Pages

10 Ağu 2021

Tatilden Kalanlar-1


 Selamlar

Yaşlandık mı, yoksa üst üste yaşanan olumsuzluklar hevesimizi kaçırdı bilinmez, bu sene biz değil içimizdeki gezgin ruh tatile gitti. :)) Hala gelir belki diye umut ediyoruz ama sanırım dönmeye niyeti yok. :))

Normalde yetişkin bir evlat sahibi olmanın avantajı ile arabaya atlayıp, görmek istediğimiz şehirleri turlamayı, her şehirde bir gece kalıp, yola devam etmeyi seviyoruz. Bizim tatil anlayışımız biraz böyleydi. Bu senede planlar vardı tabi. Karadenize gidelim diye düşünüyorduk. Fakat lisans öğrencileri için hazırlanan, Cumhurbaşkanlığı staj seferberliğine kızım başvuru yapmıştı. Bayramdan önce, başvuru değerlendirilmiş ve Sivas'ta Et Sür Kurumunda, 20 iş günü sürecek bir staj çıktı kızıma. Kuzenin düğününden sonra, eşim ve ben Kayseri'ye döndük. Şüheda anneannesinde kaldı. Bizde gezme planlarını erteleyelim dedik. Ama bu erteleme  sanırım yıllık bir ertelemeye dönüşmek üzere. 

Bu arada eşim Ramazanın ortasında emekli olmaya karar verdiği için, kalan izinlerini kullanmaya başlamıştı. Yani artık hep evde :)) Bende tatilde olunca, Şüheda, Sivas'tayken hadi ikimiz kısa bir plan yapalım dedik, iki günlüğüne Kozaklı'da bir otele gittik. Bu arada bilmeyenler için Kozaklı, Nevşehir'in bir ilçesi ve termal suyuyla meşhur. Pek çok tesis var. Öyle tabiat, manzara ya da dışarda gezme olanakları sunmuyor ama termal havuz ve tesisler güzel ve temiz. Yemekler gayet lezzetli ve çok çeşitli. Bir kaç gün otelde kalıp, sonra Kapadokya turu yapıp dönmek isterseniz, değerlendirilebilir. Kısaca yerel reklamı da yaptığımıza göre bize dönebilirim :))) 

Dediğim gibi otel gayet güzeldi. Akşam üzeri, dingin bir havası vardı bahçenin. Yemekleri genelde orada yedik.  Elimdeki kitap ve hikayesi çok özel. Hemingway'in, Yaşlı adam ve deniz, kitabını okuyorum. Bizim motif grubundan sevgili Neslihan, bir dostu için doğum günü sürprizi hazırlıyor. 10 tane kitap seçti. 10 farklı kişiye gönderdi. Bunlar Türkiye'nin farklı yerlerinde yaşayan insanlar. Kitabı okuyup, kitap üzerinde anı biriktirmemizi istedi. Yani bir not olabilir. Altı çizili satırlar olabilir. Belki arkadaşına bir mektup olabilir. Bu arada olayın kilit noktasını söylemedim, biz okuyucular bu arkadaşı tanımıyoruz kesinlikle. Sadece adını biliyoruz, Handan. Ben bir paket yapıp gönderdim Handan kızın emanetini. Henüz doğum günüsü gelmedi. Paketler Neslihan'a ulaşmaya başladı. Hepimiz heyecanla Handan'ın tepkisini merak ediyoruz. :))) 


Bu vintage yakalardan daha önce bahsetmiştim. Handan ve Neslihan için hazırladığım pakete birer tane ekledim. El emeği hediye hazırlamak isteyenler için, hem zevkli hem çabuk biten bir çalışma. Daha önce burada videolarından birini paylaştığım, uzak doğulu bir hanımın, you tube videoları ile ördüm yine. Kadının sayfası bu anlamda ciddi bir kaynak, kolay ve anlaşılır videolar çekmiş. 


Bu defa ipim Alize Diva. Sevdim sonucu. yazlık elbiseler için düşünülebilir. 

Bayram önü ben yine Sivas'a gittim. Kızımın stajı uzun bayram tatiline denk gelince, kısada olsa eve dönmek istedi çocuk. Arabalardan birini ona bırakıp dönmüştük. Tek başına uzun yol yapmasın, beraber döneriz diye bende gittim Sivas'a. Beş gün kadar kaldım. Annem ve kardeşlerimle güzel vakitler geçirdik. 

Sadece gezip, eğlenmedim bu süreçte, örmeyi çok istediğim bir çantayı da yapmaya başladım. Nereye gitsem benimle geldi. :)) 


Biz Sivaslılar severiz Paşabahçede vakit geçirmeyi. Annemle bol bol vakit geçirdik. 


Her yere benimle gelince, doğal olarak ördük bitirdik çantayı da. Kardeşcana hediye ettik bile. 


Anneannemizin ördüğü paspaslardan birini de kaptık geldik eve. :)))

Bu sene biz Sivas'a gelmelere gitmelere doyamadık. Kalanı da diğer posta olsun inşallah. Şimdilik selametle....


7 Ağu 2021

Etkinlikte Açık Kapatmaca- Biraz Mayıs Biraz Haziran


 Selamlar

Geldik, evdeyiz artık. Havalar malum, çok sıcak. Şükür bugün biraz serinledik. Gelirken sonucu bile bile klimayı açtık. Şu an tıkalı vaziyetteyim, üç gündür bu haldeyim malesef. Hep şükrederim, sonuçta tayinci insanlarız, öyle aşırı sıcak bir yere tayinimiz çıksa, klima şart olsa, ben her gün hastaneye taşınırım sanırım. 

Burası Sivas'ta Paşabahçe Mesire alanı. Tertemiz bir yerdir. Ağaçlarda büyüdü şükür. Artık daha huzurlu bir yer oldu. İnsan doğanın bir parçası, ne kadar teknoloji gelişse, ne kadar kentleşsek fark etmez. Özümüz toprak. Tabiat bizim sılamız aslında, beton gurbetimiz. 

Günlerdir içimizde bir ateş yanmakta. Ormanlarımız aleve teslim. Şükür, yaradan sonsuz yaratma gücü ile döngüyü yeniden sağlayacaktır. Buna imanımız tam ama o bir insanın elinden su içen kelebeğin görüntüsü sanırım ömrümce zihnimden silinmeyecek. 

Yangından sebep yeniden hortlayan o parça pinçik olmuş toplumsal yapımız, beni endişelendiren esas konu bu. Sosyoloji mezunuyum, söyledim daha önce. Toplumsal çözülme denen olgu, en azından sosyal medya üzerinden gözle görülür hale gelmiş. Tek tesellim, sosyal medya öyle zannedildiği gibi, her şeyin göstergesi değil. Bizi bir arada tutan değerler, sanalda görülmese bile gerçekte gözlenebiliyor, sevindirici olan bu. 

Son noktayı. çok taktir ettiğim bir bilim insanı koysun istedim. Artık etkinlik yazıma döneyim...


Eve gidince bir Julia filmi seyrederim demiştim, seyrettim. Eski bir film ama nedense hiç seyretmemişim. Türkçeye, Tatlı bela ismiyle çevrilmiş. Gerçek bir hikayeye dayanıyor. Film hakkında ilk cümlem seyretmediyseniz seyredin mutlaka olur. Bana kalan ise, dünyanın her yerinde kadın olmak çok zor. O kadar çok önyargıyla mücadele etmek zorunda ki kadın. İnsanlar, kaşına, gözüne, ne giyindiğine bakıp, seni kategorize edebiliyor. Bu kalıplarla mücadele etmek, kişinin enerjisini çok zorluyor. Allahtan Erin, kolay pes edecek insanlardan değil. Ayrıca başarılı erkekler için söylenen malum sözü biliyorsunuz. Keşke biz kadınlar için de söyleyebilsek bunu. Malesef, başarılı kadın çoğu kez bu başarıyı hayatındaki erkeğe rağmen kazanmaktadır. Tamam motorcu abi kötü bir adam değil ama son dönemeçte Erin'i yalnız bıraktı. Erkekler sanırım mevzuları burunlarının dibine gelene kadar anlayamıyor. Neyi başardığını göstermek için, ailelerden birine müjdeyi verirken yanında götürmesi çok iyi bir hamleydi. Aferin Erin Brockovich.

Mayıs ayı açığımızı kapattık şükür, şimdi gelelim hazırana. 


Haziran ayında Nazan Bekiroğlu okuyacaktık malum. Benim en sevdiğim yazarlardan biridir. Pek çok kitabını okudum. Hatta yine ara ara açıp okuduğum bir kitabı var elimde. Ama etkinlik kapsamında daha önce okuduğum Kelime  Defteri isimli kitabı okudum. Çünkü size anlatmak istediğim bir şey vardı. 

2012 yılıydı yanılmıyorsam, Nazan hoca, Nar Ağacı isimli kitabın tanıtımı için Kayseri'ye geldi. Fakat hafta içi. Benim dersim var. Ne yaparım, nasıl giderim diye kıvranıyorum ben fakat imkansız. Söyleşi üniversitenin kampüsünde. Arabayla bile yarım saat sürer okulla kampüs, ki benim dersimin bittiği saatte söyleşi de bitiyor. 😓Eşim ve kızım söyleşiye gidecek, kitabı imzalatacaklar ama bende görmek ve dinlemek istiyorum. Öyle sağlık problemim yokken izin alıp, dersi bırakıp gitmek hiç etik gelmiyor. Yapabileceğim bir şey değil. Kader deyip razı olduk, işimize bakıyoruz. O sırada bir haber geldi, Nazan Hoca öğle tatilinde Sosyal Bilimler Lisesine gelecek, çocuklarla söyleşi programı hazırlanmış. Sosyal Bilimler Lisesi arabayla 5 dakikalık mesefade. 😊 Nasıl mutlu oldum anlatamam. Ama Nar Ağacı kızımda, programda imzalatsın diye ona bırakmıştım. Önemli olan dinlemek, sohbetine katılmak diye teselli ediyorum kendimi. Beden eğitimi öğretmeni arkadaş, "Zeynep hocam senin Yusuf ile Züleyha bende ya, okumam için vermiştin demez mi. Sürpriz üstüne sürpriz yani. Arkadaşlarla programa katıldık. Çok güzel bir sohbetti. Elimdeki kitabı imzalattım, nispeten daha küçük bir etkinlik olunca sohbet etme imkanımız bile oldu. Ergenlerin pop yıldızlarını görünce ağlamaları vardı ya bir ara. Onlarla duygudaş oldum. Sevinçten ağlayacağım neredeyse. Hallerim çok komikti. 

Analık ağır bastı, o sırada kızım 9. sınıf öğrencisi. Ona sürpriz olsun, kitap okuma alışkanlığına katkı olsun diye elimdeki kitabı kızımın adına imzalattım. Nazan Hocaya da söyledim. Hocam kızım 9. sınıfta onun adına imzalarsanız diye. İmzaladı sağ olsun.


Ben mutlu mesut okula gidiyordum, aklıma kızımla yaptığım anlaşma geldi. Kızım anne senin adına imzalatayım demişti. yok kızım sen kendi adına imzalat demiştim ona. Hemen telefon ettim, benim adıma imzalatması için. Kızımda normalde o kadar konuşkan biri değildir. İmza sırasında; öğle tatilinde annem benim adıma imzalatmış hocam, dersi var, katılamadı bu programa, annem adına imzalar mısınız demiş. Canım hocam kızımı da kırmamış. 


Şimdiiii gelelim ana konuya. Bu hikayeyi dinledikten sonra 2014 yılında basılan Kelime Defteri isimli kitabı okuyup, şu cümleyi görürseniz siz ne hissederseniz? 


Vallaha sizi bilmem ama kızımla ben fena halde üstümüze alındık ve çok mutlu olduk. 😍

Çok konuştum ama kitap hakkında yazmadım. Daha fazla uzamasın istiyorum. Deneme yazıları seviyorsanız keyif alabileceğiniz bir kitap. 


Haziran ayı oyuncumuz Amy Adams. Film seyredememiştim o ara. Dün tatil dönüşü yığılmış dağ gibi ütüyü yaparken, açtın netflıxi seyrettim bir tane Amy Adams filmi. Filmin Türkçe adı Penceredeki Kadın Ben böyle psikolojik gerilim filmlerini seviyorum sanırım ya da ütü yaparken adrenalin iyi geldi, bilmiyorum ama sevdim filmi. İnsan psikolojisi çok ilginç gerçekten. Doğru bilgiye sadece akılla ulaşılır diyenin aklına şaşarım. Çünkü insan zihni ona hiç beklemediği oyunlar oynayabiliyor. Geçmişte yaşadığı travma sonucu agorafobik olmuş, çocuk psikoloğu bir kadının yaşadığı olayı anlatıyor film. Çok çok iyi bir kurgu diyemem ama kesinlikle kötü de değil. Zaten basit bir kurgu, seyretmek isteyenler için fazla ipucu vermeden şunu diyebilirim, kadının haklı olduğundan emindim ama katil ummadığım kişi çıktı. 😜

Temmuz yazısı da çok yakında burada olacak efendim, şimdilik selametle...




30 Tem 2021

Sivas'ta Bir Gün


Selamlar 

Bu defa eşimle niyet ettik, memleketi turist gibi gezmeye ama bunu başarmak çok kolay değil. Bir yerde turist olabilmek için sanırım o yere turist olmak lazım. hahhahaha.  

Çarşıya çıkmışken, "hadi medrese yapalım" dediğin bir yer, başkası için merak konusu olabiliyor. 

Çifte minare ; Sivas'ın simge mekanlarından biri. Eminim sizlerden biri gelse daha ilgi çekici fotoğraflar çekebilir. Elimden geldiği kadar turist olmaya çalıştm bende. :)

Anadolu Selçuklu ve Beylikler döneminde önemli merkezlerden biri Sivas. O nedenle o dönemi yansıtan mimari yapılar ve zannat örneklerine sıklıkla rastlanıyor. Taş oymacılığı o dönemde bayağ popüler. Şimdi her biri hayranlık uyandıran taş işçiliklerini mekanlarda görebilirsiniz. Daha önce Divriği Ulu Cami'nin meşhur kapısındaki işçiliği de sizinle paylaşmıştım. işte burada 

Yeniden düzenlenen meydanda, hepsi birbirine yakın, Buruciye Medresesi, Şifahiye Medresesi ve Çifte minareyi görebilirsiniz. Zaten Şifahiye Medresesi ve Çifte Minare birbirine karşı komşu :) 



Şifahiye Medresesinin içinden bir bölüm. 


Medresenin içinde turistlik eşyalar satan dükkanlar var. Medresenin ortasında çay bahçesi olarak kullanılıyor. Gezmeye gitmeyi düşünenler keyifli bir mola verebilirler. 





Dokuma kilimleri, çanta olarak değerlendirmek, çok güzel ve zevkli bir ticari zeka. Kızıma ve kendime aldım. Yukardaki Şüheda'nın, aşağıdaki benim çantam :)) 


Hobilerime zaman ayırmıyor değilim tabi. Sosyal medya hesaplarında mutlaka sizede denk gelmiştir, ünlü bir marka bez ayakkabının üstünü motiflerle kaplamıştı. Durur mu hobici hatunlar hemen taklit ettik tabi :)






 Sonuç işte burada. :) 

Hala evde değilim. Hala bir Julia filmi seyredemedim. Hala hısım akraba popülasyonu yüksek. Eve geçince ilk iş Julia filmi seyretmek olacak bu gidişle :)) 

Selametle....

27 Tem 2021

Mayıs Ayından Kalan...


 Selamlar 
Yok yok, kaybolmadım yine buradayım. 😁 Diğer postta dediğim gibi evde ve kendi rutinimde değilim, memleket havası alıyoruz. Hısım akraba popülasyonu epey yüksek ortamda. 😂 Kendime blog yazacak zaman bulmam bugüne kaldı. 
Mayıs ayı için Jose Saramago okumayı planlamıştım. Planıma gayette sadık kaldım esasında. yazma konusu zorladı daha önce dediğim gibi. Şimdi sıra yazmaya geldi. Saramago'yu ilk defa yine bir blog etkinliğinde keşfettim. Bilinmeyen adanın öyküsü kitabını okumuştum o etkinlikte. Yazı diline hayran kaldım. Son derece basit ve gündelik bir dil kullanıp, bu kadar derin manalar yüklemeyi başarmak kolay değil. O kitapla ilgili yorumum işte burada 
Bilinmeyen adanın öyküsü'nün bende bıraktığı etki ile, kendi planlamama dahil ettim Saramago'yu. Mayıs ayı içinde Körlük kitabını okudum. Hayranlığım bir kat daha arttı. En yakın zamanda Görmek, isimli kitabı da okumayı umuyorum. Okumamın üzerinden epey zaman geçince, aynı enerji ile yazmam tabi ki pek mümkün değil. Kitaptan aldığım notlarla yazıyı tamamlayacağım inşallah. 

"Birimizin hepimiz, hepimizin birimiz için olması gereken bu yerde, güçlülerin zayıf olanların ağzından lokmasını nasıl acımasızca aldığını görebiliriz...."

"....haberlerin önemi, her aktaranın kişisel iyimserlik ya da kötümserlik derecesine göre ya azalıyor ya da artıyordu.

"Kavga da her zaman için az çok bir tür körlüktür." 

"..... iyi yürekli körlerin merhameti ve resim gibi dünyası bitti, şimdi katı acımasız ve amansız bir körler krallığı var."

"Körlük, her şeyi sular altında bırakarak önüne katıp götüren ani bir deniz kabarması gibi değil, binlerce çalkantılı dereceğin sinsice, toprağa yavaş yavaş sızdıktan sonra, aniden tamamını istila etmesi gibi yayılıyordu."

"......deneyimlerimize dayanarak körlerin değil, çeşitli körlüklerin olduğunu söylemeyi doğru buluyoruz." 

Hatırladığım kadarıyla kitap bitince, insan bir süre kalakalıyor. Tespitler o kadar yerinde ve malesef insanın hallerine öyle denk düşüyor ki, damağınızda kekre bir tat bırakıyor bu doğru bilgi ama doktorun karısı hep bir umut. Olanı biteni gören birileri hep var, Lokal bile olsa tedbir alabilecek umut olabilecek birileri hep var. Bu farkındalık insanı çok rahatlatıyor. 

Mayıs ayında Julia Roberts seyretmem gerekiyordu. Kadına hayranlığım malum. pek çok filmini seyrettim. Hatta bir ara etkinlik bile yaptım ama mayıs ayında hiç film seyretmedim. Gerçi bu ara hiç film seyretmedim. Bu canlı ders muhabbeti ekrana doygunluk yarattı bende. Ayrıca çok kıymetli bir arkadaşımla birlikte dizi seyrettik. O da vaktimi aldı. Film bakamaz oldum. Belki bu ara kardeşcanlarla bir Julia filmi seyreder yazarım, mayıs ayı niyetine. Sizinle paylaşmak istediğim anılarımda var ara ara onlardan da bahsedeceğim. Fırsat buldukça yazacağım inşallah, görüşmek üzere. selametle....

23 Tem 2021

Her Şeye Geciken Ben....

 


Selamlar 

"Hayat siz plan yaparken olanlardır" diyenler yine haklı çıktı. Ben rutinime düzen gelsin diye kendimi planlamış, bana eşlik eden arkadaşlarımı da bu maceraya davet etmiştim. Yazıma başlamadan hemen önce bloglarını gezip, her ay benim ihmal ettiğim etkinliğe katkı veren canları okuyup, çok duygulandım. Bunu baştan belirtmem şart. sevgili Deep, sevgili Yüreğimin iklimi, canlar muhteşemsiniz. 

Gelelim tembel ev sahibesine. Aslında tembellik değil de mağduriyet demek lazım sanırım. Filmleri değil ama kitaplarımı belirlediğim plan çerçevesinde okumaya devam ettim ama yazma konusunda aynı istikrarı malesef gösteremedim. Bahane üretmek gibi olmasın ama üst üste yaşanan aksilikler biraz belimi büktü. Sonrasında da malum, blog yazmak bir alışkanlık, Bu alışkanlıktan kopunca kelimeler insanı terk ediyor sanki. Yeniden yazmaya başlamak için yeni bir motivasyona ihtiyaç duyuyor insan. 

Mayıs ayı ortası gibi gözlüğüm kırıldı. Atasun'dan almıştım gözlüğümü. Garantiye gitti. 21 gün 😖 Zaten ekranlarla başı hoş olmayan ben, birde üstüne online dersler devam ederken çok ciddi zorlandım. Okumalarımı yakın gözlüğü ile yapmaya çalıştım ama uzun süre o gözlükle devam edince baş ağrısı yapıyor bende. Gözlüğümün olmayışı yaşam kalitemi çok olumsuz etkiledi. Gözlüğüme kavuştum derken bu defa kışın geçirdiğim çene ameliyatları sonuç verdi, implant takılma zamanı geldi. Önce üst çene için operasyon geçirdim. Onun şişleri henüz yeni geçiyorken, eşimin yeğenin düğünü vardı ona katıldık. Düğün bitti alt çene için operasyonun vakti geldi. 

Alt çene operasyonuna parantez açmam lazım. Kemik oluşum operasyonu sırasında alt çeneyi vidalarla tutturmuşlardı. İmplant operasyonu sırasında o vidaları tek tek söktüler. aynı gün 6 tane implant takıldı, derken ben bir hafta pert tabi. 😧

Aynı hafta, kardeşim, eşi ve iki yeğenimle tatil dönüşü bana geldiler. Onlar gitti, bizim yeni gelin ve damat balayı dönüşü bize geldiler. 😃 Bu arada benim alt çene Temel Reis kıvamında şiş. hahahaha. 

Velhasıl-ı kelam pek mağdur, pek hasta pek tırnak içinde renkli günler geçirdim. Dediğim gibi kitapları okudum. Filmlerde eksiğim var. Şu an yine evden uzakta, memleketteyim ama bloga girip arkadaşlarımın yazıları ile karşılaşınca ciddi bir mahcubiyet gelişti bende. Yarından sonra notlarımı gözden geçirip eksik aylarımın yazılarını tamamlayacağım. 

Açıkcası bloğumdan kopmak istemiyorum. Kızıma nasipse torunuma benden bir hatıra kalsın istiyorum. o nedenle elimden geldiğince yazmaya ve okumaya devam edeceğim. gecikmenin bahanesi olmaz tabi hiçbirisi. Benden bile daha iyi bir istikrarla yazan dostlarımdan özür diliyorum. Yarından sonra daha fazla burada olacağım. Yeni bir "çok renkli" hayat koşturmasına geçmeden açığı kapatma eğilimindeyim. 😄

Başlığın hakkını verip, bayramlaşmaya da geciktim. Hepimizin kurban bayramı mübarek olsun. görüşmek dileğiyle, selametle....

15 May 2021

Bayramımız Mübarek Olsun


Bayramın üçüncü gününden selamlar efendim. 
Malesef kısıtlamalı bir bayramı daha geride bırakıyoruz. demek ki henüz çıkarmamız gereken dersleri çıkarmamışız. 
Madem, bayram yoğunluğu denen şey yalan oldu, madem yapacak şey sınırlı, o zaman oturup blog yazmakta hiçbir sakınca yoktur :)) 


Biliyorsunuz bu tip vintage yakalar bu ara pek popüler. Kendim için pek düşünmemiştim. Kızımda talep etmemişti. Sanırım evden dışarı çıkamıyor oluşumuzun yarattığı, bir "amaann boşver hali" :)). Kardeşcan; "abla bana bu yakalardan örebilir misin" deyince, dikkat alanıma daha fazla girdi. You tube da, uzakdoğulu bir hanım, çok güzel videolar çekmiş. Az sonra bir tanesini buraya da ekleyeceğim. Ondan faydalanıp, ördük bir kaç tane ama sevdim bu işi. Hem zevkli, hem çabuk biten bir iş. Birine elişi bİr hediye hazırlamayı düşündüğümde ilk aklıma gelenlerden olacak artık. 


Renk tercihleri yaka sahibine ait. İpim, üstteki siyah yaka, Alize angora gold, alttaki beyaz yaka, denemek istediğim bir ipti, markasını hatırlamıyorum. Pek hayal ettiğim gibi olmadı. O nedenle sanırım unutmayı tercih ettim :)) Yaka öreceksem angora gold tercih edeceğim sanırım. 


Bu da şimdilik son yakamız. Fakat dediğim gibi ara ara örerim yine ben güzelliklerden. 


İşte bahsettiğim you tube kanalı. Bu tür yakalar dikkatinizi çekiyorsa hazine bulmuş gibi olabilirsiniz. Sesli bir anlatım yok, aksine dingin bir müzik eşliğinde, fakat çok net bir anlatım var. Tavsiye edilir. 


Yetişkin ve becerikli bir kız annesi olunca, amigurumi Frida bebek, anneler gününüz için örülmüş olabilir. :)) Canım kızım beni nasıl mutlu edeceğini biliyor.:)) 


Mayıs başında, instagramdan tanışıp, çok sevdiğim Çiğdem'le birlikte okumaya karar verdik Hanne'yi. 
Normalde ben, kelimelerle oynayan, insanın damağında tat bırakan, eserleri okumayı severim. Fakat son günlerde yaptığım bazı okumalar, sade anlatımın içinde derin ve etkileyici analizlerinde yapılabileceğini gösterdi bana.
 Hikaye, Almanya'daki yaşayan gurbetçi bir ailenin malesef baba kaynaklı, yaşadığı ağır bir dram ekseninde anlatılıyor. Bu dram, ailenin kızı Hanne'nin yetişkin hayatına bir varoluş sancısı olarak yansıyor.
Bahadır Bey, ekrandan bile yansıyan beyefendi kimliğini kitaba da yansıtmış. O ağır dramı acıtasyona sığınmadan kurgulayıp, kitabın kalbi diyebileceğimiz son yirmi sayfaya getirmiş.

Verimli ve arkadaş eşliğinde olunca aynı zamanda zevkli bir okumaydı. 


İşte böyle dostlar, mayıs böyle başladı, böyle devam ediyor. Güneş alan odanın camında, resmen unuttuğum kaktüsün bana hazırladığı sürpriz gibi geçsin hayatlarımız. "Aaaa ben onu sulamayı unuttum deyip", yanına gittim. O bana dikenlerin arasından çiçek hazırlamış :)) 

Anlatacaklarım bitmiş değil. Kadir gecesinden beri, Mescid-i Aksa ve Gazze'de yaşananlar, yürek dağlıyor. 
Ben yeniden diyetisyene başladım. Onlarıda bir dahaki sefere anlatayım size. 
Şimdilik selametle....









 

1 May 2021

Nisan Ayı Etkinlik Yazısıdır.

Selamlar 

Bahar gelmiş neyime modundayım malesef. Hafta içi canlı dersler, hafta sonu kısıtlamalar derken. nisanda geldi geçti a dostlar. Bugün diyetisyen kontrolüne giderken, bu güzelliği görünce bari bu baharın bir anısı kalsın dedim, alacele çektim bir foto. 



 Nisan ayında Azra Kohen, okumaya karar vermiştim malum. Daha önce hiç okumadığım bir yazardı. Benim için farklı bir deneyim oldu. İyi bir aşk hikayesi kurgulamıştı. Keşle sadece o şekilde kalsaydı. O zaman çok beğendim diyebilirdim. Çünkü kalemi gerçekten iyi. Fakat malesef, ideolojik taasublarından kurtulamamış bir ruh. Uzun yıllar tesettürle eğitim görebilmek, mesleğini icra edebilmekle ilgili sıkıntılar yaşamış biri olarak, örtüsünden kurtulan bir kadının yaşadığını özgürlük olarak tanımlaması bana bağnazca geldi. Bunu bir tercih olarak aktarsa hiçbir sorun yok ama özgürlük olarak adlandırması açıkcası rahatsız ediciydi. Ayrıca, "dini daha iyi anlamak için ezanı bile Türkçeye çevirdiler" deyip, bunu olumlayan bir cümle okuduğumda, gözlerime inanamadım. Yanlış anlaşılmasın, yazarın İslamla bir sorunu var diyemem. Çok belli böyle bir derdi aslında yok. Ama geri kalmışlığı, müslümanca tercihleri olan insanlar üzerinden anlatmak, bunların dini doğru yorumlamadığını iddia edip, toptancı bir bakış açısıyla, her türlü dini yapıyı yargılaması insafsızcaydı açıkcası. İyi niyetine inanmak istiyorum, güzel bir kalem, umarım karşısına tıpkı Ayşe Şasa'ya olduğu gibi onu taasublarından kurtaracak birileri çıkar. 

Ben kitap okurken, cümle avına çıkarım. Kitapta altını çizdiğim yerler oldu tabi. Şimdi birini paylaşacağım sizinle ama tamamen spontane. Yani şu an sayfayı açtım ve karşıma çıkan altı çizili ilk cümleyi yazıyorum, alıntı vermek adına. :)) 

......bu çıktığı yolculuktan hiçbir şeyi öğrenmediyse bile hayat ona, kalbini duymayı öğretmişti. Dinleyip dinlememek sadece bir seçimdi. Kalbini duymayan, kalbinin bir sesi olduğunu bile bilmeyen milyonlarcasının arasında kalple konuşabilmek ne büyük bir ayrıcalıktı. Kendini bilmek kalbini duyabilmekle başlardı. 

Bu ay oyuncumuz Tilda Swinton. Ayın başında Ramazan'ın başlaması ve Ramazan'ın kendine has ritmi olması nedeniyle bu ay sadece tek film seyredebildim. Kevin hakkında konuşmalıyız. Uzun zamandır beni böyle sarsan bir film seyretmemiştim. Lohusa depresyonuna giren bir anne, oğluyla ilk andan itibaren sağlıklı bir iletişim kuramamıştır. Bebeklik döneminde, anne ile sağlıklı bir şekilde kurulamayan güvenli bağlanma duygusunun yarattığı yıkıcı etki Kevin ve annesi arasında uçurumu her geçen gün daha da artırmıştır. Belli bir zaman sonra durumun farkın varan anne, babayla bu durumu sağlıklı bir şekilde asla değerlendirememektedir. Çünkü Kevin babasıyla ilişkisinde hiçbir sorun yaşamamaktadır ama tabiki görünüşte. Sonuç Kevin'in neden olduğu çok ağır bir trajedi. 
Bütün ebeveynler mutlaka seyretmeli derim. Film boyunca anne ve baba arasında bir kere bile dile gelemeyen cümlenin filme isim olması da iyi bir ironi. 

Mayıs ayı yazarımız, Jose Saramago
oyuncumuz, Julia Roberts 

Selametle....