Pages

13 May 2026

Karaağaç


Selamlar
Edirne, Karaağaç. Lozan Antlaşmasında Yunanistan'dan savaş tazminatı olarak aldığımız bölge. Türkiye'nin en batı noktalarından biri. Bu sene Gezi İnceleme Kulübü Ersin Teacher ve ben de. Aldık gençleri sınıra götürdük. Bizim içinde farklı ve güzel bir deneyim oldu. Eskiden Meriç Nehri'nin doğal sınır olduğu dönemlerde gümrük binası olarak kullanılıyormuş. Ptt binası olarak da değerlendirilmiş. Şimdi de belediye tesisinin yanında gelenlerin uğrak noktası olan bir yer. Ardında Meriç Nehri var. 


Hemen karşısında Hacı Adil Bey Çeşmesi var. Ecdadın dokunuşları ne kadar da estetik. 


Paytona Burdur'da binmiştim. Çok farklı bir deneyimdi. o zaman atın ayağı asfaltta kayıyordu. Burada taş yolda daha mı iyi olur acaba. Karaağaç'a ailemle gelirsem deneyimlemeyi düşündüm. :))


Nehrin kenarında belediyenin tesisi var. henüz açılmamıştı ama gençler gezip, foto çekerken, dinlenip, kitap okuyacak vakit bile buldum. :)) 


Edirne'nin ciğeri meşhur malum. Bu da Karaağaç'ta yer alan, dünyanın en büyük tavası. Festivaller sırasında kullanıldığını söyledi rehber. İşlevsel de yani :)


Meriç Nehri üstündeki eski köprü. Rehber, dünyanın en güzel gün batımlarından biri de buradan izlenir dedi. Google da aynı şeyi söyledi. görselleri gerçekten muhteşem. Umarım aile ile gelip, o manzarayı seyretme şansına sahip oluruz. 


Köprü üzerindeki sultan mahfili. Edirne, İstanbul'un fethine kadar Osmanlı'nın başkenti. Sultanlar da manzaranın tadını çıkarmış yani :) 



Karaağaç'ın tren istasyonu. Şimdi Lozan Meydanı olarak anılıyor. Osmanlı'dan kalma binalar, şimdi üniversitenin kullanımına sunulmuş. Deniz hayvanları müzesini de ziyaret ettik. 





Karaağaç, küçük şirin bir kent. Evleri.... Sokakları....
İnsan şöyle küçük şirin bir evim olsun, arada kafa dinlemeye geleyim istiyor. Ah keşke...




İyi ki gördük dediğimiz bir yer oldu Karaağaç. Umarım Edirne'yi de yazabileceğim. Umarım dedim, çünkü hayat çok hızlı akıyor. Ardından yetişmek zor.
Selametle...

4 May 2026

Hayatın Başka Bir Evresinin Eşiğindeyim




Selamlar
Beni tanıyanlar bir kızım oluğunu da biliyor. Yetişkin bir kız evladı olan her anne gibi benim de artık kuşu yuvadan uçurma vaktim geldi. Bu ayın sonunda nişan, ağustos ayında da düğün yapılacak kısmetse. Ritüeller sırasıyla gerçekleşiyor.


Aile büyüklerinin tanışması için küçük çaplı bir organizasyon yapıldı. Bizim ailenin büyükleri, Dünür ailenin büyükleri geldi. Bilin bakalım kim yoktu. Evlenecek çift hahahaha
Biri Şıtnak'ta diğeri İstanbul'da olunca, Şırnak'takinin de gelmesi büyük problem olunca evlenecek çift olmadan tanışma faslını yapmak durumunda kaldık. :)



Hazırlıklar konusunda halamız ve teyzemiz yardım etti. Ben de o günü kotaracak ne enerji ne de zaman vardı normalde. İyi ki varlar.


Bizimkiler Sivas'tan gelince ve epey de yorulunca kahvaltı için yeniden mutfağa girmesinler dedik. Yolcu etmeden önce benim en sevdiğim kahvaltı mekanına götürdük. Kahvaltıdan sonra da yolcu ettik. 

Şöyle anlatınca çok hızlı bir geçit töreni gibi olmuş. Aslında olan da aynen buydu. Açık söylemek gerekirse ben evlilik konusunda kafası karışık bir insanım. Aile elbette güzel. Fakat çok yıpratıcı bir kurum. Bir kere dahil olunca sisteme, çıkışta yok gibi. Boşansan bile kopmaz bağların oluyor. Özellikle çocuğun varsa. "Hayırlı iş" diyorlar adına. Umarım hayırlıdır deyip, susayım. Yoksa dediğim gibi benim kafam çok karışık evlilik ve aile kurumu konusunda. :))) 
Selametle...