Pages

24 Eki 2010

dört güzeller

iyi akşamlar arkadaşlar;
uzun süredir okuduğum kitapları sizinle paylaşmadığımı farkedince, daha bir kaç dakika önce bitirdiğim kitabımı sizinle paylaşmaya karar verdim. iskender pala benim her halükarda tercih edeceğim bir yazar pek çok kitabını okudum. dört güzeller de diğer kitapları gibi tadı damağımda kalan bir lezzetle bitti. kitapta dört element ( toprak,hava. su ve ateş) üzerine yazdığı denemeler var. hepside birbirinden zevkli denemeler.
özellikle denemeleri enfes şiirlerle donattığını söylememe bile gerek yok. hala iskender pala okumadıysanız şiddetle tavsiye olunur. ben yarın son kitabı olan şah ve sultana başlayacağım. yavuz sultan selim ve şah ismail in anlatıldığı bir kitap bitince onuda sizinle paylaşırım. herkese iyi akşamlar ve iyi bir hafta diliyorum.

11 Eki 2010

çorap ve hikaye


iyi akşamlar arkadaşlar,
uzun süredir hayıflandığım bir konu var. nerdeyse her türlü örgüyü yapmama rağmen çorap öremiyorum. çünkü 5 şişle örgü örme deneyimlerim hep hüsranla sonuçlandı. bu hafta sonu okuldan arkadaşlarla günümüz vardı. orda rehberlik öğretmenimiz sare hanım "kendisine bu çorabı bana öğrettiği için minnetarım" 2 şişle çorap örüyordu. tabi hemen atladım. nihayet bende çorap örebildim. hatta o kadar mutlu oldum ki çorabın diğer tekini örmeden hemen sizle paylaştım umarım sizde beğenirsiniz.
bu arada çorabı denemek için ayağıma giydiğimde eskiden annemin anlattığı bir hikaye geldi aklıma bugün bolca yazasım var size onuda anlatayım bari;
eskiden özellikle köylerde yün çorap örülür. beyler o çorapları dizlerine kadar çekerlermiş. bazen eski türk filmlerinde bu görüntülere sizde rastlamışsınızdır. kadının biri oldukça beceriksiz ve uyuşuk biriymiş. eline aldığı işler 6 aydan önce bitmezmiş. eşine ördüğü çorapta öyle olmuş
6 ayda çorabın yalnızca tekini örebilmiş. adam ne yapsın çorap olmayan ayağını altına alıp çoraplı ayağını uzatarak oturur olmuş. bunu gören kadın:
"herif, sen merak etme kara canım sağ olursa 6 ay sonrada öteki ayağını uzatırsın "demiş.
ama korkmayın benim çorabın teki o kadar beklemez:))
herkese iyi akşamlar

10 Eki 2010

artan ipler kazak oldu.

herkese günaydın;
bu sabah size yürek çarpıntıları ile ördüğüm bu kazakla günaydın demek istedim. şimdi ne var bu kazakta bu kadar heyecanlanacak diyeceksiniz. yünlerimi koyduğum dolabı düzenlerken aynı tonda ve kalınlıkta siyah ipler buldum. bunlardan şühedaya bir kazak çıkar düşüncesiyle başladım. model klasik herkesin yaptığı iki kes bir dola şeklinde yapılan bir model. daha arkasını örmeye yeni başlamıştım ip sinyal vermeye başladı. yetti mi yetecek mi diye bir heyecanla yaptım. çünkü ipin markası falan belli değil. nerden aldığımı bile hatırlamıyorum. sivastan mı tatvandan mı kayseriden mi hiç bilmiyorum. yetmese söküp başka bir şey yapmak zorunda kalacaktım. neyse ki şükür yetti. ben gerçi kollarını daha uzun hayal etmiştim en azından dirseğe kadar gelsin istiyordum. ama buna şükür dimi.
herkese keyifli bir pazar diliyorum. iyi günler.

5 Eki 2010

boyunluk

şüheda ve ben bu işi sevdik artık bulduğumuz her iple bu boyunluktan yaparız :))

birileri anlatsın boyunluğu


merhaba arkadaşlar
geçen gün kitap ayracı yaptığım çiçekler bugün şık bir boyunluk olarak karşınızda fikir yine birileri anlatsın bloğundaki arkadaşıma ait yapım aşamaları detaylı olarak anlatılmış. bizdeki tek fark düğme yerine zincirlerle bir düğüm yapıp bağladık. tekrer yüce gönüllüğü için kendisine teşekkür ederim

29 Eyl 2010

sevdiğim bir hikaye....

derdi olan neylesin!


yavuz sultan selim hazretleri mısırı fethettiği zaman bir süre burada kalıp işleri bir düzene koymayı planlar. bu sürede çadırda kalır. çadırın işlerini yapan, yemekleri pişiren mısırlı cariye bir kız vardır. sultanı görür görmez aşık olur. fakat olacak iş vardır olmayacak iş vardır. bu ise tamda olmayacak bir iştir. bir yanda cihan padişahı yavuz sultan selim, diğer yanda cariye bir kız. ama gönül ferman dinlemez ve kız bir gün bütün cesaretini toplayıp sultana bir pusula yazar ve yatağın üzerine bırakır. pusulada sadece üç kelime vardır.
derdi olan neylesin!
padişah akşam çadıra gelir, pusulayı bulur. yazanı da tahmin eder tabi pusulanın arkasına cevabını yazar;
derdi neyse söylesin.!
sabah çadıra gelen cariye hem merak hem heyecan içinde yazdığı pusulayı alır. padişahın cevabı onu cesaretlendirir. bir not daha yazar.
korkuyorsa neylesin!
sultan akşam pusulayı okur ve arkasına şunu yazar.
hiç korkmasın söylesin!
sabah cevabı okuyan kızın kalbine cesaret gelmiştir. akşam temizliği bitirdiği halde gitmez sultanı bekler. akşam çadıra gelen yavuz, cariye kızı kendisini beklerken bulur.
kız saygıda kusur etmeden ayağa kalkar; titreyen ellerini saklamak için göğsünde kavuşturup selam verir.
yavuz selim ; buyurunuz sizi dinliyorum ; deyince cariye heyecandan titreyen ellerini saklamaya çalışır , yüzü kıpkırmızı olmuş, kalbi yerinden fırlayacak gibi atmakta iken
efendim... der. cariyeniz;
cümlesini tamamlamadan allah deyip yere yığılır ve oracıkda kalbi durur.
cihan padişahı bu temiz aşk karşısında gözyaşlarını tutamaz ve etrafındakilere
gerçek aşkı bu kızdan öğrenin der.
zira aşık maşukunun yolunda olur veya o yolda ölür.

yelek bitti:))


günlerdir küçücük bir yelekle uğraştım durdum ama nihayet bitti. herkese iyi akşamlar diliyorum