersiniz" de diyemedim. Hatırladıkça utanırım. Umarım o gençler için, sözüne kırılacak kadar önemli biri değilimdir. Tek umudum bu. 

Blogcum ya, sır kalmadı döktüm sana. Allah sonumuzu hayır etsin :)
Yarın görüşürüz, Selametle... 


 

28 Eki 2021

28.10.2021


Selamlar
Günün konusu ünlü bir aşkınız var mı?

Konunun, bir kaç açıdan sorgulanmaya ihtiyacı var bence. "Aşk nedir," diye sormalı onca. Ona cevabımızı iyi kötü verdik, iki gün öncesinde. Peki "ünlü kimdir", " neye göre kime göre ünlüdür" bunlar üzerine konuşulası konular. Sorudan maksat, popüler kültürün, bize lanse ettiği isimler üzerinden konuşacaksak, işim çok zor. Tepkim, öğretmenim sorular çalışmadığım yerden geldi olur :)) Popüler olan şeyler genelde benim ilgi alanıma girdiklerinde çoktan modaları geçmiş oluyor çünkü. Bu anlamda ünlü tanıdığım yok ki aşkım olsun. :)) 

Soruyu revize edip, hayran olduğunuz ünlüler kimdir, şekline dönüştürürsek, söyleyecek bir kaç isim bulabilirim. Nazan Bekiroğlu, kadına aşk derecesinde hayranım. Hayranlığım tanıştıktan sonra iki kat daha arttı. İskender Pala'nın yazı diline hayranım. Sezen Aksu ve Nilüferi, her daim büyük keyifle dinlerim. Türkan Şoray, çok büyük hayranım kadına. Malum benim akran grubunun zevkleri işte :))) 
 
Yarın görüşürüz efendim, selametle
 

27 Eki 2021

27.10.2021


Selamlar 
Ay bitiyor şaka gibi. Günün konusu, en yakın arkadaşım....

Benim en yakın arkadaşım, uzun zamandır. Nimetciğim. 2009 da tanıştık. Benim görevlendirme gittiğim okulun, Edebiyat öğretmeniydi. Bir yıl sonra, benim okuluma tayini çıktı Nimet'in. Ortak paydamız çok olunca, ahbaplığın ilerlemesi zor olmadı. 2009 dan bu yana, yükselen bir grafikle hep birbirimize çekildik :)) 

Nimet'i anlatan en güzel tabir şu olur sanırım. Nimet tertemiz bir insandır. Güvenilir, düşersen elinden tutar, mutluluğunu da, acını da paylaşabileceğin insanlardandır. Kendiyle ve hayatla barışık bir insandır. O nedenle çözüm odaklıdır. Onca zaman bir kere bile sorunun tarafı olduğunu görmedim, hep çözüm üretir, yada çözümün yanındadır. 

Etrafındaki herkesin özel anlarını bilir. Asla es geçmez o özel anları. Nimet etraftaysa, kendinizi güvende hissedebilirsiniz. Pek çok sorumluluk yüklenmiştir, hepsini hakkıyla yerine getirir. 

Ben bir polis eşi olarak, pek çok dostluğumu geride bırakmak zorunda kaldım malesef. Tayin çıkınca araya önce mecburi ayrılıklar sonrada mesafeler girdi dostluklarımla. Ortak paylaşım azalınca, ister istemez sohbet konunuzda kalmıyor. Öyle olunca sağlıklı iletişim devam edemiyor. Karacaoğlan diyor ya;
"Çağır Karacaoğlan, çağır
Taş düştüğü yerde ağır
Yiğit sevdiğinden soğur,
Sarılmaya, sarılmaya"
 İşte eski ve güzel dostluklar gurbete yenik düşebiliyor. Nimet, son durakta karşıma çıktığı için kendimi şanslı sayıyorum. Onu kaybetme riskim çok düşük. Bu beni mutlu ediyor.

 Ayrıca, ben ilk defa Nimet'le hissettiğim bir duyguyu da paylaşayım sizinle. Nimet'le tanışana kadar, grupların arasında iletişim kuran, organizasyonlar yapan bendim. Yani gruplar ayakta kalıyorsa, işler yürüyorsa bu benim enerjimle oluyordu. Nimet benim üstümden bu misyonu aldı, omuzlarım rahatladı onunla tanışınca, bir şeyleri çok fazla düşünmemeye, öyle mi olur böyle mi olur diye kafa yormaya gerek kalmadı. Nimet bu işi hem de hakkıyla yaptığı için :) Bu bazen beni zihinsel tembelliğe sürüklüyor ama yarattığı konfor alanı müthiş :)) 

Cancağızım, hep benimle ol, birlikte mutlu ve sağlıklı yaşlanalım inşallah.
Selametle...


 

26 Eki 2021

26.10.2021


 Selamlar 
Konu ağır olunca, günün sonunu buldu müsait olup yazmam. Bugün aşk hakkında yazacağız. Hadi Bismillah.

Aşk, malesef elbirliği ile içini boşalttığımız bir kavram. Ama altını çöpe atsa sahibi, altın değerini kaybeder mi.... Onu çöpe atanın nasibine, aptallık, ahmaklık düşmüştür. Aşk ve kavramın içini boşaltan bizlerin arasındaki ilişki de böyle. O hala çok kıymetli, onun kadrini bilmeyen bizim nasibimize düşen ise ahmaklık...

Aşkın aslı, ilahi aşktır. Önce yaradanın kuluna duyduğu aşk, bu aşkı fark edip, kulun yaradanına duyduğu aşk. Gerçek olan aşk işte bu. Kulun kula beslediği aşk ise bu gerçek aşkın mecazıdır. Platon'un mağara benzetmesine olduğu gibi, gerçeğin bir gölgesidir.

Peki mecaz diye kıymetsiz midir? Haşa, elbette kıymetsiz değildir. Fakat tıpkı duyular evrenini bilgisi gibi, bozulmaya, yanılmaya hatta hırpalanmaya mahkumdur malesef. Ondan sebep, aşk dünyamızda birazda ızdıraptır. Aşk acısı diye bir kavram üretmişizdir mesela. 

Benim en garipsediğim sorulardan biri de " aşık oldun mu" sorusudur. Garipserim; çünkü, olmak fiilinde iyi kötü bir bilinç hali vardır. Bir seçimden söz ederiz. Aşk, bence bilinçli, bir tercih değildir. Kişi aşık olmaz, aşka düşer bence. Bilinçli tercihlerde mantık devrededir ama aşk mantığın devre dışı kaldığı bir alana tekabül eder. 

Aşkın tensel bir boyutu elbette vardır. yetişkin insanlarız, bunu yadsıyacak değiliz ama iki insan arasındaki bu tertemiz duyguyu, sadece tensel manada okumak ve beklentiyi bu noktada sabitlemek, işte baştaki metafora dönecek olursak, altını çöpe atan ahmaklar işte onlardır. Zannımca oradaki baskın duygu aşk değil, sahip olma dürtüsüdür. Ve nefsi her arzu, tatmin edildikten sonra cazibesini yitirir. 

İnsan nasibinde varsa düşüyor aşka. 
Yarın görüşmek üzere, selametle....

25 Eki 2021

25.10.2021.


Sevgili torunum; 
Ben bu mektubu yazdığımda annen, henüz üniversite üçüncü sınıf öğrencisi. Bu mektubu yazdığımı da bilmiyor. Belki ona hiç söylemeyeceğim. Benden sonra blogum aklına gelip baktığında karşısınıza çıksın diye yazıyorum. :) 

Dedem; evlat sermaye ise, torun kârdır, derdi:)  Anneannemin, babaannemin ve dedemin bizlere olan sevgisi bana ışık oluyor. Şu an yaşamadığım bir duygu için heyecan hissetmeme ve muhabbet duymama neden oluyor. Bu nedenle onlara çok teşekkür ediyorum. 

Evlatcığım, sen geldiğinde hala hayatta ve sağlıklı olmayı diliyorum kendi adıma. Doğumuna şahitlik etmeyi, bakımında annene yardım etmeyi hayal ediyorum. Seninle sinemaya gidebilmeyi, seninle bir cafede oturup, sohbet edebilmeyi diliyorum. Okuduğumuz kitaplar hakkında konuşabilmeyi...

İnşallah tarih okumalarını seven bir genç olursun. Edebi metinler beni heyecanlandırdığı kadar seni de heyecanlandırır. Umarım öğrenmekten ve öğretmekten zevk alırsın. Bana yeni gelişmeleri anlatmak seni mutlu eder, inşallah. çünkü ben dinlemekten büyük zevk duyacağımdır.  

Umarım aramızda güvene ve sevgiye dayanan bir ilişki yaşanır. Öyle olmadığını varsayalım, ergenlik, zamanın etkileri aramıza mesafeler koydu diyelim... Şunu bilmeni istiyorum şimdiden, her şart ve durumda sen benim için dünyanın en özel insanı olmaya devam edeceksin. 
Kuzumun kuzusu, senin günün birinde olma ihtimalini bile çok seven bir anneannen var, bunu sakın unutma. 
Muhabbetle....