22 May 2023
Bilim Kadınlarımız
15 May 2023
Türkiye'nin Seçimi
12 May 2023
Bahar Şenliği
5 May 2023
Selamlar
Peki ne anladın bu okumadan derseniz; elbette nüanslar var fakat kapalı toplumlar sıradan insanın cehennemi. Orada ben olmaya çalışmak, kendi hayatını tercihlerine göre yaşamak, çoğu kere öz saygını bile yitirmene neden oluyor. Kendi olma çaban en yakınların tarafından acımasızca eleştiriliyor. Sonuçta ufacık bir insansın. Koca dünya seni "kötüsün, hatalısın" diye damgalamaya başladığında, "tecrübelerinden öğreniyorum, oh ne ala" demek pek mümkün olmayabiliyor.
4 kız kardeş. İkisi evli, ikisi bekar. Elbette ki dört farklı tutum, dört farklı dünya..
2. Dünya Savaşının etkileri... Geleneksel Japon alışkanlıkları ile batılı yaşam biçimi arasında arafta kalan bir aile ve kuşak farkından dolayı yaşanan gerilimler...
Evet, okuduğum Japonya'ydı ama geçiş dönemlerinde her toplumda görülecek hikayelerdi.
Tavsiye eder miyim kısmına gelince, benim için farklı ve güzel bir tecrübe oldu. Çok detaylı bir günlük tadında. Japonlar, o dönemde çok fazla detaya boğulan ağırkanlı insanlar, anladığım kadarıyla. Japonya'ya ilginiz varsa size netten araştıracağınız bir dolu veri sunuyor.
Biz de 4 kız kardeş olunca, biraz da bize benzettim sanırım.🥰
Ablalardan hangisiyim acaba diye sorguladım.
Kardeşler açısından bakınca sorgulama daha büyük. Yukiko gib bilinen kuralların dışına çıkmadan, neredeyse hiç yaşamadan, bana sunulan konforlu hayatı mı tercih ederdim. Yoksa Taeko gibi düşe kalka, itile kakıla, belki de külliyen hatalarla dolu olacak ama son tahlilde benim tercihlerim olacak bir hayatı yaşamaya cesaret edebilir miydim acaba.
Daha doğrusu, edebildim mi 🙄 Bunlar ne zor sorular....
Bu eylemin faili sevgili Gonca...
Bize Balzac okutmaya karar vermiş. Elbette okuduk biz de.
78 sayfalık bir kurguda bu kadar şey anlatmak büyük marifet.
Şımarıklık, önyargı, kendini beğenmişlik insanın başına çorap örer. Çok hesap kitap yaparsan, önceliklerini iyi belirlemezsen sonuç koca bir hüsran oluyor, dedi ve bitti kitap.
Çok teşekkür ederim Gonca ❤️
5 Nis 2023
Ramazan Güncesi 5
Selamlar
Aslında her şey yolunda ama Ramazanın kendi rutini ve devam eden okul mesaisi vaktimi çok alıyor. Yazmak için zaman bulamadım. Üstğne acımasız yazılı sezonu da açıldı. :) Öğretmen ve öğrenciler için oldukça yoğun zamanlar.
Sevgili grubum her güne bir etkinlik ayarladı bugünlerde. Hepsine içim gidiyor ama malesef yoğunluktan katılamıyorum. Fakat bu sevimli fili görünce dayanamadım. :) Torbayı çok sevgili can dost, grubun patronu Nilgün dikmişti. Fili de aynı grupla yapınca. hatıralar birbirine eşlik etsin istedim.
27 Mar 2023
Ramazan Güncesi 4
Selamlar
Bir eksikle günlük tutmaya devam inşallah.
Hızlı bir geçiş olacak ama 5 yaşındaki Zeynep'ten sonra, evli, çocuklu ve öğretmen Zeynep'in Ramazan anılarından bahsedeceğim size bugün. :) Mesleğe Isparta'da başlamıştık. Dört yıl sonra eşimin mecburi hizmet görevinden dolayı Bitlis'in Tatvan ilçesine tayinimiz çıktı. İlk iki yıldan sonra polis lojmanlarına taşındık. Lojmanın kendine has bir kültürü vardır. Mahalle kültürünün yavaş yavaş günlük hayatımızdan çıktığı dönemlerde yeniden mahalle kültürünün yaşatıldığı bir ortamdır lojman. Herkes birbirini tanır. Ramazan gelince de davetler kaçınılmazdır. 30 gün Ramazan'da bir yere davet edilmeden ya da evde misafir ağırlamadan geçen günler sayılıdır.
Lojmanlar öyle çok geniş evler değildir. İki yatak odamız, bir küçük salonumuz ve yine çok küçük bir mutfağımız vardı. Lojmana taşınınca salonu oturma odası olarak kullanmaya başladık. Yemek odası takımı alanı daraltacağı için elden çıkardık. Yemek masası ve sandalyelere varana kadar. İşin özeti evde bir yemek masası yoktu. Mutfakta bize yetecek kadar küçük bir masamız vardı ama misafirlerimiz için masa ve sandalyemiz yoktu. Şimdi düşünüyorum da yemek masası bile olmayan evde 7 yıl ağırladığım misafirlerin sayısı ile tam tekmil her şeyin olduğu bu evde ağırladığım misafir sayısı kıyas bile kabul etmez. Masa yok, sandalye yok, nasıl oturulacak derdine düşmez. Yere kocaman bir sofra serer. Hep beraber iftarımızı yapardık.
Hangi yıldı hatırlamıyorum ama karla karışık yağış olduğu bir gündü. Bizim evin balkonu diğer lojmanlara göre daha genişti. Eşim mangal yapalım iftara dedi. Yağışlı hava nasıl olacak dediğimde, balkonda yakarız, dedi.
Burhan Abi, eşi Gülşen ve Kürşat ve eşi Gülten ayrıca çocuklar bize gelecekti. Eşim ikişer kilodan 3 paket tavuk almıştı. "Oruçluyken alışveriş yapmamak lazım :))"
İftara bir kaç saat kala misafirlerim geldi. Beyler balkonda mangalı yaktılar. Biz hanımlarla çorba salata bir şeyler hazırlıyoruz. Ben ellerinin altında kalabalık olmasın diye tavuk paketlerinin iki tanesini vermiştim. yani 4 kilo tavuk. Üç bey tavuğun yetmeyeceğini düşünmüş ve içlerinden en küçüğü Kürşat'ı tavuk almaya göndermeye karar vermişler. Ben salonda sofrayla ilgilendiğimden fark etmedin gittiğini.
Hava acayip yağışlı. Kürşat tavuk almaya gitmiş. Ben mutfakta kalan paketle balkon tarafına geçirince Orhan ve Burhan Beylerin yüzünü görmeniz lazım. "Tavuk yetmeyecek diye bu yağışta gönderdik Kürşat'ı canımıza okuyacak dediler". Kürşat bizim hepimizden küçük, Evin küçük kardeşi gibi. Getir götür de çok kullanılırdı.
Garibim gitmiş dükkana. İftara yakın bir zaman olunca dükkan kapalıymış. Açık dükkanlardan bilgi alıp, dükkan sahibine ulaşamaya çalışmış. Eli boş gelmemek için epey uğraşmış. Yağış devam ettiği için sırılsıklam olmuş. Tavukçu da köyüne gitmiş. Dükkanı da açtıramamış. Islanmış, üşümüş, üzgün geldi. Havlu verip kurutmaya çalıştık. Sofranın başına oturttuk. Pişmiş tavuklar gelince Kürşat isyanı başlattı doğal olarak. :))
Tatvan'daki Ramazan anılarımdan ilginçlerinden bir de, alt komşumuzun eşinin espri anlayışını ve sonucunu, ne zaman hatırlasam gülerim. Tatvan ülkenin doğusunda yer aldığı için iftarı daha erken yapıyorduk doğal olarak. Cebrail Bey, Tatvan iftar yapınca, sırasıyla batıda kaldığı için daha geç iftar yapan arkadaşlarını arar, biz açtık Allah kabul etsin derdi. :))) Çocukluk arkadaşınızla hep çocuksunuz malum. Ben en az 4 sene şahit oldum bu muhabbete.
Doğal olarak mecburi hizmet bitti. Tayinleri çıktı
. Neresi dersiniz. İzmir...
Yukardaki görsel, evdeki ipleri atkı bereye çevirme operasyonuma devam ettiğimin göstergesidir. Nazlı Kar'ı okuyorum. onunla ilgili de detay vereceğim.
Bugün KFC'ye alternatif bir yemek yaptım. Tavuk göğsünü ince şeritler halinde kestim. Tepeleme 2 yemek kaşığı un, 2 diş sarımsak, Tuz, karabiber, kimyon, köri, pul biberi 1 çay bardağı kadar sütle sos yaptım. Sosun kıvamı krep hamuru kıvamındaydı. Okulda 3 saat dersim vardı 11.30 gibi geldim. Hazırlayıp, dolapta beklettim. İftara yakın kızgın yağda kızarttım. Çok güzel olmuştu. Dünden kalan ezogelin çorbam vardı.Yanında da makarna ve salatamız vardı.
Selametle..
26 Mar 2023
Ramazan Güncesi 3
Selamlar
Pat diye konuya gireceğim ama dün anlattığım çocukluk hatıram, insanların kafasını karıştırdı sanki. Oruç satın alma olayı, öyle aldım, sattım durumu değil arkadaşlar. Çocukları ibadetlere heveslendirmek için büyüklerin oynadığı masum bir oyun sadece. Tıpkı olamayan Noel Baba hikayesi gibi.
Ben çok erken tecrübe ettim ilk orucumu. Zaten o sene tuttuğum ilk ve son oruçtur. Benim yaşımdakiler daha çok tekne orucu tutardı sahura kalkınca. 6 yaşından sonra her gün değil ama arada tam gün oruç tutmaya başlardık. Mahalledeki çocuklarla oruç sayımızı yarıştırırdık bayram gezmelerinde.
"Sen kaç gün oruç tuttun" diye sorardık, Bizim oruçlu günümüz daha fazlaysa göğsümüzü gere gere durum bildirimi yapardık.:)) Az oruç tuttuysak, arkadaşımız hasbelkader bir kaç ay büyükse bizden, "ama sen benden büyüksün" bahanesine sığınırdık. :))
Bu az sayıda orucumuzun talipleri; dedeler, amcalar, dayılar, babalar, babaanneler, anneanneler olurdu. Oruçlarımızın bedeli bazen bir iftar sofrası, bazen horoz şeker, bazen sevdiğimiz bir oyuncak, yanında bir miktar harçlık gibi teşvik edici, destekleyici eğitim araçlarıydı.
Mehemmet Amca orucumu satın almak istediğinde çok korktuğumu hatırlıyorum.:))) Ben tuttuğum orucu amcaya satarsam ben sevap kazanamam ama demiştim neneme. Nenem çok gülmüştü halime. "Kuzum senin orucunun sevabı sana da yeter ona da korkma" demişti.
Ben büyüdükçe anladım tabi büyüklerin oynadığı oyunun hikmetini. Bu masum oyunun amacı çocukları, ramazan, oruç gibi hem dini hem kültürel bir unsura alıştırmak. Çocukların sempatisini kazanarak onlara kültür aktarımı yapmaktı. Büyükler, "terbiye ediyoruz" gibi üstenci bir tutumla değil, çocukların seviyesini inerek, oyuna çevirerek güzel alışkanlıklar kazandırmaya çalışıyordu bize.
Buna benzer hatıralarımdan biri de Kurban Bayramlarındadır. Özellikle yakın komşulardan kurban kesmeyenlerin paylarını mutlaka benimle gönderirdi annem. Ben büyüdükten sonra küçük kardeşimle gönderdi. Burada da amaç çocuğu bayramın iklimden uzak tutmamak. Kurban Bayramının manasını yaparak, yaşayarak öğretmekti.
Ritüeller, kalıp davranışlar özellikle yaşamın ilk yıllarında anlamsız gelebiliyor. Sıkıcı bulabiliyoruz ama her ritüel, her kalıp yargı arkasında onlarca, hatta yüzlerce yılın hayat tecrübesini taşır. Bu nedenle uygulamakta fayda vardır. Kabul ediyorum, değişmeyen tek şey değişimin kendisi. Her kültürel öğe zaman içinde değişecektir. Fakat biz de rüzgarın önünde kuru yaprak olmamalıyız. Büyüklerimizden gördüğümüz, gelenek ve görenekleri mümkün olduğunca yaşatmaya çalışmalıyız bence. Aksi büyük bir yozlaşmaya neden olabilir çünkü.
Tevafuk sanırım, tam bu konuları konuştuğum sürede okuduğum kitabın Nazlı Kar olması. Kitap, geleneksel Japonya'nın değişmeye başladığı, batılı tarzın yavaş yavaş toplumsal yaşamda görülüp hissedilmeye başlandığı araf döneminde geçen bir ailenin hikayesi. 838 sayfalık bir cesamete sahip. :)) Ben henüz 300 sayfa okudum ama çok güzel ve öğretici ilerliyor. Severek okuyorum.
Bu yazımı sahurdan sonra hazırladım. Hala yurttayım. Oruç tutan yavruların sahurlarını hazırladık. Dördüncü oruca niyet ettik. Birkaç saat sonra eve geçeceğim. Akşam için henüz plan yapmadım ama eşim kıymalı pide yaptıralım diyor. Ben de bir ezogelin çorbası yaparsam, yanında da mis gibi salata. Oldu da bitti maşallah. :)
Battaniye örmek için aldığım iki ip birbirine uyum sağlamadı. Ben de kırmızı ipten atkı bere takım yapmaya karar verdim. Bitirince paylaşırım.
Nöbet mesaisinin bitmesine 2 saat var. Uyuma konusunda kararsızım. Belki biraz kitap okurum. Şimdilik selametle.









































