Pages

10 Eki 2021

10.10.2021


Selamlar
Dün bahsettiğim gibi bu ara aile time, benim için :)) Bu yazıyı yine günü kaçırmamak adına, uyanır uyanmaz, kayınvalidemin oturma odasından yazıyorum:))) 
Günün konusu, kardeşlerimiz. 

Biz benimle beraber 4 kardeşiz. 4 kız. Hiç erkek kardeşinin olmadığı ailelerin kendine has bir cıvıltısı vardır. Erkek dünyasının sertliği hele de büyüme döneminde hiç olmaz. Mesela top oynayıp, kafa göz yarıp gelen olmaz eve. Top oynanır tabi ama daha "insani" şartlarda. Hep böyle cıvıl cıvıldır ev. Ergenlik döneminde karga sesini aratır erkek sesleri olmaz :)) Ya da gücünü kontrol edemediği için kardeşine zarar verenler çıkmaz. İşin özeti, daha eğlenceli, daha sağlıklıdır ortam :)) Bir yere gideceksen ve kendi kıyafetlerinden sıkıldıysan, yedek bir gardolap hep vardır :)) Mesela ben bu ziyarette kardeşimin eşarplarının olduğu çekmeceye dalıp, beş tanesini aldım bile :))) 

Dediğim gibi 4 kardeşiz. Ben en büyüğüm. Benim bir küçüğüm, fotoda sırtını gördüğünüz Elif. 42 yaşında. Geçen sene malesef eşini kaybetti. O nedenle ailemin yanına Sivas'a döndü. Anneme yakın bir ev aldık, oğluyla beraber yaşıyor. Çok iç acıtıcı ama insan nelere alışmıyor.

Nasıl denk geldi bilmem ama ben, üç ve dört numara yengeç burcuyuz. Elif terazi. Hayata bakışı, eğlence anlayışı hepimizden farklıdır. Titiz, detayları önemseyen bir insan. Harika sofralar hazırlar. Hiç ummadığınız yerde sizin modunuzu değiştirebilir. Gülerken ağlatabilir, ağlarken güldürebilir. çok renklidir çokkk. 

Üç numara Selvinaz. Adı ile ilgili yaşanan spekülasyonu anlatmadan geçmeyeyim. Babamız hep yurt dışında çalıştı bizim. Kardeşim, babamın Libya'da çalıştığı dönemde doğdu. Hatırlıyorum doğumunu. Hısım akraba, eş dost, annem düşünüp, Şengül adını verdiler. Babam 2 ay sonra gelecek biliyoruz o nedenle nüfus cüzdanı işlemi yapılmadı. Babam beklendi. Babam gelince; Ben düşündüm, kızımın adı Selvinaz olacak dedi. :)) Yani garibim iki aylık isminden istifa edip, iki ay sonra Selvinaz oldu. Hep çok teşekkür ederdi babama. Beni, Şengül olmaktan kurtarmışsın, diye. Adını pek sever de. :)) 

Birde doğum anısı var o daha ilginç. Çocuk halimle bile ilginçliği idrak edip, hiç unutmamışım. Öğle üzereydi, biz arkadaşlarla sokakta oynuyorduk. Babaannem ve yengem bizdeydi. O zamanlar kimsede araba yok. Taksi çağırmak lazım. Aksi gibi herkeste ev telefonu bile yok. Babaannem mahallede oturan akrabalarımızdan birine rica etti. Duraktan taksi getirmesi için. Akrabamız taksiyle gelene kadar, kardeşim doğmuştu. Gelen taksi geri gitti. :)) 

Selvinaz annemle yaşıyor, bekar. Yüksek lisans yapıyor. Yeğenlerinin, tatlış teyzesi. Büyüğünden küçüğüne tüm yeğenlerinin gözdesi. Hatta bu ara Vanilya Hanımın bile gözdesi :)) 

En küçük kardeşim Neslihan. Evli. Çorum'da yaşıyor. Annemin iki çocuğu olan tek kızı :)) Bu yüzden imtiyazlı :)) Şaka bir yana, aramızda 15 yaş olan biri. Ne ara 30 yaşını geçti. İlkokula giden bir çocuğu var, hala aklım almıyor. "Yaşlandım" gerçeğini yüzüme yüzüme çarpan kişi. 

En küçük olmanın tüm avantajlarını kullanmıştır kendileri. Hepimiz onu kardeşten öte evlat gibi benimseyip, sarmışızdır. Hala da öyledir. Ablaları olarak bizi geçin, eşlerimiz bile Neslihan'a karşı ayrı bir sevgi ve merhamet besler. Geçen ay, küçük damat, anne babası covid oldu. Onlara bakmak için memlekete geldi. Tabi sonuçta bulaşıcı bir virüs. Ne kadar dikkat ettiyse de o da kaptı virüsü. Karantinaya alındı. Neslihan, Çorum'da iki küçük çocukla yalnız kaldı. Eşim acayip dert etti. Aynı süreçte, eşimin ailesi de bizim yanımıza geldi, hastane işleri vardı. Gidemedik yanına. Ama her gün arıyor, eşim. Neslihan bir şeye ihtiyacın var mı diye. Damat Bey bile bu imtiyazdan faydalanıyor. Bizim ailenin, aslında en kocaman ama en minnoş, çekirdek ailesi onlar.


Hiranur'cuğumun doğum gününden, taze taze bir foto olsun günün sonu. Bu akşam evdeyiz inşallah. yarın daha relax bir ortamda yazmak dileğiyle, selametle....




 

9 Eki 2021

09.10.2021


Selamlar 
Geçen haftalarda, annem pankreas iltihabı geçirdi. Birkaç gün hastanede kaldı. Gurbet kötü şey. Çok şükür iyi haberlerini aldım ama gözümle görmek başka tabi. Bu hafta müsait olunca, hafta sonu annemlere ziyarete geldik. O nedenle yazı dizisi sekteye uğrarsa diye endişeliyim 😇

Günün konusu; ilk aşkımız. 💝

Gençlik güzel şey. Elbette olmuştur beğendiğim delikanlılar. Ama karşılıklı ilişki yaşama anlamında yaşadığım ilk ve  tek aşk kocam. Yani ilişki yaşamak anlamında ilk aşk. 😊
Dünden beri düşünüyorum, blogda bu konuyu yazacak olunca, hatırlayacağım biri var mı ki diye, inanın hatırlamıyorum. Bende izi kalacak kimse olmamış demek ki. 

Eşimle 27 yıldır birlikteyiz. 20 yaşında denk geldik. hep şükür sebebimdir. Bazen zor bir insan olabiliyorum. 27 yıldır birbirimizi iyi tamamladık. Oldum demek zor iş. Annem anlatırdı, bir kadın 40 yaşına kadar edebimi korudum artık bir şey olmaz bana diyor. O yaştan sonra imtihanı çetin olup, kaybediyor. Bende geçirdiğim 27 yıla rağmen. Allah kaybedeceğimiz sınavlardan korusun bizi ve ilişkimizi, diye dua ederim her zaman.


27 yılın en güzel hediyesi. Artık yetişkin olan bir evlat. Benim minnoş çekirdek ailem. Dünyada da ahirette de birliktelik nasip etsin rabbim. 

Dediğim gibi annemlerdeyim. Bu konu aslında uzun uzun yazmak isteyebileceğim bir konu ama burada bitirmeliyim. Annemle vakit geçirme zamanı şimdi.
selametle....

 




 

8 Eki 2021

08.10.2021

 


Selamlar

Bugünün yazısı, gitmek istediğimiz yerlerle ilgili.

Gezmeyi severim. Bildiğim yerlerde bile farklı mekanları keşfetmek çok heyecan verici. Elbette daha önce görmediğim şehirler ve ülkeler daha fazla heyecan veriyor. 

Nazım Hikmet’in;

En güzel deniz; henüz gidilmemiş olandır.

En güzel çoçuk; henüz büyümedi.

En güzel günlerimiz; henüz yaşamadıklarımız.

Ve sana söylemek istediğim en güzel söz; henüz söylememiş olduğum sözdür.

Dediği gibi, henüz gitmediğimiz yerlerim hem merakımızı hem umudumuzu tetikleyen bir yanı var.

Türkiye’de Bursa ve İzmir henüz görmediğim ve en merak ettiğim iki şehir. Bu salgın belimizi büktü yoksa geçen yaz planlamıştık. Ya nasip bakalım.

Dünyada; Kabe ve peygamber efendimizin ravzası görmek istediğim ilk mekanlar. Daha kısmet olmadı. Sonrasında Bosna başta olmak üzere Balkanlar en merak ettiğim coğrafya.

Avrupa’da İspanyada Kurtuba Camii ve İtalya'da Pisa Kulesi görmeyi istediğim yerler. Oraya kadar gitmişken Fas, Casablanka’da gündemime girer büyük ihtimal J

Asya’da; Özbekistan, Semerkand, Buhara görmek istediğim mekanlar. Ayrıca, İran’da Tebriz en merak ettiğim şehir.

 Bugün biraz gecikti yazı. 8 saat dersim var. Perşembe akşamda müsait olamadım yazı yazmak için. Artık ya nasip. J Yarın görüşürüz. Selametle…

 

 

6 Eki 2021

07.10.2021


Selamlar
Günün konusu müzik zevkimiz. 
Ben, mutfakta iş yaparken, hele de yalnızsam -ki genelde yalnız olurum, akşam yemeğini hazırlarken- kulağımda hep bir müzik olur. Tercihim çoğu defa türküden yanadır. Benim türkülerim, farklı enstrümanlarla alt yapısı zenginleştirilmiş, yeni düzenleme türküler olmaz genelde. Böyle bayağ bayağ klasik çalgılarla icra edilen, türkülerdir. 

Adile Kurt Karatepe, en beğendiğim kadın sesi. Benim sesim güzel değildir ama çok sağlam bir müzik kulağım vardır. Detona basılan sesleri hemen fark ederim. Ve bu bana cidden eziyet olur. Bu yüzden pek çok ismi dinleyemiyorum.
 Ayrıca benim dinlediğim şarkılarda bir makam icra edilmeli ve ben o makamı duymalıyım. Aksi takdirde yine dinleyemiyorum. 
Son olarak, eğer söz varsa dinlediğim müzikte, bir mesajı olmalı. Sırf kafiye olsun diye peş peşe getirilmiş, lakırtıları da dinleyemiyorum. 


Bana hissettirdiklerine gelince; kendimi büyük ve güçlü bir ağacın dalı gibi hissediyorum. Köklerim sağlam ve derinde, yani güvendeyim, kolay yıkılıp devrilmem :)) 




Son zamanlarda, sesini beğendiğim bir diğer yorumcu Gürsoy Babaoğlu. Pek çok yöreyi çok güzel söylüyor ama benim Kerkük türkülerine ayrı bir ilgim var. Sanırım, söylenme biçimindeki asil ruh hali ve aradaki hoyratlardaki dili kullanma biçimi beni etkiliyor. 


Azeri ağızlı türkülerde hiç eksik kalmaz yani Kerkük türkülerinden :)) 


Alt yapısı ile oynanmış türkülerden nadiren beğendiklerimden biridir, Bu da burada dursun istedim. 
Yazının başlığına bir dinazorun müzik seçimleri mi demeliydim ne :)))) 
Yarın görüşürüz. Selametle....
Not: perşembe olmasına yarım saat var. Ben yarın nöbetçiyim. yazıyı ye erken hazırlayacaktım ya geç kalacaktım. Ben erken olmasına karar verdim. :))) 




 

06. 10. 2021

 


5 Eki 2021

05.10.2021




 Selamlar 

Günün yazı konusu, "giyim ve makyaj tarzınızı tanımlar mısınız. 

Ben dış görünüşüne pek takılmayan biriyim. Hiçbir zaman çok şık olmadım. İçinde kendimi rahat hissettiğim her şeyi giyebilirim :)) Ama yine de asla giyemediğim tarzlar var. Mesela asimetrik kesim bir kıyafeti asla giymedim. Önyargı değil benim ki, kardeşim çok sever o tarzı. Ara ara bana denetir. "Bak çok yakıştı" falan der ama ben kendimi içinde rahat hissedemem. O nedenle hiç giyinmedim. 

Pantolon giyinmiyor değilim. Çoğu kere kurtarıcı oluyor. net ama tercihim etek ve elbiseden yana olur genelde. 

Makyaj konusunda söyleyecek çok sözüm yok. Ben makyaj yapmam. En fazla, kendimi çok renksiz hissedersem, pembe bir ruj sürerim o kadar. Artık maske var onu da sürmüyorum :))) 

İlk yazımda, hemen her konuda söyleyecek bir sözüm var, demiştim ya... Unutmuşum, bu konuda söyleyecek sözüm neredeyse yok. O nedenle burada keseyim :))



Demir tavında dövülür derler. Üstünden çok geçmeden, birazda benim hayatımdaki gelişmelerden söz edeyim. Bu sene 8 saat Kilim Sosyal Bilimler Lisesinde görevlendirmem var. Çocuklar rüya gibi maşallah. 

Proje okulu yani nitelikli okullardan. Öğreteceğim diye kendini telef etmene gerek kalmadan, öğrenmeye hazır gelen, gençlere ders anlatmayalı epey olmuştu. İnanılmaz mutlu gidip, mutlu geliyorum eve. Normalde 8 saat ders anlatınca eve turşu gibi gelirdim. Sosyal Bilimler Lisesinden geldiğim gün, bir 8 saat daha ders anlatacak enerjiyle dönüyorum eve. 

Gençlerle okuma grubu oluşturduk. Thamas More'dan Ütopyayı okuyacağız. Benim diğer okullarda da ara ara bu tür gruplarım oldu ama hep benim ittirmemle. Bu okulda gençler çok hevesli. Cuma ilk toplantıyı yapacağız. Çok heyecanlıyım. Yazarım cuma günü gelişmeleri. şimdilik selametle...

4 Eki 2021

04.10.2021


Selamlar
Geldi 4. gün efendim. Bugünün konusu, en son mezun olduğumuz okul. 
Ben, Cumhuriyet Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Sosyoloji Bölümü mezunuyum. 1993 yılında girdim fakülteye. 1997 de mezun oldum. 

Yukardaki foto, sanırım 3. sınıftaydık, Özlem çekmişti. Deli kız, sanki şimdiki gibi digital makinalar varmış gibi, pozlu makinayla çekti fotoyu. Koridorda ona doğru yürüyorum, "dur orada" dedi. Yüzüm gözüm belli değil, bildiğin fluu. Telefonla çektiğim için değil, orijinalinde de yüzüm gözüm görünmüyor 😂 Benim için çok özel bir foto. Ayağının, bacağının, içtiği çayın, kahvenin fotosunu çeken nesil anlamaz. Arkadaşım bu fluu fotoğraf için, makinasındaki 30 pozdan birini harcamıştır. Bazen o filmlerden 33 poz çekilirdi de, bayram havası olurdu, diyeyim siz kıymetini tahmin edin :)) 


Kul kurar, kader gülermiş ya. Benimki de o hesap. Edebiyat ya da Tarih okumak isterken, hiç aklımda olmayan Sosyoloji okudum ben. Bizim sınava girdiğimiz sene, tercihler ÖYS sınavından önce yapılır, sınav evrakı ile teslim edilirdi. Yani aldığın puana göre tercih yapmak diye bir şey büyük lükstü. Kendini iyi bilmek, yeteneklerini, yeterliliklerini iyi tahlil etmek, bizim için hayati önemdeydi. 
Bizde öğretmenimle bir tercih listesi yaptık tabi. Digital tercihler zaten, bilim kurgu filmleri senaryosu gibi bir şey, hayalini bile kuramayız o vakitler. Tercih ettiğimiz bölümleri optik okuyucuya kodlamak lazımdı. Aynı üniversitenin farklı bölümlerin son iki rakamı farklıydı. Hocam da bende kırk kere kontrol ettiğimiz halde, edebiyat yazıyoruz diye üçüncü sıraya sosyolojiyi kodlamışız. Edebiyat beklerken, geldi mi bana sosyoloji 😋 Biz şok tabi. 

Fen edebiyat mezunuyum ama bize ikinci sınıftan itibaren, eğitim dersleri verildi. Felsefe grubu öğretmenliği de yapabilecek yeterlilikte mezun oldum yani. Şimdi ki çift ana dal gibi. .  Fotoğraf, sınıftaki öğretmenlik provalarımızdan birinden. Bugün gibi hatırlıyorum, klasik koşullanma ve edimsel koşullanmayı, Pavlov ve Skinner'in yaptıkları deneyleri, bu iki öğrenme biçiminin farklarını anlatıyordum :)) 


Başlangıçta çok hayal ettiğim bir bölüm olmadığı için, şaşırıp bocaladım ama mezun olduğumda, Allah'ın, benim için iyi olanı, benden daha iyi bildiğine, ona teslim olduğumda hep iyiye ve güzele gittiğime yeniden iman ettim. Hem okul hayatında hem çalışma döneminde, bana çok şey katan bir alan oldu. 
Yarın görüşmek üzere, selametle...