Pages

Ramazan günlüğü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ramazan günlüğü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mar 2026

Ramazan Günlükleri


Selamlar
Güncele geldik sanırım. Bu sene Türkiye Yazarlar Birliği'nden ödül alan roman işte bu. Duyunca merak edip almıştım. Söyleşiye katılmak için acele acele okudum. Söyleşiye katılabildim mi peki? Tabi ki hayır. :( Dün nöbetten çıkmıştım ve hiç halim yoktu. 
Kitap, hem gönül coğrafyamızı hatırlatıyor. hem de unutma ve hatırlama üzerine keyifli bir kurgusu var. Anılarımız kalbimizde olduğu için mi hatırlanır yoksa bellek mi hatırlatır bize. Benim tercihim kalpten yana. Sanırım yazarın da :) 


Bu sene yaz gelmeyecek sanırım. Allahtan atkı bere örme konusunda başarılıyım :))) 


Okuldaki projelerimizden biri Cemil Meriç Okumaları. Birinci dönem Bu Ülke kitabını bitirdik. Arkadaşlarımız için kitap ekseninde bir sunum hazırladık. 



Ramazan olur da dost iftarları olmaz mı. Kadim dostlarla iftarda buluştuk. Belediyenin Emirgan Köftecisi isimli mekanına gittik. Benim favori mekanım burası. Çok seviyorum. Ramazan sonrası daha sık buraya geleceğime kendime söz verdim. 


Hayat düz bir çizgi halinde ilerlemiyor malesef. Bilmediğimiz, bizi hayretten hayrete sevk eden çok şey yaşıyoruz. Üzüntü, keder de hayatın bir parçası. Eltimin meme kanseri olduğunu öğrenip, hem şaşırıp, hem de çok üzüldük. İyilşeceğine yürekten inanıyorum. Ankara'da çok iyi bir doktor ayarlandı. geçen hafta cuma günü ameliyat oldu. Eşim, onları almak için cumartesi sabah Ankara'ya gitti. Evlerine, Sivas'a bıraktı. Ertesi gün benim yurt nöbetim vardı. Yani araç lazımdı. Ben de yorgun ve oruç geri dönme. ben ayarlarım dedim.  Sevgi'yi iftara çağırdım. kız gecesi yaptık. 


Sevgi'yle sohbet, muhabbet iftarı ve sahuru yaptık. Sabah beni yurda bıraktı. Bu bereyi, örgülü sinema gecesi için başlamıştım. Pazar günü yurt nöbetinde bitridim.


Bu kitap da storytel dinlemelerimle bitti. İFA Serisinin ilk kitabı. Hareket ve beslenme alışkanlıklarımız hakkında bilgilendirici bir eserdi. 
Hayat bazı zor kararlar almam gereken ve bolca kalp kırıklığı yaşadığım bir döneminde. Düşmemem lazım. bana dua edin dostlar. Günün birinde yazar mıyım kalp kırıklıklarımı hiç bilmiyorum ama hayat alıştığımdan farklı bir yere evrildi. Bu duygu durumuna alışmak üzücü ama her şey mümkün elbette.
Selametle



 

14 Oca 2026

Hala 2. Gün

 


Selamlar
Sevgili Bloğum benim seçtiğim fotoğrafları sondan başa doğru eklemeyi tercih etmiş :)) Yani günü geriye doğru saracağız. 




Kudüs sokaklarını gece gündüz demeden arşınladık. Mescid-i Aksa'ya giremesek bile kadim şehri sonuna kadar yaşadık. Fotoğraflardan ne kadar geçiyor bilmem ama surun içine girdiğinizde kesinlikle dünyanız değişiyor. 


Bu coğrafyanın kaderi bir derken boş konuşmuyoruz. Kaç Hakkari'li Kudüs'te bir sokağın adının Hakkari olduğunu biliyor. Malesef kendi coğrafyamıza çok yabancıyız. 


Zeytin Dağı'ndan Kudüs. 



Fotoğrafta ağaçların devamındaki taşlık görünen alan Yahudi Mezarlığı. Yahudilerin akla ziyan inanışlarından biri de bu alana gömülürlerse direk cennete gideceklerini zannediyorlar. O nedenle buraya çok deli paralar yatırıyorlar. Şaka gibi ama değil. 



Rabiatül Adeviye'nin kabri olduğu söylenen makam.


Hristiyan inancıma göre Hz İsa öldükten üç gün sonra dirilip, Zeytin Dağındaki bu noktadan göğe yükselmiş. 





Selman Farisi'nin makamının olduğu cami. Başta söylediğim gibi gün tersinden aktı bu paylaşımda. Önce El Halil'e gittik. Sonra Zeytin Dağı'ndaki ziyaret noktalarını gezdik. Denedik ama Mescidi Aksa'ya yine giremedik. Kutlu gün üçüncü gündü. geliyor gelmekte olan yani. Sevgiler 

13 Mar 2024

Hayırlı Ramazanlar


Selamlar
Geldi 11 Ayın Sultanı. Kavuşturana şükürler olsun. 
Tığ işi yaptığımı görenler ince motor becerilerimin geliştiğini düşünüyor ama özellikle kesme, biçme işlerinde çok yeteneksizim. Hiza duyum çok gelişmiş değildir. Çocukken çok takılırdım buna. Aynı işi, olmadı tekrar kes, eğri oldu yeniden yaz dönem ödevini derken, perişan olurdum. Büyüdükçe bu yönüm gelişmedi ama ben artık takılmamaya başladım. Kusursuzluk Allaha mahsus sonuçta. :) Beceremesem bile denemeye devam ediyorum. Bu sene Ramazan süslemelerinde el yapımı ürünleri de denemeye karar verdim. R harfi ile mücadelemi görseniz katıla katıla gülerdiniz. üçüncü denemenin sonucunda R çıktı ortaya. :))

 

İçimdeki ev hanımının korkularını geride bırakmam zor oldu. :)) Yapıştığı yerden çıkardığımda ya izi kalırsa, ya temizleyemezsem kaygıları ile mücadele ettim. Fakat gelen Ramazan'dı. Evin havasının değişmesi şarttı. Yapışkanlı evalar ile kestiğim figürleri belli bir kompozisyonla değil, rastgele yapıştırdım. Sonuç ortada. :)) 



Bu yazı ve ledler Sevgi'ciğimin hediyesi. Üç yıldır büyük keyifle kullanıyorum. 


Bu sene hayallerimin gerçekleştiği bir alış veriş yaptım. Böyle ışıklı bir perde almak istiyordum ama nedense hep ertelemiştim. Bu defa kararımı sorgulamamaya karar verdim. Ben çocukluğumdan beri, alış veriş yapmadan önce hep sorgularım; gerçekten ihtiyaç mı diye. Bu sorgulama beni hep engelledi yıllarca. Yapmak istediğim çok şeyden vazgeçmeme neden oldu. İşin kötüsü dışardan biri değil beni engelleyen yine benim. Aşacağız inşallah.


Hep süsleme olmaz tabi. Çalışan biri olarak acil durumlarda kurtarıcı yemekler de hazır etmeliydim. 3 kilo Kayseri Mantısı yaptırdım. Velilerimden biri ev yemekleri yapıp sosyal medya üzerinden satışını yapıyor. Ona yaptırdım. Denedik bile. Çok lezzetliydi. 


Okumayı da ihmal etmemek lazım. Yoldaki Mühendis; sevgili Çiğdem'in hediyesi. Otobiyografi türünde yazılmış. Abdullah Galip Bergusi'nin Hayatı. Filistin'e, orada yaşananlara duyarlı olduğumu zannederdim. Hamas'ın, Kassam Tugaylarının mücadelesi hakkında neredeyse hiç bir şey bilmiyormuşuz. Bir yandan göz yaşlarımı tutamadım, diğer yandan büyük bir hayranlık duydum. Filistinli'lere saygım arttı. Zaten Gazze'den gelen görüntüler, insan üstü mücadelenin içinde tertemiz, şerefini ve izzetini koruyan asla pes etmeyen nesiller yetiştirdiklerini gösteriyor. Helal olsun. Belki fiziki olarak ölüyorlar ama onlardan diri kimse yok dünyada. Bir sufi türkünün sözleri geldi aklıma.

Sayılmayız parmak ile
Tükenmeyiz kırmak ile
Taşramızdan sormak ile
Kimse bilmez ahvalimiz. 

Öyle bir iman taşıyorlar ki, öyle bir mücadele örneği veriyorlar ki... Pisrail vurdukça çoğaldılar. Tüm dünyada vicdan sahibi herkes harekete geçti. Örnek alınacak bir mücadele. 
Allah yardım etsin. Kitabın ikincisi de var. Grup okumaları arasına sıkıştırabilirsem onu da okuyacağım. Filistin'in mücadelesini anlamak isteyen herkese öneririm.


Dün bitirdim. Bu ay grup okumalarının ilk kitabı. Pedegoji kitaplarının çoğunda olduğu gibi tekrara düştüğü noktalar var. Okuma zevkini baltalıyor bu durum ama özellikle baba olacakların ya da küçük çocuğu olan babaların mutlaka okuması lazım. Çocuk eğitiminde babanın rolünü gözler önüne seren bir kitap.
Baba hayatta karşılaştığımız ilk otorite. Onunla kurulan bağlantı sıkıntılı olursa insanın Rabbiyle kurduğu bağlar bile hasar alır diyor. Varın siz düşünün. 


Öğrencilerimle kurduğumuz okuma grubu da aktif bir şekilde devam ediyor. Nette dolaşırken bu kitap kılıflarını gördüm. Çok şekerlerdi. Gruptaki gençlere örmeye karar verdim. Bayram hediyesi olacak. Benim tatlış motif grubumun, pamuk kalpli hatunları; iyiliği yaymak lazım dediler ve bana destek oldular. Bu 3 renk benden. Yakında yeni bir kargo fırtınası yaşanır bizim evde. :) Geldikçe onları da paylaşırım sizinle. 


Geçen haftanın güzelliklerinden biri de Ayçin Kantoğlu konferansıydı. Kayseri Üniversitesinin planladığı söyleşiye öğrenci grubumuzla katıldık. Son dönemlerde derde derman, yaraya merhem söylemleri ile öne çıkan bir entelektüel Ayçin Hoca. Netten takip etmenizi öneririm.


Motif etkinliğinde bu ay Sevcan'ın sırası. Paket hazırlıkları da başladı. Bu minnoş lavanta kesesi ile paket içeriğini geliştirmeye başladık bakalım. Hadi bana kolay gelsin. :)
Selametle

5 Nis 2023

Ramazan Güncesi 5


Selamlar 

 Aslında her şey yolunda ama Ramazanın kendi rutini ve devam eden okul mesaisi vaktimi  çok alıyor. Yazmak için zaman bulamadım. Üstğne acımasız yazılı sezonu da açıldı. :) Öğretmen ve öğrenciler için oldukça yoğun zamanlar. 

Sevgili grubum her güne bir etkinlik ayarladı bugünlerde. Hepsine içim gidiyor ama malesef yoğunluktan katılamıyorum. Fakat bu sevimli fili görünce dayanamadım. :) Torbayı çok sevgili can dost, grubun patronu Nilgün dikmişti. Fili de aynı grupla yapınca. hatıralar birbirine eşlik etsin istedim. 


Fotoğraftan bakınca belki çok iştah açıcı görünmüyor olabilir ama ben bundan sonra ıspanak pişirme yöntemimi buldum diyebilirim. Evin ıspanak sevmeyen ferdi bile yedi bu şeklide. 
Sosyal medya sağ olsun hepimizi usta aşçı yapacak bu gidişle :) İnstagramda denk geldim tarife.
Yemeğin bir adı var mı bilmiyorum ama ıspanaklı- patatesli graten diyebiliriz sanki. 
Kuru soğanları piyazlık doğrayıp, soteliyoruz.. Patatesleri önce dörde bölüyoruz, ardından ince ince doğruyoruz. Soğanların üstüne patatesleri de ekliyoruz. Patatesler yumuşayıncaya kadar soteliyoruz. Kızarmayacak ama yumuşadığından emin olun. İnce doğramak bu anlamda önemli. Patateslerden sonra iki diş sarımsak, bir tane kapya biberi de ekliyoruz. biraz da öyle soteleyip, ıspanakları karışıma ekliyoruz. Ispanaklar suyunu çekip,, pişince 1,5 yemek kaşığı un ilave edip, kavuruyoruz. Üstüne bir bardak sütü ağır ağır ekliyoruz. Uygun bir tepsi ya da borcamı katı yağla yağladıktan sonra karışımı tepsiye yayalım. Üstüne kaşar peyniri ile fırına verelim. Evde kaşar çok az vardı ben üstüne tulum peyniri ekledim. Görüntü pek başarılı olamadı ama çok lezzetli bir alternatif oldu. 


Lebeniye çorbasını da ilk kez denedim. Lezzet garantili bir tarif. 
2 yemek kaşığı pirinci haşlıyoruz. Üzerine 1 su bardağı haşlanmış nohutu ekleyip, kaynamaya bırakıyoruz. 200gr. kadar kıymaya küçük bir kuru soğanı rendeleyin ya da minik minik doğrayabiliyorsanız çok daha iyi olur. tuz ve karabiber ekleyip, yoğurduktan sonra nohut büyüklüğünde parçalara ayırıp, yuvarlıyoruz. 
Çorbanın terbiyesinde, 1,5 su bardağı yoğurt, yarım limon suyu ve 1,5 kaşık un var. terbiyeyi ekledikten sonra kaynamaya başlayana kadar karıştırmak lazım. Malum çorba kesmesin. Kaynamaya başlayınca başka bir tavada önce sıvıyağda köfteler kızartılır. Ardından bir miktar tereyağ ilave edilir. Bolca nane eklenir ve çorbayla buluşturulur. Tuzunu da ayarladıktan sonra mis gibi çorbamız hazır. Afiyet olsun. 


Benim sofi aşkım tartışılmaz biliyorsunuz. Kayseri Milli Eğitim Müdürlüğü deprem bölgesine konteyner kent kurma çalışması başlattı. Gönüllülük esasına göre okullardan katkı talep ettiler. Bende karınca kararınca katkı vermek adına daha önce ördüğüm büyük sofi battaniyemi ortaya koydum. 3 bin lira destek veren kişiye hediye göndereceğimi duyurdum. Sevgili Çiğdem, can dost, bu yılın zekatını hesaplayıp, 3.500 lira destek verdi kampanyaya ve sofi artık önün evinde. Aramızda zaten muhabbet bağı vardı ama emek paylaşımı ile taçlandı. 
Yeniden bir büyük sofi öreceğim mutlaka ama o gün bugün değil :)) Şimdilik küçük kare ile yetinmeyi düşünüyorum. 

Bu ara yine bir yurt nöbetindeyim. Sırtım fena halde tutulmuş. Nefes alırken batıyor. Bilgisayar başında bu yazıya devamö etmek sağlığım için pek uygun değil açıkçası. Size Nazlı Kar'dan da bahsetmek istemiştim ama İnşallah bir daha ki sefere. Şimdilik selametle.




25 Mar 2023

Ramazan Güncesi 2


Selamlar
Hemen ilk günden pes etti demeyin lütfen. Üzerinize afiyet, dün iftardan sonra nasıl bir baş ağrısı musallat oldu anlatamam. Migrene evrilecek korkusuyla her türlü ekrandan uzak durdum. Halbuki size eski Ramazan anılarımı anlatacaktım. ( Yaşlı olmak bunu gerektirir bir kere 😊 ) 

İçimden geldi size ilk oruç anımı anlatacağım. 5 yaşındaydım. Miladi takvimde, haziran ya da temmuza gelmiş Ramazan. Emin değilim ama oruç saatinin uzun olduğu vakitlerdi. İftar 20.30 civarlarındaydı. Sahurda tabi iyice gece yarısı. Annemle müthiş bir mücadeleye girişmiştik. Ben sahura kalkmak için yalvarıyorum anneme. "Anneee lütfen uyandır" diye akşama kadar kadının eteğine yapışmış vaziyetteyim. Annem, "kızım uykunun en derin zamanı, kıyamıyorum, daha küçüksün" diyor ama ne fayda ben hala ısrar ediyorum. Zavallı annem bazen beni başından savmak için "tamam kaldıracağım" diyor. Ertesi sabah ben gözümü açıyorum ki çoktan gün doğmuş, ortada sahur falan yok. Basıyorum yaygarayı. :)  Şimdi düşünüyorum da ne kadar yormuşum kadını. Oruçlu haliyle, ev işi, iftar telaşı bir de lafa söze gelmeyen ben. Vallahi çok utandım yazarken :) 

O zaman sahura kalkmak rüştümü ispat etmek gibi bir şey. Bir plan yaptım. Mahallede benden 5 yaş büyük bir abla var. Adı çok orijinaldi, o yüzen net bir şekilde kalmış hafızamda. Güldeste abla. Canım benim ne çok kahrımızı çekerdi. Tüm mahallenin ablası... Ondan çalar saati kurmayı öğrendim. Yatağımın dibine koydum çalar saati. Annem uyandırmasa da ben kalkacaktım sahura. O kadar eminim kendimden. Sonuçta horozlu çalar saat dibimde, uyandıracak beni. 
Heyhatt! Akşama kadar nenemin tabiriyle, "ardımızdan it kovalıyor gibi" sokakta koşturtup oynayınca, uykunun dördüncü evresine jet hızıyla geçiyoruz gece. Top patlasa duyacak halimiz kalmıyor. Gece benim saat ötmüş vaktinde ama ben mışıl mışıl uyumaya devam etmişim. 
Çok net hatırlıyorum. gece çalar saate güvenip, sahura uyanacağım heyecanı ile uyumuştum. Gözümü açtım ki gün aydınlanmış ve benim sahur yine yalan olmuş. Hayal kırıklığımı tahmin edersiniz. Başladım ağlamaya. Ama nasıl bir ağlama. Anneme kızıyorum saatimi sen mi kapattın diye. Annem yok kızım duymadın saati diyor ama laftan anlayan beri gelsin. 
Yıllar sonra anlattı annem. Uyanmam için fırsat vermiş. Hemen kapatmamış saati. Fakat ben duymayınca kendi de kaldırmaya kıyamamış. Uzun sözün kısası ben sahura kalkamadım ve gün boyu küskün, kırgın, öfkeli dolaştım durdum evde. Gittim geldim anneme sataştım, neneme küstüm.
 Annemin canına tak demiş olacak, "tamam söz bu gece kaldıracağım seni sahura" dedi. 
Tarih hatırlamıyorum tabi. Ben okuma yazma bilsem kesin bir yere yazardım ama bilmiyordum o zamanlar. Annem sözünde durdu ve beni uyandırdı. 
Sahura kalkacağım diye aside tatlısı bile yapmıştı. 💟 Dün size bahsettiğim coşku var ya... İşte o günden kalma. Annem sofrayı hazırlayana kadar elimi yüzümü yıkadım. Nenem, pencereyi aç yüzüne hava çarpsın. Uyku mahmurusun, yiyemezsin sonra dedi. Pencereyi açtım, başımı dışarı çıkarıp, derin bir nefes aldım. Her Ramazan, o gece pencereden bana gelen o havayı hissederim. Sanırım öncesinde Ramazan iklimine yoğunlaştığım için hissedebiliyordum. Bu sene malesef öyle bir duygu yoğunluğu ile karşılayamadım mübareği. 
Ben, Ramazana; hoşnut edilmesi gereken misafir muamelesi yapılan bir aile kültüründen geliyorum. Bu hazırlıksız olma halim mübareğin gönlünü incitmesinden korkuyorum. O nedenle elimden geldiği kadar ona özenmek, kusurumu affettirme telaşına kapıldım. 

Sahura kalkıp, muradıma ermiştim. Annem beni tekne orucuna ikna etmeye çalıştı ama başaramadı. Laf aramızda, biraz zor bir çocuktum sanırım. 
 Ben günün ilk saatlerinde yine sokakta arkadaşlarla top oyna, saklambaç oyna mesaisine devam ettim ama öğleden sonra açlık susuzluk baş gösterdi. Enerjim yavaş yavaş çekilmeye başladı. Kedi gibi süklüm püklüm eve girdim. Sakince oturdum kaldım.
Babam o dönem Libya'da çalışıyordu. Evde değildi. Mahallede akrabalarımız da oturuyordu. Babamın kuzeni Muhammed amca, bizden bir kaç ev aşağıda oturuyordu. Gün içinde eşi Fahriye yenge annemin yanına gelmiş. Annem benim oruçlu olduğumu söylemiş. 
Muhammed amca benim oruçlu olduğumu duyunca ikindi gibiydi bize geldi. 
 Ben biraz çekinirdim Muhammed amcadan. Hem babamdan bile çok büyüktü hem de adı konusunda kafam çok karışıktı. Nenem ve çevremdeki herkes Mehemmet derdi, Muhammed amcaya.  Amcanın adı Muhammed mi Mehmet mi. Yerel ağızla söyledikleri için Mehemmet'i de tam anlamıyordum. Adı konusunda acayip kafam karışıktı uzun süre. Sonra liseye geçince, tarih öğretmenimiz aydınlatmıştı. Mehmet, Muhammed'in Türkçe'de söylenme biçimidir. Hatta eskiler Mehemmet derdi, duymuşsunuzdur mutlaka demişti. Ben işin aslını öğrendiğim de ne Mehemmet amca vardı, ne de nenem. İkisi de rahmete gitmişti. Doğru dürüst ne Muhammet amca ne Mehmet amca diyemedim adama. :(

Mehemmet amca oruçlu olduğumu duyunca beni görmeye geldi demiştim. Aramızda geçen muhabbeti hiç unutmuyorum. 
Eeee Zeynep Hanım, Allah kabul etsin, niyetliymişsiniz bugün. Ben kafamı salladım. Orucunu kime sattın bakalım. Ben şokkk. Gözlerimi kocaman açtım neneme baktım. Nenem gülüyor. "Emmisi daha kimseye satmadı. Ben de bekledim, sen gelesin bir pazarlık olsun. Zeynep Hanımın orucu ucuza gitmesin dedi."
 Nenem, Mehemmet amcanın teyzesiydi. Onlar teyze yeğen konuşuyorlar, ben şaşkın şakın yüzlerine bakıyordum. "O zaman ben alayım Zeynep Hanımın orucunu" deyip bana döndü. "Kaça satacaktın bakalım" dedi. Alma satma işlerinden anlamayacağım taa o zamandan belliymiş. Fiyat falan biçemedim orucuma. :))
Mehemmet amca beni iftara davet etti. Ama evden sadece beni. İftara yakın tertemiz giyindim. Annem hurma tatlısı yapmıştı ondan bir tabak verdi elime. Ben bir kaç ev aşağıya Mehemmet amcaların evine iftara gittim tek başıma. Beni kapıda karşıladı. softada yanında oturttu. 5 yaşında bir çocuk değil de büyük ve önemli bir misafir gelmiş gibi ağırladılar beni. Mehemmet amca horoz şekeri de almıştı bana. İftardan sonra beraber teravih namazına da gittik. Beni eve bırakırken cebime harçlık da koymuştu. 
Şimdi düşünüyorum da, gençler din ve gelenek konusunu baskı unsuru olarak algılıyor. Çoğunlukla da haklılar. Bizler malesef benim büyüdüğüm iklimin yetişkinleri gibi olamadık. Hep çok işimiz vardı. Kendi çocuğumuza bile zaman ayırıp, onlarda hoş hatırlar bırakmayı akıl edemedik. Çok para harcayınca iyi ebeveyn olacağımızı zannettik. Vaktinde bu konuda çok sıkıntı çektiğimiz, eksikliğini hissettiğimiz için belki de. Ama bir insanın diğer insana verebileceği en muhteşem şey zaman. Nitelikli zaman geçirme diyorlar ya hani işte esas mesele o. Geri kalan her şeyin boş olduğunu öğretti bana ellinci yaşım. 

Bu arada bugün yurtta nöbetçiyim. İftara Fatma Hanım ne yaptıysa onu yiyeceğiz :) Dün evde kabak vardı. Orhan çok bozulmasın diye içine kıymada kattım ve domatesli soğanlı bir tencere yemeği yaptım. Şüheda pirinç pilavı pişirdi. ilk günden kalan çorbamız vardı iftar menümüzde. 
Nasip olursa düzenli yazmaya devam edeceğim. Bakalım beni nerelere götürecek bu motivasyon. 
Selametle...

14 Nis 2021

Hoşgeldin Ya Şehr-i Ramazan


 Selamlar
On bir ayın sultanına, zamanların en güzeline yine kavuştuk Elhamdülillah. Mübarek iki senedir, eski ahenginden farklı, sokağa çıkma kısıtlamaları ile yaşanıyor. Fakat, Allah'ın hikmeti bereketinden, feyzinden hiçbir şey kaybetmiş değil. Size nasıl olur bilmem ama ben Ramazanda soluduğum havanın bile başkalaştığını hissediyorum. Dün sahurda dinlediğim bir hoca, Ramazan insanın kendi ayıdır, dedi. Diğer zamanlarda, hayvanlarla ortak yönlerimiz, gün içinde hep bizimle beraber. Yani, bir yandan insan olma, insan kalma mücadelesi verirken, diğer yandan yeme içme gibi temel canlılık dürtülerine de açık haldeyiz. fakat Ramazanda, uzun saatler boyunca, bu dürtüleri bir kenara bırakınca, insan olma ve insan kalma vasıfları ile daha fazla haşır neşir olabiliyoruz. Aslında yeme içme eylemlerinden tamamen bir vazgeçiş olmamasına rağmen, yani bugün pek çok uzmanın önerdiği, temel iki öğünü tüketmeye devam ediyor olsak bile, aradaki boş vakit, pek çok insani vasıflara zaman ayırmak için yeterde artar hale geliyor. Daha çok okuyabiliyorum, mesela. Ya da daha çok empati yapabiliyorum. Kul olduğumuz bilincini daha fazla idrak edebiliyoruz.  Kısacası, yıl boyu unuttuğumuz pek çok insan olma, insan kalma değerini yeniden hatırlamak için, bize hediye edilmiş, kutlu bir zaman. Mübarek olsun efendim.


Eşimin yeğenin nikahına gittiğimi söylemiştim, hatırlarsanız. çiçeği burnunda çiftimize, anne kız ortak çalışması ile renkli bir paket hazırladık.


Bu Frida'nin çiçekleri beni bayağ sardı. Yine yeniden öresim var. Kıymetli bir can dosta daha öreceğim. bu aralar size Frida'dan kurtuluş yok gibi. 


Bu arada kar durup durup sürpriz yapıyor bize. 11 Nisan günü, sabah uyandığımızda manzaramız buydu :))) 


Hayatlarımızın belirleyicisi haline gelen bir virüsümüz var malum. Kardeşim ve yeğenlerim bir hafta sonu geleceklerdi ki , hem bende hem damat beyde hafif kırıklıklar olunca cesaret edemedik, şükür ben ya da damat bey covit değiliz ama ihtimali bile cesaretimizi kırdı ve hafta sonu buluşma planı suya düştü. Halbuki teyze, yeğen sevme ihtimalinin yarattığı motivasyonla, tatlış kız yeğenine renkli bir hırka örmeye başlamıştı bile. yine bize kargo yolları göründü sanırım. :)) 

Bu arada sevgili Bekir Develi'nin you tube kanalında, geçen sene siyer anlatılmıştı. Ben çok geç fark edince bitirememiştim. Bu sene kendime yaptığım Ramazan günlüğünün bir parçası olacak. Sizlerden de merak eden olursa diye ilk bölümün videosunu buraya ekleyeceğim. tavsiye ederim.


Bereketli, feyizli bir Ramazan olsun hepimiz için. Selametle......