Pages

6 Şub 2026

Kubbetüs Sahra


Selamlar
Hayatımda bana derin izler bırakan anlar oldu. Üzüldüm, sevindim. her insan gibi. 52 yaşındayım. bana sorsanız ki, bu süreçte seni en çok etkileyen, sen de kalcı bir iz bırakan an hangisiydi deseniz, Mescid-i Aksa'ya girme anı derim. Henüz nasip olmadı, umreye gidemedim. Eminim o zaman da bu şekilde hissedeceğim. 


Bir mekana girebilmek bu kadar mı fark ve duygu durumu yaratırmış insanda. İki gün kapılarından kovulduk. Anlattım. Kafilede bir yolunu bulup, girenler oldu. En son benim de dahil olduğum 10 kişi henüz girememiştik. Hatta bir önceki akşam, yerel halktan birileri ile irtibata geçildi. Bize yardımcı olması açısından. Şehrin sokaklarını gezip, Kıyamet Kilisesi, Hz Ömer Cami vs. gezip, yürüyerek Aksa'nın Silsile Kapısına geldik. Akşam kurulan bağlantı nedeniyle biraz umutluydum ama kapıdaki asker kılıklı eşkıyanın bizi dinlemeye niyeti yoktu. "No Türk" demeye başladı yine. 


Benim için en hüzünlü anlardan biri oldu. Umutlarımın kırıldığı bir andı. Kırgın ve küskün başka kapıya yönelmek için döndük. Bir kaç adım attık. O sırada Endonezya'lı bir hanım grubu Aksa'ya döğru gidiyordu. Rehberimiz, "hanımlar, grubun arasına karışsın, belki fark etmezler" dedi. Eşimden ayrılıp, grubun arasına karıştım ve bizi fark etmediler. 
O an yaşadığım duyguyu anlatmam mümkün değil. Kapıdan geçmiş, Kuran'da mübarek kılınan alana adım atmıştım. Bir yandan bunun heyecanı, bir yandan askerler fark ederlerse çevirirler endişesi, eşim dışarda kaldı, ya hiç giremezse..... Beş on saniyenin içinde yaşadığım duygudan duyguya geçme anı. 
Kapıdan hızlı adımlarla uzaklaşıp, Kubbetüs Sahra'nın basamaklarını çıkmaya başlayınca yoğun duyguya daha fazla dayanamadım ve ağlamaya başladım. Yüksek sesle bir yandan şükrediyor, bir yandan eşim için dua ediyordum. Gruptan Saniye Hanım, "girmişler Zeynep Hanım" dedi. Erkekler de diğer kapıdan girmiş. Sevincimin bir yanını buruk bırakmayan Rabbime şükürler olsun.


Sonrası mı; sonrası Orhan'ın bu fotoğrafta yaptığı gibi şaşkınlık ve sevgiyle her taşa her noktaya bakmak, dokunmak ve şükretmek. Nasibime şükürler olsun.











Biz girdikten 15 dakika sonra öğle ezanı okundu. Cemaate yetiştik. Bu ekip, benimle beraber ilk kez giren grup. Benim solumda kalan ve yabancı olduğu belli olan arkadaş Filistinli. Adı Amal. Namazdan sonra grupta Arapça bilen kızlar sayesinde sohbet ettik. Bize kahve ikram etti. Zaten bizi görünce çok mutlu oluyorlar. Allah bu güzel insanları zalimlerin elinden kurtarsın.


Artık içerdeyiz :) Burası o meşhur altın kubbenin içi. Bu arada malesef Mescidi Aksa konusunda çok cahiliz. Mescidi Aksa, sadece bu sarı kubbe değil. Sosyal medyada iddia ettikleri gibi ve benim de diğer postlarda paylaşacağım Kıble Mescidi de değil. Mescid-i Aksa, 14 dönümlük büyük bir alan. İçinde çok sayıda büyüklü küçüklü mescid var. Zaten mantık olarak, peygamberimizin miracının mekanı burası. O dönemde bu camiler elbette burada değildi. Sonradan Müslümalar, kutsal beldeyi ihya etmek için bu mescitleri yaptılar. Allah korusun, lanetliler amaçlarına ulaşsa bu eserler yıkılsa bile, o alan Mescid-i Aksa. Bir Müslüman grup yine gelir ve orayı yine ihya eder. Yani bu alanda kutsal olan binalar değil. alanın kendisi. O nedenle koca koca camiler dururken, avlusunda namaz kılan çok sayıda Müslüman görebilirsiniz. Çünkü orada her yer mescit. 



Kubbetüs Sahra'nın içinde Muallak Taşı var. İlk müslümanlar 7 ay kadar bu taşa dönerek namaz kılmışlar. İlk kıblemiz dememizin nedeni bu. Muallak Taşı; peygamberimizin üzerine basıp, miraca yükseldiği taş. Taşın büyük bir kısmı havada duruyor. Altı boş. Birazdan üstten taşı çektiğim fotoğrafı da göreceksiniz. Burası işte taşın altında kalan kızım. Ruhlar Mağarası deniyor. İçerisi çok kalabalıktı. O nedenle içerden foto paylaşmadım. mahremiyet adına. 


Ruhlar mağarasının girişi.













Muallak Taşı



Her fotoğraf içimi titretiyor. Rabbim bir kere daha nasip etsin inşallah. Öğle namazında girmiştik. Yatsı namazından sonra çıktık. Gezdiğimiz kadarıyla anlatmaya devam edeceğim. Selametle 

 

Hiç yorum yok: