Pages

21 Şub 2026

Jarusselam


Selamlar
Kudüs'teki son günümüz. Şehrin sokaklarını arşınladığımız., her karesine heyecanla bakıp, zihnimize kazımaya çalıştığımız anlar. Jerusselam;  batı kültüründe Kudüs'e verdikleri isim. Barışın ve selametin şehri anlamında. Bir zalimin elinde esir bile olsa asaleti ile o zalimin de üstünde bir anlam derinliğine sahip, kurtarılmayı bekliyor. Caddesinde sokağında boyu kadar silah taşıyan fakat gözlerindeki korku ve düştükleri anlamsız çukuru yüzlerinden okunan tiplere rastlasanız bile size, "barışın ve selametin şehriyim ben" diye fısıldıyor Kudüs. 
Diğer postlarda da bahsettiğimi hatırlıyorum ama yine de yazmadan geçmeyeceğim; ben bazen Türkiye'de bile ilk kez gittiğim şehirlerde yabancılık hisseden biriyim. Bir süre alışmakta zorluk çekerim. Mesela 30 yıldır araba kullanırım ama yeni tayin olduğum bir şehirde eşimle bir kaç kere gidip, yollarını, dönüşlerini öğrenmeden yeni yaşadığım şehirde araba kullanmamayı tercih ediyorum. Yani yabancılarım, kolay alışamam. Fakat Kudüs, ilk günden itibaren, sanki orada doğmuş, büyümüşüm gibi. Asla ama asla yabancılık çekmedim. Doğduğum şehirde; Sivas'ta bu kadar rahat çarşı pazar gezemiyorum. Kudüs, gece saat 2.30'da otelden çıkıp, yollara düştüğüm bir şehir. Eşlerle gitmeyin, Türk olduğunuz daha çok belli oluyor dedikleri için eşimle ayrı ayrı gruplarla gece şehrin sokaklarında gezdiğim bir şehir oldu. Hatta son gün ben epey yorulmuştum. İki kapıdan dönünce, gençlere siz devam edin, ben otele gideceğim dedim. Gece 4.30'da tek başıma otele döndüm. Türkiye'de yapmam mümkün değil. Bana, Kudüs o kadar güvenli bir şehir mi diyorlar. Nereden bileyim güvenli mi değil mi. Ama bana böyle bir cesareti verdiği kesin. 




Otelimiz Doğu Kudüs'teydi. Son gün Batı Kudüs'e geçip, Hz Davud'u ziyaret ettik. Hz Davud'un kabrinin olduğu bölgede Hristiyanlar içinde kutsal kabul edilen alanlar var. Hz İsa'nın havarileri ile vedalaştığı düşünülen, o meşhur Son Akşam Yemeği Tablosunun resmedildiği alanda bu bölgede. Büyük bir kilise ve Hz Davud'un kabrinin olduğu alan yapılmış sinegog var. 



Hz Davud'un makamı. Yahudiler Hz Davud'u peygamber olarak kabul etmiyor ona King Davud yani Kral Davud diyorlar. Yahudileri derleyip, toplayan büyük kral. bu nedenle onlar için çok büyük anlamı var. Hz Davud Makamı, Yahudiler ve giden Müslüman özellikle de Türk kafilelerin atışma alanı gibi. Bizim ziyaretimizde de olduğu gibi hemen hemen her ziyarette de rastlanan bir atışma. :)
Erkekler ve kadınlar ayrı kapılardan giriyor. Kadınların başı kapalı olmak zorunda değil ama erkeklerin başının üçte biri kapalı olmak zorunda. Yahudi erkekler kutsal alanlarına başları tamamen açık olarak giremiyorlar, yasak. Bu nedenle kipa takmak istemiyorlarsa ziyaret edecek erkekler mutlaka takke alsınlar yanlarına. Başı açık almıyorlar içeri. Bu detaydan sonra gelelim atışmaya. Biz girdik, el açtık, okuyoruz. Ortamda sessizdi. Yahudi ziyaretçilerde var elbette. Başka ülkeden gelen turistlerde. Bizim grubun erkek tarafından arkadaşlardan biri yüksek sesle Yasin Şerifi okumaya başladı. O başlayınca Yahudi erkeklerde İbranice dua okumaya başladılar ama tek kişi değil, koro halinde. Yasin'i bastırmaya çalıştılar. Bizim gruptaki erkek arkadaşlarda Yasin'e eşlik etmeye başladılar. Yüksek sesle İbranice dualar ve Yasin ortamda çarpıştı. Fakat Yasin daha uzun sürdü :)))


Son Akşam Yemeği Tablosundaki mekan. Hz İsa'nın havarileri ile vedalaaştığına inandıkları alan.


Kanuni Sultan Süleyman zamanında camiye çevrilmiş. Halılar kaldırılmış ama mihrap yerinde duruyor. 



Yeniden Doğu Kudüs'teyiz. Grup çarşıda dağıldı. Arap bir rehberle buluşup, onun bağlantılarını kullanarak yeniden Mescidi Aksa'ya girdik. Onun öncesinde Aksa'ya çok yakın bir noktada İmat Dayı'nın çay ocağına uğradık. Dükkan Tika tarafından restore edilmiş ve İmat Dayı'ya verilmiş. Dükkanın altında Kıyamet Kilisesi'ne giden ve başka hangi noktalara gittiği tam olarak tespit edilmeyen tüneller var. Yahudiler dükkana servet ödediği halde İmat Dayı satmıyor. Hatta mülkünü evlatlarına değil, Filistin için mücadele eden bir derneğe bağışlamış. Gençleri kandırırlar korkusuyla. 


Abdülhamid Han'ın resmi, dükkanda baş köşede. Çok fazla ceza yediği halde resmi kaldırmıyor. :) 


Yöresel Filistin Kıyafeti. 


Mescidi Aksa'nın çevresindeki duvarlarda küçük küçük yerleşim noktaları var. Osmanlı zamanında daha çok öğrencilerin kaldığı ve daha çok eğitim amaçlı kullanılan noktalar. Tarihin hangi zamanına denk gelir bilmam ama özel mülkün eline geçmiş. 20 metrekarelik küçük alanlar. O evlerde yaşayan insanlar var. Benim evin salonundan küçük bir yer. bütün aile orada yaşıyor. İsrail bu evlere de çok para teklif ediyor, Amerikan pasaportu teklif ediyor ama insanlar satmıyor. Büyük bir nefis mücadelesi. Gerçi hangi Müslüman bu manzaradan ayrılmak ister ki. Evin mutfak bölümünden çekmiştim. 


Rahmet Mescidi. İmam Gazali'nin İhyayı Ulumiddin Kitabını burada yazdığı biliniyor.




Son akşam namazını burada kıldık. Namazdan sonra ümmetle yemek yedik :)



Bunlar Mescidi Aksa'ya veda fotoğrafları. İnsanın içini bir hüzün kaplıyor. Rabbim yeniden kavuşmayı nasip etsin.


Sur içinde son gezmeler.


Otel Lobisinde, az önce bahsettiğim evlerden birinde kalan murabıt ablalardan biriyle tanıştık. 


Beşinci gün sabah erkenden Kudüs'ten ayrıldık. Gezinin bir günlük Ürdün ayağı da vardı. Umarım en yakın zamanda onları da paylaşacağım. Kudüs suyu ile karılmış, kınamızı yakmasam olmazdı. Adet yerini tam olarak buldu yani. 
Şimdilik Selametle....

 

Hiç yorum yok: