Pages

seyrettiklerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
seyrettiklerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Nis 2026

Hayatın Akışına Yetişmek Zor


Selamlar
TRT'nin dijital platformu tabii'den haberi olmayan kalmamıştır diye düşünüyorum. İçeriği hem çok temiz hem de dolu diziler var. Fırsat buldukça seyretmeye çalışıyorum. Gazali'nin hayatını anlatan dizi de onlardan biri. Birinci sezonunu bitirdik. Filozofları Tutarsızlığı isimli eserin yazılma sürecini seyrettik. Emeği geçen herkesin eline, emeğine sağlık. Gerçekten çok iyi bir çalışma. seyretmeyenlere öneririm.


Bu ara evde değişiklik yapma perileri geldi bana :)) Oturma odamızdaki koltuk takımları epey yıpranmıştı. Bir çılgınlık ettik ve yeniledik. Şimdi de perdeler gözüme batmaya başladı:)) Biz kadınların ne çok derdi var hahahahaha 


Bizim evde koltuğun keyfini en çok kim çıkarır sorusdunun cevabı görseldedir. :)))) Şişko göbek, pek tatlı minnoşum. 


Hoca, okulda işler nasıl gidiyor derseniz, bildiğiniz gibi :) Yine kitap okuyoruz, yine değerlendirme yazıları yazıyoruz. Göğü Delen Adam isimli kitabı okuduk. Okumadıysanız öneririm. 
Afrika'da bir kabileye beyaz adam gemiyle geliyor. Ufuk çizgisinden geldikleri için, beyaz adamın göğü yırtıp geldiğini düşünürler. Bu nedenle beyaz adama papagali derler. 
Papagali ile tanışan kabilenin reisi belli bir zaman sonra Avrupa'ya seyahat eder. Avrupa'da gördüğü yaşam biçimini değerlendirmesi.... Medeniyet dediğimiz olguya farklı bir bakış açısı.... 


Bu gençler çok güzel yazılar çıkardılar. 


Tepeleme yığılmış bir ütü sepetim vardı. Ben de açtım tabii'den dizimi. Hem ütüledim, hem seyrettim. Bu dizinin adı, Onbeşliler. Çanakkale Savaşı öncesi Tokat ve çevresinde yaşanan olaylar anlatılıyor. Meşhur türküdeki onbeşlileri günlük hayatlarında görüyoruz. Milli duyguların tavan yaptığı, bu vatan için hizmet edenlerin hatırasına minnet duygunuzu ve asabiyetinizi kuvvetlendiriyor. aile ile seyredin lütfen. 


Sırf bu tarz yaka ve kol kesimini daha önce yapmadığım için denediğim bir örgü oldu. Ense kısmında bir problem oldu ama acemiliğimi de atmış oldum. İyi oldu :)) 


Kayıp Zamanın İzinde Serisine başladık bir grupla. Birinci kitabı bitti. Hatta dün toplantı yaptık. Böyle kitapları bir grupla okumak daha faydalı. Okuması zorlayan ama kafa açan kitaplardan biri. Seriyi tamamlayınca uzun bir yorum yazmayı düşünüyorum. Şimdilik böyle kalsın.


Afrika Menekşesi motifi, etkinlik grubu ile örülmüştü. Deneme yapmak için yaptığım motiflerle supla yaptım. Kahve sunumlarımda kullanmak nasip olsun :) 


Etkinlik motiflerini ise battaniyeye dönüştürmek istiyorum. Hatta motifler az olunca Sevgi'cim destek oldu. Büyük bir battaniye olacak inşallah süreç devam ediyor. :)





Her gün bir motif örme etkinliği yapıyorum. Mart motifleri ektedir.:)


Yıllarca kahve makinesine direndim. Fakat bayramda gelen misafire kahve yaparken, cezve başında bekleyince olması gerektiğine kanaat getirdim. İlk gün acemiliğim komikti. Suyu otomatik alan bir makinaymış. İyi ki You Tube var.


Son dönemlerin faydalı etkinliği Sinan Canan konferansı oldu. Kendi adıma yeni bilgiler yoktu. ama faydalı bilgiler vardı. 


Bu mikrop hareketliyken canımıza ot tıkıyor ama uyuyunca bu kadar sevimli oluyor işte.
Aslında uzun süredir yazmak istiyorum ama keyfimiz hiç yok. Siverek ve Kahramanmaraş'ta yaşanan olaylar enerjimizi çekti. Münferit olaylar olmadığını, gizli servis işi olduğunu düşünüyorum. Şimdilik sabırla bekliyorum. 
Güzel günler görebilmek umuduyla. 

2

6 Tem 2025

Tatilin İlk Haftası....


Selamlar
Daha önce beni okuyanlar bilir. Burası benim Erciyes manzaralı kırmızı ışığım :)) Geçen çarşıya giderken baktım kırmızı ışık yandı. Erciyes'in karları hala tam olarak erimemiş. Çekeyim bir foto dedim :) Bazen telefon çantamda oluyor. Işık yeşile dönmeden fotoğrafı çekebilmek için bendeki telaşı görmek lazım :))) 


Seminer haftasında misafirim vardı malum. Aslında eltimler cuma günü gittiler ama ben yoğunluktan ESD Kitabını bitirememiştim. Zaten çok da yorucu geçen bir hafta olunca evde kalmayı tercih ettim. Kitabın ilk 80 sayfasını okumuştum. Bu hafta ilk hedefim bu kitabı bitirmek oldu. Kitapla ilgili yayının sonunda yazacağım.


Evdeki ipleri bitirmek temel motivasyonlarımdan biri. Örgü projelerimi evdeki iplere göre belirlemeye başladım bir süredir. Bu ipleri yıllar önce motif grubumun Konya ayağından Neslihan göndermişti. Çok eskiden angoralardan farklı olarak tiftik ipler vardı. Sen değerlendirirsin diyerek göndermişti. Sevdiğim bir motifle yelek hatta ip yeterse hırka örmeyi planlıyorum. 


ESD grubundan kızları eve aldığımda Kübra Hoca besledikleri ineklerin sütünden getirmişti. Bahçeleri olduğunu biliyordum ama hayvan beslediklerini bilmiyordum. 1,5 litre süt getirmişti. Yoğurdu yeni yapmıştım. Pişirdim, dolapta bekliyordu. Süt reçeli yapmayı denemek mi.... Neden olmasın :) 


1 litre sütüm kalmıştı. 1 su bardağı şeker katıp, sütü kaynatmaya başladım. Hafif koyulaşınca bir paket vanilya kattım. Yarım çay kaşığı karbonat attım, yanmaması için karıştıra karıştıra pişirdim. 
İşin sonunda kehribar renginde kıvamlı bir reçel elde ediyorsunuz. 


Hayatımın ilk süt reçeli denemesi.. Kesinlikle çok lezzetli oldu. Bir tık fazla kaynatmıştım. Küçük bir kavanoz olunca hızlı tükendi. O nedenle sorun da olmadı. Süt reçeli de yapmadım demem artık 😃


Kabaklar da Kübra Hoca'nın bahçesinden. İki öğün yemek çıkardım bu kabaklardan :) Önce dolmasını yaptım. Sonra da kabak graten pişirdim. Çok lezzetlilerdi. Ah!! Bahçesi olan insanlara özenmekle kalacağım sanırım. 


Motifli çalışmalar hep var hayatımda....



Etkinlik motiflerimi birleştirme çabamdan bahsetmiştim. Battaniyemiz tamamlanmış ve görevine başlamıştır efendim. :)


Abid Selame'nin hikayesi, Batı Şeria'da yaşanan gerçek bir trajedinin hikayesi. 2. Dünya Savaşı sırasında yaşanan faşizan uygulamalar ve soykırım, gerek edebiyatla gerek sinema ile zihnimize işlenmiş durumda. Yıllar önce Piyanist filmini gözyaşlarıyla ve koltuktan hiç kalkmadan seyrettiğimi hatırlıyorum. Duvarlarla çevrilmiş, gettolara kapatılmış insanların dramı, insan olan herkesin yüreğine dokunur elbette. Fakat garip olan, o filmlerdeki, kitaplardaki mağdurların şimdiki zamanın zalimlerine dönüşmesi. Filistin'de yaşayan, kendilerine asla zarar vermemiş insanların topraklarını evlerini işgal edip, onları duvarların arasında yaşamaya mecbur bırakmaları...😾
Kitabı okurken kendimle ilgili fark ettiğim şey, Filistin konusunda hassas olduğunu düşünen ben bile gerçekte orada neler yaşanıyor, insanlar hangi şartlarda devam etmeye çalışıyorlar hiç bilmiyormuşum. 7 Ekim'in vesile olduğu şeylerden biri de, dünya halklarına "Filistin diye bir yer var ve orada insanlar bir avuç zalimin elinde hayatta kalmaya çalışıyor" olduğunu gösterdi. Bu konuya daha fazla vakit ayırmak, okumak ve bulabildiğimiz belgeselleri, filmleri seyretmek lazım. Gündelik hayatımıza bu insani konuyu daha fazla almak zorundayız. 


Bu haftaki aktivitelerimden biri de Sevgi'ye film seyretmeye gitmek oldu. Onda olup ben de olmayan digital kanalların birinde İran filmlerinden biri olan Benim Favori Pastam filmini seyrettim. Yazının sonunda bahsedeceğim filmden de. Film seyretme maceramız biraz kalabalıktı, Komşu bir hanım da katıldı gruba ama yine de keyif aldığım bir gün oldu. 


Vanilya Hanım bizim evde en sevdiği uyku mekanına kavuştu. :)) Bu kitaplık yeniden oturma odasına alınınca mekanına kavuştu minnoş. 💖


Mavili örgü günleri keyifli gidiyor :))


Yine bir deneme ile geldim. Tahinli ekmek merak ettiğim bir şeydi. Un ya da bakliyat olmadan, doyurucu bir ekmek yapılabiliyormuş. 3 yumurta, 1 bardak tahin, kabartma tozu, azıcık sirke ve seviyorsanız biraz zeytin ve cevizle karıştırıp, fırın kabına aldım. 



Ekmeği fırına attıktan sonra balkonda örgü örüp, film seyrettim. Tatil böyle bir şey zaten :))


Pişmiş ekmeğimin görüntüsü. Gerçekten çok yoğun ve doyurucu oldu. Azıcık ekmekle gün boyu idare edebilirsiniz. Diyet modunu açınca yaparım yine. 


Bu haftanın etkinliklerinden biri de bu kitap. Yine ESD Kitaplığından. Psikoterapist bir hanım tarafından, travma, kaygı bozukluğu, bağlanma problemleri, utanç ve yas başlıkları ile alakalı fabl türü hikayeler yazılmış. Hikayelerden sonra da bu duygularla nasıl baş edeceğimiz konusunda teknik bilgiler verilmiş. Kötü değil ama benim için doğru zaman değildi sanırım. 





Haftanın filmleri....

Sevgi'de seyrettiğim film. İran yapımıydı. Diğerleri de ne seyretsem derken karşıma çıktı. Denk geldi, filmler yaş almış kadınların hayatlarını konu alıyordu. Kadınlardan beklenen her toplumda ailesi ve çocuklarına adanmış bir hayat. Elbette buna bir itirazım yok ama kendimize zaman ayırmak şart. Aile dışında da kendi sosyal hayatımızın olması önemli bence. Birlikte dışarı çıkabildiğimiz, sohbet edip, eğlenebildiğimiz arkadaşlarımızın olması yaş geçince daha kıymetli hale geliyor. Sağlığımızın el verdiği sürece sosyal hayatın içinde kalmak en iyisi.... 

Bu hafta sağlık açısından biraz sıkıntılı geçti. Perşembe günü bir anda bel fıtığım nüksetti. Hala çok sıkıntılıyım. Gelecek hafta termale gitme durumumuz var. Kendimi şifalı sulara bırakmak için sabırsızlanıyorum.
Selametle....
 
 

28 Nis 2025

Ev Haftası


Selamlar
Bu hafta hiç olmadığım kadar evdeydim. Tüm planlar iptal oldu. 23 Nisan'da gezmeye gidecektim, gidemedim. Cuma günü okula gidemedim. Cumartesi günü seminer vardı, gidemedim.  Vanilya kadar olmasa da evde ve yatarak geçirdiğim bir hafta oldu. :)) 


Atkıyı bitirdim. Tam Erciyes Atkısı oldu. Allah ömür verirse, kışın Erciyes gezilerimde takarım. :) 


Kalın iple ve 7 numara şişle örünce selanik örmeye cesaret edebildim. Bir ara tığ işi selanik mi örsem diye düşündüm ama sonra bu fikrimden vazgeçtim. Şişle daha pofuduk oldu. İyi ki vazgeçmişim.


Hayatımda ilk defa kuşkonmaz yedim. ESD Okumam Grubunda bir arkadaşın eşi Bingöllü. Bayram tatilinde Bingöl'e gitmişler ve kuşkonmaz toplamışlar. Ben daha önce Bitlis Tatvan'da çalışmıştım. Orada bahar gelince uçkun adı verilen bir bitki toplanır ve atıştırmalık olarak yenirdi. Ben uçkuna benzetince, denemem için getirdi sağ olsun. Bu haşlanıp, yumurta ile pişirilmiş hali. gerçekten çok lezzetliydi. Bir de haşlanmadan, zeytinyağı ve tuzla karıştırıp, fırına verilen çeşidi varmış. Onu da bugün deneyeceğim. Kuşkonmazla ilgili cahilliğimin kusuruna bakmayın. Biz Orta Yaylalı'lar ot konularında pek cahiliz :))) 


Bu ara, bir yandan da sesli kitap uygulamasından eskiden okuduğum klasik kitapları dinlemeye başladım. İlk bitirdiğim kitap, İki Şehrin Hikayesi. 
Lisede okurken de çok etkilendiğimi hatırlıyorum. Fransız İhtilalinin o güne kadar hiç düşünmediğim bir yüzü ile karşılaşmıştım. Artık ihtilallerin kanlı yüzüne daha aşinayım elbette. Sağ duyunun ortadan kalktığı, Korkunç bir çürümenin yaşandığı bir toplumda, özgürlük ve hak adına ortaya çıkanların adaleti nasıl yerle bir ettiklerini görmek için okumakta fayda var. Kitlelerin yaşadığı fakirlik ve haksızlıkların boyutu gerçekten korkunç. İnsanlar isyanlarında yerden göğe kadar haklı. Fakat süreç o haklıların, gücü ele geçirince nasıl zalimlere dönüştüğünü ve haklarını savunmak iddiası ile ortaya çıktıkları zümreyi bile mahvettikleri bir aşamaya geliyor. 
Günümüzde hakkında her gün artan iddiaların olduğu birini savunmak adına bayramımızı rezil edenlerin çıkaracakları çok ders var. Hala işleyen bir akla ve sağ duyuya sahiplerse.....


Yine kitaptan, yine sıcak gündemle temasta bir konu. Aile kavramı, sadece bizim toplumumuz için değil tüm insanlık için hava yastığı. Hepimizin kurtuluşu aileyi ayakta tutmamıza bağlı. LBGT ile ilgili fikrimi daha önce yazmıştım ama ilk burayı okuyacaklar için kısaca değineyim. Benim itirazım böyle bir sorunla yaşamak zorunda kalanlara değil elbette. Dünya imtihan yurdu ve insanların farklı farklı sınavları vardır. Bu da sınavlardan biri. Her sınav gibi sabredenin, haktan ayrılmayanın kazanacağı bir sınav. Fakat dünyanın geldiği hali aklıselim insanlara izaha gerek yok. Sağlıklı olana karşı açılmış bir savaş. 
Bu konuyu daha fazla uzatmayacağım. 
Normal olanla savaş, doğum noktasında devam ediyor malum. Devlet yetkilileri kalkıp bir açıklama yapma ihtiyacı hissediyorsa ortada bir sorunun varlığına delalettir bu. Yoksa hiçbir sağlık bakanı işsizlikten, kadınların nasıl doğurduğunu gündeme getireyim demez. Bu konu ile ilgili benim şahit olduğum o kadar absürtlükler var ki. Eşinin ya da kendinin doğum gününe denk getirmek için, O burç değil de bu burç olsun diye sezaryen oluyor insanlar. Hele özel hastaneler, ciddi bir gelir kapısı haline getirdiler durumu. 
İşler çığırından çıkıp, sezaryen bir doğum çeşidi gibi algılanmaya başlanır oldu. Eskiden sezaryen olana üzülürdük. Mutlaka bir aksilik oldu ki ameliyata aldılar diye. Şimdi resmen seçenek haline geldi. Doğal olandan bu kadar uzaklaşmak normal değil canlar. Elbette insanlar mecbur kalır sezaryenle doğurur ama ortada hiçbir şey yok kendimizi kestirmek ve bunu savunmak akla ziyan bir durum. 


Bağırsaklarımın bozulduğundan bahsetmiştim. Bu hafta sadece pazartesi ve perşembe okula gidebildim. Cuma günü sabah çok kötü olunca rapor almak zorunda kaldım. Ev modu film, kitap ve örgü oldu. 


Annemin kollarının kırıldığını sene almıştım bu ipleri. Bir kaç motif de örmüştüm. Evdeyken onları çıkarayım dedim. tabii platformundan, daha önce başlayıp, bitiremediğim bir diziyi baştan seyrettim.  ilk sezon 10 bölüm. Daha ikinci sezonu gelmedi. Cihangir Cumhuriyeti. 
Malum İstanbul'un Cihangir semti bizim kendine entelektüel ve aydın diyenlerin kurtarılmış bölgesi. Sorsan hepsi aydın ve özgürlükçü bireyler. Nasıl bir kast sisteminin işlediğini, güvensiz ve sağlıksız ilişki biçimlerinin yaşandığını göz önüne sermiş. 


Film bitince düşüncem, Allah'ım korumuş, iyi ki o çevreden biri değilim. Öyle yaşayıp, insanın akıl sağlığını koruması çok zor. 
Sezonu bitirdim. Bu arada 9 motifi de 25 motife getirdim. Bakalım nasıl bir şey çıkacak ortaya.


Çocuk kitapları yazarı Tuğba Çoşkuner'in okuma grubuna katıldığımı söylemiştim sanırım. Nisan kitaplarından biri. Yeni başladım ama çok akıcı. Bugün yarın biter sanırım. 


Bu seneki projelerimizden biri de Nurettin Topçu Okumalarıydı. Yazar Mehmet Altıparmak'ın katkıları ile okumalar yaptık. Son olarak Türkiye'nin Maarif Davası kitabını analiz ettik. Bu toplantıya hazıklık sınıfından gençleri de davet ettim. Ne yaptığımızı içerden görsünler istedim. Geri dönüşler çok pozitif. İnşallah seneye yeni öğrencilerle okuma yapmaya devam ederiz.  



Vanilya ile başladık, onunla bitsin madem. Her yerde uyuma her yerde sevimli olma kapasitesine sahip bir canlı bu minnoş. 
Düzenli yazma alışkanlığımı bırakmamak için yazmaya ve paylaşmaya devam edeceğim inşallah. Selametle.