Pages

18 Şub 2026

Kıble Mescidi


Selamlar
Mescidi Aksa'nın içinde yer alan ikinci büyük mescit. Meşhur siyah kubbe. Kubbetüs Sahra daha küçük bir mescit ve genelde kadınlar kullanıyor. Kıble Mescidi ise daha büyük ve erkeklerin yoğun olarak kullandığı mescit. Girebildiğimiz iki günde de yatsı ve ikindi namazlarını burada kıldık. 










Arif Tütüncü Ağabey. Kıble Mescidi'nin emanetçilerinden biri. Emanetçiden kastın; Mescidi Aksa sürekli olarak İsrail tehdidi ile karşı karşıya malesef. Bu nedenle Aksa'nın içinde sürekli Müslümanlardan birilerin olması çok önemli. Nöbet görevi gibi. Hatta kadınlar kendi aralarında bir sistem oluşturmuşlar. Sabahçı ve öğlenciler var. Sabah, ev işlerini halledip, öğleden sonra nöbeti devralmaya geliyorlar. Sabahçılarda evlerine geçip, günlük işlerini yapıyor. Mutlaka ama mutlaka bekliyorlar. Çünkü İsrail, boş bulduğu her alana yerleşimci gönderip, orayı işgal ediyor. Kudüs'e gitmek bu nedenle çok önemli. 
Arif Ağabey'de Sürekli Kıble Mescidi'nde. Aslında Iğdır'lı bir babanın oğlu. Babası, Filistin Cephesinde savaşmak için gönderilmiş bir Osmanlı Askeri. Orada kalmış ve aile kurmuş. Arif Ağabey'in aslı Türk. Arif Ağabey'i meşhur kılan; Aksa'ya yapılan baskınların birinde, Kıble Mescidinin önüne sandalye çekip ayak ayak üstüne atıp, o şekilde askerleri karşılaması. Filistin konusunda hassasiyetiniz varsa kesin o meşhur fotoğrafı görmüşsündür. :) 




Kudüs'ün Selahaddin Eyyübi tarafından fethedilmesinden önce bir marangozun, Mescidi Aksa için minber yaptığı söylenir. Kıssa şöyle; Eyyübi Devletinde bir marangoz çok güzel bir minber yapmaya başlar. Arkadaşları minberi hangi mescit için yaptığı sorduğunda; Mescidi Aksa için der. Arkadaşları ama Kudüs işgal altında deyince; ben marangozum elimden minber yapmak geliyor. Bir asker, bir komutan da çıkıp, Kudüs'ü kurtarır elbette demiş. 
Eski Müslümanlar, İslam'ın üç büyük mescidinden birinin işgal altında olmasını içlerine sindirememiş, bu sıkıntıyı günlük hayatlarının her anında hissetmişler. Marangozun bu üzüntüye katlanmak için bulduğu formül minber yapmak olmuş. Bizler malesef, bu işgali zihinlerimizde normalleştirdik. Bu nedenle işgal devam ediyor :(







Mescidi Aksa'da namaz kılan ilk Müslüman, Hz Ömer. Fotoğraftaki kapıdan içeri baktığınızda gördüğünüz alan, Hz Ömer'in namaz kıldığı alan. Hz Ömer Mescidi olarak biliniyor. 


Selametle

6 Şub 2026

Kubbetüs Sahra


Selamlar
Hayatımda bana derin izler bırakan anlar oldu. Üzüldüm, sevindim. her insan gibi. 52 yaşındayım. bana sorsanız ki, bu süreçte seni en çok etkileyen, sen de kalcı bir iz bırakan an hangisiydi deseniz, Mescid-i Aksa'ya girme anı derim. Henüz nasip olmadı, umreye gidemedim. Eminim o zaman da bu şekilde hissedeceğim. 


Bir mekana girebilmek bu kadar mı fark ve duygu durumu yaratırmış insanda. İki gün kapılarından kovulduk. Anlattım. Kafilede bir yolunu bulup, girenler oldu. En son benim de dahil olduğum 10 kişi henüz girememiştik. Hatta bir önceki akşam, yerel halktan birileri ile irtibata geçildi. Bize yardımcı olması açısından. Şehrin sokaklarını gezip, Kıyamet Kilisesi, Hz Ömer Cami vs. gezip, yürüyerek Aksa'nın Silsile Kapısına geldik. Akşam kurulan bağlantı nedeniyle biraz umutluydum ama kapıdaki asker kılıklı eşkıyanın bizi dinlemeye niyeti yoktu. "No Türk" demeye başladı yine. 


Benim için en hüzünlü anlardan biri oldu. Umutlarımın kırıldığı bir andı. Kırgın ve küskün başka kapıya yönelmek için döndük. Bir kaç adım attık. O sırada Endonezya'lı bir hanım grubu Aksa'ya doğru gidiyordu. Rehberimiz, "hanımlar, grubun arasına karışsın, belki fark etmezler" dedi. Eşimden ayrılıp, grubun arasına karıştım ve bizi fark etmediler. 
O an yaşadığım duyguyu anlatmam mümkün değil. Kapıdan geçmiş, Kuran'da mübarek kılınan alana adım atmıştım. Bir yandan bunun heyecanı, bir yandan askerler fark ederlerse çevirirler endişesi, eşim dışarda kaldı, ya hiç giremezse..... Beş on saniyenin içinde yaşadığım duygudan duyguya geçme anı. 
Kapıdan hızlı adımlarla uzaklaşıp, Kubbetüs Sahra'nın basamaklarını çıkmaya başlayınca yoğun duyguya daha fazla dayanamadım ve ağlamaya başladım. Yüksek sesle bir yandan şükrediyor, bir yandan eşim için dua ediyordum. Gruptan Saniye Hanım, "girmişler Zeynep Hanım" dedi. Erkekler de diğer kapıdan girmiş. Sevincimin bir yanını buruk bırakmayan Rabbime şükürler olsun.


Sonrası mı; sonrası Orhan'ın bu fotoğrafta yaptığı gibi şaşkınlık ve sevgiyle her taşa her noktaya bakmak, dokunmak ve şükretmek. Nasibime şükürler olsun.









Biz girdikten 15 dakika sonra öğle ezanı okundu. Cemaate yetiştik. Bu ekip, benimle beraber ilk kez giren grup. Benim solumda kalan ve yabancı olduğu belli olan arkadaş Filistinli. Adı Amal. Namazdan sonra grupta Arapça bilen kızlar sayesinde sohbet ettik. Bize kahve ikram etti. Zaten bizi görünce çok mutlu oluyorlar. Allah bu güzel insanları zalimlerin elinden kurtarsın.


Artık içerdeyiz :) Burası o meşhur altın kubbenin içi. Bu arada malesef Mescidi Aksa konusunda çok cahiliz. Mescidi Aksa, sadece bu sarı kubbe değil. Sosyal medyada iddia ettikleri gibi ve benim de diğer postlarda paylaşacağım Kıble Mescidi de değil. Mescid-i Aksa, 14 dönümlük büyük bir alan. İçinde çok sayıda büyüklü küçüklü mescid var. Zaten mantık olarak, peygamberimizin miracının mekanı burası. O dönemde bu camiler elbette burada değildi. Sonradan Müslümalar, kutsal beldeyi ihya etmek için bu mescitleri yaptılar. Allah korusun, lanetliler amaçlarına ulaşsa bu eserler yıkılsa bile, o alan Mescid-i Aksa. Bir Müslüman grup yine gelir ve orayı yine ihya eder. Yani bu alanda kutsal olan binalar değil. alanın kendisi. O nedenle koca koca camiler dururken, avlusunda namaz kılan çok sayıda Müslüman görebilirsiniz. Çünkü orada her yer mescit. 



Kubbetüs Sahra'nın içinde Muallak Taşı var. İlk müslümanlar 7 ay kadar bu taşa dönerek namaz kılmışlar. İlk kıblemiz dememizin nedeni bu. Muallak Taşı; peygamberimizin üzerine basıp, miraca yükseldiği taş. Taşın büyük bir kısmı havada duruyor. Altı boş. Birazdan üstten taşı çektiğim fotoğrafı da göreceksiniz. Burası işte taşın altında kalan kısım. Ruhlar Mağarası deniyor. İçerisi çok kalabalıktı. O nedenle içerden foto paylaşmadım. mahremiyet adına. 


Ruhlar mağarasının girişi.









Muallak Taşı



Her fotoğraf içimi titretiyor. Rabbim bir kere daha nasip etsin inşallah. Öğle namazında girmiştik. Yatsı namazından sonra çıktık. Gezdiğimiz kadarıyla anlatmaya devam edeceğim. Selametle 

5 Şub 2026

Kudüs Sokakları


Hz Ömer Cami



Kudüs, Hz Ömer Döneminde fethediliyor malum. Rivayete göre, fetih gerçekleşir ama şehirdeki papazlar, halife gelmeden şehri teslim etmek istemezler. Hz Ömer'de kölesi ile Medine'den Kudüs'e gelir. Şehrin anahtarları teslim alır. Namaz vakti girince de bu noktada namazını kılar. Kıyamet Kilisesi'ne çok yakın bir mevki. O günün anısına küçük bir cami yapılır buraya. 






Bu mezarlar, Kanuni Sultan Süleyman Dönemi'nde şehir surlarını yeniden yapan mimarların mezarları. Yaptıkları iş karşılığında para almamışlar. Tek şartları öldüklerinde surların dibine gömülmek olmuş. O dönemden beri bu mezarların önünden geçen tüm Müslümanlar, durup, iki güzel insana Fatiha okuyor. 


Eski şehrin en meşhur noktası. Ömer Hattab Meydanı. 




Şehrin fatihlerinin girdiği kapı... El Halil Kapısı. Rabbim, ziyaretçi olarak geçtiğimiz bu kapıdan muzaffer olarak da geçmeyi nasip etsin.



Bu yazı da Osmanlı'nın siyasi dehasının ürünü. El Halil Kapısının tam karşısındaki duvarda, La İlahe İllallah İbrahim Halilullah, yazıyor. Malum İbrahim Peygamber, Üç din içinde ata kabul ediliyor.



Karşıda görülen duvar da Burak Duvarı. Yahudiler Ağlama Duvarı diyorlar. Onlara göre, Süleyman Mabedinden kalan tek duvar. Kaybedilmiş bir mabedin yasını tutuyorlar o duvara gelip. Mescidi Aksa'yı yıkıp, yerine kendi mabetlerin yapmak için motivasyon yükleniyorlar. Rabbim şerlerinden korusun canım Aksa'yı. 
Yalnız, her şey kavramlarla başlıyor. Kişi önce kavramlarını kendi değerlerine yaklaştıracak. Yıllarca Ağlama Duvarı diye diye çoluk çocuk bile biliyor artık Yahudi öğretisini. Halbuki burası Peygamberimizin, Miraç Hadisesi için geldiğinde onu taşıyan mübarek hayvan olan, Burak'ı bağladığı duvar. Bu nedenle, Filistin'liler buraya Burak Duvarı diyor. Biz de zihinlerimizi işgalden kurtarmak için kendi kavramlarımızı kullanmaya ve çocuklarımıza öğretmeye başlasak çok iyi olacak. daha fazla gecikmeden. 
Selametle