Pages

31 Oca 2024

Anı Biriktirmece Vol 2


Selamlar
Kayseri manzarası eşliğine sabah kahvaltısı salı gününden. 


Talas'da belediyenin tesislerinden biri Ergüvan Cafe'de kahvaltı ettik. Mekandan çıkıp, mahalle arasına girdiğinizde eski Talas evlerini görebiliyorsunuz. Bunların çoğu özel mülk. Kimi bakımını yaptırmış, içinde oturuyor. Kimi ise maalesef terk edilmiş. Eski mahallelerin bir ruhu var. Bizim üst üste dizilmiş karton kutulara benzeyen evlerimizle ilgili gelecek kuşaklar ne diyecek acaba meraktayım. 


Kahvaltıdan sonra Milli Mücadele Müzesi'ni ziyaret ettik. Tarihi Kayseri Lisesi'nin olduğu bina. Çanakkale Savaşı döneminde pek çok lisede olduğu gibi mezun veremeyen liselerden. Tarihi dokusu korunmuş. İçine girince o ruhu yakalıyorsunuz. Daha önce içerden fotoğraf paylaştığım için detay vermeyeceğim.


Detay vermeyeceğim dedim ama yeni açılan bir kaç bölümü paylaşmadan olmaz. Malum Sakarya Meydan Muharebesi öncesinde Yunan Polatlı'ya kadar gelir. Hatta Polatlı tarafından Ankara'ya giriş yaparsanız dağın üstünde Atatürk'ün ellerini ileri doğru uzatıp, dur işareti yaptığı bir heykeli de görürsünüz. İşte o dönem de meclisin Kayseri'ye taşınması tartışmaları yapılmış. O döneme vurgu yapılan bir mizansen hazırlanmış müzede. Daha önce geldiğim de yoktu. 



Kayseri Lisesi'nin ünlü mezunları da var. 2 Cumhurbaşkanı çıkarması ile ünlü. Abdullah Gül ve Turgut Özal, Kayseri Lisesi mezunu. Onların anısına da bir sınıf ayrılmış. Arkadaşlarımı onlarla sınıf arkadaşı yapmasamıydım :)) 


Gruptan Sevcan altın sever:) Kazancılar Çarşısında kuyumcu gezip, model de baktık. çok kadınca eylemler :)) 


Kapalı Çarşımızın yerli ve millî duruşu ayrıca İslam ümmetine yakışan vakarı beni hep mutlu etmiştir. Gazze'yi mağdur ümmeti gün içinde unutmadan ticaretine devam eden insanlar baş tacı. 


Kayseri'de Bürüngüz Cami'nin arkasına düşen sokak, Kadınlar Çarşısı olarak bilinir. Kurtuluş Savaşı sırasında çeyizlerini döküp, cepheye ihtiyaç olabilecek ne varsa bu meydanda toplayıp, vatan savunmasına destek vermiş Kayserili kadınlar. Bu heykel onların anısına dikilmiş. ve onların anısını korumak için bu alana Kadınlar Çarşısı deniliyor. 


Son olarak eski Kayseri Konaklarının olduğu, Kayseri Mahallesini de ziyaret ettik. 


Bürüngüz Cami'nin arkasındaki güvercinleri yemledik ve bir daha ki buluşmaya kadar vedalaştık. Dolu dolu geçen 3 günün ardından biraz hüzün ama bolca muhabbet kaldı. 
Selametle 

30 Oca 2024

Anı Biriktirmece


Selamlar
Tatilin son haftasına girdik. İş yoğunluğu başladı bile. Liseler arasında düzenlenen, ülke çapında yapılacak bilgi yarışmasına öğrenci hazırlamamız gerekiyor. 2 farklı ekiple katıldım. Kısa zamanda çok kitap okumak gerekecek. 
Yarışmayı bırakayım şimdilik. Tatil, şeker tadında başladı. Benim malum ekibimden arkadaşlar Kayseri'ye geldiler. İlk durak Erciyes Dağı oldu elbette. 


Ekibin Kayseri ayağında üç kişiyiz zaten. Bursa'dan Sevcan, Eskişehir'den Gonca geldi. Cumartesi akşam bana geldiler. Mönü de, Tarhana Çorbası, Sultan Kebabı, Portakallı Kereviz, Mercimek Köftesi salata ve turşu vardı. Bursa'dan gelen arkadaş, ipek fular getirmişti. Bayıldım. Eskişehir'den gelen arkadaş, motif etkinliğinin ikinci ay paketini getirmişti. Büyük sürpriz oldu bana. :) 


Dağdan döndüğümüz gün, Talas İlçesindeki Osmanlı Sokağına gittik. Kayseri taş işçiliği ile ünlü bir yer. Mimar Sinan'ın doğduğu şehir. Eski konakların taş işlemeleri çok güzeldir. Osmanlı Sokağı da böyle konakların işletmeye çevrildiği salaş ve güzel bir yer. Baharda açık hava mekanları da gayet güzel oluyor. Dağda soğuk içimize işlemiş, sıcak bir şeyler içelim diyerek, uğradık, buradaki kafelerin birine :)



Hafif hafif yağmurda yağıyordu. Azıcık ıslanmış olabiliriz. :) 


Dönüşte Sevgi'ye geçtik. Kayseri yağlaması ve nevzine tatlısından oluşan bomba bir akşam yemeğinden sonra elli yaş üstü kızlar yurduna dönen evde :) hoş sohbet ve bolca örgüyle mutlu zamanlar geçirdik. Aynı şehirde olduğum halde evden uzakta bir gece geçirmemiştim hiç. Benim için de ilginç bir tecrübe oldu. 


Soğuk demedik, vurduk kendimizi Kayseri sokaklarına.


Şehir kütüphanesinin içinden çok fazla paylaşım yaptım. O nedenle soğuğa inat, sıcak çaylı bir fotoğraf olsun istedim. Kızları da üye yaptık kütüphaneye. Bir daha ki sefere ziyaretçi muhabbeti olmayacak. :)) 


Sol baştan Sevgi, Gonca ve Azize'nin doğum günü şubatta. En erken olanı, 3 Şubat. Bir araya gelmişken pasta keselim dedik. Günün sonunda benim meşhur yüncüye, Şükran Hanıma gittik. pasta kestik. alış veriş yaptık. Akşama bizi Azize'nin evinde Kayseri Mantısı bekliyordu :) 

Bugünlük bu kadar. Arkası yarın tadında olacak ama kalanı yarına inşallah.
Selametle 

15 Oca 2024

15.01.2024


Selamlar
Yeni yılın ilk kitabı ile geldim. İskender Pala okumayı sevdiğimi herkes biliyor. Hocanın çıkan her kitabını alıp, kütüphane eklerim. Son üç yıldır sosyal medyadan arkadaşım sevgili Çiğdem'le beraber yeni yıla İskender Hoca'yla başlama kararı aldık. Kitabı daha önce de alsak, 1 Ocak tarihinde beraber başlıyoruz okumaya. :) Bu defa da öyle yaptık. 

Kitap, adı üstünde bir aşk hikayesi. Aşk duygusunun farklı insanları farklı hallere sürüklediğini apaçık gösteren bir kurgu. Teslimiyet ve rıza makamının sahibi Kaknusia... Aşkını ararken nefsin çukuruna düşmeyen, çalışan, üreten ve bir yandan da sevdiğini arayan Bahşi... Nefsinin arzusunu aşk zanneden, temiz karakterini bozan İshak... Ve hikayenin sonunda nefis çukuruna düşen Gunala... 

Alıntı yapmayacağım. Kendi analizimi paylaşmak istiyorum. İnsanın marifeti kul olduğunu unutmamasında saklı. Kazaya ve kadere iman, imanın şartlarından en zor anlaşılanı. Nerede gayret edip, nerede teslimiyet makamına gelmek lazım... Bunu ayırt etmek çok güçlü bir iman ve feraset istiyor.
 

İş yoğunluğum nedeniyle bloğuma istediğim sıklıkla yazamıyorum. Çoraplarım bitti. Hatta kullanıma alındı bile :) Büyüklerimizin ördüğü çorapların yolculuğunu yazdığımı hatırlıyorum. Şimdi üzüldüğüm bir konuya değineceğim. Tığ ve şiş örgüleri gelişti bizde de. Fakat çorap örgüsü istediğim ölçüde yaygınlaşmadı. Bu yün içerikli iplerle örülen çoraplar çok sağlıklı. Ayrıca çok ince ipler olduğu için örülen çoraplar çok rahat şekilde botlarla giyilebiliyor. Beş şiş örgüsü zannedildiği kadar zor değil. Biraz tecrübe ile herkes çorap örebilir diyorum. You Tube'da çok güzel videolar var. deneyin derim. 


Motif etkinliğimiz uzun bir aradan sonra yeniden başladı. 13. etkinlik farklı tecrübelere imkan tanıyacak bir şekilde planlandı. işin sonunda nasıl battaniyeler çıkacak meraktayım. Ben ilk ayın ödevini tamamladım. Paketim grubun patronu Nilgün'e ulaştı bile :)


Yazılı sezonu çok yoğun geçti. Bu defa sınavlarım ikinci haftaya kalmıştı. 13 sınıfın kağıdı ve klasik sorulardan oluşan sınav kağıtlarını okumak çok yorucuydu. An itibariyle not işlemlerim tamamlandı. Sınavların analizi yapılması gerekiyor. Halledeceğiz inşallah.



Yoğunluğun arasında bir vesile ile dost meclisi kuruldu. Sevgili Azize ve Sevgi ile Yavuzlar İplik Kayseri'de buluştuk. Gruptan sevgili Nuray'ın doğum günü hediyesini seçip, örgümüzle vakit geçirdik. Çok güzel bir hafta sonu etkinliği oldu. :)


Şubat ayı yaklaşıyor. Benim hayatımdaki insanlardan dördü de Şubat doğumlu. Sevgili Azize için başladım benim meşhur Haruni şalı. Siyah zorluyor akşamları ama kenar kartına kadar büyüttüm. Bu hafta içi bitirmek en büyük hedefim. 

Yeni yıl hediyelerimi derli toplu çekmediğimi fark ettim 
onları da toparlayıp, yazacağım. Şimdilik selametle...

5 Oca 2024

05.01.2024


Selamlar 
Yeni yıl muhabbeti de eskidi. Zaman nasıl ilginç bir şey. Emek, sevgi ve heyecanla beklersin. Beklediğin aslında anlardan biridir. Anları kaçıra kaçıra, beklersin. 

Umut edersin. Gelecek bir gün seni huzura kavuşturacak. Bilmezsin o huzuru getirecek bir zaman yoktur. 

Huzura kavuşmak zamandan, mekandan ziyade.

31 Ara 2023

Kısa Bir Tatil



Selamlar 
Bu sene sağlık problemleri nedeniyle tüm tatillerim dinlenmekten ziyade hastane ortamlarında geçti. İyice sıkıldığımı fark edince, hafta sonu bir kaçamak yapmanın iyi olacağına karar verdim :) Benim her daim yol arkadaşım, Sevgi'm ve ben düştük Eskişehir yollarına. 
Sevgili Gonca, güler yüzü ve misafirperverliği ile karşıladı bizi. Normalde daha minimal olur diye düşündüğümüz buluşma, bir anda kocaman bir sevgi halkasına döndü yine. Yaptığımız çekilişte, Bursa'dan Sevcan, Gonca'ya hediye alacakmış. Bizim de geleceğimizi duyunca, kargoya vermektense kendim götüreyim demiş. Sabah sürprizi Sevcan hepimize iyi geldi. Eskişehir ekibinden Hayriye ve tatlı kızı, Kocaeli ekibinden sevgili Nuray derken, kalabalık ve güzel bir kahvaltı masasına oturduk. 


Eskişehir, ruhu olan mekanlara sahip bir şehir. Kahvaltı için gittiğimiz mekan, kütüphane gibiydi. Kahvenizi alıp, köşenizde huzurla okuyabilirsiniz.


Ayrıca Küçük Prens'in sofrasına da misafir olabiliyorsunuz :)) 


Kahvaltıdan sonra kendimizi yollara vurduk. Porsuk Çayı'nın etrafında gezdik. İnsancıl Kitabevi'ne uğradık. Yorulunca bir kahve molası verelim dedik. 


Kahveci Saddettin, Yeşilçam esintilerinin hakim olduğu, şirin bir kahveci.




Hafta sonu olunca yoğun bir zamana denk geldik. Kahvelerimiz pek bizim sipariş ettiğimiz şekilde gelmedi ama yine de çok eğlendik. Ne demek istediğimi kısaca şöyle anlatayım efendim. Karamelli kahve isteyen, sade kahve, Duble kahve isteyene, normal kahve geldi. Başka masaların siparişleri bize verilmeye çalışıldı :))) Ama yine de çok keyifli bir mekandı. Tüm problem yoğunluğu idare edemeyen çalışanlardaydı. Bu da tolere edilmeyecek bir sıkıntı değildi.  


Ekibin ortak noktası örgü olunca, yün dükkanları da gezilecek mekanlardan oluyor. Nasıl Konya'ya gidip, Güneş Yünevi'ne gitmeden olmazsa, Eskişehir'e gidip, Mavi Ay Yünevi'ne gitmeden olmazdı. 


Çok farklı cins ve renkte yünler vardı. İnsana cennete düştüm duygusu uyandırıyor. Beden dilime yansıyan duygudan anlaşıldığı üzere :) 
Tavşan tüyü sarma iplerden aldım ve el boyaması çorap iplerinden de denemek için aldım. Örebilirsem paylaşırım sizinle :) 
    

Pazar günü, Nuray'ı yolcu etmek için çıktık. Odunpazarı evlerinin olduğu mekana çok yakın bir konumda Yazı Müzesi gözümüze çarptı. Daha önce geldiğimizde bu müzeyi gezmemiştik. Üniversitenin Grafik Bölümünde yapılan çalışmaların sergilendiği küçük bir mekandı. Farklı yazı stilleri dikkatinizi çekiyorsa ziyaret edebilirsiniz. 


Pazartesi günü dersim olmadığı için biz Pazartesi günü yola çıktık. Kişisel tarihimde ilk defa neredeyse bir ulaşım aracına geç kalıyorduk. Tatilin son anını da aksiyonla tamamladık. :))  
Yılın son gününe mutlu bir anı bırakayım istedim. Günün gerçeği ise, kas ve eklem ağrıları. Bu hafta benim dersimin yazılıları var. Çok yoğun bir çalışma dönemi öncesinde hasta olmak üzere olduğum için tedirginim. Bana şans dileyin canlar. 
Hepimize huzurlu, mutlu yıllarımız olsun. 
Selametle...

30 Ara 2023

Gençlerle Çalışmak Harika


Selamlar
Yeni yıl gelmeden 2023 anılarını bitirebilir miyim bilmiyorum sevgili günlük. Aslında yeni yıl hedeflerimi de kaydetmek istiyorum. Kalan 2 gün tüm bunlara yetecek mi bilmem. Uzun süre yazmamanın handikabını yaşıyorum. Olsun bakalım. İnşallah yazmak istediğim her şeyi aktarabilirim. 
Okulum çok hareketli. Aklı, iyiliğe güzelliğe çokkkkk çalışan tatlış bir grupla devam etmek bazen benim yaşlı bünyeme ağır geliyor ama olsun, yine de çok mutluyum. 
10 Aralık tarihi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin yıldönümü. Bu nedenle de dünyada İnsan Hakları Günü olarak kutlanıyor. Gençlere ne yapalım diye sorunca, "hangi insan hakları" dediler doğal olarak. Çok uzağa gitmeye gerek yok. Dünyanın yakın tarihi, İnsan Hakları kavramının ütopik bir kavram olduğunu anlamak için yeter de artar bile. Hatta benim kişisel tarihim bile uzun yıllar "din ve vicdan hürriyeti" maddesinin Kaf Dağı'nın ardında olduğu zamanlara şahit. Böyle olunca gençlere hak verdim. 
7 Ekim'den beri, dünyanın gözünün önünde yaşanan vahşeti seyredip, şeker ponçik bir duvar gazetesi çıkaramazdık elbette. Biz de olanı tüm çıplaklığı ile ortaya koymaya karar verdik. 
ARADIĞINIZ İNSAN HAKLARINA ULAŞILAMIYOR. ÇÜNKÜ, İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYAANNAMESİ GAZZE'DE, İSRAİL BOMBALARI ALTINDA KALIYOR. 


İş Bankası sağ olsun Modern Klasikler serisi ile okumayı kolaylaştırdı. Fakat Zweig'tan başka yazar okuyamaz hale gelen bir grup var. Ben de okurum Zweig ama farklı yazarlarla tanışmak, farklı duygu ve yazma alışkanlıklarını da okumak zenginliktir. Edebiyat öğretmenimiz Ersin Hoca'yla kolları sıvadık ve Tarık Tufan Okuma Grubu oluşturduk. İlk toplantımız yapıldı. Dönemin sonunda ikinci kitap için toplanacağız. Böyle küçük gruplarla yapılan okumanın verimi de başka oluyor :) 


Meslekte 26. yılı çalışınca, sen artık sadece öğrenci değil, öğretmen de yetiştirebilirsin diyorlar :) Şaka bir yana üniversitenin formasyon programına devam eden öğretmen adaylarının uygulama ayağını ben yürütüyorum. Fotoğraftaki gençler benim çocuklarım. Stajyerlerimle hiç fotoğraf çektirmediğimi esefle fark ettim şu an. Allahtan program devam ediyor. Bu açığı kapatalım inşallah. Gelelim fotoğrafın hikayesine; Yonca Hoca, Erciyes Üniversitesi'nde Sosyoloji Bölümü'nde Doçent. Şehir Akademi'de Gündelik Yaşam ve Oryantalizm başlığı ile dersler veriyor. Fırsat buldukça derslerine katılıyorum. Güzel bir denk gelme ile benim stajyerlerin danışman hocasıymış. Uygulama eğitimine bir kere katılması gerekiyor danışmanların. Okula gelmişken bizim gençlere de konuşur musunuz dedim. Sağ olsun kırmadı. Gençler Yonca Hoca'ya bayıldı. Seminerden sonra kütüphanede devam etti sohbet. Çok güzel ve verimli bir gündü. 


Bu kuzular, benim akıl danelerim. Hepsi birbirinden başarılı, çalışkan ve bilgi birikimleri, Türkiye standartlarında değil lise, üniversite öğrencilerine bile taş çıkartacak durumda. Öncelikle "maşallah" diyelim hep beraber :) Sonra da kocaman bir "Aferin" Çünkü, Cumhuriyetimizin 100. Yılı Etkinlikleri kapsamında, geçirdiğimiz yüz yılı, farklı yönleri ile değerlendirip, arkadaşlarına çok verimli bir seminer programı sundular. 


İp ve tığla mesaisi çok olan bir öğretmenin hazırladığı seminer programının afişi de işte böyle olur :)) 
Neyse benim şimdi yazılı sorularına el atmam lazım. Gün içinde yeniden gelirim belki. Muhasebeciler gibi yılı kapatma telaşına girdim malum :) 
Selametle...



 

27 Ara 2023

Ne Kadar Uzun Zaman Oldu....

 


Selamlar 
Ötmekten vazgeçen bir kuşun hikayesini anlattıktan sonra bu kadar çok ara vermem de çok manidar olmuş. Şimdi fark ediyorum. :) 
Niyetim, mesaj verip, yazmaktan vazgeçmek değildi elbette. Gönüle düşen bir sitem gününden dile gelenlerdi onlar. Çok şükür ki, öyle kalıcı kederlerim ve sitemlerim yok. Hayat aktı. Hatta çok hızlı aktı. O nedenle yazmaya fırsat bulamadım. Bu açıklamanın ardından, gelelim fotoğrafa. 
24 Kasım Öğretmenler Gününde, kendi okulumda olamadım malesef. Annemin ameliyatı için Sivas'taydım, o hafta. Ameliyat güzel geçip, rahatlayınca, aklımıza özel günde olduğumuz gelebildi. Eşimle bir karar verdik ve liseden tarih öğretmenimiz olan Bülent Hoca'yı ziyaret ettik. Fotoğraftakilerin biri hocam biri kocam yani :) Sırtımı iki güvenilir insana dayamanın konforu ile keyifle gülmüşüm . :)) 


Benim malum grubumla, uzun kış gecelerini değerlendirelim, her hafta bir etkinlik yapalım dedik. Fikir benden çıktı ama düzenli uyabildiğim söylenemez. Bu sevimli mug kılıfları ilk haftanın ürünü. 


Bir hafta sonu nöbetinde yanımda getirdiğim iplerle denemiştim. İlk sıradaki morluyu bir arkadaşa hediye ettim bile.


Şüheda'nın odasındaki kanepeyi balkona taşıdığımı söylemiştim. Bu ara değilse de bir ara balkon keyfi de yapabiliyordum. :) Sömestr tatilini bekliyor bu keyif. :))


Kayseri'deki cânım yüncüm, Şükran Hanım, dükkanın arkasındaki minik odayı, atölyeye çevirdi. Dükkana örgümüzle gidip, çay, kahve muhabbet eşliğinde güzel vakit geçirme şansımız var artık. Şimdilik küçük bir mekan. İlerde daha büyük bir mekana kavuşuruz hep beraber inşallah. 


Bu süreçte okul çok hareketliydi. Stajyerlerim var yine. Uzaktan bakınca çok konforlu gibi görünen süreç, benim gibi iş konusunda müşkülpesent biri için ekstra yorgunluk oluyor. Ama öğretmenlik eğitimi için elzem. Mesleğe bu şekilde de hizmet vermek insanı mutlu ediyor. 
Anlatacak çok şey birikti sevgili günlük. Çok yakında yine geleceğim. Evrene, ötmekten vazgeçen kuşun meşajını gönderdik diye biz de sustuk :) Anlatacağım diyelim bu defa :)) 
Selametle