Pages

22 Şub 2025

İstanbul Gezisi 3


Selamlar
Hayat bu kadar hızlı akmamalı ya. Bu kadar koşturmamalıyım. Sonra keyifli anların duygusunu çabuk unutuyor insan. Bu ara birine anlatırken bile yorulduğum bir yoğunluğun içindeyim ama benim ruhum tatil modu. Israrla güzelim İstanbul anılarını tamamlayacağım .

Kardeşimin tayini Marmara Üniversitesi'ne çıktı yazın. Kızın ofisine hiç gidememiştim. Gelmişken bu defa uğrayalım istedim. Mesai arkadaşları falan güzel insanlar. Allah yolunu açık etsin, çok başarılı olsun inşallah. 
 

Seyahat etmeyi sevdiğin insanla yeni yolların yeni maceraların planını yaparken dermişim :))) 
İşin aslı İstanbul'a ve boğaza hayran kalmış iki kadın. 💖


Karasal iklim insanı olabilirim ama "deniz havası almak" diye bir gerçek var hayatta. İnsana çok iyi geliyor. 💖


İstanbul'daki son gün kardeşcağızımı da aldık, ver elini İstiklal Caddesi dedik. Nasıl güzel, nasıl kıpır kıpır bir yer ya, maşallah. Bir dolu alış veriş yaptım. kendime iki tane çanta aldım. kızların evine battaniye. İstanbul kartları, biblolar falan derken epeyce para harcadım. :)) Pişman mıyım, tabi ki hayır :)) Uçakta bagaj sorunu olmasa başka şeyler de alabilirdim. hahahah 

 


Meşhur Çiçek Pasajı'nın içi ve dış cephesi. 
Mimari olarak zevkli mekanları görünce aklıma bizden sonraki kuşaklara nasıl rezil olacağımız geliyor. Estetik hazdan nasıl uzaklaştığımızı...Pratik olacak, işlevsel olacak diye diye yaptığımız kutularda ömür geçirdiğimiz gerçeğini fark ediyorum. 
Allah nasip etsin bu eserlerle beraber bizim bıraktığımız eserler de tarihe miras kalınca, gelecek nesiller bizi çok önemsemeyecek bence. Bu kadar zevksiz yaşama kendini mahkûm eden akla güvenmeyecekler kanaatimce 



İstiklal Caddesinden Galata'ya kadar yürüdük. Galata'nın ışıklarına hiç denk gelmemiştim. çok güzel görünüyordu. 💖


Şimdilik gideyim. Yarın yine gelirim inşallah. Selametle..

13 Şub 2025

İstanbul Gezisi 2


Selamlar
İstanbul'da ikinci gün annelik ve dostluk gereği yapılan ziyaretlere ayrıldı. 
Önce Kadıköy'e inip, kendimize bir tatlı ısmarladık. Üç farklı tatlı denedik. Üçü de çok lezzetliydi. 



Sonra, kızım bu sene yüksek lisans eğitimine başlıyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Histoloji ve Embriyoloji Bölümünde yüksek lisans yapacak. 
Kayıt işlemlerini yaptırıp, klasik ilk gün fotoğrafını da çektirdik. 😀

Tüm gençlerimizin, içinde de benim kızımın bahtı açık olsun. Mutlu, huzurlu bir ömürleri olsun  inşallah. Mübarek gün duamızı da eksik etmeyelim değil mi 


Okul binası çok iddialı. Bakalım eğitim nasıl geçecek. 


Kameralara ön perdeden gülümseyen sevgili Nilgün, bu yaz görünmez bir kaza geçirdi ve ayağını kırdı. Zorlu bir süreç hala devam ediyor. Kaza Trabzon'da yaşandı. Bu nedenle uzun süre orada kaldı. Doktor izin verince, bizden birkaç gün önce de o döndü İstanbul'a. Hazır denk geldik, geçmiş olsun ziyaretini atlamayalım dedik. 💖
Maşallah diyelim birbirimize. Sevgiden bile nazar değebiliyor. Böyle yazıyorum, çünkü Nilgün'ün ayağını kırması o kadar tuhaf ve beklenmedik ki. Nazardan başkası ile açıklamak zor. 😔


Kızımın okul kaydından sonra iş yerine de geçtik. İş yeri Beykoz!da. Nilgün'ün evi Tuzla'da İstanbul'u bilenler mesafeyi anlamıştır. zaten. Anadolu Yakasını bir baştan öbür başa katettik sayılır. Dönüşte Marmaray'ı kullandık. O kadar uzun yolda boş oturacak değildik ya. Ben çorabımı, Sevgi de kitap kılıfını ördü. Şaşkın bakışlar altında eve gelmiş olabiliriz ama bizce sorun değildi :))) 

Blogdan kopmamak için yoğun çaba sarf ediyorum. Okulda farklı heyecanlar ve görevler bizi bekliyor. Bu da beni biraz engellese de yine de yazmaya devam edeceğim inşallah. Ramazan günlüğü hazırlamaya çalışıyorum. hem okula hem kendime. Umarım başarabilirim. 
Selametle 
 

6 Şub 2025

İstanbul Günleri 1


Selamlar
Biz tatildeydik ama misafir olduklarımız çalışmaya devam ediyordu. Böyle olunca hafta sonunu böldük. Cumartesi Çorlu ve Tekirdağ'a, pazarı İstanbul'a ayırmaya karar vermiştik. Pazar günü kahvaltıdan sonra Avrasya Tüneli'ni kullanıp, çok kısa sürede Kadıköy Sahile bizi bırakacak bir araç ayarlandı ve pazar günü İstanbul'daydık. 
Ulaşım kartlarımız olmadığı için, Şüheda'nın gelip bizi almasını bekledik. İskelede İstanbul Kitabevi'nde oturup, boğazın tadını çıkardık.  Tahmin edeceğiniz üzerine Boğaz manzaralı ve kahve eşliğinde beklemek bizi hiç rahatsız etmedi. 😊 


Kardeşim ve kızım Ümraniye'de yaşıyor. eve geçip, yemek yedikten sonra yine vurduk kendimizi yollara. Oturmaya mı geldik değil mi :)) 
Ortaköy Cami'sini hep uzaktan görmüştüm. İlk tercihim Beşiktaş oldu o nedenle. Cami'yi yakından görmek bir yana içine girme şansı da yakaladık. Miraç Kandili'ydi gittiğimizde. Hocanın okuduğu aşırı dinleyip, duaya katılma şansı da yakaladık. 



Caminin hem konumu, hem dış görünüşü çok cezbediciyken, iç mimarisi de ayrı güzel maşallah. Gittiğim yerlerde ibadethaneleri gezmeyi seviyorum. hele camileri gezmek beni çok mutlu ediyor. 



Şansımız mı yoksa bir aksilik mi vardı bilmem her zaman yanan köprünün ışıkları yanmıyordu. Kaldığımız sürece göremedik her zaman ışıl ışıl yanan köprüyü. 😟


Tüm karşıya geçişlerde ağzımın, burnumuzun donmasına, kızarmasına aldırmadan vapur kullandık. Yaza kadar yetecek deniz havası almamız lazımdı. Sonuçta Kayseri'de yaşıyoruz 😋




Şu ahir ömrümde Çırağan Sarayı ile bir fotoğrafım olmasa mıydı. hahahaha

Her gün en az yirmi bin adım attığımız, bol gezmeli İstanbul günlerinin devamını da yazacağım inşallah. Selametle...

2 Şub 2025

Beni Bloğuma Getiren Anılar


Selamlar 
Aslında yazmamak için hiç bir neden yok. Bir dolu anı birikti günlüğüme yazmam gereken. Ama üstümde nasıl saçma bir atalet, hiçbir şeye yetişemiyorum hissi, fotoğrafları buraya yükleme konusunda bir uyuşukluk vardı ki sormayın gitsin. 
Okula Mustafa Çiftçi'yi davet ettik. Muhteşem bir gündü ve malesef yazmadım. Ankara'ya gittik, Gonca'yla harika iki gün geçirdik, malesef yazmadım. Yozgat'a gittik, Hasibe ve ailesi ile tanışıp, Mustafa Bey'e iadeyi ziyaret yaptık ve malesef onu da yazmadım. En son Tekirdağ'a gidince, neden bu tembellik kızım Zeynep dedim ve resimleri yükledim. Bence iyi yaptım :))) 


Kayseri nire, Çorlu nire demedik, yol arkadaşım Sevgi'mle düştük yola. 15 saat yolculuktan sonra vardık Çorlu'ya. Ayağımızı sürüdük sanırım. Ekip harekete geçti. Bursa ve Ankara da Çorlu buluşmasına katıldı. Çoluk çocuk on kişi beraber yedik, beraber uyuduk. Yurt gidiydi :))) Kalabalık ve eğlenceli 😍


Grubun bekarlarından Sevcan yakında evlenecek. Kına gecesi olmadan olmazdı. 💓


Grup kalabalık demiştim ama değil mi :)


Kalabalık grubun minnoş ev sahibesi. Özge'can 💞


Çorlu'da başlayan macera Tekirdağ'a taştı. Sürgün Macar Kralı Ferenc Rakozci'nin evine gittik ama malesef evde yoktu, kapıda kaldık :) Şaka bir yana görevliler izinliymiş ay sonuna kadar. Onlara da sömestr tatili vardı sanırım. pehhh. Neyse, Tekirdağ'a gitmek için bir nedenimiz oldu. 


Tekirdağ çok güzel, Hatice'nin telefonunun fotoğraf çekme marifeti de güzel. Bu da kanıtı


Trak Kralı'nı yerinde bulduk neyse ki :)) 
Zaman ne ilginç bir şey. Sen onca zaman birbiriyle kavga eden grupları barıştırmaya çalış, birlik kurmaya gayret et. Ciddi bir mücadele ver. Yıllar sonra kemiklerin seyirlik malzeme olsun. Müzeler insana haddini bildiriyor fena halde. 



Trak Kralı ile tanışmadan bir adım öncesi. Fotoğrafları sıralı paylaşmak konusunda hassasiyet göstersem yine yazamayacaktım. Yeniden alışkanlık kazanana kadar biraz böyle olsun . :) 


Rumeli Fatihi Süleyman Paşa'nın adının verildiği iskele. Negis kokusuyla aşk yaşayan ben .






Grupla gezmelere başlayınca, en gidemeyeceğim yer Özge'nin evi diyordum. İç Anadolu'nun ortasından kalkıp, memleketin en batı uçlarından birine gitmek çok zorlu geliyordu bana. Ama önemli olan yol değil yol arkadaşıymış. Sevgi'yle yolculuk etmeyi seviyorum. Kızların sıcak ve dost canlısı halleri de cesaret verdi ve düştük yola. Gönlün sığdığı yere her şey sığarmış. 2+1 evde 10 kişi 2 gün çok keyifli vakit geçirdik. Tüm dostlara özellikle de ev sahibimiz Özge'ye, güzel anılar için teşekkür ederim. 
Gelmişken İstabul'a uğramamak olmazdı. o da diğer postun konusu olsun. Selametle...

 

23 Ağu 2024

Yaz Dönemi Kitaplarım


Selamlar
Yaz döneminde okuduğum kitaplarla geldim bu defa. Hatırladığım kadarıyla birkaç cümle ile değineceğim. Bir Çift Yürek malesef geç kaldığım kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum. Kendi doğasından uzaklaşmış, güya medenileşiyorum derken kendinden özünden uzaklaşmış insana Mutant diyen bir halk ve onların yolculuklarına eşlik eden beyaz bir kadın. Muhteşem cümleler okuyorsunuz. Mutant insan ve gerçek insan ayırımı çok güçlü bir ayırım. Mutant insanın adaleti kendi çıkarlarına göre malesef. 10 aydır kan emicilerin vampirlere rahmet okuttuğunu görüyoruz ama mutantlar ne kahvelerinden ne kolalarından vazgeçemiyor.
 

Öğrencilerimle kurduğumuz grupla okuduk La Sonsuzluk Hecesi'ni. Benim dördüncü okumam sanırım. İyi ve kötünün mücadelesi, asi ile hata yapıp tövbe edenin arasındaki farkı ortaya koyan, şiir tadında bir okuma. Severim Nazan Hoca'yı zaten. 


Okuduğum sarsıcı distopyalardan biriydi. Faşizmin bu kadar normalleştiği bir distopya  okumamıştım. Faydasız diye bir tabir var ve bir faydasızsan nefes almaya bile hakkın yok. Bir yandan da Kurtların parçaladığı masumlar. Kitabı okurken, Amerika'da bulunan tüneller geldi aklıma. corona virüs'ün bağışıklığı düşük zayıf insanları öldürdüğü aklıma geldi. Hele emeklilik sitemlerini okumak tüyler ürperticiydi. Okuyun derim. 


Şeyma Çekici'yi sosyal medyada severek takip ediyorum. Okuduğum ilk kitabı. küçük bir ilçedeki, küçük insan hikayeleri... Kimi hüzünlü, kimi gülünç insan hikayeleri. En aklımda kalan, ekmeği bile yıkayan kadının kocasının dramıydı :) 


Sosyal mecraların hayatımızdaki yeri üzerine ürkütücü bir kitaptı. Toplamda 8-9 farklı karakterin hikayeleri dönüşümlü anlatılıyordu. benim için sıkıntı, hikayeleri en fazla 5 sayfalık aralıklarla anlatım, tekrar dönüş yapmasıydı. gerçi beni zorladı ama sosyal mecralar dikkat süresini azaltmışken aslında iyi taktik. 


Tatillerde böyle sevimli kadın hikayeleri okumayı tercih ediyorum. Bu defa da Auestın ve Emma benimle birlikteydi. Bu çılgın kızın burnun ucunu görmeyen halleri çok sevimliydi. :)


Son bitirdiğim kitap. Baba faktörünün kişiye ve hayatına etkilerini çok güzel anlatmış. Hem de babalar size mesajım var diye bağırarak değil, Usul usul, dikkatli okuyucuların gözüne ve kulağına seslenmiş. Çok severek okudum.

Şimdilik yaz kitaplarım bu kadar. Yaza dair yazmaya devam edeceğim.  Görüşürüz. 

15 Ağu 2024

Tatil Dönemi Hedefi Varan 1


Selamlar
Tatil bitmek üzere, hangi hedeften bahsediyorsun diyebilirsiniz. :) Demeyin ama. İstediğim kadar aktif olamadım blog yazma konusunda ama hedefime hizmet eden çalışmalar yaptım.:)  Uzatmadan söyleyeyim. Hobi malzemelerimin olduğu çekmeceleri elden geçirerek, yeni ipler almadan, elimdekileri eritme kararı almıştım. Seminer döneminde, kağıt ve rafya iplerle çalışmaya başladım. 
Geniş bir çeperi olan hasır şapka ilk ürünüm oldu. acele edip kolalamadan fotoğrafladım ama enteresan bir çalışma oldu. Severek kullandım tatilde. 


Motifleri geçen sene örmüşüm. Bir kaç motif eksikti ama çoğunluğu örülmüştü. İnstagramda genellikle pamuk iple örülen çantayı kağıt iple denedim. Sonuç çok kullanışlı oldu. Fotografı çektiğimde Şükrü Erbaş'ı okumaya niyet ettim ama hala başlayamadım. O yüzden malesef sadece dekor oldu bu defa kitabım :)


Şapka ve çantadan sonra artan minnacık bir kağıt ipim kalmıştı. sevimli bir supla yapayım dedim. Çok güzel olmamış mı :))


Kağıt ip macerası bitmedi ama araya rafya iple deneme yaptığım bir sepeti alayım istedim. Rafya ipim vardı ama hiç örmemiştim. Sırf denemek uyduruk bir çalışma yaptım. Uyduruk
dediğime bakmayın gördüğünüz gibi son derece de işlevsel oldu :))


Rafya ipte ustalık eserim bu amerikan servis oldu. Gülcan Volkan Duran isimli you tube sayfasında görünce denemek istedim. Benim rafya ipim daha inceydi. Bu nedenle kadının yaptığı kadar muntazam olmadı ama vaktim olsa kalın rafya alıp, sofra takımı yapabilirdim. Yine de belli olmaz. bu sene dersim az belki cesaret ederim. Belli mi olur. :)
La Sonsuzluk Hecesi, benim en sevdiğim kitaplardan biridir. Alt sınıflardan oluşturduğumuz okuma grubu ile yeniden okudum. Çocuklarla yaptığımız buluşmadan bahsettiğim zaman detay veririm. Kısacası kitap bu defa dekor değil. :) 


Persian Tiles Bşanket'in motifini grupça denemiştik. sanırım iki ya da üç yıl olmuştu. Öyle atıl kalmasına içim elvermedi. Severek kullandığım bir çantaya dönüştü. :) 


Eşime ördüğüm ilk Norveç Kazak acemiliklerle doluydu. Ağız tadıyla giyemedi. Ben de ikincisini ördüm. Diğer kazağı da sökmüştüm. İpleri değerlendirmek için atkılar, bereler ördüm. Yazın sonu kıştır. Böyle hazır hediyelik malzemelerin hazırda durmasını seviyorum. :) Gülşah Bere olarak geçiyor. Rawerly'de açıklaması var. 



Bu da benim meşhur tığ işi bere atkı takımım. Özellikle deprem döneminde çok ördüm bu takımdan. hem güzel hem hızlı örülmesi açısından çok işlevsel. Bir ara açıklamasını yazarım olmadı. Anısı kalsın günlükte. 


İpi kullanılabilecek son santimetresine kadar ördüm zayi etmedim bu da kanıtıdır :) Bit takım ve bir bereden kalanla yeni bir bere başladım. son 3 sıraya ip yetmeyince mavi ipi de kullanıp, kendi tarzımızı da katmış olduk :)



Görsele boğulan bir yazı oldu. Kimseyi sıkmak istemem. Örgülerim de bitmedi. ayrıca okuduğum kitaplar ve yaz anılarımı da yazacağım. Bu hafya daha fazla paylaşım yapmayı umuyorum. görüşmek üzere.
Selametle