Pages

14 Haz 2022

Okul Gezisi Bir Başka Vol 2


Selamlar 
Gezinin ikinci ayağı için İstanbul'a erken varmamız gerekiyordu. Topkapı Sarayındaki yetkililer ancak saat 11.00 gibi yetişebilirsek öğrencileri ücretsiz gezdirebileceğimizi söyledi. Sonuçta küçük öğrenci bütçeleri ile yapılan bir gezi olduğu için böyle ayrıntılar önemli hale geliyor. 
Sabah erkenden uyanıp, Tekirdağ Öğretmenevinde kahvaltımızı ettik ve yola revan olduk.


İstanbul ayağı benim için başka bir heyecan sebebiydi. En son sömestr tatilinde gördüğüm ve çok özlediğim kızımı görme şansına kavuştum. Sümeyye kızla beraber erkenden Topkapı Sarayının önüne gidip bizi beklemeye başlamıştı. Yol boyu telefonla irtibatta kaldık ve sonunda çocuğuma sarılabildim. 


Daha önce arkadaşıyla gezdiği için bana rehberlik etti. Kutsal emanetleri salavatlar eşliğinde ziyaret ettik. Kutsal emanetlerin sergilendiği salona girmek için beklediğimizde, yaşadığım duygu durumu sizinle paylaşmasam olmaz. Sıranın sonlarındayken her şey çok normaldi. O çinilerle kaplı kapıya yaklaştıkça beni saran heyecan dalgasını açıkçası hiç beklemiyordum. Şu an bu satırları yazarken bile o heyecanı yeniden yaşamaya başladım. Doğal olarak kapıya yaklaşmaya başlayınca salavat getirmeye başladım ve kalbimin ritmi artmaya başladı. Dizlerimde ki titreme ve kalbimin yükselen ritmi sesime yansıdı. Ben böyle hallerin riya olarak algılanmasından çok korkan biriyim. Cezbe anlarında kendimi baskılarım ama hiçbir baskının kâr etmediği bir heyecan dalgasıydı o. Rabbim ravzasını da ziyaret etmeyi nasip etsin. Ama ona ait bir parçanın önünde olduğunu bilmenin duygusu çok başkaymış. Allah ecdattan razı olsun, içerde sürekli okunana Kuran-ı Kerim insanı rahatlatıyor. Yoksa o heyecan insanı alıp götürecek. 


Sarayın içindeki köşkleri gezerken hissettiğim şey, ecdat öyle çok konforlu oturma alanlarının derdine düşmemiş. Şimdi çok rahat bir şekilde balkonlarımıza odalarımıza yaptıracağımız basit sedir minder düzeni. Öyle saraylara layık bir koltuk takımlarından söz edemiyoruz. :))  Oturunca gözlerinize hitap eden bir yandan her türlü abartıdan uzak, öte yandan çok şık tavan ve duvar süslemeleri. Bugün herhangi bir yerli Kayserili ailenin evine gidin bundan çok çok daha fazla şatafat bulursunuz. 
Ecdat oturduğu mekana hem güç ve kudretini gösteren bir doku aynı zamanda da sadelik katmayı başarmış bence. Böyle oturma köşeleri sıklıkla kullanılmış. Özellikle hanımların bahçe sefası için düşünülmüş bölmelerde böyle oturma alanları var. 


Bu geziyi özel kılan şeylerden birisi de Ayasofya'nın camiye çevrilmesinden sonraki ilk ziyaretimiz olması. 
Topkapı Sarayı ziyareti sırasında grubu serbest bırakmıştık zaten. Ben kızlarımla takılıyordum. Öğle namazı yaklaşmaya başlayınca arkadaşlara Ayasofya'ya geçeceğimi söyledim. Onları orada beklerim diye düşündüm. Bilet olmadan giriyor olmanın sevinci dünyalara bedel. Lavobalarında abdest almak için girdim. Maşallah Ümmet-i Muhammed doldurmuştu. Uzak doğudan, Ortadoğudan ( bu tabirden nefret ediyorum ama malesef oturmuş durumda) hanımlarla öğle namazı için abdest aldım. 
Burada başka bir şeye parantez açacağım. Malumunuz benim bir tane kızım var. başka çocuğum yok. Onun abdesti olunca gelme sen, içerisi yeterince kalabalık dedim. Elimdeki eşyaları ona ve arkadaşına verip içeri geçtim. Ama benim dünya tatlısı kızım annem tek başına ayaklarını yıkarken zorlanır diye düşünmüş ve çıktı geldi. Çoraplarımı giyerken, ayakkabılarımı giyip çıkarırken bana yardımcı oldu. İçimde nasıl güzel duygular uyandı anlatamam. Ben gerek yok dediğim halde düşünüyor ve içeri gelip benim hayatıma konfor getiriyor. Çok şükür elde ayakta değilim. o gelmese de ben o işleri yapabilecek güçteyim ama evlatcığım annem rahat etsin diye düşünüp bana destek olmaya geliyor. Ne hissettiğimi ancak çocuğu büyümüş ve onun hayatını kolaylaştıran bir anne anlayabilir. Namazda bana böyle bir evlat verdiği için yeniden şükrümü sundum Yaradanıma.


Grup öğle namazına yetişemeyince önce Gülhane Parkına uğramaya karar vermiş. Normalde çok severim Gülhane Parkını ama Ayasofya'da oturmayı tercih ettim. Kaç nesil bunu bekledi, özlemi ile göçtü bu dünyadan. Onların yerine de oturayım dedim. Bir köşeye çekilip kızlarla sohbet ettik. 


Sultan Ahmet Camisinde restorasyon devam ediyor. O nedenle sadece meydanda dolaştık, camiye girmedik. Grubumuz maşallah, çok tatlı. Ayasofya manzaralı bir fotomuz olsun dedik. :)) 


Tekne turu için vakit henüz çok erkendi. Çocuklar da acıktı. Sultan Ahmet Meydanından yürüyerek Eminönü'ne doğru harekete geçtik. Yol üstünde bir KFC'de karnımızı doyuracaktık. Dükkan küçük biz kalabalık olunca yemeğini kaldırım üstü cadde manzaralı yemek zorunda kalanlarımız oldu :) 



Yemek yedikten sonra, tekne turu için vakit hala çok erkendi. Fakat gruptan ciddi yorulanlar vardı. Bir kısmı gelmişken Galata Kulesine de çıkalım dedi. Diğer kısmı adım atacak halim kalmadı dedi. Grup ikiye bölündü. Ben tabi grubun en yaşlısı olarak çıkmasam ayıp ederdim :) 
Şüheda'nın anne çıkalım ısrarına dayanamadım. O meşhur yokuşu tırmandık. 


Yüzümden ne kadar belli oluyor bilmem ama o kadar güneş kreminin bana mısın demediği üç ton kararmış ve yorgun, fakat gençlerden geri kalmayıp Galata Kulesine tırmanmış birinin zafer edası var :))) 


İkindiden sonra tekne turuna sıra gelmişti. Hava biraz serinledi rahatladık. Denizin de kendine has esintisi olur zaten. Çok keyifli ve bir buçuk saat sürdü tekne turumuz. 


Gençler müzik eşliğinde oyandı coştu. Yine evlatcığımdan söz edeceğim. Hem Sümeyye hem Şüheda grupla çok güzel uyum sağladılar. Öğrencilerimizle, öğretmen arkadaşlarla kırk yıldır beraber gibi asla aykırı durmadan. Çok gurur verici şeyler bunlar. Sosyal becerisi yüksek insanlar günümüzde azalıyor malesef. 


Artık gelenekselleşen toplu fotoğrafımızı çekinmesek olmazdı. 
Tekne turunun sonuna yaklaştığımızda içimde bir hüzün oluştu. Şüheda ile ayrılık vakitleri yaklaşıyordu. Nedendir bilinmez, Şüheda Kayseri'den giderken değil ama onu İstanbul'da bıraktığım her seferinde ağlıyorum.
Müdür Beyin ince esprisine konu oldu benim bu halim :) Otobüs bizi almaya gelince ben gözyaşlarıma hakim olamadım ve müdür bey patlattı espiriyi; "eskiden kızlar hem ağlarım hem giderim derdi, şimdi anneler de sıra" diye. :))) 


Tur şirketi, tekne turunu vaadettiği saatten daha önce yapınca özür mahiyetinde Çamlıca tepesine çıkardı grubu. Maşallah çok güzel bir şehir İstanbul. Hani bir türkü var ya "Dersim'i hak saklasın, bir yarim var içinde" diye. İstanbul'u ne zaman görsem hatta televizyonda bile görsem duam odur. İstanbul'u Hak saklasın, en sevdiğim var içinde. :) 


Artık dönüş yoluna geçtik. Pazar sabahı çok şükür sağ salim ulaştık evlerimize. 
Bu arada Sosyal Bilimler Lisesine kadroyla geçme konusunda güzel gelişmeler oluyor. Henüz netleşmiş bir durum yok ama iyi haberlerini alıyoruz. Benim için ve okul için iyi olacaksa Rabbim nasip etsin. 
Bu ara sene sonu evrakları epey vaktimi alıyor. Frida battaniye için düz motiflerin açıklaması çok gecikti ama en kısa zamanda onunla ilgili bir post hazırlayacağım, söz veriyorum. 
Selametle...



 

9 Haz 2022

Okul Gezisi Bir Başka...

Selamlar

Ne hengameli bir haftaydı, geçen hafta. Üstünden bir hafta geçtikten sonra yeni yeni dinlenebiliyorum. Vanilya Hanım'ın kaybolduğundan bahsetmiştim hatırlarsanız. Geçen hafta çarşamba günü sabah 9.30 ile gece 02.30 arasında umutla başlayıp, korku ile devam edip, şükür ki sevinçle noktalanan bir zaman dilimi geçirdim. 

O karmaşık duyguları daha sindiremeden uzun bir yolculuğa start vermek durumundaydım. Sosyal Bilimler Lisesindeki öğrencilerimle Çanakkale, Tekirdağ ve İstanbul'dan oluşan gezi planımıza perşembe günü başladık. 

Sosyal Bilimler Lisesi, her açıdan takdîre şayan bir okul. Oturmuş bir kurum kültürleri var. Yatakhanesi olana bir okul olduğu için hemşiresi de var. Gezi ekibini; memurundan, hemşiresine, idarecilerine varana kadar herkes uğurlamak için çıkmıştı. Güzel ve motivasyonu yüksek bir başlangıç yaptık. 

Uzun ve keyifli bir yolculuktu. Öğrencilere gereken uyarılar yapıldıktan sonra, eğlence faslına geçtik tabi. Milli eğlence şarkımız; "erik dalı gevrektir" çalmaya başlayınca gençler Güven Hoca'yı piste davet etti. hahahahah. Bende bu arada kameramanlık yapayım dedim. Çektiğim kısa videoyu gezi grubuna gönderdim doğal olarak. Güven Hoca beni öğrenci Zeynep'le karıştırınca eğlence başladı. Videoyu alıntı yapıp, beni sözlü notu ile tehdit etti :)))) O farkında bile değil ama biz Sevtap Hocayla gülmekten kendimize gelemiyoruz. En son yanımıza doğru gelince, "Hocam bana sözlü notu kaç vereceksin. Düşük vermeyin hocam. Lisede Coğrafyam iyiydi" deyince, yazık adam şok oldu. O özür diliyor, biz gülmeye devam ediyoruz.  Son tahlilde benim sözlü notu geziye damgasını vurdu. Güven Hoca söz verdi 100 girecek notumu. :))))  

Son milli gurularımızdan "Çanakkale 1915" köprüsünün dibinden geçip, feribota bindik. Bizimkisi keyfe keder bir tercih. Yoksa köprü gerçekten çok güzel olmuş. İnsan gurur duyuyor. Allah devlete daha çok versin. 


Martıların çubuk kraker mesaisi :))) 


Çanakkale'ye her ziyaret çok duygu yüklü oluyor. Tabyaların savaştaki önemi. Seyit Onbaşının İngiliz'i darmadağın ettiği o meşhur top.... Çocukların çok dikkatini çekti. 


Seyit Onbaşı'nın sahip olduğu sorumluluk ahlakı, bu milletin çocuklarına sadece 18 Mart'lar da değil, her derste her fırsatta anlatılmalı diye düşünüyorum. Yanılıp, şaşıp "bu ülkede yaşanmaz" deme gafletine düşen herkese verdiğim örnektir. 
Bu insanların da dünya kaygıları vardı. Eşleri, sevdikleri, çocukları, ödemeleri gereken borçları, almayı hayal ettikleri.... Sonuçta dünya, her devirde başka şekilde oyalıyor insanı. Kimse bu kaygılardan azâde değil. 
Tüm bunları bir kenara bırakıp, vatan savunmasında hem de önünü ardını pek hesap etmeden, üstüne bir vazife düştüğünde, tereddütsüz yerine getiren bir nesil. Sonuçta ne kadar babayiğit olursanız olun, 200 küsür kilonun altına girmenin vücudunuza vereceği hasarlar vardır. Bunları hiç düşünmeden harekete geçen insanların torunları "bu ülkede yaşanmaz" diyemez. 


Bu arada rehberimizden söz etmeliyim. Emekli bir askerdi. Hitabet gücü de olan bir arkadaştı. Çocuklar açısından çok etkileyici oldu. İşini iyi yapan insanlar hep var olsun. 



Abidenin içindeki bayrakla poz vermek adına, kendimizi feda etmiş olabiliriz azıcık. :)) 


57. alay anıtı ve şehitliği. 
Ruhları şâd, mekanları cennet olsun. 


İtiraf ediyorum, bu geziyi göze alma sebebim bu fotoğraftır. :) 
Çanakkale'den sonra geceyi Tekirdağ Polisevi'nde geçirecektik. Bende sevgili grubumun Trakya ayağı, Özge ve Fatma'yı görme şansına sahip olacaktım. Malun, Kayseri nireeee Çorlu nireeee. Hayatta göremem kızları diye düşünüyordum. Ama Rabbim isterse hem sular hem yollar büklüm büklüm buruluyormuş.
Ben Tekirdağ'a gelince Fatma ve Özge'de Çorlu'dan geldiler. Birlikte kısa da olsa sohbet etme, kucaklaşma şansı bulduk. Bir fincan kahveye ömürlük hatırlar yükleyip buruk ama mutlu bir şekilde ayrıldık. 


Sinir sıkışması geçmiş değil. Hala ellerimde parmaklarım da uyuşmalar var. Ama son  dakika da aşka gelip, peacock tail bag, örmeye karar verdim. Kendime karşı bir meydan okumaydı. Başarılı bir şekilde sonuçlandı. Çantanın kulpuna biraz acele karar vermiştim. Buradaki kullanımdan pek memnun kalmadım. Bugün yeni kulplar aldım, değiştireceğim. Ama uzun süredir yapmak istediğim bir işi daha bitirmiş olmanın iç huzurunu yaşıyorum. 

Gezinin İstanbul ayağında kızım da bize eşlik etti. O da bir sonraki postun konusu olsun. Şimdilik selametle...

 

2 Haz 2022

İlginçli Günler


 Selamlar
Bu ara bu minnoş hayatımın gündemini oluşturuyor. 
29 Mayıs doğum günüydü. 1 yaşına girdi. Bunun sevincini yaşıyorken dün bana hayatımın en zor günlerinden birini yaşattı.


Boynundaki aksesuarda bir zil vardı normalde. İki gün önce oynarken çıkardı zili. Kediler avcı hayvanlar sonuçta. Hareketleri çok yumuşak ve sinsice olabiliyor. Çarşamba günü okula hazırlanıyordum. Örtümü yaparken kapının karşısında dresuarın altına giriyordu. Eşim de beni uğurlamak için kapıdaydı. İkimizin arasından sızıp kapının önündeki ayakkabıllığa girmiş. 


Eşimde fark etmeden kapıyı kapatmış doğal olarak. İlk dersin yarısında eşim aradi Vanilya evde yok diye 😢 
Canım evdedir dedim ama içim huzursuz oldu. Arada iki saat dersim boştu. Eve gittim. Ben evde eşim dışarıda iki koldan aradık ama yok. 😢


Dersim başladı okula gittim ama aklım fikrim hayvanda. Akşamı zor ettim. Eve geldim yine yok. 
Binanın sosyal medya gruplarına bilgi verdim. Fotoğraf paylaştım ama yok. 😢 


Evin önüne mamasını koydum. Girip.çıkıp bakıyorum. Kuzucum evin dışında ne yapar. Merdiven boşluklarından düştü mü.  Milyon kere bodruma gönderdim eşimi sanırım. O korku anlatılmaz. 
Başlarda kendimi sakin tutmayı başardım ama zaman geçtikçe enerjim çekildi. Kendimi tutamayıp ağlamaya başladım. Eşim beni teselli etmeye çalışıyor. Ağladıkça enerjim çekildi. Başım ağrımaya başladı. Kolay kolay ağrı kesici içmem 3 tane içmişim ara ara.
Artık kafamı tutamaz noktaya geldim, ilaçların etkisiyle. Dünyanın en zor seyuydi o yataga girmek. Sızmışım. Gece 2.30 kolumun uyuşması ile açtım gözümü. Koşa koşa kapıya gittim bir umut. Ne göreyim mamasını yemiş, azalmış tabak.  Yaşıyor, evin önüne gelmiş. 🥰 
Eşimi uyandırdım. Kattaki komşumun evinin önündeki dolaba sığınmış. Korkmuş. Beyaz kızım kirlenmiş. Sokak kokmuş. 😢 Ama canı sağ  
Yaşadığım mutluluğu sevinci anlatamam. Allah kimseyi sevdiklerinin kaybı ile sınamasın. 
Bu badireyi sağlıkla atlatmanın rahatlığı ile önceden planlanan okul gezisine katilabildim. Şu an yoldayım. Çanakkale- İstanbul gezisindeyim. 


Yazarım yine yollardan.
Selametle.

24 May 2022

Bitirdim....


Selamlar
Aslında epey oldu bitireli ama hemen başlayan yazılı hazırlama temposu, üstüne nükseden sinir sıkışması yazıyı biraz geciktirdi. 
Benim bileklerimde sinir sıkışması var malesef. Yaşayanlar bilir, sorun bilektedir ama bu bütün kolu ve eli etkiler. Uyuşmalar, güç kayıpları vs. vs. Günlük hayatın ritminde devam edince çok rahatsız etmiyor ama böyle büyük işler sırasında olağandan daha fazla bilekleri çalıştırınca, kaçınılmaz oluyor.


Duyar gibiyim; "sızlanmaya mi geldin, hadi evi gezdir" diyorsunuz, değil mi :) 
Hadi başlayalım. Salondaki bu duvar, geçen sene bizi korkutmuştu. Misafirim vardı, sofradaydık ve büyük bir gürültü ile kolonun altındaki duvarın sıvası çatladı. Duvar bir sıra halinde kırıldı. Büyük korku yaşadık tabi. İnşaat firması, belediye yetkilileri, tanıdığım inşaat mühendisi arkadaşlar korkulacak bir şey olamadığını, taşıyıcı kolonlarla ilgili bir sorun olmadığını söylediler. 
Duvar örülürken, üstüne sıva yapmadan önce duvarın iyice kurumasını beklemek gerekiyormuş. O süre beklenmeyince, zaman içinde böyle duvar hasarlarına neden olabiliyormuş. Bizde 6 yıl sonra beklenmeyen bir zamanda yaşandı. 
Bu duvarda, duvar kağıdı olunca çatlağı tutmuştu ama kötü bir görüntüsü vardı. Normalde evin boyası çok kirli değildi ama duvardaki bu hasar boya işini erkene almamıza neden oldu.


Çıta çalışması yapılmış duvarlar hep dikkatimi çekiyordu. Evde tadilat kaçınılmaz olunca, kağıt yerine çıta çalışması yapmaya karar verdik. Pinterest bir derya. Günlerce bu konuyla ilgili görselleri taradım ama sanırım bu konuda size ilhamı yaşadığınız alan veriyor. Salondaki ters tavanda bize ilham verdi ve kendi şablonumuzu oluşturduk.
Kaplumbağa terbiyecisi, Şüheda'nın yıllar öce yaptığı bir puzzel çalışması. Yerine çok yakıştı. Bu duvar için başka hayallerim var mı, şu an emin değilim. Belki ilerde dikdörtgen çıtaların içine bir şey düşünürüm ama şu an için yeterli görünüyor gözüme. Sizin fikirleriniz olursa yazın lütfen. :)


Oturma odası ile ilgili şablon, kızımın tercihi. Bu çıtaların arasına tablo arayışındayım. İçime sinen bir şey olmadan harekete geçmek istemiyorum. Hem odanın bütünlüğü içinde çıtaların hareketliliği yetiyor. O yüzden acelem yok. 
Belki el emeği bir şeyler yaparım. Dedri Uys'ın örgüden mandala çalışması yaptığı tasarımı vardı. Şu an aklıma geldi. Onu deneyebilirim. :))) 


Normalde yatak odası ile ilgili bir planımız yoktu. Usta ile konuştuğumuzda salondaki eşyaların yer değişikliğini düşünmemiştim. Konsolun üstünde, duvarda monteli bir televizyon vardı ve biz o duvar için de çıta çalışması hayal etmiştik. hem eşyaların yerini değiştirince hem de iki duvarda birden çıta çalışması çok yorucu ve yoğun olacağına karar verince, yatak odası hiç yoktan gündeme geldi. Fena da olmadı sanki :)) 


Madem ki evde köklü değişiklikler oluyor örtüler neden değişmesin değil mi :) 
Dantel örtüler, böyle kumaş kombinlerle değerlendiriliyor bir süredir. Benim terzi ile kafa kafaya verip, çocukken ördüğüm dantelleri bu şekilde değerlendirmeye karar verdik. 
Bu dantelleri ördüğümde lise birinci sınıftaydım sanırım. Etrafta tüm hatunların ellerinde ya tığ ya şiş. Hiç kimsenin boş zamanını, boşa geçirmediği bir devrin insanıyım ben. Yaz tatili başlamadan önce, çoğu aynı zamanda mahalleden arkadaşımız olan kızlarla, okuyacağımız kitaplar ve yapacağımız elişleri ile ilgili planlar yapardık. tatil bittiğinde hedeflerin ne oranda tuttuğuna dair geri bildirimler verirdik. Bullet journelın atası, hahahahaha.  
Hey gidi zaman...


Dantel muhabbetini bitirmeden, bir de anı taşıyayım buraya.
Karşı komşumuzun kızı Hüsne, biraz yavaş örerdi. Ben hep hızlıyım sanki. Yavaş yürüyenler, yavaş hareket edenler, yavaş iş beni boğuyor oldu bitti. 
Motive olmak için, "hadi yarışalım mı" derdi. Sabah ipleri ölçer, yarışın biteceği yere düğüm atardık :)) 
Ablalık mı yoksa doğuştan mı öğretmenim :)) bilmiyorum, ara ara Hüsne'ye bilerek yenilirdim. Başarma duygusunu tatsın, motivasyonu artsın diye. 
Güzel çocuklardık, vesselam. 



Ayna, bu eve taşındığımızda amcamızın, Şüheda'nın odasına hediyesiydi. Odadaki en avangart ürün olunca, biraz uzaylı gibi kalıyordu :)) 
Girişteki dresuarın üstünün ayna için doğru mekan olduğuna karar verdik. Şimdi Şüheda'nın odasına ayna borcumuz var :)) 


Yazılı sorularını da süreçte hazırlayıp, çoğalttım. Şimdi modum Vanilya Hanım'ın modu :))


Derli toplu, temiz boyalı evin tadını çıkarıyorum. 


İş güç telaşı okuma hızımı düşürdü. Sinir sıkışması nedeniyle elime iki haftadır tığ almıyorum. Bir süre daha örgü öremem diye düşünüyorum. Bileklerimi dinlendirmek açısından ama okumaya hız verme zamanı... 
Selametle....

8 May 2022

Aman Tanrim Dedim !!!



Selamlar 
Hiç bu kadar hızlı karar verip harekete geçmemiştim. Aniden başlayan boya badana aşkına 😊
Gecen sene sonbaharda salon duvarında kırılma olmuştu. Öncesinde Bünyan'da büyük bir deprem olmuştu. 2 hafta sonra hemde misafirimiz varken gözümüzün önünde pat pat pat bir sıra kırıldı. Araştırdık, taşıyıcı kolonlarda bir zarar yoktu. Duvarın sıvaları dökülmüştü. Öncesinde baharda boya yapmaya karar vermiştik. O nedenle duvarı beklettik.


Aslında bizim için uygun zaman yaz tatiliydi ama ustaların yaz gelince insaat işleri arttığı için ev boyasına gelmek istemiyorlarmış. Eşim ufak bir araştırma yaptı ve bir usta ile anlaştık. 


Bizim evde, oda duvarlarının birinde duvar kağıtları vardı. Artık yıpranmaya başladıkları için onları sökerek ise başladık. Sadece Şüheda'nin odasındaki kağıt kaldı. Çünkü kızım seviyor o kağıdı ve henüz yıpranmış da değil. 


Çıta çalışmaları dikkatimi çekiyordu epeydir. Aslında araştırma yaptım şekil konusunda ama sonra kendi özgün çizimimi yaptım. 😊

Önce Ramazan'in ritmi. Ardından bayramın ritmi derken buralardan uzak kaldım. Şimdi de evde tadilat var. Baktım ki her şey yoluna girsin diye beklersem epey olacak. Görün bu karmaşayı, şükrünüz artsın dedim 😄😄



Bizde durum budur velhasılı kelam. Çok civcivli bir anneler günü geçiriyorum özetle. Yüreğinde anne kavramının gerektirdiği merhameti taşıyan kadin erkek fark etmez tüm insanların anneler günü kutlu olsun.
Selametle 
 

11 Nis 2022

Okuduklarım


Selamlar
Aslında Frida Blanket için düz renk motiflerin açıklamasını yapmayı hayal ediyorum son 10 gündür. Fakat henüz kısmet olmuş değil. Bu hafta çözeceğim o sorunu inşallah. Ramazan sürecinde okumayı planladığım kitaplar vardı. İlk ikisine tik atabilirim :) 
İnstagramda takip ettiğim dostlardan birinin profilinde gördüm kitabı. İsmi ve arkadaşın yazdığı açıklamalar dikkatiimi çekti. Ramazan öncesinde de başlamıştım. Ara vermeden devam etmeye karar verdim. 


Okurken gerçek bir yaşam hikayesi olması sizi sarsıyor. Yazar birebir yaşanmışlığın etkisiyle kendisini çok güzel ifade etmiş. 
Hristiyan tarikatlarından biri olana Mormon inancına sahip bir ailede geçiyor hikaye. Fundamentalis inançlar tek başına bir sorunken, ailenin babası ve ağabeylerden birinde bipolar bozukluk var. Ağabey üstüne üstlük şiddet eğilimi olan biri. Kişiliğinin o yönü ortaya çıktığında kontrolsüz bir vahşiye dönüşebiliyor. 
Tara kızımız, hayatını ciddi anlamda kısıtlayan bu inanç ve ruh sağlığı bozuklukları arasında büyümeye çalışan bir küçük yavru. Ağabeylerden biri aklı selim ve kendisini bu sarmaldan kurtarmayı başarıyor. Onun kurtuluşu Tara'ya umut ışığı oluyor ve ergen sayılacak bir yaşta başka bir hayatın umudu doğuyor. 
Tabi ki hiç kolay olmuyor. İnsan ailesi ile başka yönlere savrulunca bunu kabul etmek ve o kabulle yoluna devam etmek hiç kolay değil. 
Çok beğendim. Özellikle anne babaların davranışlarının çocuk dünyasında nelere sebep olduğunu anlamaları açısında önemli diye düşünüyorum. 

"Anneannem bana neler olduğunu anlayan belki de ilk kişiydi. paranoya ve köktendinciliğin hayatımı nasıl oyduğunu, bu ikisinin değer verdiğim insanları nasıl elimden alıp yerine sadece derecelerle sertifikaları - saygınlık havasını- bıraktığını....."

".... o gece onu çağırdım ve cevap vermedi. Beni terk etti. Aynada kaldı. O andan sonra aldığım kararlar, o kızın bana verdireceği kararlar değildi.Değişmiş bir insanın, yeni bir benin tercihleriydi. 
Bu benliğe pek çok isim verebilirsiniz. Dönüşüm. Metamorfoz. Sahtelik. İhanet. 
Ben buna eğitim diyorum."


İkinci kitabımın hikayesi biraz eğlenceli. :)) Meşhur grubumdan Özge'nin doğum günü için sürpriz paketler hazırlamaya karar vermiştik. Gonca pakete koymak için aldığı kitabı unutunca net üzerinden sipariş vermeye karar veriyor. Sonrada neden grupça okumayalım diyor, güzel insan ve hepimize gönderiyor. 
kitabın seçilme motivasyonu da çok güzel. Sadece kapağını beğendiği için alıyor :))) 
Bunca ilginç tevafuk sonucu okuduğum en güzel eleştiri yazılarından biri çıktı. 

"Burası gerçekten meleklere göre değil, dedi Melek. Burası bir savaş, acı ve ölüm dünyası. Öfke insanı ele geçiriyor.... Acının ve öfkenin ne demek olduğunu bile bilmiyordum ama şimdi ellerim kana bulandı. Düştüm. Bu dünyaya gelmek DÜŞMEK demek"

Örgü ile maceram biraz netameli bu ara. Örüp örüp söküyorum, yazarım yine :)) 


Sosyal Bilimler Lisesi için başlatılan kitap toplama kampanyasına sevgili Buket yani Pelin Pembesi katkı vermek istedi. Çok teşekkür ederim arkadaşım. 


Emanet yerine ulaştı. :) 


Ramazanda yaşadığım en büyük sorun reflü. Sahurda yemek yedikten sonra en az 3 saat uyumamam gerekiyor. Aksi halde çok kötü bir gün geçiriyorum. Haliyle uyku düzenim çok değişiyor. Sabah ilk saat dersimin olduğu günler benim en zorlandığım günler oluyor.  Sonrada bedenen değilse bile ruhen Vanilya Hanım gibi dolanıyorum :)) 
Frida motif en yakın zamanda diyelim inşallah.
Selametle 

2 Nis 2022

Hoşgeldin Ramazan

 


Selamlar 
Çok şükür bu senede o kutlu zamana kavuştuk. Ramazan geldi. Bugün ilk sahura kalkacağız. Uzun yıllardır okul zamana denk gelmiyordu malum. Son iki Ramazanı da salgın nedeniyle evlerde online eğitimle geçirince bu sene farklı bir ritmi olacağına inanıyorum. Gerçi evde de erken kalkıp dersimizin başına geçiyorduk ama sonuçta evdeydik. Yanlış anlaşılmasın evdeki zamanları asla özlemedim ama yine de farklı bir ritmi olacaktır bu Ramazanın. 😊


Kayseri'de Ramazan yaklaşınca evlerde bir telaş başlar. Derin donduruculara manti, kete, sarma depolanmaya başlanır. Milletçe yemeyi seviyoruz sanırım.😊 
Biz çok kalabalık bir aile değiliz ve hamur işi ile beslenmeyi çok özel anlara bırakıyoruz. Özellikle de ramazanda beslenmeye daha fazla dikkat etmek lazım. O nedenle ramazan hazırlıklarının o kısmı ile pek ilgilenmiyorum. Benim hazırlığım daha çok eğlenceli süslemeler oluyor.😊 


Madem tığ işi örmek gibi zevklerimiz var. O zaman bu becerimizi kullanayım istedim. Rengarenk bir hazırlık başladı. 


Arada güzel gelişmelere de vesile olmak nasip oldu. Sosyal Bilimler Lisesi kütüphaneyi zenginleştirmek için kendi içinde kampanya başlattı. Arkadaşlarımla bu bilgiyi paylaşınca destek olmak istediler. Peyderpey kitaplar geliyor. Bende yerine ulaştırıyorum.


Bu haftanın kitapları, bu 9 kitaptı. Normalde 25 kitaba ulaştık. 😍 
O değil de ne A ördüm arkadaş 😄😄


En güzeline sona saklamışlar sanki 😊 N örmeye bayıldım.  Ramazanın ilk gününe geldiğimizde durum aşağıdaki gibiydi  😊😍


Yazıyı dün hazırlamaya başlamıştım ama paylaşmak ilk iftardan sonraya kısmetmiş.
Hepimizin Ramazanı mübarek olsun. 
Hayırlara vesile olsun