Pages

25 Şub 2026

2025 Sonu Ve Yeni Yılın İlk Günleri

Selamlar 
Çoklu fotoğraf eklediğimde asla benim istediğim sıralamada fotoğrafları yüklemeyen blogspot sana da selamlar :) 
Eskiden olsa silip tekrar yüklemeye çalışıyordum ama artık o kadar vaktim malesef yok. O hassasiyetle devam etsem blog yazma enerjim kalmayacak. Fotoğraflar bir akışın parçası değildir. Hepsi kendi içinde değerlendirile :))
Evde devamı olmayan tek tek angora ipleri birleştirip, bere örmeye sardım 15 tatilin başında. hepsinide hediye ettim. elimde sadece bir tane kaldı. Bu sarı tonlarda kardeşimde.
Bana kalan işte bu bere. Kabanımla uyumlu renkler olunca soğuk günlerde takarım diye sakladım kendime. Tatilin son haftası Sivas'a gittim. Otobüs beklerken, mutlu Zeynep.
Yozgatlı yazar Mustafa Çiftçi'yi yeniden okula davet ettik. aslında ilk fotoğraflar onlar olacaktı ama hayaller hayatlar :) Kitap ve ayraç sevgili Hasibe'nin o güne bıraktığı anılar...
Bu ayraç da Hasibe'nin resim öğretmeni kardeşinin bana yaptığı el emeği ayraç. 2 tane tablo aldım ondan ama henüz yerine asılamadı.
Tatilin ilk günleri bere örmelere doyamamıştım.
Yakında bu kız okuma yazma öğrenecek. Bir kedi bu kadar mı kitaplık sever:)

Tatilin ilk günlerindeki sürpriz Tarık Tufan'ın bizim mahalleye gelmesi oldu. Mahalledeki AVM'de bir kitapçı var. Zincir kırtasiyelerden. Bu mağazaya ilginin artması için çağırmışlar. Biz de Allah dedik tabi :)
Söyleşi öncesinde 40 dakika kadar oturup, sohbet etme şansı da yakaladık.

Bu güzel hatun Nergis. Çiğdem'in sosyal medyadan arkadaşıymış. İyi bir Tarık Tufan okuru. Aksaray'dan gelmişti. Çiğdem bahsedince biz de tanışıp, sohbet ettik. Çok tatlı bir hanımdı.

Örgülerim ve okuduğum kitaplar.
Kitap kılıfı sevgili Gonca'dan
Mustafa Çiftçi ise yine kısa ama çok güzel bir sohbetle günümüze anlam kattı.



Vanilya'nın huzuru artık bana hem bedenen hem ruhen çok uzak. malesef. Ne çok isterdim.
Bu kitap çok popüler ESD Kitaplığından. Nasıl içten ve yalın bir anlatımdı. Severek okudum.
Selametle

23 Şub 2026

Ürdün


Selamlar
Beşinci gün sabah erkenden Kudüs'ten ayrıldık. Ürdün'de ziyaret edilecek noktalar vardı çünkü. Dönüş cuma gününe denk geldi. Cuma namazını Hz Şuayb'ın makamında kıldık. Kenan İli hakikaten peygamberler yurdu. Adım başı bir mübareğin makamına rastlıyorsunuz. 




Hz Şuayb







Senin için bu bölgede en dikkat çeken şey ne deseniz, ibadethanelerin temizliği derim. Malesef Türkiye'de namaz kılmak için bir mescide girince secdelerden sonra alnınızda halıdan bulaşan tozları temizlemeniz gerekiyor. ya da benim gibi toz alerjiniz varsa burnunuzda ve gözlerinizde yanma başlıyor. Şimdi tüm Türkiye dersem belki abartı olur, vebale girmek istemem ama Kayseri'de malesef başıma sıkça gelen bir hadise bu. Gerek Kudüs'te gerekse de Ürdün'de girdiğimiz camiler ve bahçesi çok temizdi. 


Diğer ziyaret noktası Hz Yuşa'nın makamı. Fakat oraya gitmeden önce Kudüs'e uzaktan baktık. Hava kapalı olduğu için net görünmüyor ama ufuk çizgisinin olduğu nokta Kudüs. 


Hz Yuşa Makamı

Takkeli abi türbedar. Bize Hz Yuşa'nın hikayesini Kuran kaynaklı anlattı. Kudüs'te gezdiğimiz peygamber makamlarında da hissettiğim gibi burada da hissettiğim şey, peygamberler tarihini yeniden okumam gerektiği. Babam sağ olsun küçükken çocuklara göre peygamberler tarihi kitabı almıştı. Bütün kıssaları okumuştum ama şimdi çoğunu unuttuğumu fark ettim. Ayrıca bugünkü aklımla yeniden okumak istediği geldi. Gelecek sene proje mi yapsam acaba. Gençlerle okuruz. 



Ürdün ziyareti bir cehaletimi daha giderdi. Ürdün'de Salt adında bir şehir varmış. Duyan bilen var mı aramızda bilmiyorum ama ben ilk kez duydum. Bun da bir sorun yok ama konuyu cehalet olarak adlandırmama neden olan şey bu şehitlik.



Bu isimler Birinci Dünya Savaşı sırasında Salt'ın savunması için Anadolu'dan buraya gelip şehit olan atalarımızın isimleri. Yoğunluk Manisa'dan. Kayseri'den 3 kişi, Sivas'tan 2 kişi var. 1918 yılında burada yapılan savaşta şehit olan 300 kahraman. Kemikleri bir mağarada bulunmuş 1973 yılında. Süreçte Türk Devleti isimlerini tespit edip, Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı olduğu dönemde buraya sembolik bir mezar anıt ve anılarını yaşatacak bir müze yapılmış. Salt Türk Şehitliği olarak biliniyor. 



Beni üzen şey, 108 yıl önce atalarımızın vatan bilip, savunmaya gittiği bir şehrin adını ben yeni öğrendim. Üstüne üstlük, okumuş, eğitimli bir insanım. Meraklıyım, tarihe ilgim var, öğretmenim. Bu normal değil. Hiç normal değil hem de. Bizler çok ciddi bir toplum mühendisliğine maruz kalmışız. Şimdi umut o herkesin dilindeki ilahide. Umarım Kabe'deki hacıların Hu demesi bizim aklımızı başına getirir. 


Salt Şehri. Rehberin anlattığına göre buradaki binaların en genci 300 yıllık. Aralarında 600 yıllık evler varmış. Hava yağışlıydı gönlümüzce gezemedik malesef. Acıkmaya da başlamıştık. Rehber, Salt'ın meşhur, otantik ve salaş bir mekanına götürdü bizi 






İddialar, Ürdün Kraliçesinin de burada kahvaltı ettiği yönünde :))) 


Kraliçe beğendi mi bilmem ama biz çok beğendik. lezzetli bir kahvaltıydı. 


Gerisi mekandan ve mekanın manzarasından görüntüler.
















Salt'tan sonra Amman'a geçtik. Uçağa biraz vakit vardı. Amman'da bir AVM'de vakit geçirdik. Dünyanın her yerinde aynı oluyor bu mekanlar. O yüzden AVM'ye sadece ihtiyaç halinde gidiyorum. Otantik kumaşlardan yapılma bir mutfak önlüğü aldım. Hatıra kalsın istedim. 
Benim için çok farklı tecrübelere ve ruh haline neden oldu bu gezi. Kubbettüs Sahra'nın fotoğraflarını her gördüğümde içim titriyor. Kudüs sayfalarını takip ederdim zaten. Eski şehrin sokaklarını görmek kalbimin ritmini değiştiriyor. Hasret, görünce daha da artıyormuş. Rabbim yeniden buluşmayı nasip etsin. 
Selametle.