Pages

14 Eki 2025

Belgrad

 







Selamlar 
Belgrad fotoğrafları istediğim düzende eklenmedi ama yeniden düzenleyecek zamanım malesef yok. Çok alakasız bir şekilde önce gezdiğim müzenin fotoğrafları ile başladı.
Belgrad!ta planlanandan daha fazla vaktimiz olunca avm gezmektense müze gezmeyi tercih ettim. Modern sanatın her türünden eser vardı. Tema, kaos ve keder üzerineydi. Bazı resimler beni içine çekti resmen. Burada da kalsınlar istedim.








Tığ işi sever olarak cennete düşmüş gibi hissetmem doğal sanırım. El emeği ürünlerin satıldığı pazarlar, sokaklara yayılmış dantel ve tığ işi ürünleri pazarlayan insanlar vardı. Hatta dantel bir örtü ve yün içerikli 4 yumak ip aldım. Dantel örtümü salonda sehpanın üzerinde kullanıyorum. İplerle ne öreceğime henüz karar vermedim. Çok çok güzel ipler. 












Belgrad, güzel ve temiz bir şehir ama bana İstiklal Caddesinde yürüyorum izlenimi verdi :)))



Meşhur Tuna ve Sava nehirlerinin buluştuğu nokta. Tuna önde yemyeşil akan nehir. Sava ise onu dikey olarak kesen daha toprak rengi olan nehir. İki nehrin birleştiği noktanın arada bir bariyer olmamasına rağmen kendi karakteristik dokusunda kalması. Karışmaması ne kadar ilginç.


Sırpların Kale Megdan dedikleri alanın girişi. 



Benim meşhur dantel örtüm :))



Aslında sizinle paylaşmayı umduğum ilk fotoğraf :)) Kale Megdan'ın giriş kapısı 
Sona doğru yaklaşıyoruz. İnşallah bu hafta bitirmeyi başarırırm. Selametle 

9 Eki 2025

SarayBosna


Selamlar
SarayBosna bu gezinin en duygusal yanıydı. Gözümüzün önünde yaşanan 20. yüzyılın en büyük katliamın izleri ile dolu malesef.




İshak Paşa Cami'sinin şadırvanı. Normalde bu eseri ecdat hiç çivi çakmadan geçme tekniği ile inşa etmiş. Fakat o melun savaşta yıkıldığı için yeniden inşa edilmiş ve malesef bu defa çiviler var üstünde.


Dünyası ikiye bölünen şehir dedim ben Saray Bosna için. Osmanlı'nın son döneminde ordu Bosna'dan ayrılıp, Avusturya Macaristan İmparatorluğuna bırakılmış şehir. Bu çizgi Türk bölgesi ile Avusturya Macaristan bölgesini ayırmış. Ayrıca SarayBosna'ya Avrupa'nın Kudüs'ü deniliyor. Çünkü üç dine ait ibadethanelerde birbirne çok yakın 





Sönmeyen Ateş Anıtı. Barışı temsil eden bir yapı. Sırplar savaş sırasında anıtın gazını kesince, Boşnaklar ve Hırvatlar kıyafetlerini dahi yakıp, ateşi diri tutmayı başarmış. 



İshak Paşa Cami kapalıydı. İçini göremedik. Paşa camiyi ve vakfiyesini yaptırdıktan sonra bir vasiyet bırakmış. Bu camide ezanlar çıplak insan sesiyle okunacak. Band, kayır veya mikrofon kullanılmayacak demiş. Ayrıca hafızlar  24 saat Kuran okuyacak diye vasiyet etmiş. Ezana değil, ama okunan Kuran-ı Kerime şahitlik edip, duaya katıldık. Şükürler olsun. 


Baş Çarşı'daki meşhur sebil. Acayip kalabalıktı. Gezdiğin yerlerde neresi kalabalıktı derseniz; Mostar ve Bosna derim. 


Aliya İzzet Begoviç'in mezarı. Mezarlığa ulaşmak ciddi bir efor istiyordu. Çok dik bir yokuşu tırmanmak gerekiyordu. Belim o kadar kötüydü ki, iğnelerle ayakta duruyordum ama çok şükür başında bir Fatiha okumak nasip oldu. Mekanı cennet olsun. 



Bu da meşhur, 1. Dünya Savaşını başlatan olayın yaşandığı köprü. Tipine baksan bir şeye benzemiyor ama koca imparatorluğu dağıtan olayın mekanı olmuş, Kader.....
Selametle. 

Balagaj- Mostar


Selamlar
Hırvatistan!da kaldığımız otel çok güzeldi. Ayrıca zevkle döşenmiş köşeleri vardı. Yolculuk sırasında yanıma aldığım Rezorans Kanunu kitabını bitirmiş olmanın anısına çekilmiş bir fotoğraftır :))


Mostar'ın kasabalarından olan Balagaj'da Buraya taşınan ilk Müslümanlar tarafından Buna Nehri'nin kaynağına kurulmuş olan bir tekke. Adı Alperenler Tekkesi. Öyle huzurlu bir ortam ki anlatamam. Orada soluk almak lazım hissetmek için.


Caanım Mostar Köprüsü. Zalimin zulmü yıktı ama çok şükür devletimizin ata yadigârı eseri yeniden ayağa kaldırdı.




Buraya kadar gelip Boşnak kahvesi içmeden gidemezdik elbette. Sunumun güzelliğine bakar mısınız. Ayrıca günler sonra ilk kez burada ezan duydum. Coşkusu muhteşem oldu :))
Selametle.

8 Eki 2025

Dubrovnik


Selamlar 
Gezdiğin yerler içinde en büyüleyici atmosfer nerede diye sorarsanız Dubrovnik derim. Tam da akşam üzeri vardık şehre. Işık oyunları da başlamıştı. Keşke biraz daha vaktim olsa dediğim yerlerden biri oldu. 











Bu heykelin kaidesinde Osmanlı ve Hırvat Kralı arasındaki işbirliğine vurgu var. Macar Kralı, Hırvat Kralına zarar vermek isterken Osmanlı yardıma koşmuş. Bu olayın anısına heykelin kaidesinde bir figür var. Hırvat Kralını temsilen tahta oturan bir aslan. onun altındaki halıyı çeken Macar Kralını temsilen bir ejderha ve ona yardıma gelen Osmanlı'yı temsilen büyük bir aslan sembolik olarak ifade edilmiş. 



Game of Thornes dizisini seyretmedim. O diziyi seyredenler için anlamlı bir merdivenmiş. Dizinin bir  sahnesinde kullanılmış. 
Seyretmeyen ben için de anlamlı oldu. Çok görkemli bir merdiven çünkü.







Bu kiliseye girme anımı da anlatmalıyım. Kapıda uzun boylu ve gayet otoriter bir delikanlı kiliseye girenleri şöyle bir süzüyor. Kıyafeti müsait olmayanları kesinlikle içeriye almıyor. Askılı ve şortlu kimse giremedi kiliseye .







Çok mutlu ve keyifli bir gündü. Yeşil pasaportun ekmeğini yediğimiz anlardan biriydi :))) Yeşil pasaportu olmayanlara vize uyguluyor Hırvatistan çünkü. Çok sevdim. Belli mi olur günün birinde sadece Hırvatistan'a gidip, Böyle meşhur tarihi dokusu olan şehirleri gezerim. İnşallah diyelim. Selametle...