Pages

27 Ağu 2020

Kontrollü Tatil ( Boraboy Gölü)


Selamlar
Tokat Sulusaray'dan sonra aslında birazda spontane bir şekilde Boraboy gölüne gittik. Planladığımız bir şey değildi. Giden arkadaşlardan duymuştum masalsı bir yer olduğunu fakat gitmemiştik  daha önce. Sulusaray ilçesinden çıkıp gittiğimiz için, normal yolu kullanmadık. Tali yollardan gittik. Yol boyu manzaralar seyirlikti, ama baya tehlikeliydi. Gerçi ben hariç hiç kimse korkmadı. Bir yanı uçurum, tek şerit yollarda gitmek, uzun süredir unuttuğumuz bir şeydi. Bazen çok tedirgin oldum yalan yok ama Boraboy Gölü her türlü gerilimi üstümden aldı. Gün boyu iyi ki vazgeçmedik, iyi ki geldik modundaydık. 


Gitmek nasip olursa, mutlaka kalmanızı öneririm. Günün kalabalığı çekilince, size kalan tabiatla başbaşa kalmak ve muhteşem bir dinginlik. Biz planlı gelmediğimiz için, zar zor bir gecelik birazda tevafuk eseri, bir ev bulabildik. Evler ailenizle rahatlıkla kalabileceğiniz konforda. 2 odalı olanlarıda varmış. Biz onları görmedik. Bizim kaldığımız, tek odalıydı. odada bir ranza ve iki kişilik yatak vardı. küçük bir mutfak wc ve banyo var. Şehir sıkar ve üç dört gün kafa dinleyeyim isterseniz çok doğru bir tercih olur. 


Göl kenarında, yemek yiyebileceğiniz bir işletme var. Fena değildi. Bizimkiler et yemeyi tercih etti. Ben alabalık yedim. Hamsi dışında pek balık kültürü olan biri değilim ama sevdim, lezzetliydi. 

Gün boyu dış çekim için gelen çiftler vardı. İnsanların evleneceğim diye ne kadar çok yorulduklarına bir kere daha şahit oldum. 😁 
Yorgunluktan yüzleri düşmüştü. Yorgunluk ve stres karşısında kadın ve erkeklerin nasıl farklı tepkiler verdiğini gözlediğim bir saha çalışması gibi oldu. Eşimle pek çok kere sohbetlerimizde bunun tartışmasını yaparız. Normalde erkek tarafının güçlü, stres yönetme konusunda daha başarılı olması beklenir. Kadınların daha panik daha nazlı olması beklenir. Ama bu beklentilerin sahada karşılığı, pek öyle değil. Yorgunluk ve stres erkekleri daha çabuk aşağı çekiyor, kadınlar her zaman derleyen toplayan. 
Konunun sosyolojik ve tarihsel derinliğine inecek değilim, belki bilgimde yetmez buna ama sanki bu çağda erkekler kadınların gösterdiği gelişim seviyesini pek yakalayamadı. Duygusal ve sosyal gelişim konusunda biraz geri kaldılar gibi. Bunu feminist duygularla söylemiyorum, sakın yanlış anlaşılmasın. Erkeklerin bu geride kalışları, kadınları acayip yoruyor esasında. Ama onların ne toplumsal imtiyazlarından taviz vermeye ne de gelişmeye pek niyetleri yok gibi. Sorunların pek çoğu bu nedenle çıkıyor sanırım.



Çok yorgun olmama rağmen, sabah erkenden uyandım. Göl ayna gibiydi. İnsan hareketliliği olmadığı için, kuşların göl üzerindeki danslarını seyretmek, seslerini dinlemek terapi gibiydi. 
Kendi çektiğim videoları yüklemeyi başaramıyorum. Büyük ihtimal benim teknik bilgi eksikliğimdendir. O yüzden sizinle doğanın senfonisini malesef paylaşamıyorum. üzgünüm.  Ama bir kaç fotoğraf daha paylaşabilirim. 




Benim için ayrılmak çok zor oldu. Karşılıklı bir çay içip vedalaştık. Umarım güzel günlerde yeniden buluşuruz. Dönüşte, köyün girişinde bir aile köşeye bir kamelya yapmış, gözleme ve çay satıyorlar. Ablanın eline sağlık, hayatımda yediğim en güzel patatesli gözlemeydi. Aklımız kala kala yola düştük. Amasya'nın kıyısından geçip, aşıklar müzesini ziyaret ettik ve yeğen sevmeye Çorum'a vardık. onlarda bir daha ki yazıya inşallah.


Unutmadan, sabah bizi uğurlamaya gelen bu minnoşu paylaşmalıyım. Resmen evin dibine kadar geldi. Kızım aşağıda remini çekerken biz kendisiyle bakışıyorduk. 😊


Aslında örmüyor değilim ama bu ara kollarımda ve elimde uyuşmalar var. Sinir sıkışması biraz çoşmuş durumda. Perde ucu olacak kendileri fakat biraz bekleyecek sanırım. 
Selametle...















24 Ağu 2020

Ye Dua Et Sev

,

Selamlar 

Bizim kontrollü tatilin dönüşüne denk geldi, ye, dua et ve sev. Kitabının çok popüler olduğu zamanlarda, herkes gibi benimde önüme çok çıktı. Ama ben biraz popüler kitaplara karşı ön yargılıyımdır. Almadım o süreçte. Belki filmi de seyretmezdim, Julia oynamasa. Epey bir süre seyretmedim, haberim bile yoktu onun oynadığından. Bu etkinlik sırasında film seçimi yaparken denk geldi. Aldım listeye bende. 

Tasavvuf çevrelerinde sıkça duyduğum bir söz vardır. "Her arayan bulamaz ama bulanlar arayanlardır." Bizim Liz'de aramaya cesaret edenlerden. Aslında pek çok insanın imrenebileceği, yolunda giden bir hayatı vardır. Ama zahiren. Çoğu insan kurulu düzenini değiştirmek konusunda isteksizdir. Gider saçını boyatır ya da kestirir, Yüklü bir alışveriş yapar, eşinin sevmediği bir yemek yapar ( bu benim intikam biçimim 😉), kendini rahatlatır ve yoluna devam eder. Kolay değildir, görünüşte her şey yolundayken, duygusal tatminsizlik yüzünden çekip gitmek. Dünya üzerinde bunu yapacak insan sayısı bir elin parmaklarını geçmez bence. Liz, bunu başarıyor ve evliliğini bitiriyor. Arada duygusal boşluktan sebep yaşadığı ilişki bile dünyada hiçbir şey boşuna değil dedirtiyor insana. Keyifli ve eğlenceli İtalya turundan sonra, arınmak için gittiği kapı, bu delikanlının inandığı Hintli Guru oldu. 😇

İtalya, gitmeyi istediğim iki Avrupa ülkesinden biri. Sevdim İtalya'da geçen zamanı. Gerek görüntüler, gerekse yeme alışkanlığını bu ara kendime benzettim ondan sanırım. 😂 Amerikalı ve İtalyanların "boş zamanla" ilgili bakış açılarının karşılaştırılması çok eğlenceliydi. 

İtalya'daki o relax hallerden sonra Hindistan'da disipline olan yaşamı ona iyi geldi.

Bali, çok güzel bir ülke zannederim. Kaldığı ev, masal diyarı gibiydi. Ama işin ilginç yanı, Liz'in huzur bulmak için gittiği yerlerde, kendi içinde huzursuzluk kol geziyordu. Sadece resmine baktığı bir adamla evlenen genç kızımız ve eşinden boşandığı için dışlanan Vayan'ın hikayesi, bu konuya dikkat çeken ayrıntıydı. Liz'in Vayan'ın hayatına dokunması başka ve güzel bir ayrıntı 😊

Denge insan için ilk ve önemli unsur. Gereken bedenen gerek ruhen. İslamda "vasat hâl" üzere olmayı tavsiye eder zaten. Liz gibi diyar diyar gezmeye ihtiyaç var mı bilemem ama hepimiz içimize bir yolculuk yapıp, istikâmet belirlemede fayda var. Dengeyi koruyup, hiçbir şeye olduğundan daha fazla anlam yüklememek lazım. Ne sevinçlere ne hüzünlere. 

Temizliği sorarsanız, yarın işler biter diye düşünüyorum esasında ama aylar sonra yüz yüze ilk seminer programına katılacağız. Ne zaman biter eve ne zaman dönerim bilmiyorum. O yüzden emin değilim biteceğinden. Biraz farklı bir duygu. Görelim mevla neyler neylerse güzel eyler. 

 

22 Ağu 2020

Kontrollü Tatil ( Tokat)


Selamlar 

Her şey normalken, yani eski normalde!, bu sene Bursa'yı gezelim, oradan Balıkesir'in ilçelerini gezelim diye planlar yapmıştık. O güzergahta görmek istediğim eş dost akrabada çok, hem de hasret gideririz diye düşünmüştük. Ama kul plan yapar, kader gülermiş. Korona geldi ve hayatlarımızda baş rolü ele geçirdi. Aslında ben evden çıkmama taraftarıydım ama eşim sakin yerlere gideriz, kalabalığa girmeyiz diye beni ikna etti. Hem yakın, hem nispeten küçük ve merak ettiğimiz yerleri dolaşmaya karar verdik. Tokat, Sivas'ın dibinde, bir kaç defa gitmişliğim var, ama gezmek maksatlı değildi hiçbirisi. Bu defa bana çok yabancı olmayan Tokat'ı, turist gibi gezelim dedik.  


Burası Ali Paşa Camii, Aslen Bosnalı olan Ali Paşa, aynı zamanda Osmanlı sarayının damadıdır. Bölgeye, beylerbeyi olarak gönderilmiş. Camiye tam vakit namazında yetiştik. Maşallah cemaat bayağ kalabalıktı. O yüzden içeride fotoğraf çekmek istemedik. Bahçenin kendine has bir havası var. İnsan bu koca gövdenin altında oturup, saatlerce tefekkür edebilir. 


Gittiğim her yerde cami gezmek en sevdiğim... Mümkünse Ulu Camii'sini görmek, en sevdiğim... Tokat'ta da Ulu Camiyi gördüm tabi. Sivas ve Kayseri'de ki Ulu Camilerden daha küçük ama tüm Ulu Camiler gibi ambiansı çok güzeldi.



Mimaride, güzel binaları seyretmeyi sevenlerdenim, yani teknik bilgim yoktur. Bu tavan şeklini çok görmedim. O yüzden dikkatimi çekti. Bir ara araştırayım.


Resme bir yeteneğim yok. Ama vitray çalışmaları beni hep etkiler. Hatta çalıştığım ilk lisede, kantinde öğretmenlere ayrılan camekanlı bir bölüm vardı. O kısma resim öğretmenimizle vitray yapmıştık. Bende çıraklık etmiştim. Bahçeli evim olursa, vitray çalışması olan bir ya da bir kaç camı mutlaka olacak. Masalsı bir yanı var çünkü.


Eski camilerde en sevdiğim kısım. Kuran-ı Kerim öğrenmek için gittiğim mahallemizdeki camide böyle camlar vardı. Hocaya dersimi vermeden önce, o köşeye çekilip çalıştığım çok olmuştur. Bende hep ders çalışma ve kitap okuma isteği uyandırıyor. 


Ulu Cami'nin dış cephesinde bulunan kuş evi. Balkonlarının bir köşesine CD asıp, kuşların yaklaşmasını engelleyen insanları görüyorum, sonrada caminin bir köşesine kuşlar için bir ev yapan insanları düşünüyorum... Kötü zamanda dünyaya geldik sanırım. Bedensel olarak rahat edeceğimiz her şey var gibi, ama ruhu besleyen unsurlar görünmez olmuş sanki. 


Böyle eski evlerin olduğu bir mahalle var. Sulu sokak adında. Ulu Camiinin alt taraflarında. evlerin bir kısmı restore ediliyor. O yüzden biraz toz toprak, inşaat halleri vardı. bitince gezmesi daha zevkli olacaktır. 


Bu fotoğrafı çeksem mi çekmesem mi diye çok düşündüm. Bir yandan sonuçta evde oturan birileri var, saygısızlık etmek istemedim. Ama beni o kadar anılarıma götürdü ki, dayanamadım. Biri cama çıksa sen ne yapıyorsun dese, ne cevap verirdim bilmiyorum. 😊
Böyle bir penceresi olan evde, mutlu çocuklar vardır, sizcede öyle değil mi? 😍


Tokat denilince akla taş baskı yazmalar ve örtüler akla geliyor. Bu tür ürünleri merak eder, satın almak isterseniz Taşhan'ı ziyaret edebilirsiniz. Çok güzel elbiseler, plaj elbiseleri, tunikler bulabilirsiniz. El baskısı örtüler ve yazmalar bulabilirsiniz. renkler desenler muhteşem. Benim profesyonel bir makinam olmayınca fotoğraflar çok kendini göstermiyor malesef.

Taşhan iki katlı kocaman bir dünya. Zengin ve çeşitli ürünler var. 




Beni her tatilde bir düş kapanı bulur 😀
 Geçen sene, Konya, Sille'de vardı, çok beğenmiştim. Bu gidişle böyle bir çalışma yapacağım sanırım. 😀


Tokat'la ilgili son not olarak, Sulusaray ilçesine 10km olan kaplıcaya gittik. Eskiden beri bilinen çok şifalı bir termal suymuş. Ama yeterli bir tesis yokmuş. Şimdi bir otel ve devre mülkler inşa edilmiş. Otel tamamlanmış. Gayet temiz ve bu süreçte, korona ile ilgili tüm tedbirler alınmıştı. çok memnun kaldık. Yalnız giderseniz 314 numaradan daha küçük numara odaları tercih edin mümkünse 😁 Çünkü otelin önünde, ormanlık alanın manzarasını görüyor. Daha büyük numaralar havuz ve hamamların çatı kısmına denk geldiği için manzarası çok iyi değil, birde havalandırmanın sesi rahatsız edici olabiliyor. 😀

Bir bilgi notu daha, Sivas üzerinden giderseniz, Çamlıbel geçidinini kullanmanız gerekiyor. Geçide gelince yolun sağına bakmayı ihmal etmeyin. Yol üzerinde Çamlıbel Pide adında bir işletme var. Lüks bir mekan değil. Hatta esnaf lokantası görünümünde. Ama çok lezzetli pideleri var. Çökelekli pidesi ile ünlü. Başka pidelerde yapıyor ama ünlü olanı yiyelim dedik. Gerçekten çok lezzetliydi. Aklınızda bulunsun. 


Taşhan ziyaretinden bizim eve düşen 😀 Bu örtüde makina üretimi olan sadece kumaşı. Üstündeki desenler, el baskısı. Ben aldığım her şeyi yıkamadan kullanamayanlardanım. Toz kokusu rahatsız ediyor beni. Örtüde el baskısı olunca nasıl yıkamalıyım diye sormayı unutmuşum, yorgunluktan. Eve gelince nasıl yıkayacağım diye kara kara düşünüyorum tabi. Nette aradım. Herhangi bir bilgiye ulaşamadım. Benim karşı komşum Tokat'lı. Genç bir hanım. Onun annesinden bir tüyo aldık. Buraya da yazayım, belki birine lazım olur. Örtüyü yere serip üzerine tuz attım. Özellikle boyalı kısımlarına gelecek şekilde bolca tuz attım. Toplayıp, çamaşır makinasının durulama programında yıkadım. 18 dak. sürdü program. Açıkcası korkarak attım. Ama boyalar karışmadı şükürler olsun.

Sıradaki etkinlik filmini seyrettim. Ama evde hummalı bir temizlik çalışması var. Birde üstüne net çok kötü bu ara evde. Bu yazıyı üç günde zor tamamladım. Resim yükleme konusunda bu defa çok zorlandım. Umarım alışkanlık yapmaz, yazmanın keyfi kaçmaz. O nedenle yarın yazamasam bile, pazartesiye kadar film hakkında yazacağım inşallah. Şimdilik selametle...
 

15 Ağu 2020

Wonder/ Mucize filmi


Selamlar
Etkinlik yazım son güne kaldı maalesef. Yolculuklarda netin izin verdiği kadar, aralıklarla yeniden seyredebildim. 
Hikayenin macerası üç dört yıl önce arkadaşımın hediye ettiği bir kitapla başladı benim için. Motif etkinliği yaptığımız bir grup var, birbirimize motif örüp, paket hazırlıyoruz. Pakete mutlaka bir kitap eklemeyi adet edindik. Sevgili Gonca'nın benim için seçtiği kitap,
 R. J. Palacio'nun Mucize isimli kitabıydı. Kitap son derece insana dair özel bir hikayeydi. Genetik bir problemden dolayı, yüzünde ciddi kusurlarla dünyaya gelen August ve ailesinin hikayesi. Kitabı okuduğumda dikkatimi çeken bir kaç cümle olmuştu. İlkinde August, çirkin bir yüz hayal edin, düşünebileceğiniz en çirkin yüz olsun, ben ondan bile daha çirkinim diyordu. Bu duyguyla yaşamak ne zordur.
Sonrasında yine August, beni görenler hemen kafasını çeviriyor. bir kısmı beni görmek istemediğinden, bir kısmı ise, iyi niyetle bakışlarından rahatsız olmayayım diye, yani beni düşündüklerinden kafasını çeviriyor. Bilseler ikisi de çok incitici, diyordu. Kendimi sorguladım, böyle fiziksel kusurlu biriyle karşılaştığımda ne yapıyorum diye. Ben malesef, August'un rahatsız olduğu ikinci kısım insan sınıfına girdiğimi fark ettim. O kişi rahatsız olmasın diye kafamı çeviriyorum. Kırdığımı incittiğimi hiç düşünmeden. Kitabı okuduktan sonra kendimi revize etmeye başladığım bir konu oldu. 

Filme gelirsek, Ben kitabı okuduktan sonra film seyretme konusunda biraz isteksiz olurum normalde. Kitabı okurken zihnimde oluşan dünyanın değişmesinden korkarım. Nadir olarak hem kitabını okuduğum hem filmini seyrettiğim bir hikaye oldu. Filmi seyretmeme Julia Roberts'ın oynamasınında etkisi oldu. Kitabı okurken en sevdiğim kısım, hikayenin sadece August açısından değil, ailenin diğer üyesi olan ablanın hisleri açısından, August'un arkadaşları açısından anlatılmış olması dikkatimi çekmişti. Film bu detayı güzel işlemiş, o açıdan sevmiştim. Film not düştüğüm gibi, seyredip sevdiklerimdendir, tavsiye edilir. 

Öğretmen olarak, kendi tecrübemden bahsetmeden olmaz. Yedi sekiz yıl önceydi sanırım, ilk defa öğrenme güçlüğü olan, özel çocuklardan biri, bizim okula başladı. Okulumuz normal bir liseydi. Hepimiz çok endişelendik. Daha önce hiç karşılaşmadığımız bir durumdu. Faydalı olamayacağımızı, çocuğa katkı veremeyeceğimizi düşünüp endişelenmiştik. Çünkü bunun eğitimini almamıştık. Ama dört yılın sonunda sadece Samet'in değil, diğer çocukların bile nasıl olumlu yönde değişip geliştiğini gördük. Özel eğitime ihtiyacı olan çocukların, eğitimlerinin bir bölümünü normal çocuklarla devam etmesi son derece önemli. Gerçi toplum bu anlamda son derece olumlu gelişti. En azından benim çalıştığım okulda, her sene mutlaka altı yedi tane bu tür öğrencimiz olur. Nasıl değişip gelişimlerine şahit olmak, çok güzel bir deneyim.
Farkındalık adına hem kitabın, hem filmin aileler tarafından görülmesinin toplum açısından faydalı olacağını düşünüyorum.
Selametle...
 

9 Ağu 2020

Kısa Bir Tur

Selamlar 

Aslında tüm planımız, Divriğe demiryolu ile gitmekti. Manzarasının doyumsuz olduğunu duymuştum. Ama malum korona var. Umumi her türlü binekten uzak durmakta fayda var dedik. Kendi aracımızla düştük yollara. Restorasyondan haberim vardı aslında. Yine de sonuçta dünya mirasına alınmış, bu muhteşem kapıyı olsun görmek istedim. Belki ömrümüz vefa etmez, bir daha yolumuz düşmez, fırsat bu fırsat dedik geldik kapısına 😄













Yakından bakınca, dünya kültür mirasına neden alındığını daha iyi anlıyorsunuz. bir tığ işi sever olarak yorumlamam gerekirse, kapıdaki modeller, dantel modeli olsa, çok ağırmış gerek yok deyip örmek istemeyebiliriz. Taşın bu kadar ustalıkla dantel gibi işlenmesi, nasıl bir emek, nasıl bir sabır, nasıl bir estetik algısının sonucudur. Pratik yaşam adına, estetik hazzı kaybettik, yaşamlarımız çok renksiz ve tek düze oldu sanki. hep merak ediyordum, şimdi gözümle görünce, restorasyon sonrasında, o meşhur sileueti görmek için yeniden gelebilmeyi diliyorum.

Divriğe gitmeden önce, eşimin köyüne uğradık. Aslında çok yol üstü bir yer sayılmaz. Ama hasta bir yakınları İstanbul'dan köydeki evine gelmişti, hava değişimine. Onu ziyaret ettik. Oraya kadar gelmişken, benim babaannemin de akrabası olan, bir halk kahramanı, büyük bir bey olan Mihrali Bey'in konağını ziyaret ettik. Mihrali Bey aslen Tiflis doğumlu. Kafkas halklarından Karapapak- Terekeme Türklerinden. Çok küçük yaşlarından itibaren, yaşadıkları en baba Hollywood aksiyon filmlerinden daha hareketlidir. Uzun yıllar Rus, Osmanlı ve İran topraklarında bulunmuş, bazen kanun kaçağı durumuna düşmüş, bu üç devlet içinde tehlikeli sayılmış. Ama son tahlilde Osmanlı Rus Savaşalrında büyük yararlıklar göstermiştir. Abdülhamit döneminde, tebaası ve ailesi ile Sivas'ın Ulaş ilçesine bağlı Acıyurt Köyünün yakınlarına yerleşmiş, işte bu konağı inşa ettirmiş. Bu süreçte de yine pek çok defa Osmanlı cephesinde savaşlara katılmış, en son Yemen seferinde şehit olmuştur.
Bir tarihe tanıklık eden kapıdan giriyoruz. Konak eski Türk konaklarının tüm özelliklerini gösteriyor. Alt kat haremlik, üst kat selamlık olarak düzenlenmiş. O nedenle dış kapıdan hemen girişte, selamlığa çıkan merdivemler sizi karşılıyor.


Konakta eski ahşap işlemeciliğinin güzel örnekleri var. Bu ahşap işçilik, haremlik kısmının misafir odasının tavanında.

Konağın, mutfak olarak kullanılan, kısmının çatma tavanı. Sivas' köy evlerinde tandırın olduğu, yemeğin ve ekmeğin piştiği, ev halkının yemeklerini yiyip, gündelik hayatlarını devam ettirdikleri, evlik adını verdikleri kısım. O delikte doğal aspiratör olarak kullanılıyordu sanırım. 😅
Evlikte bulunan tandır kısmı.

Konağın selamlık kısmının tavan işlemesi.



Bu da benim güzel kızım 💗
Altıgen hırka başlamıştım malum. kullanıma aldık kendisini. çok güzel oldu. Kendime de öresim var. o zaman arşivlik bir açıklama yayınlamaya çalışırım 

 

4 Ağu 2020

Mona Lisa Gülüşü



Selamlar
İlk haftanın filmi, Mona Lisa Gülüşü. Daha önce bir kaç defa seyrettim. Kızımla daha önce seyretmiş olunca, onu bunaltmamak adına 😄 bu sabah herkesler uykudayken, açtım ve tek başıma yeniden seyrettim. Sanırım etkinlik ev sahibesi olmak bunu gerektirir. 😊
Aslında çok uzak bir tarih ve çok uzak bir coğrafyanın hikayesi olmasına rağmen, son derece tanıdık. Teknoloji gelişiyor, ama insana dair sorunlar pek değişmiyor sanırım. Her devirde insanın kendini bulma çabası en büyük macerası oluyor. Katherina bizim kabına sığmayan koca yürekli öğretmenimiz. Nihai hedefi, başarılı ❗❗ evlilikler yapan kız öğrenciler yetiştirmek olan bir koleje sanat tarihi öğretmeni olarak başlar ama okulun amacı öğretmenimizin amacıyla pek örtüşmez. Katherina, kendinden emin ne istediğini bilen, hatunların gelişimine katkı vermek amacındadır. 
Bir öğretmen olarak, sınıfa ilk girdiğinde, kitabı yalamış yutmuş, hiçbir söylediğime şaşırmayan bir grup öğrenciyle karşılaşsam ne hissederim bilemedim. Kızın yüzüne yüzüne gereksizsin dediler. Özgüven sömürücüler. 😅 Gerçi Katherina benden şanslı, kızlar önyargılı ama en azından öğrenmeye açıklar. Malesef, bir öğretmen olarak, bazı sınıflarda, tamamen vazgeçmiş, öğrenmenin nasıl özel bir şey olduğunu, nasıl heyecanlı bir süreç olduğunu tamamen unutmuş, gruplara ders anlatmak çok zor. Sanırım sadece akademik başarıya odaklı, aile ve öğretmenler bu konuda yeterli olamayan gençlere "işe yaramaz" etiketi yapıştırmaya meyyal. onlarda da öğrenilmiş çaresizlik duygusu ile, ilgisizlik had safhada. Zaten Katherina, donanımlı biri olunca bu ilk saldırıyı, ikinci derste tersine çevirmeyi başardı. 
Bir öğretmen olarak tespitim, bazen size en çok direnen öğrenci, size en çok ihtiyacı olan öğrenci olabiliyor. Bety, en çok direnen kızımız, öğretmeninin açtığı yola en çok ihtiyacı olandı. Yolculuğu biraz sancılı ve incitici oldu ama öğretmenin açtığı yol en çok onu etkiledi. 
Bu filmi sevmeme neden olan başka bir ayrıntı, Katherina'nın diğer öğrenci Joey ile yaşadıkları. Her öğretmen başarılı bir öğrencinin akademik olarak devam etmesini ister. Helede hikayenin geçtiği dönemde, bir kızın başarılıysa eğitimine devam etmesi çok önemli olabiliyor. Ama onun tercihi sevdiği adamla evlenmek olabilir. Bu tercihe saygı duymakta başka bir erdem bence. Yani yıllarca bilerek ya da bilmeyerek, evlenip, çoluk çocuğa karışmayı aşağılayan bir algı var. Çalışan bir kadınım, kendi ayakları üstünde durmanın gücüne inanıyorum. Fakat çalışan kadın olmak, mutlu olmak için tek yol değil. Çoğu ev hanımı, eşiyle çok mutlu, sağlıklı çocukları olsa bile, "malesef çalışmıyorum" diyerek kendinde bir eksiklik hissettiğine denk geldim.
Yine filmden bir replikle bu duruma biraz açıklık getireyim. 
İtalyanca öğretmeni, kızımıza " yenilikçi olduğunu duydum, öyle misin" diyor. Kızımız, "burada çok etiket olduğunu fark ettim. doğru aile, doğru okul, doğru sanat, doğru düşünme tarzı" diyor. İtalyanca öğretmenin cevabı, " özgür düşünce zahmetinden kurtarıyor işte" diyor. 
Tespitin âlâsı. Özgür düşünmek, çok zahmetli. Hazır şablonlar kolay ve zahmetsiz. Böyle olunca, mutlu ev hanımına kendini kötü hissettrebiliyoruz.  Meslek liselerimiz mesela. Öğrenci bulamıyoruz. Çünkü oraya gitmek, başarısızlığın göstergesi gibi algılanıyor. Ben hem anadolu lisesinde hem meslek lisesinde ders anlatan bir öğretmenim. Meslek lisesinde öğrencilerimin duygusal ve sosyal zeka olarak çok çok daha önde olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Anadolu lisesinde eşit ağırlık sınıfında öğrencilerin büyük kısmı aslında matematikte başarılı değildir. Çoğu aslında çok sağlam sözel öğrencileridir. Ama sözel sınıf açılmaz. çünkü sözelciler "kafasız öğrencilerdir." bla bla bla. 
Bu kadar önyargı ve etiket, insanları sağduyudan uzaklaştırıp, yanlış kararlar almalarına neden oluyor. 
Bu konu benim dertli olduğum noktalardan. Ama şimdilik burada noktayı koyayım. Son olarak filmimiz Ölü ozanlar derneğinin dişi versiyonu olarak değerlendirilmiş nette. Bu durumun filmi özgün olmaktan çıkardığını düşünüp, vasat bulmuşlar. Ben Ölü ozanlar derneğini de seyredip, çok sevmiştim. Ama bu Mona lisa gülüşünü kötü bulmama neden olmadı. 

Bu arada daha önceki örgülerimden artan ipleri değerlendirme telaşına giriştim. Daha önce ördüğüm dantel perdeden kalan ipleri, bu defa perde ucu olarak örmeye başladım. Filme eşlik eden örgümü de tanıtmış olayım. Henüz tam olarak model çıkmadı. Bir ara yine paylaşırım. 
Selametle....

1 Ağu 2020

İyi Bayramlar ( Etkinlik duyurusu içerir)



Selamlar
Çok şükür, bir bayrama daha kavuştuk. Rabbim sağlıkla sıhhatle, daha nice bayramlara ulaşmayı nasip etsin. Kurban bayramının ilk günü, genelde kurban kesim yerlerinde geçer malum. Biz her sene kurbanı, dayım, dayımın çocukları ve iş ortağı ile beraber keseriz. Dayımın organize sanayiide, mermer işledikleri bir fabrikası var. Vinç, temiz mekan, su, yemekhane, ve güzel bahçesi ile çok konforlu bir ortam sağlıyor bize. Erkekler, etlerin paylaşımı konusunda çalışırken, bizde yengemle, gelinlerle ve kuzenimle bahçede keyif yapıyoruz 😁


Eski komşum, eskimeyen dostum Nazile, runner dikmek istiyormuş kendine. Evde motifleri örecek, uygun ip yoktur dedi. Bende dostluk bunu gerektirir dedim ve motifleri ördüm. Nazile dikince yine paylaşırım sizinle.

 
Dediğim gibi, fabrikanın güzel bir bahçesi var. Genç anneler, bebelerin peşinde koştururken, ben örgü örüp, kitap okudum. Kurban payı işiyle uğraşanlara çay kahve yemek servisi yaptık. Adamları katıksız çalıştırmadık yani 😀 İşimiz öğleden sonra 5 gibi bitti. Keyifli, güzel bir gündü. 


Diğer paylaşımımda bahsetmiştim, Julia Roberts filmleri seyrediyoruz kızımla. Sonra neden blogcanlarla beraber seyretmeyelim dedim. Benim daha önce böyle etkinlik düzenleme tecrübem yoktur. Kusurum olursa, şimdiden affola. 
1 Ağustos- 1 Ekim arasında, haftada en az bir tane seyredelim diye düşünüyorum. Ben seyredip beğendiğim, seyretmeyip merak ettiğim filmlerinden bir liste hazırlıyorum. Listeye eklemek istedikleriniz olursa, fikirlere açığım. 

  • 01 Ağustos-8 Ağustos: Mona Lisa'nın gülüşü ( seyredip sevdiklerimden)     
  •  09 Ağustos-15 Ağustos: Mucize ( seyredip sevdiklerimden)
  • 16 Ağustos-22 Ağustos: Ye dua et sev ( merak ettiklerimden)
  • 23 Ağustos-29 Ağustos:  Çelik manolyalar ( merak ettiklerimden)
  • 30 Ağustos- 03 Eylül: Omuz omuza
  •  04 Eylül- 10 Eylül: Aşk engel tanımaz
  • 11 Eylül-17 Eylül: En iyi arkadaşım evleniyor. 
  • 18 Eylül- 24 Eylül: Yatağımdaki düşman 
  • 25 Eylül- 31 Eylül: Özel bir kadın 

Seçmek zor oldu. Ama çok uzatmadan tadında bırakmak istedim 😌
Katılmak isteyenler belirtirse sevinirim. 😍
Bayramımız mübarek olsun.  
Selametle...