Pages

23 Tem 2023

Sivas Aktiviteleri



Selamlar 
Gezmek, tozmak güzel de, bir hobileri olan insanlar için elin boş kalması kabus gibi. Her ortamda beni yalnız bırakmayan iplerim, tığım ve şişim yine yanımdaydı elbette. Hiranur geçen sene ördüğüm şortu çok beğenmişti. Teyze bu defa biraz daha uzun bir şort yapabilir misin demişti. Çiçekli hırkadan artan Gazzal Babyler vardı. Yine bir yap sök macerasından sonra çok sevimli bir şort yapmayı başardım. :))


Kağıt ip, yaz örgülerinde çok tercih ediliyor. Örmesi biraz zor. O nedenle çok fazla kağıt ip tecrübem yok. Geçen yıllarda Sümeyye telefon çantası yapsın diye almıştım. Artan ipi de mrs yumak sayfasındaki şapkayı denemek istemiştim. Hatta geçen yaz Sümeyye buradayken ona da başlatmıştım.  Fakat çocuk staja gelip gittiği için bitirememişti. Sivas'a giderken yanıma almıştım. Bitirir, birine hediye ederim diye düşünerek. Şapka örmenin bu kadar keyifli olduğunu bilmiyordum. Sanırım yeniden deneyeceğim.  Manzaramız Sivas, mankenimiz Selvinaz Teyze :))


Minik mezuniyet partimizi paylaşmıştım sizinle. Sabah Orhan Beyle parka gidip en güzel kamelyayı ayarladık. Bu uygulama çok güzel. Aynı kamelyanın içinde hem masa ve banklar var hem de eski evlerde seki denilen. yüksek ve tahtadan bir oturma alanı var. 


İki farklı kamelyaya bölünmek yerine tüm ailenin birlikte olabileceği bir alan oluşturmak için biçilmiş kaftandı. 


Annemin kilimi ve minderleri, sevimli bir oturma alanı oluşturmamıza yaradı. Balon şişirme pompası almayı unutunca 30 tane balonu kendimiz şişirmek zorunda kaldık :)) 


Kamelyanın mantığı bu fotoğrafta daha net görünüyor sanırım. 


Sünnet çocuğu abartısına yakalanmamak için biraz sade bir tercih yaptık ama aslında bir kaç tane daha süsleme alabilirmişim. Fazla süsleme göz çıkarmazmış :)) 


Söylediğim gibi yeğenim Antalya'da satajda. Kardeşim yalnız kalıyor o nedenle. çoğunlukla onun evinde kaldık biz de. yeni yastıklarla eski köşeye tazelik kazandırmış bizim kız. sabah serinliğinde Haruni şalları örmek için iyi bir köşe olmuştu. :)
Selvinaz teyze ile penye kumaşlar alıp, şortlar, kapriler, Ev elbiseleri diktik.
Bir parantez açıp, küçük bir Tokat kaçamağı yaptık Orhan Beyle. 
Kızlarla havuz keyfi yaptık derken bize ev yolları göründü. :) 


Evde olmak güzel şey. Kendi yatağının keyfini çıkarmak. Kıyafetleri valizden değil, dolaptaki o bildiğin alışık olduğun yerden almak. Mutfakta o nerede bu nerede diye sormadan bir fincan kahve yapmak. Evde olmak güzel şey vessealam.


Evde olmak güzel şey ama bizim evin cephesi yaz sıcağının etkisini onla çarpıyor. Güneş her daim evin içinde. Ben aydınlık severim. Karanlık evlerin kasveti beni olumsuz etkiliyor. O nedenle en çok ışık alan cephede olur evlerimiz genelde. Buna dikkat ediyoruz ama temmuz ve ağustos ayları bizi gerçekten zorluyor. Zavallı Vanilya Hanımda evde olduğuna mutlu ama perde altında yatmanın serinliğine de karşı koyamıyor :) 


Ben hobilerimden nadiren para kazanırım. Yaptığım elişlerinden para kazandığım anlar bir elin parmaklarını geçmez. Yıllar önce Tatvan'da dantel havlu kenarları örmüştüm. Dersim çok azdı. Dayımın kızı evlenecekti. Ona çeyizlik havlu kenarları örmüştüm dantelden. hediye paketine koymak için. Komşularım çok beğendi sırasıyla sipariş verdiler. Dersim az olduğu için ve zevkli bir model olunca kabul etmiştim siparişleri. Hobi malzemelerimin parası çıkmıştı o zaman :) 
Sonra Kayseri'ye geldiğimizde bu örgü formalrı ile etkinlik yaptığımız zamanlarda bebek yeleği örüyordum. Komşumun torunu olacaktı. Bunu kime örüyorsun diye sordu Semra. Nasip kiminse demiştim. O zaman benim torunun olsun demişti. Ben hediye edecektim ama o ısrarla parasını vermişti. 
şimdi de Haruni şallar. Hasibe'ye hediye örmüştüm ama o bana 5 tane sipariş verdi. :) Emekle yapılan her iş çok kutsal ama böyle ince işlerin hakkını veremiyor bizim insanımız. 
 Normalde ördüklerimin ekonomik bir değerinin olması çok güzel. O zaman kendimi daha üretken hissederim ama insanımızdaki bu tutum beni rahatsız ettiği için genelde böyle hatır gönül işi olmadan sipariş kabul etmiyorum. Yaptığın işin kıymetini bilecek, güzel ruhlara iş yapmayı seçiyorum. 


Kıymet bilenlere el emeği hediyeler vermeyi de seviyorum. Sümeyye kız da mezun oluyor elbette Şüheda gibi. Bu pembik Haruni de onun için başlandı. Hediyesinin yanında el emeği bir detay olsun istedim. 
Yeşilin kızı Anne serisine devam ediyorum. üçüncü bitti. Dördüncü kitaptayım. İki gün önce doğum günümdü. çok keyifli ve güzel geçti. Yazarım yakında. Bugün evi temizledik koca kişisiyle. Yarın misafirim gelecek. Mönü düşünmem lazım. Böyle dünyalık kaygılarım var işte. vs vs vs 
Şimdilik Selametle....

17 Tem 2023

Parça Parça


Selamlar
Sizi bayramın ikinci günü bıraktım. Üstünden epey vakit geçti. Geniş ailesi ile konsantre vakit geçirmek zorunda olan gurbetçiler beni anlar. Davetlere katılmak, sevdiğin mekanları ve insanları ziyaret etmek, akşam yemeğinden sonra kardeşlerle sohbet etmek; bir köşeye çekilip blog yazmaktan daha cazip hale geliyor. 

Çantayı, İnstagramda, Kedito isimli profilde gördüğümü söylemiştim diğer postta. Örmek bir şey değildi ama o burs nasıl takılacak, astarlama nasıl yapılacak hiç fikrim yoktu. Yavuzlar İplik Kayseri şubesinde aparatlar vardı. Şükran Hanım artık daha profesyonel. çevresinde güzel insanlarda topladı. Bursu takıp, astarlamayı güzelce yapacak birkaç hanım tanıdığını söyledi. Büşra Hanımla bu şekilde tanıştık. El birliği ile bayram çantamı hazır ettik. Sivas'a doğru yola çıktığımızda yanımdaydı :)) 
 

1 Temmuz, teyzemizin doğum günü. Büyük küçük hiç fark etmez tüm yeğenlerinin sevgili Selvinaz Teyzesi o. :)
Pasta Elif Teyzemizin ellerinden. Kardeşim çok az ekipmana sahip olmasına karşın pandispanyalı pastaları çok lezzetli ve güzel yapar. Di Versi'de bile onun pastaları kadar lezzetli ve hafif pastalar yemedim. Bu işi ticarete dökmelisin diyorum her seferinde ama ya nasip.


Annemin dört torunu var. En büyükleri Şüheda. İki numara staj için Antalya'da. Bu iki minik ise tatilin yeğen kadrosundan mutluluk sebepleri.... Hiranur ve Eymen.
 Eymen Efendinin yüzündeki muzur ifade fotoğrafa has değil. Aynen göründüğü gibi tatlı bir yaramaz :)


Seçim sonrası insanlar, hem kaybedenler hem kazananlar çok çirkin bir dille değerlendirdi durumu. Ne alaka diyeceksiniz. Şüheda bu sene son sınıftaydı yani mezun düzeyinde. Mezuniyete katılmayacağım anne. dedi. Seçim sonrası sınıf ve okul gruplarında dönen sohbetten bir kısmını okuttu bana. Bu insanlarla ortak hiçbir şeyin parçası olmak istemiyorum dedi. 
Yazılanlar, üniversite okumuş bir insanın ağzına hiç yakışmayacak kabalıkta ve çirkinlikteydi. Hakarate varan, diyemiyorum, direkt hakaret edilen, küfür içerikli ifadelerle dolu bir saldırganlık vardı yazışmalarda. 
Üzüldüm ama tercihine saygı duydum. Ben üniversiteyi bitirdiğimde, okul bize mezuniyet yapmamıştı. Kepli, cübbeli tek fotoğrafım ya da anım yok. Çok büyük bir eksiklik mi hayır ama yine de ara ara depreşir ben de bu eksiklik. Şüheda'nın mezuniyetinde gideririm bu eksikliği diye düşündüm. Belli ki o da olmayacaktı. Ve iş başa düştü. Hazır memleketteyiz. Hısım akraba, hep beraberiz. O halde bir kutlama yapabiliriz diye düşündüm. Yengemizde Cumhuriyet Üniversitesinin cübbe ve kepi de varmış. Alternatif mezuniyet partisi düzenlemek için şartlar uygun hale gelmişti. 


Annemlere yakın bir mesire alanında küçük bir parti vermeye karar verdik. Halamız pastamızı yaptırdı. Teyzelerimiz ikramları hazırladı. Anne baba da ortamı hazırladı derken Şüheda için minik bir kutlama oldu. Büyük bir organizasyon değildi ama ailelerin bir araya geldiği ve güzel vakit geçirdiği samimi ve mutlu bir kutlama oldu. 


Ailede eksikler vardı malesef. Halamızın oğlunun biri Diyarbakır'da çalıştığı için katılamadı. Diğer oğlunun eşi hemşire. Mesaisi olduğu için katılamadı. Teyzemizin oğlu Antalya'da staj yapıyor. O nedenle malesef yoktu. Hepsinin kulaklarını çınlattık. 


Ben de kötü fotoğraf çekmem ama bizim evde fotoğraf konusunda Elif Teyzemiz bir numaradır. Yeğenini aldı eline ve 1500 tane fotoğraf çekti hahahaha. Bir kaç tanesini paylaşayım :)) 




Gündüz kutlama çok keyifli ve güzeldi ama gün henüz bitmemişti. Belediye'nin açık hava sinema etkinliğinde Eren'in filmi oynayacaktı. Ben bir türlü kısmet olup o filmi seyredememiştim. Hem açık hava etkinliği hem de seyretmediğim bir film olunca ona da katılalım dedim. 


Ortamın en isteklisi bendim. Kaynım ve eltimi de zoraki dahil ettim organizasyona :)) 
Ben, Sivas'a gidince 50 yaşında bir bayan olduğumu unutuyorum. 30 yaş aktiviteleri peşinde koşuyorum :)) 
Her şey çok güzel başladı. Gün boyu sıcaktan kendimize gölge yerler aramıştık. Filmin son 20 dakikasında bastıran yağmuru bu buharlaşmaya borçluyuz sanırım :))  Sakin sakin damladı başta. Yaz günü bir şey olmaz dedik. Fakat sonradan bardaktan boşanırcasına yağmaya başladı. En yakındaki Kale Cami'ne toplandı Ümmet-i Muhammed. Yağmur hafifleyince arabaya doğru yürüdük ama sudan çıkmış balık gibi olmuştuk hahahaha. İşin güzel yanı kimse mızmızlanmadı. Gülmeye devam ettik. Yaşlanmak değil ama olgunlaşmak bu olsa gerek. 
Selametle...

29 Haz 2023

Ihlara Vadisi


Selamlar
Dün, eşim bayram namazından geldikten sonra geleneksel aile bayramlaşması gerçekleşti. Kahvaltı için erken bir saat olunca biraz kitap okudum. Haruni şal ördüm. Ben blog için post hazırlıyordum Şüheda kahvaltıyı hazırlamaya başladı. Kalkıp minik kuşuma yardım ettim. Biz çay keyfi faslına geçtiğimizde Kurban kesim merkezinden haber geldi. Geçen sene gece 23 civarı işler bitmişti. Bu sene 13.30 gibi kurban payı ile eve gelebildik. Evin en soğuk tarafında bir kaç saat beklettik. Zaten hayvan 10.30 gibi kesildiği için epey bir süre beklemiş oluyor eve gelene kadar ama yine de biraz daha beklesin dedim. Akşama doğru etlerin geleneksel paylaşılması gerçekleşti. Malum kurban etlerinin üçe bölünmesi gerekiyor. Payın biri kesemeyen, eş, dost akrabaya dağıtılır. ikinci pay, gelen misafirlere ikram edilir. üçüncü pay ise ev halkının hakkıdır. Bu kurallara riayet ederek, kurban etlerini pay ettik. İşler geçen seneye göre daha erken bitince Kayseri'de yaşayan dayıma ve kuzenlerime bayram ziyareti yapabildik. Bu bir ilk. Çünkü biz dayımla aynı şehirde yaşar ama genelde Sivas'ta bayramlaşırdık :)) 


Geçen hafta evin beyi, "sıkıldık hadi biraz doğa yürüyüşü yapalım" dedi. Bizi Ihlara Vadisine götürdü. Her yaz niyet ederiz ama bir türlü kısmet olmazdı yıllardır. Bu sene seminer programımız online olup, okula gitmek zorunda olmayınca sakin bir zaman yakalamış olduk. Biz de bu zamanı değerlendirdik. :) 


Ihlara Vadisi bir kanyon. Aksaray'ın Güzelyurt ilçesine bağlı. Coğrafyacı değilim. kanyonlar hakkında geniş bilgim yok ama Ihlara Vadisinin çok ilginç bir yapıya sahip olduğunu söyleyebilirim. İlk olarak 150 metre derinliğe sahip. Sarp merdivenlerden iniyorsunuz aşağıya. Bozkırın ortasında, çevresinin kıraç yapısına inat yeşil bir çanak gibi. 


Vadiyi şekillendiren Melendiz Nehri. 


Ben Kızılırmak Nehrini de gördüm. Sanırım yapısından, Kızılırmak çevresine böyle yeşil bir hayat verememiş malesef. Melendiz Nehri, bozkırı yeşillendirmiş. 


Doğa yürüyüşü yapmak için kesinlikle zor bir parkur. Ama bir o kadar da zevkli. Yürüyüş yolu boyunca karşına çıkan manzaralar, suyun sesi, kuşların cıvıltısı, kurbağa sesleri....  


Ağaçların gölgelik yapabildiği yerler güzeldi ama güneşin insafsız olduğu yerlerde vardı. Onca güneş kremi takviyesine rağmen üç ton kararmış durumdayım :) 


Ihlara Vadisi, doğal güzelliği yanında tarihi önemi olan mekanlardan biri. Hristiyanlar için önemli merkezlerden. Vadinin çevresini duvar gibi çeviren kayalar kolay şekillendirilebilen bir yapıya sahip. Böyle olunca pagan Roma'nın zülmünden kaçan ilk hristiyanlar için bir sığınak olmuş. Vadide 14 tane kilise, şapel ve yerleşim yerleri var. 


Biz gittiğimiz de günlerden pazardı. Hem tatil günü olması hem de kutsal günleri olması açısından hristiyan ziyaretçi çok fazlaydı. Yerli turistlerde çoktu. O nedenle tüm kiliselere girmek istemedik. Sonuçta insanlar ibadet şuuru ile geliyorlar buraya. Rahatsızlık vermek istemedik. Nasılsa çok uzak değil, yine geliriz diye düşündük. 
Kokar Kilisesi'ne girdik sadece. Sanırım gördüğüm manzaranın canımı sıkması da diğerlerine karşı ilgimi azalttı. Günün tadını kaçırmak istemedim. 


Canımın sıkılmasına sebep olan şeyi zaten fotoğrafta görüyorsunuz. Kilisenin aktif olduğu dönemde okuma yazma oranı çok düşük olunca tavan ve duvarlarına İncil'den sahneler resmedilmiş. Cemaate bu şekilde anlatılmaya çalışılmış. Fakat gördüğünüz üzere tarihi doku insan eliyle bu hale getirilmiş. Collezyum'un duvarına sevgilisinin adını yazan gencin haberlerini duymuşsunuzdur. Dünyada böyle bir kafa var demek ki. 
Girdiğin bir mekanda duvarlar resimlerle dolu. Tarihi dokusu hakkında hiçbir fikrin olmasına gerek yok. Birileri emek emek oraya bir eser bırakmış. O eserin üstüne adını yazma... O eseri silmek için defter karalar gibi çizmek... Nasıl ve neden !!! Bu cahillikten de öte bence bir ruh sağlığı sorunu. 
Denk gelmişken, dünden beri İsveç'te Kuran-ı Kerimi yakmak için resmi makamlardan izin almak isteyen ve garip bir şekilde bu onayı alan insanların haberini duyuyoruz. Anlamaya çalışıyorum, bir insan dünyada bir grup insan için kutsal olan bir kitabı niye yakmak ister. Neyi ispatlamış olacak bunu yapınca. O yaktı diye hak din zarar mı görecek. Bu nefret söylemi ve keskin sirke küpüne zarar. Bu ruh hali kendilerini yakar, emin olsunlar. 

Bu kiliseyi, bu hale getiren insanların cehaleti ve İsveç'te Kuran-ı Kerim yakmak isteyen insanın kini dünyayı yaşanmaz kılıyor malesef. 


Baba kız fotoğraf çekmeye dalınca arayı açmışız. Beklerken çantamdaki kitap aklıma geldi. Yeşilin Kızı Anne serisinin ikincisini okuyorum. Tam ortamı dedim. Beni gören Şüheda'nın tepkisi, "bu anı kaçırmam" olmuş :)) Doğaçlama fotoğraflar en güzeli oluyor sanki. 


Şüheda'nın en sevdiği şey bizi böyle habersiz çekmek :) Aynı yolda 29. yıla doğru yürüyoruz. Fakat Orhan Bey bu defa arayı biraz açmış gibi :)) 


Benim minnoş, çekirdek ailem. Allah eksikliklerini göstermesin 💗

Ben şimdi uykucu şirinlerimi uyandırayım. Büyükler bizi bekler. Bayramın el öpme faslına geçmek lazım.
Selametle....

28 Haz 2023

Kurbam Bayramımız Mübarek Olsun


Selamlar
Günün anlam ve önemine binaen, öncelikle bütün Ümmet-i Muhammed'in Kurban Bayramı mübarek olsun. 
Büyük şehirlerde kurban ibadetini yerine getirmek malesef çok kolay olamıyor. Bir sıra, bir nizam ve çokça beklemek gerekiyor. Biz de Kurban kesim sırasının bize gelmesini bekleyeceğiz.


Beklemek gerekiyorsa, bu beklemeyi verimli geçirelim dedim ve geçtim klavyenin başına. Okul gezimizin son bir saatine denk gelen Beypazarı'ndan kareleri ve Beypazarı anılarını da paylaşayım istedim. 


Beypazarı, bilmeyenler için Ankara'nın şirin ilçelerinden biri. Meşhur Beypazarı kurusunun diyarı :) 
Diğer postlarda dediğim gibi Yedigöller'de planlanandan fazla kalınca Beypazarı'na geciktik. Esnafın bir kısmı dükkanları kapatmıştı. Tarihi Çarşıda kısa bir tur atıp dönüşe geçtik.


O kısacık tur en çok para harcadığım zaman oldu :)) Çarşı bir harika. Koza ipeğinden bir yazma aldım Şüheda'ya. Çok güzeldi. Gittiğim yerlerle ilgili ufak çaplı araştırmalar yapmayı severim. Beypazarı ile ilgili de yaptığım araştırmada, erişte ve ekmek almadan dönmeyin diyordu. 1 paket erişte ve ekmek aldım. Ekmek de çok güzel ama o erişteye bayıldık. Çok pişman oldum üç dört paket almadığıma. Aklınızda bulunsun denk gelirse ne kadar alabilecekseniz alın. Çok lezzetli. Çarşının yokuş yukarı bir yapısı var. Alt tarafından girdik biz. Hemen sol köşedeki ilk dükkandan aldım ben. Gerçi her yerde aynıdır ama yine de aldığım yeri tarif etmek istedim :)


Her yerde ev yapımı olduğu iddia edilen baklavalar vardı ama canım o saatte hiç tatlı çekmedi. Baklavaların encamını bilmiyorum yani. :) Yalnızca havuç yetiştiriciliği yaygınmış. bu nedenle havuç suyu ve soda çeşitleri vardı. Taze taze sıkıp hazırlıyorlardı. Dayanamadım aldım. Gayet güzel ve vitaminli bir tercih oldu :) 


Kayseri'ye vardığımızda saat 3.45 di. Sabah ezanları ile eve girdim. Aksi gibi pazartesi sabahtan ders vardı. Allahtan son haftaya girmiş olunca gençler devamsızlık hakkını kullanıyordu. Öğrenciler yoktu. Fakat ekipten en iyi durumda olan bendim. 3 saat dersim vardı. Diğer arkadaşlardan tüm gün okulda kalmak zorunda olanlar vardı.
Okulda son hafta biraz evrak telaşı ile biraz da arkadaşların çoğunun yıllarını doldurması nedeniyle devam edip edemeyecekleri şaibeli olması nedeniyle biraz buruk geçti. Karneleri verdikten sonra Kayseri'de en sevdiğim pastacı da Di. Versi'de toplandık. San Sebastian'ı meşhurdur oranın. Aklınızda bulunsun. :) 

Ekipten kimseyi kaybetmemek dileğiyle, diyelim. 


Karne demişken, benim kuzular üniversite sınav maratonuna girdiler. Zorlu bir süreç onları bekliyor. Dualarla gönderdik. Allah yardımcıları olsun. 


Yeşilin Kızı Anne... O meşhur diziden sonra popüler oldu malum. Ben de uzun yıllar sonra böyle bir seriye merak salmıştım. Pandemi döneminde çıkmaya başladı. O zamanlar ilk 2 kitabı okumuştum ama seriyi tamamlama sürecinde dikkatim dağılıp, kopmuştum. Tatil de tam tatil moduna uygun bu kitapları okumaya niyet ettim. Birincisi bitti. ikincisi son düzlükte. 
Bu arada Kayseri'ye yağmadığı kadar yağmur yağdı. Bu fotoğraf bir haziran akşamından :))


Sosyal Medya nelere kadir. Kedito isimli bir sayfada gördüm bu çantaları. O ahşap aparata "burs" diyorlar. Tığ işi çantalara profesyonel bir dokunuş vermiş. Tabi teknik bilgi de istiyor, bu aparatı takmak. O nedenle bir bilene gönderdim. Bu fotoğrafı çekip, blogu yazmayı planladığım tarihte çantanın bitmişi elimde değildi. Dün teslim etti arkadaş. Bayram fotolarında paylaşırım bitmişini de.
Bu arada geçen hafta ailecek Ihlara Vadisine gittik, doğa yürüyüşü yaptık. Beklemek uzun sürerse bugün o fotoğrafları da paylaşırım. :)) 
Şimdilik selametle..

24 Haz 2023

Okul Gezisi 2023- 2. Part :)



Selamlar
Her gezinin kendine has bir ruhu var bence. Geçen sene bu ekiple yine yollara düşmüştük. Çanakkale, Tekirdağ ve İstanbul'u gezmiştik. O geziden en net hatırladığım şeylerden biri koşturmaca... İşin içinde İstanbul olunca gezinin hızı da şehrin hızına ayak uydurdu sanırım. Fakat bu gezi en az fotoğraflardan yayılan dinginlikte, huzur içinde geçti :)


Bolu'da otelde kaldık demiştim. Gençleri odalarında son kez kontrol edip kendi odalarımıza geçtik. Ben, Songül Hoca ile beraber kaldım. Odaya geçince ilk işimiz sıcak bir banyo yapmak oldu. Günün yorgunluğuna en iyi gelem şey....
Kahvaltımızı da otelde yaptıktan sonra aracımıza geçtik. İlk durak, Gölcük Gölü oldu. Gölün sonunda, ormanın içindeki o tek binası ile ünlü gölümüz. :) Artık herkes biliyor sanırım. O bina bir şahsa değil, devlete ait bir kurum :) 


Gölcük, insanın ruhuna iyi gelen bir yer. Onca insan kalabalığına rağmen dinginliğinden hiçbir şey kaybetmemişti. Sesleri emen, yerine huzuru koyan bir yanı vardı sanki. Hem biz kalabalık bir ekiple gelmiştik, hem pazar kahvaltısı için gelen aileler olmasına rağmen, tabiatın sesleri ortama hakimdi. 


Her güzel manzara da aklıma geldiği gibi vaktinde bir profesyonel makina almadığıma, bu konuda eğitim almadığıma yeniden pişman olarak Gölcük'ten ayrıldık. 


Yedigöller'e gidebilmek için tur otobüsünü kullanmamız imkansızmış. Bu nedenle iki küçük araca bölündük. Yol boyu kimsenin sesi çıkmadı. Yol bize o kadar güzel bir manzara sunuyordu ki kimsenin ağzını bıçak açmadı. 


Şoförümüz bu yolların ustası olunca bizi müthiş dağ manzaraları seyredebileceğimiz bir yerde durdurdu. Heidi'nin gezdiği dağlardan çok da farklı değildi sanki. 


Yedigöller, bence bu dünyadan değil. :)) 

Üstünüzde ağaçlardan bir çatı var sanki. Ortamdaki oksijenin fazla olması sanırım, insan hiç yorulmuyor.


Gölcük gerçekten çok güzel bir mekan ama dünyalı bir mekan. Fakat Yedigöller insana başka bir boyuta geçtim izlenimi veriyor. Biliyorsunuz ben Boraboy Gölü'nü severim. Orada kaldığım zamanlarda yaptığım seher vakti yürüyüşlerinden bahsetmişimdir. Şimdi yeni hedefim, araştırıp, Yedigöller'in sabahına uyanabileceğim bir konaklama imkanı bulmak. Bu sene tatil planlandı ama ömür varsa seneye bu tatili gündeme alacağım inşallah.


Ekip, genç olunca turumuz da hem daha fazla yer gördük hem de daha hızlı bitti. Döndüğümüzde şoförümüz bize maşallah dedi. Bir maşallah da şansımıza geldi. :)) Yağmuru ile ünlü yere gittik Kayseri'yi sel götürdüğünü duyduk ama bizim tepemize tek damla bile düşmedi :))) 


Aşağıdaki fotoğraf, Abdullah Hocamın makinasından. Harika bir mekanda bütün ekip bir arada hoş bir anımız oldu. 


Yedigöller'de planlanandan biraz fazla kaldık. Mekan çok güzel olunca tadını çıkaralım istedik. O nedenle Beypazarı'na hem geç ulaştık hem de çok az zaman geçirdik. Onun fotoğraflarını da en kısa sürede eklerim inşallah. 
Bu ara ruh sağlığım çok dingin değil. İçimde yenemediğim bir öfke duygusu var. Ek olarak derin bir  küskünlük. Bu kadar keyifli bir yazının arkasına niye yazdım bilmiyorum ama sanırım kendime hatırlatma yapmak istiyorum. Hayat güzel. Keyif aldığın anıların çok. Olumsuza hapsetme kendini. Su akacak yolunu bulacak. Sakin kal. 
Kendime de mesajımı verdiysem gideyim ben. Fırında kabak graten var. Yakmayayım yemeği. :)) 
Selametle....