Pages

10 Oca 2026

Hala 1. Gün. Eriha, Nebi Musa Makamı


Selamlar
Heyecandan olacak ilk günün gündüzünü anlatmadan, akşam ve geceye geçmişim. :) 
Ürdün'den otobüslerle sınıra geçtik. Sınırda saçma sapan bir şekilde, kendi yaptıkları bir hata nedeniyle 3 saat bekletildik. Son derece ilkel binalar ve işleyiş var sınırda. Hem Ürdün tarafında hem de, işgalci tarafta. Allah'tan ekip arkadaşları çok iyi insanlardı. Sohbet güzeldi, bunalmadık. 
İlk durak Eriha'ydı. İlk yayında Eriha'dan bahsettim. Eriha ve Kudüs arasında "Nebi Musa Makamı" var. Hz Musa'nın kabrinin burada olduğuna inanılıyor. Mübareği ziyaret ettik.




Nebi Musa Makamı bir külliye. Eskiden çok hareketli bir mekanmış. Ziyaretçileri çokmuş. Fakat bölgede yaşanan zulüm nedeniyle buraya olan ilgi malesef azalmış. Şimdi hem Eriha'ya hem de Kudüs'e uzak olunca ziyaretçileri az. Üstteki fotoğraafta uzaktan görünen abiye dikkat edin. Bir kaç karede daha karşınıza çıkacak. O abi ve kardeşi külliyenin bakımını üstlenmiş durumdalar. Ortam pırıl pırıldı. Mübareğin makamına çiçek gibi bakmışlardı. Allah razı olsun.



Kudüs Hristiyanlar için en önemli merkezlerden biri, biliyorsunuz. Kıyamet Kilisesi orada. Hz İsa'nın öldüğü ve tekrar dirilip, göğe yükseldiğine inandıkları yer. Bu nedenle Selahaddin Eyyübi Kudüs'ü fethettiği zaman görüyor ki, şehrin Hristiyan kimliği ve kültürü baskın bir şekilde hakim. Bu etkiyi kırabilmek, şehre Müslüman bir kimlik ve kültür kazandırmak adına "Nebi Musa Şenlikleri"ni başlatıyor. Hristiyanların Paskalya Gününde, Müslüman halkla, dualar, ilahiler eşliğinde. bir panayır havasında Kudüs'ten kalkıp, bu külliyeye geliyorlar ve burada üç gün süren şenlikler yapılıyormuş. 
7 Ekim öncesine kadar zaman zaman bu şenlikler düzenlemiş. Hatta son şenliği de TİKA düzenlemiş. 

Selahaddin Eyyübi'nin gayreti bana ışık oldu. Malesef, insanımız artık yeni yılı kutlamak ile bir Hristiyan geleneği olan Noel'i kutlamayı karıştırır hale geldi. Ve yaygın bir şekilde Hristiyan kültürünü benimsedi. Miladi takvimi kullanan insanların, yeni başlayan bir yılı heyecanla karşılaması, helal dairesinde sevinip, eğlenmesinde elbette bir kötülük yok. Ama bize ait olmayan kültür unsurlarının kapitalizm ve sosyal medya aracılığı ile bu kadar yayılması son derece sakıncalı. 
Kandiller var mı yok mu diye tartışıyoruz da bu kadar süslenmiş çam ağacının, Noel Baba figürlerinin aramızda ne işi var diye sormayı akıl etmiyoruz. Velev ki kandil günü olmasın, ne sakıncası var insanların o gün için sevinmesinin, birbirini kutlamasının ve ibadet etmesinin. Derdimiz nedir de bunu hararetli bir şekilde tartışıyoruz. Vakti gelince yazacağım; Hristiyanlar, Kıyamet Kilisesi'nde Hz İsa'nın cenazesinin yıkandığına inandıkları taşı, bildiğiniz yalıyor. Kimse de nedir sizin bu haliniz diye sorgulamıyor. 
Biz böyle saçma sapan işlerle uğraşırken nesiller elimizden kayıp gidiyor malesef.





Hz Musa'nın kabri....











Külliyeden görünen bu taşlık alan Türk Şehitliği. TİKA, tamir ve bakımını yapmak için başvurmuş ama işgalci devlet izin vermemiş malesef. 
Rabbim nasip etsin, yeniden Nebi Musa Şenlikleri yapılabilsin. Ecdat mezarları, hak ettikleri gibi düzenlenebilsin. O günleri görmek bizlere de nasip olsun inşallah.


Külliye ile ilgilenen abilerden biri. Dediğim gibi ortam tertemiz. Allah razı olsun. 

Dönem sonu işlemleri yoğun. O nedenle çok ara veriyorum. Son 3 sınıfın yazılısı kaldı okunacak. Bugün ve yarın bitirmem gerek. Döneceğim yeniden. Selametle.  

5 Oca 2026

İlk Kudüs Akşamı ve Gecesi


Selamlar 
Amman'dan sonra otobüsle Filistin'e geçtik ama kapıda İşgal güçleri vardı malum. Sınır kapıları çok ibtidai ve kötüydü. Bir arkadaşın işlemleri sırasında salakça bir hata yaptıkları için 3 saat bekledik. Her şeye rağmen çok şükür akşam namazında Kudüs'teydik. Otelimiz, merkezde, kadim Kudüs Surlarına yürüme mesafesindeydi. Bavulları otele bıraktıktan sonra, Mescidi Aksa için ilk seferimizi yaptık. 


Gitmeyi düşünenlerin şevkini kırmak istemem. Fakat gördüklerimi anlatmakta boynumun borcu. Malesef bizi kutsal mabedimiz, işgal güçleri tarafından esir alınmış durumda. Tüm kapılarında işgalciler var. Özellikle Türkleri almak istemiyorlar. 5 gün boyunca kaldım ama 2 defa girebildim Aksa'ya. 
Ciddi şekilde zorlandık. kaldığımızın üçüncü günü öğle namazında girmek nasip oldu. o gün gelince detayları anlatırım ama hiç giremeden dönsem bile pişman olmayacaktım. Kudüs, insanı kuşatan bir şehir. O surlardan girince bildiğin dünya değişiyor sanki. Kendinizi zamanda 600- 700 yıl hatta 1000 yıl geriye gitmiş gibi hissediyorsunuz. 


Kapıdaki zebanilere asker demek istemiyorum. Askerin bir onuru şerefi olur. İnsan görünce kuduran vahşi yaratıklara benziyorlardı. Laf anlatmak, normal bir şekilde konuşmak mümkün değil. Sürekli bir teyakkuz halindeler. Karşılarında sivil ve sıradan insanlar olmasına rağmen asla makul olamıyorlar. 
Velhasılı yatsı namazında grup püskürtüldü ve giremedik Aksa'ya. 




Kudüs'te teheccüd vaktinde de ezan okunuyor. Yatsıda püskürtülünce gece denemek için otele döndük. Gece 2.30'da kalkıp, eşimle Mescidi Aksa'ya doğru yürümeye başladık. Sur içine girince, büyülü bir ortama girmiş gibi hissettim. Normalde sur içinde dükkanlar var. Çarşısı çok faal. Yatsıda gidince esnaf açıktı. Gece gittiğimizde dükkanlarda kapalı olunca, sur içinin atmosferini sonuna kadar hissettik. 





Gece düştük yola ama malesef giremedik. Aksa'ya. Sabah, Dürzi asıllı tipler duruyormuş kapılarda. En korkuncu onlar demişti arkadaş. Siyahi bir kadın vardı. 1.50 var ya da yok. Taş çatlasın 48 kilo. Vursan yarısı boşa gidecek. Tam kapıya bağlanmış köpek gibiydi. Gelene saldırdı. Tipi şu an bile gözümün önünde. Benim kadar sakin bir insanı bile çileden çıkardı. Elime verseler, saçını başını yolar önüne yığarım sanırım. O kadar öfkeliyim ona karşı. 

Sonu güzel olduğu için detaylardaki sinir harplerine takılmayacağım. Siz biraz Kadim Kudüs Gecesinin tadını çıkarın.









Dış surlardaki kapılardan biri. Şam Kapısı. Surun en gösterişli kapısı. Kanuni Sultan Süleyman zamanında yapılmış. 


Filistin, peygamber diyarı biliyorsunuz. İkinci gün Elhalil'e, Hz İbrahim'e gittik. Onu da anlatırım. Selametle  

4 Oca 2026

Kudüs Seferi 1. Gün


Selamlar
Gittik geldik, bugün olmuş hala nasıl cesaret ettiniz diyenler çıkıyor :) Konunun cesaretle ilgisi yok ama malesef içinde yaşadığımız düzel zihin kodlarıma Kudüs'e gidilmez diye işlemiş. Günün birinde kalkıp, Kudüs'e gitmeyi aklıma bile getirmiyordum. Utanarak söylüyorum ama durum tam da buydu. Bu yolculuk Rabbimin bir ikramı. En başta bunu söylemem lazım.


Bir şubesi de Kudüs'te olan Mirasımız Kudüs Derneği ile geçen eğitim döneminde işbirliği yapmıştık. Gençlere, Kudüs ve Mescidi Aksa hakkında bilgi verilmişti. O dönemde derneğin kadınlar grubunun başkanı Özlem Hanım'la aramızda bir ünsiyet kuruldu. İletişim numaralarımızı almıştık. Bu sene de dönem başlarken, Sumud Filosu bir umut olarak yola çıkmışken, biz ne yapabiliriz diye Özlem Hanım'la istişare etmek için aradım, kendisini. Sohbetin bir yerinde Özlem Hanım, ara tatilde öğretmenler oluşan bir grupla Kudüs'e gitmeyi düşünüp, düşünmeyeceğimi sordu. Ne kadar şaşırdığımı anlatamam. Hiç beklemediğim bir teklifti. Başta olmaz gibi geldi. Sonrasında dünya gözü ile Mescidi Aksa'yı görme teklifini reddetmemin imkansız olduğunu anladım. :) 


Eşim, çok yolculuk sever bir insan değil. Buna rağmen, ben gidiyorum, sen de geliyorsun dedim. Sağ olsun beni kırmadı. Birlikte en uzun Uçak yolculuğunu yaptık :)



Türk Hava Yollar'ı, direk Kudüs'e uçmuyor. O lanetli devletle aramızdaki ilişkiler askıda malum. Ürdün'ün başkenti Amman üzerinden geçildi Filistin'e. Bu tesis, henüz sınırı geçmeden mola verdiğimiz noktalardan biri.




Çok büyük aksesuarlar ve mozaik sanırım buralarda bir kültür. 


Filistin'de ilk durak noktamız Eriha. Tarihin ilk dönemlerinden beri yeryüzünde kesintisiz insan yaşamının devam ettiği bir merkez. Araplar çoğunlukta. Buranın hurması meşhurmuş. Hurma alışverişini buradan yaptık. Çok lezzetli hurmalardı. Hala yiyoruz. henüz bitmedi :)




Güzel iklimi ve bereketli toprakları ile meşhur bir belde. Hristiyanlar için kutsal sayılan bir mekan var ama çok ilerde, dağların arasında. O nedenle gitmedik oraya. 


Eriha'da ve Filistin şehirlerinin hepsinde, meydanlarda anahtar heykelini görüyorsunuz. Yerinden yurdundan edilmiş, sürgüne gönderilmiş bir milletin yurdundan vazgeçmeyişini temsil eden heykeller. "Bir gün mutlaka döneceğiz" anlamında. Aklıma Radva Aşur'un Tanturalı Kadın kitabı geldi. Çıkmak zorunda kaldıkları evlerinin anahtarlarını boynunda taşıyan kadınların hikayesi. Ah ah!!! Zalimin sonu mutlaka gelecek. İmanım tam. Tek ricam, Rabbim dünya gözü ile görmeyi nasip etsin. 
Yazmaya devam edeceğim. Görüşürüz. Selametle  

Yaşasın Bloğuma Yazabileceğim !!!


Selamlar 
Sevgili bloğum, seni kaybedip, kaybedip yeniden bulmak da sevdaya dahil mi bilmem. Benim teknik bilgimin kıtlığından sebep aylardır bloğuma yazamıyorum. Çünkü kendi mi güncelledi, ben mi bir yere dokundum yanlışla bilmiyorum ama yüklediğim fotoğraflar yerine bir dolu kod görüyordum ve yazmak imkansız hale gelmişti. Bilirkişi Nilgün ve ben, iki yoğun insan ortak zaman dilimi bulup, sorunu çözemeyince aylardır yazamıyordum :(

Bu süreçte neler neler olmadı ki. Bir türlü günceli yazamayıp hep geçmişi yazmak zorunda kalıyorum ama açığı kapatacağım bu sene inşallah.
 
Öncelikle yeni miladi yılımız, yeni başlangıcımız hepimiz için hayırlı olsun. Gerçi dünya geçen yıldan getirdiği acıların ve sömürülerin üstüne bir yenisini ekledi. Venezüella'ya haydut devlet girip, zenginliklerine çöktü. Çıkmadık candan umut kesilmez diyelim. Zalimin zulmü varsa, garibin de Allah'ı var sonuçta.

Kendime bu yıl için bir hedef belirledim. Elimdeki ufak tefek pamuk içerikli iplerin değerlenmesi adına her gün bir büyükanne motifi öreceğim. İlk dört günün renkleri yukardaki gibi. Bu projeyi haftalık güncellerim inşallah. 

2025'in bana getirdiği en büyük güzellik Mescid-i Aksa'yı dünya gözüyle görmek oldu. Kudüs, hiç hesapta yokken gittiğim, kalbimde hiç olmadığı kadar büyük bir özlemle döndüğüm canım şehir... Anılarımı anlatacağım size ama önce yazılılarımı okumam lazım. Gençler bekliyor. Görüşmek üzere. Selametle.