Selamlar
Amman'dan sonra otobüsle Filistin'e geçtik ama kapıda İşgal güçleri vardı malum. Sınıf kapıları çok ibtidai ve kötüydü. Bir arkadaşın işlemleri sırasında salakça bir hata yaptıkları için 3 saat bekledik. Her şeye rağmen çok şükür akşam namazında Kudüs'teydik. Otelimiz, merkezde, kadim Kudüs Surlarına yürüme mesafesindeydi. Bavulları otele bıraktıktan sonra, Mescidi Aksa için ilk seferimizi yaptık.
Gitmeyi düşünenlerin şevkini kırmak istemem. Fakat gördüklerimi anlatmakta boynumun borcu. Malesef bizi kutsal mabedimiz, işgal güçleri tarafından esir alınmış durumda. Tüm kapılarında işgalciler var. Özellikle Türkleri almak istemiyorlar. 5 gün boyunca kaldım ama 2 defa girebildim Aksa'ya.
Ciddi şekilde zorlandık. kaldığımızın üçüncü günü öğle namazında girmek nasip oldu. o gün gelince detayları anlatırım ama hiç giremeden dönsem bile pişman olmayacaktım. Kudüs, insanı kuşatan bir şehir. O surlardan girince bildiğin dünya değişiyor sanki. Kendinizi zamanda 600- 700 yıl hatta 1000 yıl geriye gitmiş gibi hissediyorsunuz.
Kapıdaki zebanilere asker demek istemiyorum. Askerin bir onuru şerefi olur. İnsan görünce kuduran vahşi yaratıklara benziyorlardı. Laf anlatmak, normal bir şekilde konuşmak mümkün değil. Sürekli bir teyakkuz halindeler. Karşılarında sivil ve sıradan insanlar olmasına rağmen asla makul olamıyorlar.
Velhasılı yatsı namazında grup püskürtüldü ve giremedik Aksa'ya.
Kudüs'te teheccüd vaktinde de ezan okunuyor. Yatsıda püskürtülünce gece denemek için otele döndük. Gece 2.30'da kalkıp, eşimle Mescidi Aksa'ya doğru yürümeye başladık. Sur içine girince, büyülü bir ortama girmiş gibi hissettim. Normalde sur içinde dükkanlar var. Çarşısı çok faal. Yatsıda gidince esnaf açıktı. Gece gittiğimizde dükkanlarda kapalı olunca, sur içinin atmosferini sonuna kadar hissediyorsunuz.
Gece düştük yola ama malesef giremedik. Aksa'ya. Sabah, Dürzi asıllı tipler duruyormuş kapılarda. En korkuncu onlar demişti arkadaş. Siyahi bir kadın vardı. 1.50 var ya da yok. Taş çatlasın 48 kilo. Vursan yarısı boşa gidecek. Tam kapıya bağlanmış köpek gibiydi. Gelene saldırdı. Tipi şu an bile gözümün önünde. Benim kadar sakin bir insanı bile çileden çıkardı. Elime verseler, saçını başını yolar önüne yığarım sanırım. O kadar öfkeliyim ona karşı.
Sonu güzel olduğu için detaylardaki sinir harplerine takılmayacağım. Siz biraz Kadim Kudüs Gecesinin tadını çıkarın.
Dış surlardaki kapılardan biri. Şam Kapısı. Surun en gösterişli kapısı. Kanuni Sultan Süleyman zamanında yapılmış.
Filistin, peygamber diyarı biliyorsunuz. İkinci gün Elhalil'e, Hz İbrahim'e gittik. Onu da anlatırım. Selametle
















Hiç yorum yok:
Yorum Gönder