Pages

ramazan günlükleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ramazan günlükleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Mar 2023

Ramazan Güncesi 4

 Selamlar

Bir eksikle günlük tutmaya devam inşallah. 

Hızlı bir geçiş olacak ama 5 yaşındaki Zeynep'ten sonra, evli, çocuklu ve öğretmen Zeynep'in Ramazan anılarından bahsedeceğim size bugün. :) Mesleğe Isparta'da başlamıştık. Dört yıl sonra eşimin mecburi hizmet görevinden dolayı Bitlis'in Tatvan ilçesine tayinimiz çıktı. İlk iki yıldan sonra polis lojmanlarına taşındık. Lojmanın kendine has bir kültürü vardır. Mahalle kültürünün yavaş yavaş günlük hayatımızdan çıktığı dönemlerde yeniden mahalle kültürünün yaşatıldığı bir ortamdır lojman. Herkes birbirini tanır. Ramazan gelince de davetler kaçınılmazdır. 30 gün Ramazan'da bir yere davet edilmeden ya da evde misafir ağırlamadan geçen günler sayılıdır. 

Lojmanlar öyle çok geniş evler değildir. İki yatak odamız, bir küçük salonumuz ve yine çok küçük bir mutfağımız vardı. Lojmana taşınınca salonu oturma odası olarak kullanmaya başladık. Yemek odası takımı alanı daraltacağı için elden çıkardık. Yemek masası ve sandalyelere varana kadar. İşin özeti evde bir yemek masası yoktu. Mutfakta bize yetecek kadar küçük bir masamız vardı ama misafirlerimiz için masa ve sandalyemiz yoktu. Şimdi düşünüyorum da yemek masası bile olmayan evde 7 yıl ağırladığım misafirlerin sayısı ile tam tekmil her şeyin olduğu bu evde ağırladığım misafir sayısı kıyas bile kabul etmez. Masa yok, sandalye yok, nasıl oturulacak derdine düşmez. Yere kocaman bir sofra serer. Hep beraber iftarımızı yapardık. 

Hangi yıldı hatırlamıyorum ama karla karışık yağış olduğu bir gündü. Bizim evin balkonu diğer lojmanlara göre daha genişti. Eşim mangal yapalım iftara dedi. Yağışlı hava nasıl olacak dediğimde, balkonda yakarız, dedi.

 Burhan Abi, eşi Gülşen ve Kürşat ve eşi Gülten ayrıca çocuklar bize gelecekti. Eşim ikişer kilodan 3 paket tavuk almıştı. "Oruçluyken alışveriş yapmamak lazım :))" 

İftara bir kaç saat kala misafirlerim geldi. Beyler balkonda mangalı yaktılar. Biz hanımlarla çorba salata bir şeyler hazırlıyoruz. Ben ellerinin altında kalabalık olmasın diye tavuk paketlerinin iki tanesini vermiştim. yani 4 kilo tavuk. Üç bey tavuğun yetmeyeceğini düşünmüş ve içlerinden en küçüğü Kürşat'ı tavuk almaya göndermeye karar vermişler. Ben salonda sofrayla ilgilendiğimden fark etmedin gittiğini. 

Hava acayip yağışlı. Kürşat tavuk almaya gitmiş. Ben mutfakta kalan paketle balkon tarafına geçirince Orhan ve Burhan Beylerin yüzünü görmeniz lazım. "Tavuk yetmeyecek diye bu yağışta gönderdik Kürşat'ı canımıza okuyacak dediler". Kürşat bizim hepimizden küçük, Evin küçük kardeşi gibi. Getir götür de çok kullanılırdı.

 Garibim gitmiş dükkana. İftara yakın bir zaman olunca dükkan kapalıymış. Açık dükkanlardan bilgi alıp, dükkan sahibine ulaşamaya çalışmış. Eli boş gelmemek için epey uğraşmış. Yağış devam ettiği için sırılsıklam olmuş. Tavukçu da köyüne gitmiş. Dükkanı da açtıramamış. Islanmış, üşümüş, üzgün geldi. Havlu verip kurutmaya çalıştık. Sofranın başına oturttuk. Pişmiş tavuklar gelince Kürşat isyanı başlattı doğal olarak. :)) 

Tatvan'daki Ramazan anılarımdan ilginçlerinden bir de, alt komşumuzun eşinin espri anlayışını ve sonucunu, ne zaman hatırlasam gülerim. Tatvan ülkenin doğusunda yer aldığı için iftarı daha erken yapıyorduk doğal olarak. Cebrail Bey, Tatvan iftar yapınca, sırasıyla batıda kaldığı için daha geç iftar yapan arkadaşlarını arar, biz açtık Allah kabul etsin derdi. :))) Çocukluk arkadaşınızla hep çocuksunuz malum. Ben en az 4 sene şahit oldum bu muhabbete. 

Doğal olarak mecburi hizmet bitti. Tayinleri çıktı

. Neresi dersiniz. İzmir...

Yukardaki görsel, evdeki ipleri atkı bereye çevirme operasyonuma devam ettiğimin göstergesidir. Nazlı Kar'ı okuyorum. onunla ilgili de detay vereceğim.

Bugün KFC'ye alternatif bir yemek yaptım. Tavuk göğsünü ince şeritler halinde kestim. Tepeleme 2 yemek kaşığı un, 2 diş sarımsak, Tuz, karabiber, kimyon, köri, pul biberi 1 çay bardağı kadar sütle sos yaptım. Sosun kıvamı krep hamuru kıvamındaydı. Okulda 3 saat dersim vardı 11.30 gibi geldim. Hazırlayıp, dolapta beklettim. İftara yakın kızgın yağda kızarttım. Çok güzel olmuştu. Dünden kalan ezogelin çorbam vardı.Yanında da makarna ve salatamız vardı. 

Selametle..

26 Mar 2023

Ramazan Güncesi 3

 


Selamlar 

Pat diye konuya gireceğim ama dün anlattığım çocukluk hatıram, insanların kafasını karıştırdı sanki. Oruç satın alma olayı, öyle aldım, sattım durumu değil arkadaşlar. Çocukları ibadetlere heveslendirmek için büyüklerin oynadığı masum bir oyun sadece. Tıpkı olamayan Noel Baba hikayesi gibi. 

Ben çok erken tecrübe ettim ilk orucumu. Zaten o sene tuttuğum ilk ve son oruçtur. Benim yaşımdakiler daha çok tekne orucu tutardı sahura kalkınca. 6 yaşından sonra her gün değil ama arada tam gün oruç tutmaya başlardık. Mahalledeki çocuklarla oruç sayımızı yarıştırırdık bayram gezmelerinde. 

"Sen kaç gün oruç tuttun" diye sorardık, Bizim oruçlu günümüz daha fazlaysa göğsümüzü gere gere durum bildirimi yapardık.:)) Az oruç tuttuysak, arkadaşımız hasbelkader bir kaç ay büyükse bizden, "ama sen benden büyüksün" bahanesine sığınırdık. :)) 

Bu az sayıda orucumuzun talipleri; dedeler, amcalar, dayılar, babalar, babaanneler, anneanneler olurdu. Oruçlarımızın bedeli bazen bir iftar sofrası, bazen horoz şeker, bazen sevdiğimiz bir oyuncak, yanında bir miktar harçlık gibi teşvik edici, destekleyici eğitim araçlarıydı. 

Mehemmet Amca orucumu satın almak istediğinde  çok korktuğumu hatırlıyorum.:))) Ben tuttuğum orucu amcaya satarsam ben sevap kazanamam ama demiştim neneme. Nenem çok gülmüştü halime. "Kuzum senin orucunun sevabı sana da yeter ona da korkma" demişti. 

Ben büyüdükçe anladım tabi büyüklerin oynadığı oyunun hikmetini. Bu masum oyunun amacı çocukları, ramazan, oruç gibi hem dini hem kültürel bir unsura alıştırmak. Çocukların sempatisini kazanarak onlara kültür aktarımı yapmaktı. Büyükler, "terbiye ediyoruz" gibi üstenci bir tutumla değil, çocukların seviyesini inerek, oyuna çevirerek güzel alışkanlıklar kazandırmaya çalışıyordu bize. 

 Buna benzer hatıralarımdan biri de Kurban Bayramlarındadır. Özellikle yakın komşulardan kurban kesmeyenlerin paylarını mutlaka benimle gönderirdi annem. Ben büyüdükten sonra küçük kardeşimle gönderdi.  Burada da amaç çocuğu bayramın iklimden uzak tutmamak. Kurban Bayramının manasını yaparak, yaşayarak öğretmekti. 

Ritüeller, kalıp davranışlar özellikle yaşamın ilk yıllarında anlamsız gelebiliyor. Sıkıcı bulabiliyoruz ama her ritüel, her kalıp yargı arkasında onlarca, hatta yüzlerce yılın hayat tecrübesini taşır.  Bu nedenle uygulamakta fayda vardır. Kabul ediyorum, değişmeyen tek şey değişimin kendisi. Her kültürel öğe zaman içinde değişecektir. Fakat biz de rüzgarın önünde kuru yaprak olmamalıyız. Büyüklerimizden gördüğümüz, gelenek ve görenekleri mümkün olduğunca yaşatmaya çalışmalıyız bence. Aksi büyük bir yozlaşmaya neden olabilir çünkü. 

Tevafuk sanırım, tam bu konuları konuştuğum sürede okuduğum kitabın Nazlı Kar olması. Kitap, geleneksel Japonya'nın değişmeye başladığı, batılı tarzın yavaş yavaş toplumsal yaşamda görülüp hissedilmeye başlandığı araf döneminde geçen bir ailenin hikayesi. 838 sayfalık bir cesamete sahip. :)) Ben henüz 300 sayfa okudum ama çok güzel ve öğretici ilerliyor. Severek okuyorum. 

Bu yazımı sahurdan sonra hazırladım. Hala yurttayım. Oruç tutan yavruların sahurlarını hazırladık. Dördüncü oruca niyet ettik. Birkaç saat sonra eve geçeceğim. Akşam için henüz plan yapmadım ama eşim kıymalı pide yaptıralım diyor. Ben de bir ezogelin çorbası yaparsam, yanında da mis gibi salata. Oldu da bitti maşallah. :) 

Battaniye örmek için aldığım iki ip birbirine uyum sağlamadı. Ben de kırmızı ipten atkı bere takım yapmaya karar verdim. Bitirince paylaşırım. 

Nöbet mesaisinin bitmesine 2 saat var. Uyuma konusunda kararsızım. Belki biraz kitap okurum. Şimdilik selametle. 

2 Nis 2022

Hoşgeldin Ramazan

 


Selamlar 
Çok şükür bu senede o kutlu zamana kavuştuk. Ramazan geldi. Bugün ilk sahura kalkacağız. Uzun yıllardır okul zamana denk gelmiyordu malum. Son iki Ramazanı da salgın nedeniyle evlerde online eğitimle geçirince bu sene farklı bir ritmi olacağına inanıyorum. Gerçi evde de erken kalkıp dersimizin başına geçiyorduk ama sonuçta evdeydik. Yanlış anlaşılmasın evdeki zamanları asla özlemedim ama yine de farklı bir ritmi olacaktır bu Ramazanın. 😊


Kayseri'de Ramazan yaklaşınca evlerde bir telaş başlar. Derin donduruculara manti, kete, sarma depolanmaya başlanır. Milletçe yemeyi seviyoruz sanırım.😊 
Biz çok kalabalık bir aile değiliz ve hamur işi ile beslenmeyi çok özel anlara bırakıyoruz. Özellikle de ramazanda beslenmeye daha fazla dikkat etmek lazım. O nedenle ramazan hazırlıklarının o kısmı ile pek ilgilenmiyorum. Benim hazırlığım daha çok eğlenceli süslemeler oluyor.😊 


Madem tığ işi örmek gibi zevklerimiz var. O zaman bu becerimizi kullanayım istedim. Rengarenk bir hazırlık başladı. 


Arada güzel gelişmelere de vesile olmak nasip oldu. Sosyal Bilimler Lisesi kütüphaneyi zenginleştirmek için kendi içinde kampanya başlattı. Arkadaşlarımla bu bilgiyi paylaşınca destek olmak istediler. Peyderpey kitaplar geliyor. Bende yerine ulaştırıyorum.


Bu haftanın kitapları, bu 9 kitaptı. Normalde 25 kitaba ulaştık. 😍 
O değil de ne A ördüm arkadaş 😄😄


En güzeline sona saklamışlar sanki 😊 N örmeye bayıldım.  Ramazanın ilk gününe geldiğimizde durum aşağıdaki gibiydi  😊😍


Yazıyı dün hazırlamaya başlamıştım ama paylaşmak ilk iftardan sonraya kısmetmiş.
Hepimizin Ramazanı mübarek olsun. 
Hayırlara vesile olsun