Pages

23 May 2025

Okul Gezisi - Halfeti


Selamlar
Geleneksel hale gelen okul gezimize geldi sıra. :)) Normalde nisan ayında yapacağımız geziyi, müfettiş baskını nedeniyle 19 Mayıs haftasına getirdik. Güneydoğu bu sene çok popüler bir gezi bölgesi oldu. Gittiğimiz her yer çok kalabalıktı. 
İlk durağımız Urfa'nın batık ilçesi Halfeti oldu. 


Cuma günü okuldan sonra, gece 11 gibi yola çıktık. Sabah 6'da Halfeti'deydik. Kahvaltı mekanları benim ilk gittiğim zamana göre biraz daha organizeydi. Fakat bir kadın eli değmeli tesislere. İyi niyetli, çalışkan ama malesef çok iyi değildi kahvaltı mekanları. 


Halfeti'de güzel olan her zaman tekne turu olacak sanırım. O değil de hepimizi bir arada görünce şaşırdım. Resmen öğretmen çıkartması varmış geziye :)) 


Halfeti'nin meşhur görseli. Batık kentten miras kalan minaremiz. 








Siyah gül henüz çıkmamıştı. Yapay siyah gülümüz rehber arkadaşın hediyesi :)) 
Gezimiz çok güzeldi ama çok kişiselleştiremedim malesef. Bu ara çok kendime zaman ayıramıyorum. Harran fotoları ile gelirim yakında. Selametle. 

16 May 2025

Mayıs'a Başlayalım :)


Selamlar 
Kendi adıma son etkinliğim; Kütüphane Seni Çağırıyor Projesi oldu. Bu projenin amacı, özellikle alt sınıflardaki öğrencilerin okuma alışkanlıklarına yön vermek ve kitap okuma ile ilgili farkındalık geliştirmek. Bu sene 15 öğrenci ile çalıştım. Bu projede herkes en az 5 kitap okuyup, kitap ve yazarı ile ilgili fazla detaylara girmeden arkadaşlarına, okudukları kitapları tanıtıyorlar.


9 Mayıs Perşembe günü, okul bahçesinde güzel bir etkinlik yaptık. Akranların bu konuda birbirlerine bilgi aktarımı çoğu defa bizden daha etkili olabiliyor. Arkadaşım okumuş ve sunuyor ben de katılayım ben de okuyayım, eksik kalmayayım diye düşünüp motive olabiliyorlar.


Panoda nostaljik bir oyunu kitaplara uyarladık. Benim aklıma gelen bir şey değil. Gençleri siz bir yola yönlendirirseniz, onlara bir görev verirseniz, sizin tahminlerinize de aşan güzellikler çıkıyor ortaya. Ben meslek hayatım boyunca çok denk geldim buna. 


Kadromuzda eksikler var ama çoğunluk burada. 💟


Sofi karesi örmek istediğimi söylemiştim hatırlarsanız. Çok zor oldu ama bu hafta o çalışmayı da tamamladım.

²

Yabancı bir tasarımcı olan Dedri Uys'ın bir tasarımı Sofi Battaniye. Bloğu takip edenler bilir zaten. Motif Grubu ile önce kare yastık halini sonra da büyük halini örelim diye karar aldık. Kare tamam ama büyük biraz bekleyecek sanırım. 
Bu postta Vanilya Hanım yok mu diye merak etmeyin diye. uykulu ve bilgisayar sever bir minnoşla geldim :) 



Anneler gününde eşim almış. Çok sevdim. Ben cüzdan konusunda hep mustarip olurum. Bir türlü, hah tamam, işte budur diyemem. Eşim beni bir dertten kurtardı. Hem el işçiliği hem de işlevsel, aynı zamanda ince olduğu için çantada büyük sorun teşkil etmeyen bir cüzdanım oldu çok sevdim. O nedenle burada anısı kalsın istedim.


Anneler günü hediyem sadece bu cüzdan değil. Kızım kendi maaşı ile ilk kez bana anneler günü hediyesi almıştı. Anlamı çok büyük o yüzden. Fakat size gösteremem, Çünkü Pandora'dan küpe almış 💞


Bu hafta yoğun geçti. O yüzden istediğim gibi okuyamadım. ESD Grubu ile benim de daha önce okuduğum bu kitabı tahlil edeceğiz. Üstünden 4 yıl geçmişti. O yüzden yeniden okumakta fayda var dedim. Henüz bitmedi ama kesinlikle öneririm.


Dediğim gibi Sofi karesini bitirdim bu hafta. Bu model hangi renkle yaparsan yap efsane görünüyor. Bu defa olmadı, tutturamadım renkleri derken yine ışıl ışıl bir yastık çıktı . Seviyorum Sofi örmeyi. 


Geçen yıllarda ördüğüm çantayı tadilattan geçirdik ve daha kullanışlı hale geldi. :)

Bu hafta çok işlevsel olmasa bile yine de epey iş halettim. Hafta sonu okul gezisi var. Hatta  bu gece yolcuyuz. Urfa, Diyarbakır, Mardin turu. Gençlerle gezmeyi seviyorum ama bedenim bu işe ne kadar hazır onu hiç bilmiyorum. Yoruldum çünkü bu ara. 

Yine duygusal iniş çıkışlar yaşıyorum. Üç dört yıl önce işler tersine bile gitse kendime bir mutluluk kapısı açardım ben. Son zamanlarda bunu başaramıyorum. Her şey yolundayken bile içimde güçlü bir ağlama hissi var. Sebepsiz mutlu olmayı başaran ben bir dolu sebebe rağmen mutlu olamıyorum. Bu da bir süreçtir, geçer inşallah. 
Bugün ajandamı kontrol ettim. Nerede okuduğumu hatırlamıyorum ama şöyle bir not almışım. 

Yolun muradına razı gelmek...
Yoldan gelene razı gelmek...

İhtiyacım olan motivasyon bu. İçimdeki duygusal boşluğa da razı gelmeyi nasip et Allah'ım.
Selametle... 

4 May 2025

Nisan Ayının Son Etkinliği


Selamlar
Bu minnoş, evde totosunun sığdığı her yerde keyif yapabilir. Ona her yol mübah :)) Fakat kitaplıklara zaafı olduğu da yadsınamaz :))


Nisan ayının son etkinliğini okul hemşiremiz Merve Hanım'ın katkılarıyla gerçekleştirdik. Kanser Haftası nedeniyle kanser konusunda farkındalık geliştirmek için etkinlikler yapıldı. Gençler, kanser tedavisi gören hastalara mektup yazmıştı. Biz mektupları göndermeyi düşünüyorduk ki hastane idaresi; istersek ziyarete de gelebileceğimizi söyledi. 
Bizi aldı bir telaş :) Malesef, kanser tedavisi gören 11 küçük çocuğumuz da vardı. Onlara moral olmak üzere etkinlikler planlandı. küçük hediyeler ve mektuplarımızı da alıp hastaneye gittik.






Hastane personeli de, hasta yakınları da, hastalarda bizi çok güzel karşıladı. Gençler dönüşte duygu yüklüydü. 



Çocuk hastaların fotoğrafını paylaşmak istemedim ama bu ziyaret güzel bir farkındalığa da vesile oldu. Malesef, sosyal medyanın zehirlemesi ile benim temiz çocuklarım, Suriyeli bir hasta ile iletişime geçmek istemediler başta. Özellikle de hazırlık sınıfındakiler. Ziyaretler tamamlanıp, dönüş yoluna geçtiğimizde en çok o hasta konuşuluyordu araçta. 
Çünkü henüz 1,5 yaşındaydı. Annesi Sosyoloji mezunu, babası avukat olan bu çocuk malesef ülkesinde yaşanan kaos nedeniyle, Kayseri'de, sevenlerinden çok çok uzakta, kendinden büyük bir hastalıkla mücadele etmek zorundaydı. Annesi, yalnız ve kederli bir kadındı. Sevgiye ve merhamete çok fazla ihtiyaçları vardı. Bu acı hikaye, sosyal medyanın zehrini bir anda yok etti. İnsan olma vasfımızı, zor durumda kalana kol kenet olma vasfımızı, köklerimizden çıkardık. Benim hiçbir şey söylememe gerek kalmadan, mahcubiyetlerini dile getirdiler. 
Kimsenin benim masum çocuklarımın, tertemiz zihnini faşist söylevlerle doldurmaya hakkı yok. Emin olun doğru ellerde, doğru adımlarla bir saatlik hastane ziyareti bile özlerindeki tertemiz insanı ortaya çıkarıyor. Kirletmeyin çocuklarımızı. 



Matraniçka hiç yapmam ama beni her sene bulur. Bu sene de Sevgili Özge'nin gönderdiği paketten çıkmıştı. Uzun süre taşıdım kolumda. Malum bahar gelemiyordu:)
 Sonunda binamızın bahçesindeki kiraz ağacı çiçeğe durmuştu. Onun dalına asıverdim. Herkesin gönlüne göre olsun her şey. 


Bu hafta ESD Grubunun toplantısı vardı. Tek kitap okuyabildim. Bir solukta okunan, aile ilişkileri ve değersizlik duygusu üzerine sarsıcı bir kitaptı. Tavsiye ederim. 


Yurt terliklerim sarı sarı ve çok tek düzeydi. Azıcık renklendirmek istedim.  Çok sevimli oldular. Sağ  terlik için bir tane daha almam lazım sanırım. :)) 


Madem haftada bir kere yazıyorum motif grubunda paylaştığım haftalık hedeflerimi buradan da paylaşabilirim. Hem bana da motivasyon olur. 
Bu hafta; 
  • 1) 2 tane yurt nöbetim var. 
  • 2) Kütüphane Seni Çağırıyor Projesinin sunumu cuma günü yapılacak. Bu nedenle cumaya kadar o grubun işlerine ağırlık vereceğim. Sunum yapacak gençleri dinleyeceğim.
  • 3) Sunum sırasında sorulan sorulara doğru cevap verenlerin arasından çekilecek kurayla bir kişiye kitap kılıfı hediye edeceğim. Bu nedenle bu hafta kitap kılıfı örülecek. 
  • 4) Sofi karesi örülecek. 
  • 5) Bir film seyredilecek. 

Şimdilik planlarım da böyle. Haftaya görüşmek üzere, selametle 

28 Nis 2025

Ev Haftası


Selamlar
Bu hafta hiç olmadığım kadar evdeydim. Tüm planlar iptal oldu. 23 Nisan'da gezmeye gidecektim, gidemedim. Cuma günü okula gidemedim. Cumartesi günü seminer vardı, gidemedim.  Vanilya kadar olmasa da evde ve yatarak geçirdiğim bir hafta oldu. :)) 


Atkıyı bitirdim. Tam Erciyes Atkısı oldu. Allah ömür verirse, kışın Erciyes gezilerimde takarım. :) 


Kalın iple ve 7 numara şişle örünce selanik örmeye cesaret edebildim. Bir ara tığ işi selanik mi örsem diye düşündüm ama sonra bu fikrimden vazgeçtim. Şişle daha pofuduk oldu. İyi ki vazgeçmişim.


Hayatımda ilk defa kuşkonmaz yedim. ESD Okumam Grubunda bir arkadaşın eşi Bingöllü. Bayram tatilinde Bingöl'e gitmişler ve kuşkonmaz toplamışlar. Ben daha önce Bitlis Tatvan'da çalışmıştım. Orada bahar gelince uçkun adı verilen bir bitki toplanır ve atıştırmalık olarak yenirdi. Ben uçkuna benzetince, denemem için getirdi sağ olsun. Bu haşlanıp, yumurta ile pişirilmiş hali. gerçekten çok lezzetliydi. Bir de haşlanmadan, zeytinyağı ve tuzla karıştırıp, fırına verilen çeşidi varmış. Onu da bugün deneyeceğim. Kuşkonmazla ilgili cahilliğimin kusuruna bakmayın. Biz Orta Yaylalı'lar ot konularında pek cahiliz :))) 


Bu ara, bir yandan da sesli kitap uygulamasından eskiden okuduğum klasik kitapları dinlemeye başladım. İlk bitirdiğim kitap, İki Şehrin Hikayesi. 
Lisede okurken de çok etkilendiğimi hatırlıyorum. Fransız İhtilalinin o güne kadar hiç düşünmediğim bir yüzü ile karşılaşmıştım. Artık ihtilallerin kanlı yüzüne daha aşinayım elbette. Sağ duyunun ortadan kalktığı, Korkunç bir çürümenin yaşandığı bir toplumda, özgürlük ve hak adına ortaya çıkanların adaleti nasıl yerle bir ettiklerini görmek için okumakta fayda var. Kitlelerin yaşadığı fakirlik ve haksızlıkların boyutu gerçekten korkunç. İnsanlar isyanlarında yerden göğe kadar haklı. Fakat süreç o haklıların, gücü ele geçirince nasıl zalimlere dönüştüğünü ve haklarını savunmak iddiası ile ortaya çıktıkları zümreyi bile mahvettikleri bir aşamaya geliyor. 
Günümüzde hakkında her gün artan iddiaların olduğu birini savunmak adına bayramımızı rezil edenlerin çıkaracakları çok ders var. Hala işleyen bir akla ve sağ duyuya sahiplerse.....


Yine kitaptan, yine sıcak gündemle temasta bir konu. Aile kavramı, sadece bizim toplumumuz için değil tüm insanlık için hava yastığı. Hepimizin kurtuluşu aileyi ayakta tutmamıza bağlı. LBGT ile ilgili fikrimi daha önce yazmıştım ama ilk burayı okuyacaklar için kısaca değineyim. Benim itirazım böyle bir sorunla yaşamak zorunda kalanlara değil elbette. Dünya imtihan yurdu ve insanların farklı farklı sınavları vardır. Bu da sınavlardan biri. Her sınav gibi sabredenin, haktan ayrılmayanın kazanacağı bir sınav. Fakat dünyanın geldiği hali aklıselim insanlara izaha gerek yok. Sağlıklı olana karşı açılmış bir savaş. 
Bu konuyu daha fazla uzatmayacağım. 
Normal olanla savaş, doğum noktasında devam ediyor malum. Devlet yetkilileri kalkıp bir açıklama yapma ihtiyacı hissediyorsa ortada bir sorunun varlığına delalettir bu. Yoksa hiçbir sağlık bakanı işsizlikten, kadınların nasıl doğurduğunu gündeme getireyim demez. Bu konu ile ilgili benim şahit olduğum o kadar absürtlükler var ki. Eşinin ya da kendinin doğum gününe denk getirmek için, O burç değil de bu burç olsun diye sezaryen oluyor insanlar. Hele özel hastaneler, ciddi bir gelir kapısı haline getirdiler durumu. 
İşler çığırından çıkıp, sezaryen bir doğum çeşidi gibi algılanmaya başlanır oldu. Eskiden sezaryen olana üzülürdük. Mutlaka bir aksilik oldu ki ameliyata aldılar diye. Şimdi resmen seçenek haline geldi. Doğal olandan bu kadar uzaklaşmak normal değil canlar. Elbette insanlar mecbur kalır sezaryenle doğurur ama ortada hiçbir şey yok kendimizi kestirmek ve bunu savunmak akla ziyan bir durum. 


Bağırsaklarımın bozulduğundan bahsetmiştim. Bu hafta sadece pazartesi ve perşembe okula gidebildim. Cuma günü sabah çok kötü olunca rapor almak zorunda kaldım. Ev modu film, kitap ve örgü oldu. 


Annemin kollarının kırıldığını sene almıştım bu ipleri. Bir kaç motif de örmüştüm. Evdeyken onları çıkarayım dedim. tabii platformundan, daha önce başlayıp, bitiremediğim bir diziyi baştan seyrettim.  ilk sezon 10 bölüm. Daha ikinci sezonu gelmedi. Cihangir Cumhuriyeti. 
Malum İstanbul'un Cihangir semti bizim kendine entelektüel ve aydın diyenlerin kurtarılmış bölgesi. Sorsan hepsi aydın ve özgürlükçü bireyler. Nasıl bir kast sisteminin işlediğini, güvensiz ve sağlıksız ilişki biçimlerinin yaşandığını göz önüne sermiş. 


Film bitince düşüncem, Allah'ım korumuş, iyi ki o çevreden biri değilim. Öyle yaşayıp, insanın akıl sağlığını koruması çok zor. 
Sezonu bitirdim. Bu arada 9 motifi de 25 motife getirdim. Bakalım nasıl bir şey çıkacak ortaya.


Çocuk kitapları yazarı Tuğba Çoşkuner'in okuma grubuna katıldığımı söylemiştim sanırım. Nisan kitaplarından biri. Yeni başladım ama çok akıcı. Bugün yarın biter sanırım. 


Bu seneki projelerimizden biri de Nurettin Topçu Okumalarıydı. Yazar Mehmet Altıparmak'ın katkıları ile okumalar yaptık. Son olarak Türkiye'nin Maarif Davası kitabını analiz ettik. Bu toplantıya hazıklık sınıfından gençleri de davet ettim. Ne yaptığımızı içerden görsünler istedim. Geri dönüşler çok pozitif. İnşallah seneye yeni öğrencilerle okuma yapmaya devam ederiz.  



Vanilya ile başladık, onunla bitsin madem. Her yerde uyuma her yerde sevimli olma kapasitesine sahip bir canlı bu minnoş. 
Düzenli yazma alışkanlığımı bırakmamak için yazmaya ve paylaşmaya devam edeceğim inşallah. Selametle.


23 Nis 2025

Renkli İplerle İmtihanım Devam Ediyor


Selamlar
İpçi detoxuna ne kadar ihtiyacım olduğu bu iplerden sonra anladım. İplerin dokusunu sevdim diye, kucak dolusu ve rengarenk ip almışım, örmekle bitiremiyorum :))
 

7 numara şişle olunca selanik örmeye cesaret ettim. Nasıl yumoş yumoş bir atkı oluyor fotoğraftan bellidir inşallah. 


Uzun yıllar önce seyretmiştim. Uzun zamandır film seyretmediğimi fark ettim. Böyle romantik bir filmle ekranlarla barışmaya çalıştım. Ben kitap okurken de büyülü gerçekçilik türünü severim. Sanırım gerçek ötesi anlatıları seviyorum. 


Film seyretme gündemime dahil olmaya çalışan pamuk şekerim 😜


Vanilya Hanım, bizim evde en çok eşime takılır. Onunla oynamayı ve  onunla vakit geçirmeyi sever. Ama benim ipler ve şişler her zaman dikkatini çekiyor 😍


İpleri değerlendirmeye devam ediyorum. Hırkam tek kollu kalmıştı. Mecburen 2 yumak takviye ettik. Bu paradox inşallah sadece bu işle sınırlı kalır. 😊


Hafta sonu eşimle dışarı çıktık. Bizim ailenin kış ayları için bir geleneği var. Her ay bir kere kelle paça çorbası içmeye çıkarız. Bu defa helva da eşlik etti. İrmik Helvasını ben de güzel yaparım ama sokak etkinliği olarak helva yemeyi seviyorum. :))


Nisan bitiyor ama İç Anadolu eski kışları yaşıyor. İki hafta önce bildiğin kar fırtınası vardı. Ama bahar yine de geliyor. Ufak Ufak da olsa.



Bugün 23 Nisan. Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı. Meclisimizin kuruluşunun 105. yıl dönümü. Dünya üzerinde çocuklara armağan edilen tek bayram. İnsanın göğsü kabarıyor.

 Dün, TRT'de Mehmet- Fetihler Sultanı dizisinde, Ayasofya'da kılınan ilk Cuma Namazı vardı. Duygulanmamak elde değildi. Seyretmediyseniz kaçırmayın derim. 

Bugün, İstanbul'da 6.2 şiddetinde deprem oldu. Konu İstanbul ve deprem olunca korkmamak mümkün değil.  Allah esirgedi. Kimsenin bir şeyi yok. Bina yıkılmadı. İstanbul'da depremle ilgili çok etkili tedbirler almak zorundayız. Hem ülkenin kalbi hem de nüfus açısından en yoğun coğrafya. Geç kalmadan tedbir alınabilir umarım. 

Yarın, Nurettin Topçu Projesinin oturumu yapılacak. Bugün çok hastayım. Bağırsaklarım bozulmuş. Yarın için bana şans dileyin dostlar.