Pages

16 Ağu 2023

Ortaya Karışık



        Selamlar
Bizim evde birinin doğum günü olduğunda özenli bir kahvaltı sofrası hazırlarım. Hiç şaşmaz kuraldır. Bu defa doğum günü benimdi. Fakat çok keyifsiz ve yalnız başladım güne. Canım hiçbir şeye özenmek istemedi. Sabah gelen çiçekler de olmasa sofrada, güne özel hiçbir şey yoktu. 
Çiçekler, insanı mutlu etmenin en kolay yolu sanırım. Fakat bende çok işe yaramadı. Çiçeklere eşlik eden duygu her şeyden daha önemli. Ve insan gösterilmeyen duygunun varlığını pek hissedemiyor. 
Anlaşıldığı üzere bu ara pek keyfim yok. 


Üzerine düşünülmüş, emek edilmiş hediyeler en keyifsiz anları bile renklendirebiliyor. Benim muhteşem grubum, yine günüme ışık oldular. Laf arasında şık bir piknik sepetinden bahsetmiştim. Çok pahalı bu ara alamam falan demiştim. Cancağızlarım, el birliği ile içi mutluluk dolu bu sepeti hazırlamışlar. Kırmızı beyaz ekoseli sofra örtüsünden, kırmızı saplı çatal- bıçak setine varana kadar, pek güzel, şık bir piknik sepetim oldu. Ayrıca güzel bir bahçede, sıcak havalara inat, serin, keyifli bir akşam oldu. Keyifsiz başlayıp. mutlu biten bir gün :) 


Beymen markası, kağıt iple örülmüş bir çanta sürmüş piyasaya. Örgücü hanımlardan kaçmadı tabi. Sırasıyla bu işin erbabı youtuber ablalar açıklama yayınlamaya başladı. Benim kağıt iple başım pek hoş değildir. Kayseri'deki yüncüm, sevgili Şükran Hanıma uğradığım bir gün, "kağıt ipi mutlaka denmelisin abla" dedi. Bu telkini bekliyormuşum sanırım :) Çok güzel üç renkle motif macerasını başlattık.


Yeşilin Kızı Anne serisinde dördüncü kitabı yarılamıştım. Mişli geçmiş zamanla konuşmamın nedenini az sonra açıklarım. Ben şimdilik çantaya döneyim. 


Normalde daha büyük boyuna niyet başlamıştım ama ortalamanın bile bir tık altında boyu olan bir  insanım. Büyük çanta benim neyime dedim ve küçük boyunu yapmaya karar verdim. Henüz astar ve sap yok ama yapılır inşallah. Yeter ki sağlık olsun.


Sağlık olsun demişken, gelelim tüm planları alt üst eden olaya. Ben tatile giderken takarım diye çanta örerken, kağıt ipi fazla alıp, şapka örmenin hayalini kurarken, hayat beklemediğimiz yerden gol attı bize. 3 hafta önce annem rahatsızlandığı için kardeşlerim hastaneye götürdü. Bir gün öncesinde kendini biraz  yormuş. Kollarında tutulma var zannedip gittiğimiz hastaneden, kötü bir maceranın sonunda, iki omuzda da kırık olduğunu ve protez takılması gerektiğini öğrendik. Şimdi protezin satın alınması ile ilgili prosedürün tamamlanmasını bekliyoruz.
 Ben apar topar gelince ne kitabımı, ne de ipimi, ne tığlarımı almayı akıl ettim.  Şimdilik kardeşimin kütüphanesinden okumaya devam ediyorum. Sivas' ta bir tuhafiye imdada yetişti. İp aldım. Anneme küçük bir battaniye yapayım dedim. 


Bu arada da Şükran Hanımdan da kağıt ip sipariş ettim. Basit bir tote çanta örmek niyetindeyim.


Dediğim gibi apar topar yola çıkınca rutinimle ilgili her şey evde kaldı. Kağıt ip gelince yıllar önce rahmetli babamın yurt dışından getirdiği tığ setinin parçası olan bir tığla örüyorum. Tığ biraz orijinal. Türkiye'de şimdiye kadar hiç görmedim. Bu orijinal ürün de blogda yerini alsın istedim. Japon malı. Tıpkı Tulip'ler gibi. Ama iki ucunda da çengel olan bir tığ. Bir tarafı 4mm, diğer tarafı 5mm kalınlığında. son derece işlevsel ve örmesi kolay.
 
Ameliyat sürecinde sona doğru yaklaşıyoruz. okuyan herkesten dua istiyorum. Annem sağlıkla kollarına yeniden kavuştuğu, başarılı bir ameliyat geçirsin inşallah. 
Çok düşünemeden, planlamadan, spontane bir yazı oldu. Yaşadıklarımın bir özeti olsun istedim. Ameliyat çok başarılı geçti diye yazacağım günler olsun sıradakiler inşallah. 
Selametle.... 

27 Tem 2023

Sivas Aktiviteleri 2



Selamlar 
Sivas günlerine Tokat'tan çekilen bir kara ile başlamak da yazının esprisi olsun artık :) Diğer postta günübirlik Tokat'a gidip geldiğimizi söylemiştim. Tokat küçük ama şirin bir şehir. Pek çok güzelliği barındırıyor içinde. Hem tabiatı güzel hem de tarihi dokusu var. Ben ruhu olan yerlerde yaşamayı seviyorum. 


Gelmişken küçük bir Taşhan turu yapalım dedik. Tokat'ın yazmaları meşhur biliyorsunuz. El baskısı yazmalardan almıştım. Bu defa günlük kullanım için bir kaç tane aldım. Sofra örtüsü de Tokat'da çok meşhur. Var ben de ama fazlası göz çıkarmaz diye düşündüm. Koca kişisi sessizce alışverişime eşlik etti. Bir kahveyi hak etmişti :) Kahveden sonra evli evine, köylü köyüne dedik, düştük yollara :)  


Eşimin mezun olduğu lise tarihi bir binaydı. Giden valimiz zamanında turizme kazandırıldı. Bina, Sultan Abdülhamid zamanında yapılmış. özellikle anne babasını kaybetmiş, öksüz, yetim küçük çocukların meslek öğrenmesini aynı zamanda eğitim almasını sağlayan bir kurum olarak düşünülmüş.


Ben eski okul binalarını gezdiğimde hep aynı soru gelir zihnime. Günümüzde okul binalarımızın estetik hazdan uzak, çağın mimari anlayışına uygun kutu formatında dizayn edilmesi öğrencinin derslere karşı ilgisinin, okulu korumaya ve temiz tutmaya karşı dikkatinin azalmasında etkili mi acaba.
Benim bu soruya cevabım çoğu kere; Evettt.


Sorarım hepinize böyle güzel bir binada okusanız. bahçeye çöp atabilir misiniz. Şimdi çalıştığım okulun bahçesi de çok güzel. Okulun kurucu müdürü sağ olsun karaduttan, ıhlamura kadar pek çok ağaç dikmiş. o ağaçlarımız büyümüş. Bahçemiz çok güzel ve çocuklar bahçeye çöp atmıyor. 
Evimin önünde bir okul var. Kocaman bir bahçesi vardı. Fakat yıllarca bomboş bekledi. Şimdi de yer yok gibi yanına bir okul daha diktiler. İki okulun da bahçesi küçülmüş oldu. Çok zevksiz binalar. :(


Eski okul binalarını gezmek o nedenle bana hem keyif veriyor hem acı. 



Bina,  okul olarak başlamış ama belli bir zaman sonra kadın mahkumlar için cezaevi olarak da kullanılmış. O günlerin anısına düzenlenmiş bir kaç oda var. 






Hapishane gezmek, insanın ruhunu yoruyor. Yıllar önce İshak Paşa Sarayının zindanlarına inmiştik. Buz gibi kasvetli bir ortamdı. Bence duygular yaşanılan mekana sirayet ediyor. Bazı evlere gidince hiç sebepsin için açılıyor. Bazı evler de ise ruhun sıkılıyor. Duyguların mekanın enerjisini etkiliyor. Müze olarak kullanılan cezaevlerini gezenler kesin hissetmiştir ortamın kasvetini. 


Müzede Sivas'a has unsurlarda sergilenmiş. 


Bu çoraplardan babaannem örerdi. Ben yünün ip haline getirilme sürecini ev ortamında gözleme şansına sahip çocuklardanım. Annem ve babaannem yünü alır, bir temiz yıkarlardı. Tokaç denilen kalın bir sopa ile döve döve, köpürte köpürte yıkarlardı. Yanlış anlaşılmasın bu köpürme deterjan etkisiyle değildi. Yün eğer kirliyse, o tokaç denilen sopayla dövdükçe köpürür ve temizlenir. Sabaha kadar suyu süzülen ıslak yünler, günün ilk ışıkları ile bahçeye serilir. İnce ağaç dallarından yapılan yün çubukları ile çırpılır. Yün temiz yıkanmışsa, çırpıldıkça tel tel açılır. Açılmayanlar elde didiklenir. Kuruyan yün, yün taraklarından geçirilir ve iyice inceltilir. Taranmış yün, iğ denilen aletle eğrilerek ip haline getirilir. Sonra babaannem bağdaş kurup o ipleri kelep haline getirirdi. 
Biz şehirde oturduğumuz için kök boyalar dükkandan alınırdı. Köylerde bitkilerden kendileri de yapmış zamanında onu hatırlamıyorum tabi. Kazanlar kurulup, ipler boyanır. Kuruyan ipler yeniden sarılır ve çorap, kilim ya da halı dokunurdu. Bizim evde halı ya da kilim tezgahı yoktu ama dayımlara gittiğimde tezgahın başına acemice geçtiğim zamanlarda oldu. Şehirli bebenin gönlü olsun kabilinden yengemler bir iki ilmek atmama izin verirlerdi. :) 


Rahmetli halamın bu yastıklardan dokuduğunu hatırlıyorum. 


Bu da bir dokuma tezgahı ama dayımlardaki tezgah duvara yaslanan büyük halı tezgahıydı. Böyle değildi. 


Vel-hasılı kelam, eşim eski okulunun tarihine, ben Sivas'ın tarihine kısa bir bakış attık. Yazık ki bizim çocuğumuz bizim günlük rutinimizi müzede seyreder hale geldi. Sonuçta 50 yaşındayız, çok yaşlı sayılmayız. Ya bizim gençliğimiz bir kırılma noktasına denk geldi ya da zaman çok hızlı akıyor. Hayırlısı artık. 
Bu arada annem hastanede yatıyor iki gündür. Duanıza talibiz. 
Selametle....

23 Tem 2023

Sivas Aktiviteleri



Selamlar 
Gezmek, tozmak güzel de, bir hobileri olan insanlar için elin boş kalması kabus gibi. Her ortamda beni yalnız bırakmayan iplerim, tığım ve şişim yine yanımdaydı elbette. Hiranur geçen sene ördüğüm şortu çok beğenmişti. Teyze bu defa biraz daha uzun bir şort yapabilir misin demişti. Çiçekli hırkadan artan Gazzal Babyler vardı. Yine bir yap sök macerasından sonra çok sevimli bir şort yapmayı başardım. :))


Kağıt ip, yaz örgülerinde çok tercih ediliyor. Örmesi biraz zor. O nedenle çok fazla kağıt ip tecrübem yok. Geçen yıllarda Sümeyye telefon çantası yapsın diye almıştım. Artan ipi de mrs yumak sayfasındaki şapkayı denemek istemiştim. Hatta geçen yaz Sümeyye buradayken ona da başlatmıştım.  Fakat çocuk staja gelip gittiği için bitirememişti. Sivas'a giderken yanıma almıştım. Bitirir, birine hediye ederim diye düşünerek. Şapka örmenin bu kadar keyifli olduğunu bilmiyordum. Sanırım yeniden deneyeceğim.  Manzaramız Sivas, mankenimiz Selvinaz Teyze :))


Minik mezuniyet partimizi paylaşmıştım sizinle. Sabah Orhan Beyle parka gidip en güzel kamelyayı ayarladık. Bu uygulama çok güzel. Aynı kamelyanın içinde hem masa ve banklar var hem de eski evlerde seki denilen. yüksek ve tahtadan bir oturma alanı var. 


İki farklı kamelyaya bölünmek yerine tüm ailenin birlikte olabileceği bir alan oluşturmak için biçilmiş kaftandı. 


Annemin kilimi ve minderleri, sevimli bir oturma alanı oluşturmamıza yaradı. Balon şişirme pompası almayı unutunca 30 tane balonu kendimiz şişirmek zorunda kaldık :)) 


Kamelyanın mantığı bu fotoğrafta daha net görünüyor sanırım. 


Sünnet çocuğu abartısına yakalanmamak için biraz sade bir tercih yaptık ama aslında bir kaç tane daha süsleme alabilirmişim. Fazla süsleme göz çıkarmazmış :)) 


Söylediğim gibi yeğenim Antalya'da satajda. Kardeşim yalnız kalıyor o nedenle. çoğunlukla onun evinde kaldık biz de. yeni yastıklarla eski köşeye tazelik kazandırmış bizim kız. sabah serinliğinde Haruni şalları örmek için iyi bir köşe olmuştu. :)
Selvinaz teyze ile penye kumaşlar alıp, şortlar, kapriler, Ev elbiseleri diktik.
Bir parantez açıp, küçük bir Tokat kaçamağı yaptık Orhan Beyle. 
Kızlarla havuz keyfi yaptık derken bize ev yolları göründü. :) 


Evde olmak güzel şey. Kendi yatağının keyfini çıkarmak. Kıyafetleri valizden değil, dolaptaki o bildiğin alışık olduğun yerden almak. Mutfakta o nerede bu nerede diye sormadan bir fincan kahve yapmak. Evde olmak güzel şey vessealam.


Evde olmak güzel şey ama bizim evin cephesi yaz sıcağının etkisini onla çarpıyor. Güneş her daim evin içinde. Ben aydınlık severim. Karanlık evlerin kasveti beni olumsuz etkiliyor. O nedenle en çok ışık alan cephede olur evlerimiz genelde. Buna dikkat ediyoruz ama temmuz ve ağustos ayları bizi gerçekten zorluyor. Zavallı Vanilya Hanımda evde olduğuna mutlu ama perde altında yatmanın serinliğine de karşı koyamıyor :) 


Ben hobilerimden nadiren para kazanırım. Yaptığım elişlerinden para kazandığım anlar bir elin parmaklarını geçmez. Yıllar önce Tatvan'da dantel havlu kenarları örmüştüm. Dersim çok azdı. Dayımın kızı evlenecekti. Ona çeyizlik havlu kenarları örmüştüm dantelden. hediye paketine koymak için. Komşularım çok beğendi sırasıyla sipariş verdiler. Dersim az olduğu için ve zevkli bir model olunca kabul etmiştim siparişleri. Hobi malzemelerimin parası çıkmıştı o zaman :) 
Sonra Kayseri'ye geldiğimizde bu örgü formalrı ile etkinlik yaptığımız zamanlarda bebek yeleği örüyordum. Komşumun torunu olacaktı. Bunu kime örüyorsun diye sordu Semra. Nasip kiminse demiştim. O zaman benim torunun olsun demişti. Ben hediye edecektim ama o ısrarla parasını vermişti. 
şimdi de Haruni şallar. Hasibe'ye hediye örmüştüm ama o bana 5 tane sipariş verdi. :) Emekle yapılan her iş çok kutsal ama böyle ince işlerin hakkını veremiyor bizim insanımız. 
 Normalde ördüklerimin ekonomik bir değerinin olması çok güzel. O zaman kendimi daha üretken hissederim ama insanımızdaki bu tutum beni rahatsız ettiği için genelde böyle hatır gönül işi olmadan sipariş kabul etmiyorum. Yaptığın işin kıymetini bilecek, güzel ruhlara iş yapmayı seçiyorum. 


Kıymet bilenlere el emeği hediyeler vermeyi de seviyorum. Sümeyye kız da mezun oluyor elbette Şüheda gibi. Bu pembik Haruni de onun için başlandı. Hediyesinin yanında el emeği bir detay olsun istedim. 
Yeşilin kızı Anne serisine devam ediyorum. üçüncü bitti. Dördüncü kitaptayım. İki gün önce doğum günümdü. çok keyifli ve güzel geçti. Yazarım yakında. Bugün evi temizledik koca kişisiyle. Yarın misafirim gelecek. Mönü düşünmem lazım. Böyle dünyalık kaygılarım var işte. vs vs vs 
Şimdilik Selametle....

17 Tem 2023

Parça Parça


Selamlar
Sizi bayramın ikinci günü bıraktım. Üstünden epey vakit geçti. Geniş ailesi ile konsantre vakit geçirmek zorunda olan gurbetçiler beni anlar. Davetlere katılmak, sevdiğin mekanları ve insanları ziyaret etmek, akşam yemeğinden sonra kardeşlerle sohbet etmek; bir köşeye çekilip blog yazmaktan daha cazip hale geliyor. 

Çantayı, İnstagramda, Kedito isimli profilde gördüğümü söylemiştim diğer postta. Örmek bir şey değildi ama o burs nasıl takılacak, astarlama nasıl yapılacak hiç fikrim yoktu. Yavuzlar İplik Kayseri şubesinde aparatlar vardı. Şükran Hanım artık daha profesyonel. çevresinde güzel insanlarda topladı. Bursu takıp, astarlamayı güzelce yapacak birkaç hanım tanıdığını söyledi. Büşra Hanımla bu şekilde tanıştık. El birliği ile bayram çantamı hazır ettik. Sivas'a doğru yola çıktığımızda yanımdaydı :)) 
 

1 Temmuz, teyzemizin doğum günü. Büyük küçük hiç fark etmez tüm yeğenlerinin sevgili Selvinaz Teyzesi o. :)
Pasta Elif Teyzemizin ellerinden. Kardeşim çok az ekipmana sahip olmasına karşın pandispanyalı pastaları çok lezzetli ve güzel yapar. Di Versi'de bile onun pastaları kadar lezzetli ve hafif pastalar yemedim. Bu işi ticarete dökmelisin diyorum her seferinde ama ya nasip.


Annemin dört torunu var. En büyükleri Şüheda. İki numara staj için Antalya'da. Bu iki minik ise tatilin yeğen kadrosundan mutluluk sebepleri.... Hiranur ve Eymen.
 Eymen Efendinin yüzündeki muzur ifade fotoğrafa has değil. Aynen göründüğü gibi tatlı bir yaramaz :)


Seçim sonrası insanlar, hem kaybedenler hem kazananlar çok çirkin bir dille değerlendirdi durumu. Ne alaka diyeceksiniz. Şüheda bu sene son sınıftaydı yani mezun düzeyinde. Mezuniyete katılmayacağım anne. dedi. Seçim sonrası sınıf ve okul gruplarında dönen sohbetten bir kısmını okuttu bana. Bu insanlarla ortak hiçbir şeyin parçası olmak istemiyorum dedi. 
Yazılanlar, üniversite okumuş bir insanın ağzına hiç yakışmayacak kabalıkta ve çirkinlikteydi. Hakarate varan, diyemiyorum, direkt hakaret edilen, küfür içerikli ifadelerle dolu bir saldırganlık vardı yazışmalarda. 
Üzüldüm ama tercihine saygı duydum. Ben üniversiteyi bitirdiğimde, okul bize mezuniyet yapmamıştı. Kepli, cübbeli tek fotoğrafım ya da anım yok. Çok büyük bir eksiklik mi hayır ama yine de ara ara depreşir ben de bu eksiklik. Şüheda'nın mezuniyetinde gideririm bu eksikliği diye düşündüm. Belli ki o da olmayacaktı. Ve iş başa düştü. Hazır memleketteyiz. Hısım akraba, hep beraberiz. O halde bir kutlama yapabiliriz diye düşündüm. Yengemizde Cumhuriyet Üniversitesinin cübbe ve kepi de varmış. Alternatif mezuniyet partisi düzenlemek için şartlar uygun hale gelmişti. 


Annemlere yakın bir mesire alanında küçük bir parti vermeye karar verdik. Halamız pastamızı yaptırdı. Teyzelerimiz ikramları hazırladı. Anne baba da ortamı hazırladı derken Şüheda için minik bir kutlama oldu. Büyük bir organizasyon değildi ama ailelerin bir araya geldiği ve güzel vakit geçirdiği samimi ve mutlu bir kutlama oldu. 


Ailede eksikler vardı malesef. Halamızın oğlunun biri Diyarbakır'da çalıştığı için katılamadı. Diğer oğlunun eşi hemşire. Mesaisi olduğu için katılamadı. Teyzemizin oğlu Antalya'da staj yapıyor. O nedenle malesef yoktu. Hepsinin kulaklarını çınlattık. 


Ben de kötü fotoğraf çekmem ama bizim evde fotoğraf konusunda Elif Teyzemiz bir numaradır. Yeğenini aldı eline ve 1500 tane fotoğraf çekti hahahaha. Bir kaç tanesini paylaşayım :)) 




Gündüz kutlama çok keyifli ve güzeldi ama gün henüz bitmemişti. Belediye'nin açık hava sinema etkinliğinde Eren'in filmi oynayacaktı. Ben bir türlü kısmet olup o filmi seyredememiştim. Hem açık hava etkinliği hem de seyretmediğim bir film olunca ona da katılalım dedim. 


Ortamın en isteklisi bendim. Kaynım ve eltimi de zoraki dahil ettim organizasyona :)) 
Ben, Sivas'a gidince 50 yaşında bir bayan olduğumu unutuyorum. 30 yaş aktiviteleri peşinde koşuyorum :)) 
Her şey çok güzel başladı. Gün boyu sıcaktan kendimize gölge yerler aramıştık. Filmin son 20 dakikasında bastıran yağmuru bu buharlaşmaya borçluyuz sanırım :))  Sakin sakin damladı başta. Yaz günü bir şey olmaz dedik. Fakat sonradan bardaktan boşanırcasına yağmaya başladı. En yakındaki Kale Cami'ne toplandı Ümmet-i Muhammed. Yağmur hafifleyince arabaya doğru yürüdük ama sudan çıkmış balık gibi olmuştuk hahahaha. İşin güzel yanı kimse mızmızlanmadı. Gülmeye devam ettik. Yaşlanmak değil ama olgunlaşmak bu olsa gerek. 
Selametle...

29 Haz 2023

Ihlara Vadisi


Selamlar
Dün, eşim bayram namazından geldikten sonra geleneksel aile bayramlaşması gerçekleşti. Kahvaltı için erken bir saat olunca biraz kitap okudum. Haruni şal ördüm. Ben blog için post hazırlıyordum Şüheda kahvaltıyı hazırlamaya başladı. Kalkıp minik kuşuma yardım ettim. Biz çay keyfi faslına geçtiğimizde Kurban kesim merkezinden haber geldi. Geçen sene gece 23 civarı işler bitmişti. Bu sene 13.30 gibi kurban payı ile eve gelebildik. Evin en soğuk tarafında bir kaç saat beklettik. Zaten hayvan 10.30 gibi kesildiği için epey bir süre beklemiş oluyor eve gelene kadar ama yine de biraz daha beklesin dedim. Akşama doğru etlerin geleneksel paylaşılması gerçekleşti. Malum kurban etlerinin üçe bölünmesi gerekiyor. Payın biri kesemeyen, eş, dost akrabaya dağıtılır. ikinci pay, gelen misafirlere ikram edilir. üçüncü pay ise ev halkının hakkıdır. Bu kurallara riayet ederek, kurban etlerini pay ettik. İşler geçen seneye göre daha erken bitince Kayseri'de yaşayan dayıma ve kuzenlerime bayram ziyareti yapabildik. Bu bir ilk. Çünkü biz dayımla aynı şehirde yaşar ama genelde Sivas'ta bayramlaşırdık :)) 


Geçen hafta evin beyi, "sıkıldık hadi biraz doğa yürüyüşü yapalım" dedi. Bizi Ihlara Vadisine götürdü. Her yaz niyet ederiz ama bir türlü kısmet olmazdı yıllardır. Bu sene seminer programımız online olup, okula gitmek zorunda olmayınca sakin bir zaman yakalamış olduk. Biz de bu zamanı değerlendirdik. :) 


Ihlara Vadisi bir kanyon. Aksaray'ın Güzelyurt ilçesine bağlı. Coğrafyacı değilim. kanyonlar hakkında geniş bilgim yok ama Ihlara Vadisinin çok ilginç bir yapıya sahip olduğunu söyleyebilirim. İlk olarak 150 metre derinliğe sahip. Sarp merdivenlerden iniyorsunuz aşağıya. Bozkırın ortasında, çevresinin kıraç yapısına inat yeşil bir çanak gibi. 


Vadiyi şekillendiren Melendiz Nehri. 


Ben Kızılırmak Nehrini de gördüm. Sanırım yapısından, Kızılırmak çevresine böyle yeşil bir hayat verememiş malesef. Melendiz Nehri, bozkırı yeşillendirmiş. 


Doğa yürüyüşü yapmak için kesinlikle zor bir parkur. Ama bir o kadar da zevkli. Yürüyüş yolu boyunca karşına çıkan manzaralar, suyun sesi, kuşların cıvıltısı, kurbağa sesleri....  


Ağaçların gölgelik yapabildiği yerler güzeldi ama güneşin insafsız olduğu yerlerde vardı. Onca güneş kremi takviyesine rağmen üç ton kararmış durumdayım :) 


Ihlara Vadisi, doğal güzelliği yanında tarihi önemi olan mekanlardan biri. Hristiyanlar için önemli merkezlerden. Vadinin çevresini duvar gibi çeviren kayalar kolay şekillendirilebilen bir yapıya sahip. Böyle olunca pagan Roma'nın zülmünden kaçan ilk hristiyanlar için bir sığınak olmuş. Vadide 14 tane kilise, şapel ve yerleşim yerleri var. 


Biz gittiğimiz de günlerden pazardı. Hem tatil günü olması hem de kutsal günleri olması açısından hristiyan ziyaretçi çok fazlaydı. Yerli turistlerde çoktu. O nedenle tüm kiliselere girmek istemedik. Sonuçta insanlar ibadet şuuru ile geliyorlar buraya. Rahatsızlık vermek istemedik. Nasılsa çok uzak değil, yine geliriz diye düşündük. 
Kokar Kilisesi'ne girdik sadece. Sanırım gördüğüm manzaranın canımı sıkması da diğerlerine karşı ilgimi azalttı. Günün tadını kaçırmak istemedim. 


Canımın sıkılmasına sebep olan şeyi zaten fotoğrafta görüyorsunuz. Kilisenin aktif olduğu dönemde okuma yazma oranı çok düşük olunca tavan ve duvarlarına İncil'den sahneler resmedilmiş. Cemaate bu şekilde anlatılmaya çalışılmış. Fakat gördüğünüz üzere tarihi doku insan eliyle bu hale getirilmiş. Collezyum'un duvarına sevgilisinin adını yazan gencin haberlerini duymuşsunuzdur. Dünyada böyle bir kafa var demek ki. 
Girdiğin bir mekanda duvarlar resimlerle dolu. Tarihi dokusu hakkında hiçbir fikrin olmasına gerek yok. Birileri emek emek oraya bir eser bırakmış. O eserin üstüne adını yazma... O eseri silmek için defter karalar gibi çizmek... Nasıl ve neden !!! Bu cahillikten de öte bence bir ruh sağlığı sorunu. 
Denk gelmişken, dünden beri İsveç'te Kuran-ı Kerimi yakmak için resmi makamlardan izin almak isteyen ve garip bir şekilde bu onayı alan insanların haberini duyuyoruz. Anlamaya çalışıyorum, bir insan dünyada bir grup insan için kutsal olan bir kitabı niye yakmak ister. Neyi ispatlamış olacak bunu yapınca. O yaktı diye hak din zarar mı görecek. Bu nefret söylemi ve keskin sirke küpüne zarar. Bu ruh hali kendilerini yakar, emin olsunlar. 

Bu kiliseyi, bu hale getiren insanların cehaleti ve İsveç'te Kuran-ı Kerim yakmak isteyen insanın kini dünyayı yaşanmaz kılıyor malesef. 


Baba kız fotoğraf çekmeye dalınca arayı açmışız. Beklerken çantamdaki kitap aklıma geldi. Yeşilin Kızı Anne serisinin ikincisini okuyorum. Tam ortamı dedim. Beni gören Şüheda'nın tepkisi, "bu anı kaçırmam" olmuş :)) Doğaçlama fotoğraflar en güzeli oluyor sanki. 


Şüheda'nın en sevdiği şey bizi böyle habersiz çekmek :) Aynı yolda 29. yıla doğru yürüyoruz. Fakat Orhan Bey bu defa arayı biraz açmış gibi :)) 


Benim minnoş, çekirdek ailem. Allah eksikliklerini göstermesin 💗

Ben şimdi uykucu şirinlerimi uyandırayım. Büyükler bizi bekler. Bayramın el öpme faslına geçmek lazım.
Selametle....