Pages

27 Ağu 2025

Aziz Dimitrios Kilisesi


Selamlar
Makedonya'dan bahsettim ama Selanik'te ziyaret ettiğimiz Aziz Dimitrios Kilisesi'ni paylaşmayı unutmuşum. Aziz Dimitrios, pagan Roma'ya karşı mücadele eden ilk Hristiyanların önderlerinden biriymiş. Hristiyan tarihi içinde önemli bir isimmiş. Onun adına yapılan kilise de yöre halkı için önemli mabetlerden biriymiş. 




İçerde fotoğraf çekmek yasaktı. Gizli saklı çekebildiğim kadar çektim :)) 


Tarihi ibadethaneleri gezmeyi seviyorum. Aktif kullanılan ibadethanelerde, törene de denk gelmek mümkün. Biz gezerken bir vaftiz töreni hazırlığı vardı. Ayrıca dikkatimi çeken şeylerden biri de genç Hristiyanların, dinlerine duydukları saygı. Kilisede yirmili yaşlarında genç bir hanım, neredeyse benim kadar örtünmüş, bütün ikonaların önünde büyük bir hürmetle eğildi, istavroz çıkarıp, dualar etti. Bizim türbede dua eden insanlarımızı tiye alan, bu ziyaretleri bidat olarak anlatan insanları biliyoruz hepimiz. Arkadaşlar, dini semboller, din büyüklerinin türbelerinin ziyaret edilip, dua edilmesi insanın maneviyatını besleyen şeyler. Mesela ben Eyüp El-Ensari'nin türbesini her ziyaret ettiğimde içim coşkuyla doluyor, ibadetlerimin feyzi artıyor. Bunlar insanların maneviyatını besleyen detaylar. Böyle lüzumsuz lüzumsuz konuşarak skolastik bir kafa ortaya çıktı. 
Kendine hoca diyen insanlar, televizyon programları insanların inançlarını rahat bıraksalar keşke.


Yasaklara rağmen çekilen fotolar ancak bu kadar. Yolumuz Manastır'a doğru.... 



Selametle....

 

25 Ağu 2025

Ağustos Güzellikleri 2


Selamlar
Temmuz'u hasta geçirdiğimi söylemiştim. En büyük korkum, hayatımda ilk defa kız kıza yurt dışı tatilimin iptal olmasıydı. Sancılı, ağrılı ve tedirgin günlerin sonunda o otobüse bindim. Başımıza ne gelecek henüz bilmiyordum ama yola çıkma anısını fotoğraflamayı unutmadık. 


Yolculukta bizi üzen ilk ve son şeyi bu kapıda yaşadık. Yol arkadaşlarımızdan Gönül pasaportunun süresinin geçtiğini unutmuş. 2024 son kullanma tarihiymiş pasaportun. Maalesef seyahate devam edemedi. Büyük şaşkınlık yaşadık. Bir süre kendimize gelemedik. Kavala sabahında bile, "biz ne yaşadık öyle" şaşkınlığı vardı üstümüzde. 


Kavala'ya su taşıyan tarihi su kemerleri....
Merkeze girmeden önce bir tesiste kavala kurabiyesi aldık. eve ve kardeşimin evine iki kutu aldım. Kurabiye gerçekten çok güzeldi. 



Kavala bir sahil kasabası. Sabahın ilk saatleri olunca da çok hareketli değildi. Kısa bir soluklandık sadece. Fakat beni üzen, sahilin karşısındaki pankart oldu. Benim doğum tarihim 20 Temmuz 1974. Kıbrıs Harekatının yapıldığı gün doğmuşum. O nedenle Kıbrıs'la ilgili çok şey anlatıldı bana küçükken. Sonra ben büyüdükçe- meraklı da biriyim-, öğrendiklerim çok korkunç. Adada Türklere olmadık eziyet ve işkenceleri yapan bir zihniyetten bahsediyoruz. Bugün kuzeyden, güneye akan kandan bahsediyor. Döktüğünüz kanlardır diye öfkeyle seslendim postere. Yuh diyorum başka da bir şey demiyorum. bu kadar pişkin ve yüzsüz olmak da onlara yakışır zaten. 


Kavala'dan sonraki durak, Selanik oldu. Atatürk'ün doğduğu ev restore ediliyormuş, o nedenle içeri giremedik. Kısmet başka bahara artık. 
Evin ve Türk Konsolosluğunun olduğu caddede ilginç bir şeye şahit oldum. Küçük bir grup, pankart açmış, "AKP halka hesap verecek" diye bağırıyordu. Kahkaha attığımı hatırlıyorum. Kafayı yediler yazık. :))))


Selanik'in en meşhur caddesi Aristoteles Meydanı'n da vakit geçirdik. Yunanistan'la ilgili daha önce de duyduğum bir detayı gözümle gördüm. Balkonlara takılan tentelerin demir aparatlı iç yüzeyini dışa takıyorlar. İlginç bir görüntüydü :))




Çok sıcaktı. Tam turist gibi sağa sola baka baka geziyorduk ki bu minnoş dükkan karşımıza çıktı. Soğuk kahvelerimizi buradan içelim dedik. 





Küçücük bir dükkanda bir dolu eşya vardı. Biraz iç içe oturuyorsunuz ama görseller çok cezbediciydi. 




Denize doğru inen büyük ve geniş bir meydan. Bu tosunu görünce dayanamayıp, çektim fotoğrafını.



Meydana adını veren Aristoteles heykeli. Çok kısa kaldığım bir şehirden net izlenimler vermek zor tabi fakat Selanik mutlaka görelim diyeceğim bir şehir değilmiş. Makedonya şehirleri ekipteki arkadaşlara ve bana çok daha cazip geldi. Onlar da bir daha ki sefere. Şimdilik Selametle  

24 Ağu 2025

Her Şeye Rağmen Ağustos Güzellikleri 1


Selamlar
Temmuzun yoğun stres ve bana ne oluyor geriliminin ardından yolculuk vaktine geldik. Yola çıkmadan iki gün önce musallat olan kalça ve genital bölgemdeki uyuşukluk hissi ki hala devam ediyor. O hisse rağmen yola çıktık. Songül'le ilk durağımız Ankara'ydı. Gonca'nın evinde yine keyifli zamanlar geçirdik. Ertesi gün İstanbul'a doğru yola çıktık. Eskişehir'den Gönül'ü de alınca kadroyu tamamladık ve İstanbul yolculuğu başladı. İstanbul'da iki günümüz vardı. Niyetimiz dinlenip, büyük yolculuğa hazırlanmaktı ama İstanbul'da olup evde oturmak ne mümkün. Attık kendimizi sokaklara. Kardeşim de öğleden sonra izin aldı. Önce Üsküdar, sonra Kuzguncuk sonrada deniz havası alıp, ardından da kendimizi Eminönü'nde bulduk. Kaba tabirle ayağı yanmış it gibi dolandık. :))) Eve geldiğimizde yorgunluktan bayılacaktık.  




İlk durak Mihrimah Cami oldu. Önünden çok geçtiğim halde hiç gezmediğimi fark ettim ve öncelikle Mihrimah Cami'sini görmek istedim. Kanuni Sultan Süleyman'ın kızı için yapılan çok güzel bir mabed. Yapandan da vesile olandan da Allah razı olsun. 


Sonraki durak Kuzguncuk sokaklarıydı. Televizyondan çok gördük malum dizilerin çekim mekanlarından. İlk defa gezmeye gelmiştim. Etrafa bakmaktan düşme tehlikesi atlatabilir insan. Sokak insanı kendine çekiyor.





Meşhur Kuzguncuk Bostanı. Karşı evlerde oturanlar varmış. Ziyaretçisi bu kadar çok olan bir mekanda oturmak bu güzelliğin kefareti sanırım. :)




İstanbul'un kedileri diye bir kavram var hakikaten. Sadece Kuzguncuk'ta değil, İstanbul'un her yerinde onların saltanatı var. Canları nasıl isterse öyle davranıyorlar. Bir yerde okumuştum; bir sokağa taşınmadan önce sokak hayvanlarının insanları görünce nasıl tepki verdiklerine bakın diyordu. İstanbul, onca olayına, onca kaosuna rağmen çok güzel insanların yaşadığı bir şehir. Kedilerin hali bunun göstergesi.








Ardından başka bir meşhur'a Tarihi Çınar Altı'na geçtik. Karbonhidratın dibini sıyırdığımız günün ardından, deniz havası da eksik kalmasın dedik. 


Vapurla karşıya geçip, Eminönü çarşısında, Tarihi Kürkçü Han'da bir dolu alışveriş yaptıktan sonra Marmaray ve metroyu kullanarak kardeşimin mahallesine geldiğimizde saat 21 civarıydı. Dışarda yedikten sonra eve bayılmaya gittik. :))) 
Ertesi gün 8 Ağustos'tu yani turun başladığı gün. Gündüz genelde son hazırlıkları yaptık. Nilgün bizi yolcu etmeye geldi. Ve büyük yolculuk başladı. Yolculuk anılarını da bir daha ki sefere anlatayım inşallah.
Selametle

5 Ağu 2025

Tatilin Umut Haftası


Selamlar
Bu haftanın adını umut haftası koydum. Çünkü bazı şeyler iyiye gitmeye başladı. Geçen hafta gözlerim çok kötü olduğu için detay yazamamıştım. Geçen hafta bana sarı nokta teşhisi konmuştu. Aramızda bilenler vardır, tedavisi olmayan ve insanı kör eden bir hastalık. 
Kısaca süreci anlatmam gerekirse,  enfekte olan gözüm antibiyotikli damlalar ve pomad kullandığım halde geçmiyordu. Bir haftanın sonunda yüzüm ve gözümün çevresi de şişmeye başladı. Aslında doktora da gidiyordum ama hayatımda gördüğüm en rahat adamdı doktor. Mikrop kapmış diyor elime bir damla verip, gönderiyor ama gözüm düzelmiyordu. Sonunda özel hastaneye gitmeye karar verdik. Gözümden arpacık çıkmış ama normalde arpacık kirpik diplerinden çıkar. dışardan görülür. Bendeki göz kapağının altından çıkmış. Doktor Bey ilaçlarımı yazdı. yalnız bir göz muayenesi de yaptı. Enfekte gözümle 25 puntoluk harfleri okuyamadım. Mikrop bu kadar etki etmez dedi ve röntgen istedi doktor. sağ gözümde ödem varmış. Bunun iki sebebi olur dedi. Biri stresten kaynaklanan geçici bir durum diğeri ise sarı nokta.... Anjiyo yapmamız lazım dedi. doktora cumartesi günü gitmiştik, pazartesi günü anjiyo yapıldı ve malesef sarı nokta teşhisi kondu. İlerleyen yaşlarda görülen bir hastalık normalde bu kadar erken nadir çıkar dedi. Ne zaman olduğu önemli dedi. Zaten hastalığın tedavisi yok. Gözü sabit tutabilmek için duruma göre ayda ya da birkaç ayda bir göz içine iğne tedavisi uygulanıyormuş. Mikroplar temizlensin, gelin iğnenizi yapalım denildi. 


Duyduklarım beni çok sarstı. Yaşam biçimimi baştan sona değiştirecek bir durum sonuçta. Çok üzüldüm, yalan yok, ağladım. Fakat Allah'tan gelene razıyız deyip, önüme bakmaya karar verdim. Mikrop için verdiği ilaçları kullanmaya devam ettim. Süreçte benim gözüm giderek düzelmeye başladı. Zaten gözlük kullanan biriyim. Gözlükle kitap okudum, örgü ördüm, hatta araba bile kullandım. Daha başındayız, takibi bırakmayarak idare ederim inşallah diye düşünmeye başladım. doktora da bana da sürpriz geçtiğimiz cumartesi günü geldi. :))
Cumartesi günü yeniden muayene için gittim. Mikrop var mı diye kontrole. Mikrop bittiyse iğne olmak için. Çünkü salı günü planlanmış bir tatil programı vardı. Muayene sırasında eskiden göremediğim harfleri gördüm. hatta daha küçük puntoları. Doktor çok şaşırdı. Sarı nokta geriye dönmez, senin göz geri gelmiş, bir hata var bu işte dedi. yeniden röntgen çekti. Stres kaynaklı olan hikayeye dönebiliriz dedi. Ben tatile gideyim mi diye sordum. Git dönüşte bakalım dedi. 
Kısacası, şu an hiçbir şey belli değil ama benim gözüm eskiye çok yakın bir yerde. Sanırım ödemin etkisi ile mikroplu gözde hafif bulanıklık var ama dediğim gibi araba bile kullanabiliyorum. 

Bugün yola çıkacağız. Tatil dönüşü başka bir doktora daha gitmeyi düşünüyorum. Bana dua ediniz lütfen.


Geçen hafta gözüm o kadar kötüydü ki, anjiyo durumu da ortaya çıkınca kardeşim yanıma geldi. Eşim ve kardeşim bir hafta boyunca sağ olsunlar bebekler gibi baktı bana. Huysuzluklarımı sineye çektiler. Moralimi yükseltmek için ellerinden geleni yaptılar. Cumartesi günü güzel haberi alınca, çarşı pazar gezdik kardeşimle. Kayseri Lisesi'nin tarihi binası müze olarak kullanılıyor. Müzeye girdik. Keyifler gelince Sınıf arkadaşlarımla poz vermeyi de unutmadım :))


Yaz başında büyük bir hevesle kız kıza Balkan Turu planladık. Temmuz boyunca bunun için heyecanlanıp, hazırlık yapmayı planlarken hastalıklarla ve hep gidebilecek miyim acaba kaygıları taşıyarak bir ay geçirdim. Beklenen gün geldi. Bugün Ankara'dan geziye katılacak arkadaşlara gitmek için yola çıkacağı. Yarın da İstanbul yolcusuyuz. Cuma günü akşam da otobüsle hareket edeceğiz. Siyatik sıkışmasından hala ara ara muzdaribim ama hemşire kızların kas gevşetici iğnelerine güveniyorum :))) 
Bugünden sonra ortalama 15 gün evde değilim. Eşim ve Vanilya'yı özleyeceğim. Sağlıkla gezip, görüp eve dönmeyi diliyorum. Şimdilik Selametle