Pages

25 Eki 2022

Ekim Biterken...


Selamlar 
Sonbaharın renkleri çok güzel değil mi? Gençler deneme sınavı çözerken, sınıf penceresinin bana sunduğu güzelliği es geçemedim. 🥰


Ekim, Kayseri için kitap fuarı demek. Okur, yazar, düşünür gruplar için renkli ve güzel iki haftalık süreç. Cânım sınıfım 11/B okul kütüphanemize katkı vermek adına bir gün önceden kermes düzenledi. Fena sayılmayacak miktarda para kazandık 😅 Onun heyecanı sanırım, henüz resmi açılış bile olmadan fuara koştuk ve kütüphanemiz için 46 tane kitap aldık 💫 Bu karede onun mutluluğunun resmidir. 📚


Ekim okul anlamında başka bir heyecana daha eşlik etti. Kütüphane kulübü olarak her ay bir kitabın tanıtımını yapmayı hedefliyoruz. Ekim ayı için Hayvan Çiftliği kitabının analizi yapıldı.
Uzun ve biraz heyecan biraz korku ve endişenin hakim olduğu bir süreçti. Maşallah gençlerden yana kaygımız yok ama böyle bir etkinliği ilk kez düzenlemenin baskısını ister istemez yaşadım. Çok şükür yüz akı ile tamamlandı süreç.
Bu ay kitabımız Yaşlı adam ve Deniz. Analize katkı vermek isteyen olursa yorumlarda paylaşırsa memnun olurum. 😇


Okulumun hayatıma kattığı yeni kavram "yurt nöbeti." Ayda en az iki defa okulun pansiyonunda nöbetim oluyor.  Ben üniversiteyi ailemin yanında okuduğum için yurt tecrübem hiç yok.  Meslek hayatımın sonlarına doğru böyle bir tecrübe edinmek fark getirdi hayatıma elbette. Evden uzakta bir gece.  Devamında okulun ve derslerin devam etmesi.... asla şikayetçi değilim. Hayatıma uzaktan bakma şansı veriyor sanki.  Fotoğraf karesi cumartesi günü yurt nöbetinden. Kupa sevgili Nilgün'ün hediyesi. Okul bahçemiz gerçekten görülmeye değer. 🥰


Nöbete alışık olmayınca bünye, nöbet sonrası için arkadaşa kahvaltı sözü verebiliyor. Üstüne üstlük ben pişi kızartırım diye söz verebiliyorsunuz 🤭 Ekim ayı ilk nöbeti 2 Ekim'deydi. O nedenle nöbet gerçeğini unutup pazar günü için arkadaşa söz verdim. Hatta pişi de kızartırım dedim. Nöbet sonrası uykusuz ve yorgunum ama sözünden dönmek bana göre bir şey değil. Gittik, mis gibi de bir sofra karşıladı bizi. Yorgun ve uykusuzdum ama yine de keyf almadığımı kimse söyleyemez. Ruhuma iyi gelen hatunlar Sevgi ve Azize ❤️


Öyle bir sofra düşünün ki peçetesi bile halden anlarım diyor.  Hem de kahvaltı sofrası.... Yorgumluk, keyif almanın önünde engel olabilir mi hiç 🥰


Keyif demişken Vanilya Hanımı atlamayalım. Bugünlerde hayat bildiği gibi devam ediyor. Rutini ve ortamı değişmedi. Yaz tatilinde onu mıncıklayan ablalar da okula gitti. Ebeveynleri ile hayatın tadını çıkarıyor. Her zaman olmaz ama arada böyle kucak keyfi yapıp anneyi de enerjisi  ile mutlu ediyor. 


Okul hiç olmadığı kadar zamanımı dolduruyor. Fakat yavaş da olsa tığ işlerine zaman ayırmadan olmaz. Yazın elimdeki ipleri değerlendirmek adına motif örmüştüm. Onları böyle minnoş sevimli bir bir battaniyeye dönüştürdüm. 😇
Doğan Cüceloğlu'dan, Var mısın kitabını okuyorum bu arada. 📚
Ekim güzel ve verimli geçti. Bu cuma ilginç bir buluşma planlıyorum. Nasıl geçtiğini de yazarım. 
Şimdilik selametle....




6 Eki 2022

Kalpten Kalbe Giden Yol Bu Defa Görünür Oldu. :)


 Selamlar
Ön kamera açılınca nereye bakacağımı öğrenemeyeceğim sanırım. hahahha. 
Neyse konu bu değil. Her sonbaharda dost ziyareti, grup için gelenek olmak üzere. Geçen sene Konya ziyaretinden sonra bu sene Eskişehir seferi düzenledik Sevgican'la.
Madem macera peşindeyiz, Kayseri'de binip, Eskişehir'de inmek çok tek düze olacaktı :) 
Ankara'ya bilet aldık öncelikle. Amaç yüksek hızlı treni test etmekti. O nedenle YHT için bilet almıştık. AŞTİ'de indikten sonra çok kolay bir şekilde toplu taşıma araçlarını kullanarak YHT garına ulaştık. Tren yolculuğu gerçekten hızlıydı ve totalde bize neredeyse bir buçuk saat zaman kazandırdı. 


Ders programım da Cuma günü boş. Dersim yok. Perşembe gece otobüsle yola çıktık ve dediğim gibi cuma sabahı Ankara'dan YHT ile Eskişehir'e ulaştık. Kocaeli'nden Yıldız da gruba katılmak için geldi. Gonca'ya geçtik. Sanırım yol yorgunluğu ile tüm gün evde oturup sohbet ettik, dinlendik. Çok keyifli geçti.
 Biz böyle daha küçük bir grup olacağız derken Bursa'dan dostlar organize oldular ve cumartesi günü bize katıldılar. Böyle kocaman bir sevgi halkası kuruldu.


Cumartesi gününe pineklemek değil gezmek yakışır deyip, attık kendimizi sokaklara. Neredeyse 15 bin adım atmışız o gün :) 
İlk durak Bal Mumu Heykel Müzesiydi. Müzenin gelirinin, kız çocuklarının eğitimi için kullanılması bizi baştan cezbetti. 
Müze çok dolu. Tarihi, siyasi, sosyal ve sanatsal anlamda faaliyetleri olan ve başarıları olmuş, öne çıkan şahsiyetlerin heykelleri vardı.
 Bazı heykeller gerçekten çok başarılıydı. Neredeyse duygusunu bile hissedebiliyorsunuz. Fakat bazı heykeller malesef pek başarılı değildi.
 Çok keyifli zaman geçirdik. Birbirimizi korkutup eğlendiğimiz de oldu. :)) 


İkinci durak, Modern Sanatlar Müzesiydi. 


Serginin adı, Yas ve Hazdı. 
Benim için çok ilginç bir tecrübe oldu. Böyle bir müzeyi hiç gezmemişim, onu fark ettim. Çok farklı eserler vardı. Vakit sınırlı olmasa bütün günü orada geçirebilirdim. Eserlerin yanında sanatçı ve eseri hakkında bilgiler vardı. Vakitten tasarruf etme adına fotoğraflarını çekip geçtim. Şimdi ara ara onları okuyup eserin fotoğrafına geri dönüyorum ama vakit olsaydı ve uzun uzun hem okuyup hem seyretseydim çok daha keyifli olacaktı. 


Müzeleri bitirince attık kendimizi Eskişehir sokaklarına. Burası Hamam Yolu.
 Yolda yürürken karşınıza böyle eğlenceli parkurlar çıkabiliyor. :)) 


Odun Pazarı evleri ve devamında Atlı Hanı gezip, lüle taşı aksesuarları gördük. Eşime bir tesbih aldım. Şu an kendime yüzük almadığım için pişmanım, hahahah 





Sanatçı bir belediye başkanı tarafından yönetilen şehir de böyle olur dedirtecek güzellikler var Eskişehir'de. Bu ağaç ömrünü tamamlamış bir söğüt aslında ama kesilmemiş ve şehre güzellik katmaya devam ediyor. 





Ülkemizin kanayan yaralarından biri kadına karşı şiddet. Hamam Yolunda bu konuya da dikkat çekilmiş.  O isimleri okurken ister istemez duygulanıyor insan.
 Hiç kimsenin diğerine zarar vermediği bir dünya bu kadar ütopik olmamalı. 😔



Porsuk çayında gondol sefası yapaanları bu defa sadece kıskanarak seyrettik. Bir daha ki sefere inşallah diyerek yutkunduk :) 


Şehrin her yerinde bu cins köpekler var. Daha önce hiç görmediğim bir cins. Köpek vücudu genelde beli ince göğsü geniş olur bizim buralarda. Bu hayvan bildiğin koyun gibi :)
 Çok dikkatimi çekmişti. Araştıracaktım, unutmuşum yoğunluktan. posttan sonra bakarım artık. Sahi bilen var mı bu köpeğin cinsi nedir? :) 





Hamam Yolundaki parkurlarda atlaya zıplaya... Porsuk çayı kenarında ve çarşıdaki heykelleri ziyaret ederek... En sonunda da dedikoducu teyzelerle iki lafın belini kırarak geziyi tamamladık. 😄


Pazar sabahı maceraya doymuş olarak, Eskişehir'de binip Kayseri'de inmeye ikna olduk, vesselam 
Sevgiler. 🌺





14 Eyl 2022

Hayırlı Bir İş İçin.


Selamlar
Bu fotoğrafları bloğa yüklememin üstünde epeyce biz zaman geçti. Şüheda'nın günleri bizimle sayılı olunca, ayrıca Sümeyye'de bizimle kaldığı için gençlerle vakit geçirmek daha cazip oldu. Bu fotoğrafları çektiğim zamanın heyecanını şu an neredeyse hissedemiyorum ama yine de yazacağım. :) 
 

Bu sene ayda bir kere Sivas'a gittik neredeyse. Son gidişimiz, hayırlı bir iş için. Alta doğru sırası gelince onu da yazacağım. 
Sivas'a her gittiğimde en az bir kere Paşabahçe Mesire alanına gitmeyi seviyorum. Her ne kadar mangalcı kitle yoğunlukta olsa bile yine de küçük bir yürüyüş bana iyi geliyor. 


Bu defa da kardeşcanla kısa bir tur attık. 
Güneş ışıklarının ağaçlarla dansı her zaman görülmeye değerdir zaten. 


Diğer seferlerde müsait olmadığı için annemle Hamidiye Kültür Bahçesine gidememiştik. Malum şu meşhur Savaş Atları Müzesinin olduğu alana. Bu defa daha sakin bir tur olunca annemi de alıp, gittik. Yorgunluğu Şale Kitap Kafede attık. Annem çok sevdi. Keyifli ve güzel bir gündü. 


Hayırlı işin sebebi hikmeti bu güzel çift. Delikanlı, görümcemin oğlu. 6 yıldır görüştüğü hanım kızla nişanı olacaktı. Dayısıyla gençlerin mutlu günlerinde yanında olmak için son Sivas turumuzu yaptık :) 



Nişanın yapıldığı mekan eşimin çocukluğunun geçtiği semt. Mekanın balkon kısmında durup, mahallenin eski hali ile ilgili uzun bir brifing aldım :))) 
İnsanın en değerli zamanı çocukluğu zannederim. O döneme ait anı, koku, mekan bile insana o coşkuyu ve heyecanı yeniden yüklüyor. Eşim, o uzun konuşmayı yaparken,  mahallede top koşturan küçük çocuğu gördüm gözlerinde. :) 


Eski fotoğraflarla duygu aktarımı ancak bu kadar oldu, idare edin :) Fakat bu aralar hayatım da çok farklı değişimler yaşıyorum. Mesela bu yazıyı, ilk pansiyon nöbetimde, çocukların etüt saatinde yazıyorum. Yeni okulumun pansiyon kısmı var ve artık ayda en az iki kere yurt nöbetim olacak. 
Şu an yemekhanede 12. sınıf öğrencilerimle beraber kütüphane konforunda blog yazıyorum. :)) 
Bu sene sıklıkla pansiyondan yazarım gibi duruyor. Şimdilik selametle. 

24 Ağu 2022

Amasya'dan Kareler


Selamlar
Boraboy Gölü, Amasya'nın Taşova ilçesine yakın bir çevrede. Amasya'ya bu kadar yakınken es geçmeyelim, gezelim dedik. 
Amasya, şehazadeler şehri olarak bilindiği kadar, Ferhat ve Şirin'in de şehri olarak biliniyor. 


Elinde balyoz, aşkı için dağ delen Ferhat'ın dağının dibinde aşka ve aşıklara özel bir müze açılmış. 


Delinen dağın dibinde bir müze ama sadece Ferhat ve Şirin değil, tarihteki diğer büyük aşklar için de bölümler açılmış durumda. Malum acıklı hikayelerden biridir Kerem ve Aslı. Aşktan tutuşup küle dönen Kerem'in küllerinin başında Aslı....


Bu da onların cennet buluşmasından bir tasvir.  


Leyla^dan geçip Mevla^yı bulan Mecnun'un aşkından bir kare. 



Müze aşıklara özel. Öyle olunca sadece doğu kültürünün değil, Batının en büyük aşıkları Romeo ve Jüliet'de müzede yerini almış. 


Aşk ve aşıklık bizde bir kültür. Anadolu'da bu kültürün köşe taşlarından unsurlarda tasvir edilmiş. Çeşme başı buluşmalarından bir kare :) 
Ayrıca ilahi aşk için de bir bölüm var müzede ama küçük pencerelerden seyirlik alanlar var. Biraz kişiye özel yani. 


Amasya, Yeşilırmak'ın kenarında, son derece şirin bir şehir. Irmak kenarındaki eski konaklar korunmuş durumda. Hatta biri de Öğretmenevi. 


Bizim tatil bu sene biraz sekteye uğradı. Vanilya Hanım'ı anneme bırakmıştık. Evdeyken bir kere kusmuştu. Veterinere götürmüştük. iğne ilaç toparlanmıştı. Sonra 2 saat bir yolculuk yaptı. Biz yanında olmayınca, ev de değişti, hayvan strese girmiş. Yemek yememeye başlamış. Birkaç defa kusmuş. Kardeşimin eşi veterinere götürdü. Damar yolu açılmış. 3 gün serumla beslenmiş. 
Kusması durdu ama yemek yemiyordu. Şırınga ile sıvılaştırılmış mamalarla besliyorlardı. Öyle olunca biz tatili erken bitirip döndük. Biz dönene kadar toparlanmıştı biraz ama hala normal yemiyordu. Kayseri'ye döndük apar topar. Kendi alanına gelince rahatladı hayvan. İlaçlar ve serumlarda toparlamıştı. ama 350 gr. zayıflamıştı. Sırtındaki kemikler ele gelmeye başlamıştı. Şimdi çok şükür toparladı keyfi yerine geldi. 
Çok korktuk, ölecek diye. Çok şükür, şimdi bizim bildiğimiz Vanilya Hanım. :)


Amasya'dan ayrılmadan şehzadenin kamerasına poz vermemek olmazdı. :))




Bunlarda iç şehirden görüntüler.
 Aslında Kral Kaya mezarlarına da çıkmak istedik ama hava çok sıcak grup çok yorgundu. Bir daha ki sefere inşallah.
Selametle...